Denizli Bölge Adliye Mahkemesinin, trafik kazası sonucu %47 kalıcı sakatlık yaşayan davacının cismani zarar tazminat talebine ilişkin istinaf incelemesi kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, 2017deki bir trafik kazasında yolcu olarak ağır yaralanan ve %47 kalıcı ile 9 ay geçici iş göremezliğe maruz kalan davacının, uğradığı cismani zararlar ve işgücü kaybı nedeniyle sigorta şirketine karşı açtığı tazminat davasına ilişkin istinaf başvurusunu incelemektedir; davacı, sigorta şirketine yapılan önceki başvuruların ve zorunlu arabuluculuk sürecinin sonuçsuz kalması üzerine dava açtığını belirtirken, davalı ise davanın zorunlu başvuru şartlarının yerine getirilmemesi nedeniyle usulden reddini talep etmektedir.

T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : 03/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/10/2025
NUMARASI : ... Esas -... Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI :...
VEKİLİ : Av. ...
...
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 07/09/2026
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Olay günü olan 19/10/2017 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda çift taraflı, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda ... plakalı otomobil sürücüsü ... 2918 sayılı KTK.'nun 57/1-a maddesi; '' Kavşağa yaklaşan sürücüler kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak, dikkatli olmak, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkan vermek zorundadırlar.'' kuralını ihlal ettiği, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ise aynı kanunun 52/1-a maddesi; '' Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak,'' kuralını ihlal ettiğinin kaza yerinde yapılan inceleme ve tetkikler sonucu tespit edildiğini, davacı müvekkilin ... plakalı araçta yolcu konumunda ve söz konusu kaza dolayısıyla vücudundaki birçok kemiği kırılmış, hayati tehlike geçirecek bir biçimde yaralanmış olup, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldığını, kazaya sebebiyet veren ... ve ... plakalı araçların sürücüleri olan ... ve ... hakkında taksirle yaralama suçundan .... ASCM'nin ... E. Sayılı dosyasından dava açılmış olup, yapılan yargılama sonucu meydana gelen kazada kusurlu olan sürücülerin mahkumiyetine karar verildiğini ve mezkur kararın kesinleştiğini, müvekkilinin kaza nedeniyle yaralanması neticesinde uğramış olduğu sürekli ve geçici iş göremezlik nedeniyle zararının tazmini için .... AHM'nin ...(Eski esas...) E. Sayılı dosyasında açılan davada tanzim edilen İstanbul ATK'nun 13/01/2023 tarihli adli tıp raporunda müvekkilin %47 oranında kalıcı sakatlılığın, 9 aya kadar da geçici iş göremezliğinin bulunduğu ortaya çıktığını, dosyada bozma öncesi tanzim edilen 13/02/2019 tarihli aktüerya hesap raporunda ''davacının 310.237,69-TL. zararının olduğu'' hesap edildiğini, mahkemece yapılan yargılama neticesinde taleple bağlılık ilkesi ve ıslah talebi doğrultusunda 148.914,09-TL. tazminatın 19/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile tarafımıza ödenmesine karar verildiğini, müvekkilinin söz konusu kaza sonucu geçici ve sürekli işgücü kaybından doğan daimi sakatlık tazminatı zararlarının karşılanması amacıyla 2918 sayılı Kanun'un 97. maddesinde yapılan değişiklikle davalı sigorta şirketine gerekli tüm evrakların dilekçeye eklenerek 22/12/2017 tarihinde başvurulduğunu, ancak 15 gün için taleplerinin yerine getirilmediğini, bunun üzerine 18/04/2024 tarihinde ticari uyuşmazlıklardan kaynaklı zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, davalı tarafından taraflarına bir sulh teklifi sunulmadığından herhangi bir uzlaşma gerçekleştirilemediğini, bu bağlamda, geçici iş göremezlikten ve bakiye sürekli iş göremezlikten kaynaklı zararlarının tazmini için işbu davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini, müvekkilinin 23/03/1968 doğumlu olup, kaza tarihi olan 19/10/2017 tarihi itibariyle 49 yaşında olduğunu, müvekkilinin söz konusu kaza dolayısıyla yasadan kaynaklanan geçici ve bakiye sürekli sakatlık tazminatını alabilmesi için işbu davayı açma zarureti doğduğunu, bu nedenlerle davalarının kabulü ile; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Zorunlu başvuru belgelerinin ibraz edilmemesi halinde, yapılacak başvuruların geçersiz olacak olup, başvuru şartı sağlanmadan açılacak tazminat davalarının da ön şart yokluğu nedeniyle HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri gereği davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, bu bakımdan davacının eksik belgelerle yaptığı başvurunun geçersiz olup, davanın usulden reddini talep ettiklerini, motorlu araç kazalarından doğan zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğradığını, mağdurun kaza tarihinde zararı ve tazminat yükümlüsünün kim olduğu hakkında bilgi sahibi olduğunu, zamanaşımı itirazları yönünden itiraz ettiklerini, zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın usulden reddi gerektiğini, davacı vekili tarafından, müvekkil sigorta şirketi aleyhine; fazlaya dair haklar saklı tutularak maddi tazminat talepli işbu tazminat davası ikame edildiğini, açılan davanın, haksız ve hukuka aykırı olup reddi gerektiğini, davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde, 19/10/2017 tarihinde sigortalı ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde davacı yolcunun yaralandığı iddia edildiğini, hiçbir surette açılan davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; ... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde ... nolu Trafik Sigorta Poliçesi Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile 09/11/2016
-2017 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluklarının poliçe limitiyle sınırlı olup, keza masraf ve vekalet ücreti sorumluluklarının da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, poliçe limitinin maktuen ödenecek rakam olmadığını, hiçbir surette davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; zorunlu trafik sigortası sorumluluk sigortası olup, bu nedenle bu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanmasının amaçlandığını, öncelikle sigortalı aracın kusursuz olduğunun kabulü ile davanın reddini gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde kazaya karışan sigortalı araç sürücüsünün ve davacının kusur oranının ve illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespiti bakımından Yargıtay denetimine elverişli olacak tarzda Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasını talep ettiklerini, müvekkil şirketin hiçbir mesuliyeti olmamakla birlikte, tazminat hesabı yapılması halinde asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, davacı tarafın asgari ücret üzerinde gelir elde ettiği iddiası mevcut ise davacının vergilendirilmiş geliri esas alınması gerektiğini, vergilendirilmiş gelirin bulunamaması halinde asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, SGK tarafından davacı tarafa rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının mahkemece araştırılması gerektiğini, SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde alınan hesap raporunda yapılan ödemenin tenzil edilmesi gerektiğini, mahkemece bu hususun araştırılmadan hüküm kurulması davacı tarafın sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını, tazminat davalarının zenginleşme aracı olmadığını, mahkemece böyle bir sonucun ortaya çıkmaması yönünden SGK'ya müzekkere yazılarak rücuya tabi ödemenin yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, ceza yargılaması akıbeti araştırılmasını CMK 253 kapsamında uzlaşmanın veya sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması sebebiyle hakkında beraat kararı verilip verilmediğinin kontrol edilmesini talep ettiklerini, manevi tazminatın takdirinde B.K. 49/2 maddesi uyarınca tarafların sıfat, işgal ettikleri makam ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarının dikkate alınması gerektiğini, manevi tazminatın, davacılar için ekonomik açıdan zenginleşme aracı olmaması gerektiğini, davacının talep etmekte olduğu manevi tazminat miktarının afaki ve fahiş olduğunu, ilgili kazada mağdurun koruyucu ekipmanlardan sayılan emniyet kemerini veya motorsiklet kullanırken koruyucu ekipmanların kullanılmasının zorunlu olmasına rağmen kullanılmamasının, ehliyetsiz veya alkollü olması veya ehliyetsiz veya alkollü olduğunu bildiği araçta yolculuk etmesi, istiap haddinin aşılması gibi hususların müterafik kusur teşkil ettiğini, bu nedenlerle müvekkil sigorta şirketi aleyhine açılan tamamen haksız ve mesnetsiz davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili Av.... 12.02.2025 tarihli Bedel Arttırım dilekçesi ile; 1.000,00-TL maddi tazminat taleplerinin müddeabihin ıslahı yolu ile 160.323,60-TL daha arttırarak toplam 161.323,60-TL tazminat alacaklarının kaza tarihi olan 19.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Bu nedenle davacının ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen karar davacı tarafından istinaf edilmediğinden ilk kararda hüküm altına alınan miktar yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu ve davalı aleyhine ilk kararda hüküm altına alınan tutardan daha fazla miktarda tazminata karar verilemeyeceğinden davanın reddine" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının ... plakalı araçta yolcu konumunda iken 19/10/2017 tarihinde meydana gelen çift taraflı kazada yaralanması nedeniyle uğramış olduğu maddi zararın giderilmesi amacıyla açılan davada ... 1.AHM'nin ... E. sayılı dosyasında yapılan yargılamada tanzim edilen 18/02/2019 tarihli aktüer hesap raporunda davacının sürekli iş göremezlik zararının 310.237,69 TL olarak hesaplandığını, rapora karşı davacı tarafça itirazda bulunulmadığını, davalı vekili tarafından rapora itiraz edildiğini, Mahkemece davalının itirazı reddedilerek 18/04/2019 tarihli duruşmada müddeabihi ıslah etmek için davacı tarafa süre verildiğini, 25/04/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile ek dava açma haklarının saklı kalması kaydıyla müddeabihin 148.914,09-TL'ye çıkarıldığını, Mahkemenin 17/04/2019 tarihli duruşmada taleple bağlılık ilkesi gereğince 148.914,09 TL'nin davacıya ödenmesine karar verildiğini, Mahkemenin 08/11/2019 tarihli gerekçeli kararında da 18/02/2019 tarihli aktüerya hesap raporunun hükme esas alındığı ancak davacının talebiyle bağlı kalınarak 148.914,09-TL üzerinden karar verildiğinin görüldüğünü, Mezkur karar davacı lehine olduğunu ve karar kesinleştikten sonra davacı tarafça ek dava açılmasında bir engel olmadığı için karara karşı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığını, davalı yanın istinaf kanun yoluna başvurusu üzerine kararın İzmir BAM 11. Hukuk Dairesi tarafından kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliği göre yeniden maluliyet raporu alınması ve tazminat hesabının PMF yaşam tablosuna göre yeniden yapılması gerektiğinden bahisle bozulduğunu, bozma sonrası dosyanın ... 1.AHM'nin ... Esas sayılı dosyasına kaydedildiğini, yeniden yapılan yargılamada tanzim edilen 23/05/2023 tarihli aktüer hesap raporunda davacının sürekli iş göremezlik zararının 905.493,68 TL, geçici iş göremezlik zararının 13.950,33 TL ve bakıcı giderlerinden kaynaklanan zararının 3.555,00 TL olmak üzere toplam zararının 922.999,01 TL olduğu, yargılamada 1 kez ıslah yoluna başvurulduğundan davacı tarafça 2.kez ıslah yoluna başvurulmadığını, Mahkemenin de gerekçeli kararında bozma sonrası tanzim edilen 23/05/2023 tarihli aktüer hesap raporunu hükme esas aldığı ve kararın taraflarca istinaf edilmeden kesinleştiğinin görüldüğünü, bu bağlamda, asıl davada ... 1.AHM'nin ...E. ... K. sayılı kararında bozma sonrası tanzim edilen 23/05/2023 tarihli aktüer hesap raporunun hükme esas alındığını, ancak davacının talebi doğrultusunda 148.914,09 TL üzerinden karar verildiğini, mezkur kararın taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, ancak kararın taraflarca istinaf edilmediğinden kesinleştiğini, davalı yan tarafından asıl davada verilen karar istinaf edilmediği için davalı yararına usuli kazanılmış hakkın doğmayacağı şayet bozma sonrası tanzim edilen aktüer hesap raporu hükme esas alınmasa bile bozma öncesi hükme esas alınan 18/02/2019 tarihli aktüer hesap raporunda davacının sürekli iş göremezlik/maluliyet zararının 310.237,69 TL olarak hesaplandığını, bu rapor dikkate alınarak davacı tarafça ek davanın açıldığını, bu nedenle somut olayda davalı yararına usuli kazanılmış hakkın hiçbir surette oluşmayacağının aşikar olduğunu, açıklanan nedenlerden dolayı; istinaf taleplerinin kabulü ile Yerel Mahkeme kararının yasa, usul ve hakkaniyete aykırı olması sebebi ile kaldırılmasına ve davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, davacının ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı dava sonunda hükmedilen tazminattan arta kalan sürekli ve geçici iş göremezlik zararından kaynaklanan bakiye tazminat alacağının ödenmesi talepli olarak açılan ek dava mahiyetindedir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Uyap sisteminden incelenen dosya içeriğinden; ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/24 E. Sayılı dosyası nezdinde davacı tarafından trafik kazası sebebiyle geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarının tazmini için dava açıldığı, yargılama devam ederken alınan 18/02/2018 tarihli aktüer bilirkişi raporunda toplam 310.237,69-TL zarar hesaplandığı, davacı tarafın 25/04/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini ileride ek dava açma hakkı saklı kalmak üzere 148.914,09-TL olarak ıslah ettiği, mahkemenin ...E.... sayılı kararı ile davanın taleple bağlı kalınarak 148.914,09-TL üzerinden kabulüne karar verildiği, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmadığı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin ... E.,... K. Sayılı ilamı ile yeniden maluliyet ve aktüer bilirkişi raporu alınması gerektiği belirtilerek kaldırma kararı verildiği, kaldırma kararından sonra dosyanın ...... Esasına kaydedildiği, dosyadan alınan aktüer bilirkişi raporunda davacının sürekli iş göremezlik tazminatının 905.493,68-TL, geçici iş göremezlik tazminatının 13.950,33-TL ve bakıcı giderlerinden kaynaklanan zararının 3.555,00-TL olarak hesaplandığı, davacı tarafından ıslah dilekçesi sunulmadığı ve dava değerinin arttırılmadığı, mahkemenin ... E. Ve ... K. Sayılı kararı ile davanın taleple bağlı kalınarak 148.914,09-TL üzerinden kabulüne karar verildiği, verilen kararın taraflarca istinaf edilmediği ve 18/03/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar mahkemece " Eldeki dosyanın dava dilekçesinde de ... Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen dosyasından hesaplanan bakiye tazminat tutarları bakımından 1.000,00-TL tazminat talepli olarak eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin aşamalardaki beyanlarında da eldeki davanın ... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dosyaya ilişkin ek dava olarak açıldığı ifade edilmiştir. Ancak davacı tarafça ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen kararın istinaf edilmediğinden ve sadece davalı tarafından istinaf edildiğinden ilk kararda hüküm altına alınan miktar yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur.
Şeklindeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de; verilen kararın HMK 107 maddesine aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
Şöyle ki;
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/7-1728 esas- 2015/1036 karar sayılı kararında, aşağıdaki şu mevcuttur:“Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kısmi davada alınan rapor ve verilen kararın eldeki ek davaya etkisinin ne olacağı ve buna göre yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Hemen burada, kısmi dava ve ek davanın etkisi üzerinde durulmalıdır. Her dava, kural olarak iki kısımdan; tespit ve eda kısımlarından oluşur. Davanın kısmi nitelikte olması halinde önceden açılan davada kesinleşen ilamın tespit kısmı, kalan kısım hakkında açılan ikinci davanın tespit kısmı için kesin hüküm oluşturur ve kuşkusuz bağlayıcıdır. Öğreti ve yargısal uygulamada; kısmi davanın redle sonuçlanması halinde tüm alacak hakkında kesin hüküm oluşacağı kısmi dava kısmen kabul kısmen redle sonuçlanırsa her iki bölüm yönünden de kesin hüküm oluşacağı, kısmi dava tümüyle kabul edilirse de kararın tespit bölümünün açılan ek dava için kesin hüküm oluşturacağı kabul edilmiştir. Eş söyleyişle; kısmi dava sonunda davalının borcu ödemeye mahkum edilmesi veya kısmi davanın tamamen veya kısmen reddine karar verilmiş olması halinde taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı ya da yokluğu da tespit edilmiş olur ki bu tespit zorunlu olarak borç ilişkisinin tümünü kapsar. Bu nedenle kısmi dava sonunda verilen ve kesinleşen kararın tespite ilişkin bölümü sonradan açılan ek dava için kesin hüküm oluşturur. Kısacası ikinci davaya bakan mahkeme, kısmi davanın davalının sorumluluğuna ilişkin bu tespit bölümüyle bağlıdır. Burada davalının haksızlığı olgusu artık tartışılamaz hale gelmiştir. Zira, kesin hüküm bulunan bir konuda mahkemenin bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme konusu yapmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu yön kamu düzenine ilişkin olup mahkemeler ve Yargıtayca doğrudan doğruya (resen) göz önünde tutulmalıdır....Kısmi davada alınan ve kesinleşen hükmün dayanağını teşkil eden bilirkişi raporunun kısmi dava tutarını aşan bölümünün açılan ek davada mahkemeyi bağlayacak nitelikte bir kesin delil mahiyetinde olup olmadığı konusundaki uyuşmazlığa gelince; Kural olarak, kısmi davada alınan bilirkişi raporlarının açılan ek dava yönünden kesin delil olmayacağı gerek öğretide gerek yargısal uygulamada kabul edilmiştir. Ne var ki, kısmi davada kesinleşen hükme esas alınan rapor tümüyle inceleme ve itiraz konusu yapılıp, tüm yargısal denetim yollarından geçerek toplam alacak miktarını ortaya koyacak şekilde kesinleşmiş ve taraflar yönünden yargısal denetim yolları tüketilerek usulü kazanılmış haklar gerçekleşmişse kesin delil olarak değerlendirilmesi gerekeceği de ortadadır. Bu nedenledir ki, bilirkişi raporlarının takdiri delil oldukları kural ise de somut olay özelliklerine göre kesin delil niteliği alabilecekleri de göz ardı edilmemelidir. Nitekim, somut olayda da davacı tarafından davalı aleyhine açılmış bulunan ve yukarıda ayrıntıları ile safahatı açıklanan kısmi dava taleple bağlı kalınarak sonuçlanmış; böylece davaya dayanak alınan hukuki ilişkinin varlığı saptanarak, davalının sorumluluğu da kesinleşen bu hükümle tespit edilmiştir. Bu kararın tespite ilişkin bölümünün sonradan açılan eldeki ek dava için kesin hüküm oluşturacağında kuşku bulunmamaktadır.”
Yapılan açıklamalar kapsamında somut olayda; davacı tarafça sunulan 25/04/2019 havale tarihli ıslah dilekçesi ile; bilirkişi raporunda belirtilen miktara (310.237,69) itiraz edilmediği, ileride ek dava açma hakkı saklı tutulduğu belirtilerek 148.914,09 TL üzerinden davanın ıslah edildiği, mahkemece de taleple bağlı kalınarak karar verildiği, davacı tarafından karara karşı istinaf yoluna başvurulmadığından bu miktarlar üzerinden davalı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmıştır.
Bu durumda davacı tarafça açılan eldeki davanın ek dava mahiyetinde olduğu değerlendirilerek işin esası yönünden inceleme yapılması gerekirken davanın usulü kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi yerinde olmayıp, işin esası yönünden inceleme yapılmak üzere kararın HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-)Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ...Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ...Esas, ...Karar sayılı 08/10/2025 tarihli kararının HMK'nın 353/1-a-6.maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-)Dosyanın yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılıp sonucuna göre yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine gönderilmesine,
3-)İstinaf başvurusunda bulunan tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde başvuran tarafa iadesine,
4-)İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
5-)İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-)HMK’nın 359/4.maddesi uyarınca iş bu kararın mahal mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile kesin olarak karar verildi.03/09/2026
...
Başkan ...
Üye ...
Üye...
Katip...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.