Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Kararı: İşçi-İşveren İlişkisinden Kaynaklandığı İddia Edilen Teminat Senedinin Haksız İcra Takibine Konu Edilmesi ve İptali Talepli Menfi Tespit Davası.
Özet: Davacı, işe başlarken teminat olarak imzaladığı boş senedin işten ayrıldıktan sonra davalı tarafından kötü niyetle 175.000 TL doldurularak icra takibine konulduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tespiti, senedin iptali ve kötü niyet tazminatı talep ederken, davalı ise taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, senedin bir borç ilişkisi nedeniyle verildiğini ve davacının borcunu ödememesi üzerine takip başlatıldığını savunarak davanın reddini ve kendi lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemektedir.

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR
ESAS NO : ... Esas
KARAR NO : ...
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVALI : ... - ... ...
DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ :...
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacı aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile 175.000,00-TL senet alacağının bulunduğundan bahisle 255.990,24-TL kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, davacının herhangi bir borcu bulunmadığını, davalının ve babasının birlikte yönettiği... Tur. Ltd. Şti.'nde 27/10/2023-11/01/2024 tarihleri arasında kamyon şoförü olarak çalıştığını, işe başlarken işyeri tarafından teminat senedi olarak boş senet imzalatıldığını ve o şekilde işe başladığını, davalı tarafça iş yeri prensibi ve işin niteliği gereği her çalışandan teminat senedi aldıklarını belirtmesi ve davacının o dönem işe ihtiyacı olması nedeniyle davaya konu teminat senedinin iş yerine verildiğini, davacının bu şirketten ayrıldıktan sonra senedin iadesini istemesine karşın oyalandığını, 175.000,00-TL bedelli olarak doldurulmuş olan senedin kötü niyetli olarak icra takibine konu edildiğini, davacının icra takibi nedeniyle zor duruma düştüğünü, haciz tehdidi altında kaldığını, davacının davalılara herhangi bir borcu bulunmadığından takibe konu edilen senedin iptalinin gerektiğini, davacı ile davalı arasında sadece işçi-işveren ilişkisi olduğunu, teminat olarak işyerine verdiği senedin haksız şekilde doldurularak bedeli «nakden ahzolunmuştur» denilerek haksız ve hukuka aykırı şekilde icra takibi başlatıldığını ileri sürerek öncelikle teminatsız olarak aksi halde uygun görülecek teminat karşılığında Kayseri İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibinin dava sonuna kadar durdurulmasını, davanın kabulü ile davacının dava konusu senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile senedin iptalini, takibe konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, kendisinin... Turizm Limited Şirketinin yöneticisi olmadığını, davacı gibi çalışan olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olması nedeniyle görev itirazlarının bulunduğunu, aralarındaki güven ilişkisi nedeniyle davacı verdiği borç nedeniyle dava konusu senedi aldığını, boş senet almadığını, teminat senedi olmadığını, davacının borcunu ödememesi nedeniyle tahsili için icra takibi başlattığını belirterek öncelikle görevsizlik kararı verilerek davanın görevli Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini, Kayseri İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibinin dava sonuna kadar durdulmasına ilişkin davacının talebinin reddini, haksız davanın reddini, davacının taleplerinin reddini, borcunu ödemeyeren ve dava açan kötüniyetli davacının İİK'nun 72/4 maddesi gereğince alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklı ..., borçlu ... olan 175.000,00-TL bedelli, ... tanzim tarihli, ...vade tarihli senet nedeniyle 175.000,00-TL asıl alacak, 80.990,24-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 255.990,24-TL üzerinden icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.
Dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığından davacı tarafa davalıya yemin teklif edip etmeyeceğini bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmadığı takdirde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının davacı vekiline ihtar edilmiştir.
Davacı vekili 17/03/2026 tarihli dilekçe ile yemin metni sunmuş, yemin metni davalı asile tebliğ edilmiştir.
Mahkememizin 30/06/2026 tarihli duruşmasında davacı vekili beyanında:"yemin metnimizi sunduk. Tüm delillerimiz toplanmıştır. Davalı hazır olmadığından davamız ispatlanmıştır, kabulüne karar verilsin." şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:
Davanın; 175.000,00-TL bedelli, ... tanzim tarihli, ...vade tarihli senede dayalı menfî tespit davası olduğu anlaşılmıştır.
Dava, Kayseri 2. İş Mahkemesi'nin ...esas ... karar sayılı ilamı ile verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi neticesinde mahkememize tevzi edilmiş ve mahkememizin... esas sırasına kaydı yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1-a maddesine göre davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca davanın açıldığı tarihe göre dava değeri itibarı ile tek hakim tarafından yapılarak dava sonuçlandırılmıştır.
Davacı, icra takibine dayanak yapılan senedin teminat senedi olduğunu iddia etmektedir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin hukuksal niteliğini irdelemekte yarar vardır.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır.
Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir "gayeye" ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur.
Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir.
Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır.
Bonoda bulunması zorunlu olan şekil şartları 6102 sayılı TTK'nun 776. maddesinde sayılmıştır. Bu unsurların yanı sıra, yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlar da bulunmaktadır.
Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. (Reha Poroy, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 11. bası, s.237 v.d.)
Seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Eş söyleyişle "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu, senedin bono niteliğini etkilemez. Zira, bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla, ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi talil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Mal kaydı bulunan bonoda borçlu alacaklıdan mal almadığını iddia, alacaklıda borçluya mal vermediğini kabul ederse borçlunun iddiası sabit olmuştur. Lehdarın bedelin para olarak verildiği iddiası ise, ispatı kendisine düşen bir husustur (Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. bası, Ankara, 1997, s 1007 v.d.).
Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/12/2003 tarihli, 2003/19-781 Esas ve 2003/768 Karar sayılı ve 05/02/2019 tarihli, 2017/19-821 Esas ve 2019/58 Karar sayılı emsal ilamlarında da benimsenmiştir.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: davacı, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir.
Somut olayda, davacı borçlu, emre yazılı 175.00,00-TL bedelli bonoda yer alan imzasını inkâr etmiş değildir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğunun kabulü gereklidir.
Davalı tarafından davacı aleyhine bonoya dayanılarak takip yapılmış, davacı takibe konu edilen senedin teminat senedi olduğuna dayanmış ve borcu bulunmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
HMK'nun 219, 220 ve 222. maddelerinin uygulanmasının mümkün olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. HMK'nun 219. maddesinin ikinci fıkrasındaki hüküm uyarınca ticari defterlerin HMK'nun 199. maddesi anlamında belge olarak kabulü gerekir. İspat yükü üzerinde olan davacı davalının ticari defterlerinin ibrazını isteyebilmesi için HMK'nun 194. maddesi hükmü uyarınca istenilen bu belge hakkında bilgi vermesi, dayandığı vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırması gerekmektedir.
Menfi tespit davasına konu bononun da ticari defterlere kaydedilmesi zorunluluğu da bulunmadığından davalının ticari defterlerine belge anlamında delil olarak dayanması mümkün değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/01/2022 tarihli, 2019/11-173 Esas ve 2022/69 Karar sayılı ilamı bu doğrultudadır. Benzer görüş Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Korkmaz, Hülya Taş; Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, C II, İstanbul 2017, s. 1813, 1814. isimli kaynak kitapta da paylaşılmıştır.
Kaldı ki davacı bedelsizlik iddiasını HMK'nun 200 ve 201. maddesi hükümleri uyarınca kesin delille (yazılı delille) ispatlaması gerektiğinden ticari defterlerin HMK'nun 219/2. maddesi uyarınca belge olarak kabul edildiği durumlarda belge delili kesin delil niteliğinde olmadığından bedelsizlik iddiasını ispatlamaya da yeterli değildir.
HMK'nun 222. maddesinde ticari defterlerin ibrazı ve delil olması hususu düzenlenmiştir. HMK'nun 222. maddesi hükümlerinin uygulandığı uyuşmazlıklarda ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için gereken kurallar belirtilmiştir. Bu madde hükmü uyarınca davanın ticari dava, her iki tarafında tacir olması, ticari davalarda da hukuki işlemin tacirler arasında ve her iki tarafın ticari defterlerine kaydetmesi gereken ticari işlerle ilgili olması gerekir. Somut olayda dava bonodan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olup bono ile ilgili hükümler de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlendiğinden, aynı Kanun'un 4/1-a hükmü uyarınca mutlak ticari dava niteliğindedir. Kaldı ki davacı bedelsizlik iddiasını HMK'nun 200 ve 201. maddesi hükümleri uyarınca kesin delille (yazılı delille) ispatlaması gerektiğinden ticari defterlerin HMK'nun 219/2. maddesi uyarınca belge olarak kabul edildiği durumlarda belge delili kesin delil niteliğinde olmadığından bedelsizlik iddiasını ispatlamaya da yeterli olmadığından davacı tarafa yemin delili hatırlatılmış, davacı tarafın yemin deliline dayandığı, davalı şirket yetkilisinin usulüne uygun olarak yemin eda etmediği anlaşılmakla yeminin kesin delil oluşu da nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise, mahkememizce ihtiyati tedbir kararı verilmediği bu nedenle davalı alacaklı yönünden dava nedeniyle doğan zararları bulunmadığından İİK'nun 72/4. maddesi uyarınca tazminat istemi reddedilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-Davanın Kabulü ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile devam eden takip ve takibe konu alacak ve ferileri nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-İİK 'nun 72/5 uyarınca davacı yönünden takibin derhal durdurulması amacıyla Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına,
3-Kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE,
4- 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 17.486,69-TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin yatırılan 4.371,68-TL'nin mahsubu ile eksik 13.115,01-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvurma harcı, 4.371,68-TL peşin harç, 1.013,90-TL tedbir talebi harcı ve 1.812,50-TL posta, müzekkere, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 7.813,48-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7- Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
9-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde yatıran ilgili tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
10-Kararın mahiyeti gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
11-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dava dosyasının tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. ...
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır