İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenen, araçtaki gizli motor ayıbı nedeniyle misli ile değişim ve tazminat talepli alacak davası.
Özet: Davacı, davalıdan satın aldığı aracın motorunda gizli ayıp olduğunu iddia ederek, öncelikle aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini, bu mümkün olmazsa yapılan onarım bedeli, değer kaybı, ikame araç ücreti ve çeşitli masraflar dahil olmak üzere toplam 97.798,23 TLnin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş; davalı ise zamanaşımı, husumet yokluğu ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmediği savunmalarıyla davanın reddini istemiş olup, ilk derece mahkemesi taraflar arasındaki bu gizli ayıp iddiasına ilişkin uyuşmazlığı çözmek üzere dosyayı bilirkişi heyetine tevdi etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1368
KARAR NO : 2026/1623
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/04/2026
NUMARASI : 2024/260 Esas - 2026/339 Karar
DAVA: Alacak
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/09/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıdan birinci el olarak satın alınan ve tüm bakım işlemlerinin yetkili servislerde yaptırılan ... plakalı aracın 10.07.2023 tarihinde motor ışığının yanması nedeniyle götürüldüğü yetkili serviste aracın motorundaki pistonların sorunlu olduğu ve motorun indirilerek revizyona girmesi gerektiği belirtildiğini, davacı bahse konu durumu öğrenir öğrenmez 13.07.2023 tarihinde ... yetkililerine durumu bildirir mail attığı, davacı gizli ayıptan dolayı öncelikle olarak aracın misli ile değişimini talep ettiğini, ... yetkilileri davacının misli ile değişim talebini görmezden gelerek yada kabul etmeyerek davacı aracındaki motor arızası ile ilgili onarım işlemlerini yaptıklarını, narıma ilişkin 58.296,00 TL'li fatura düzenlenmiş ve davacıya iskonto yapılarak davacıdan 32.951,05 TL TL onarım bedeli için ödeme alındığını, davacının aracı 10.07.2023 günü yetkili servise teslim edilmesine rağmen davacıya ikame araç 09.08.2023 tarihinde verildiğini, davacıya 30 gün ikame araç veya ikame araç bedeli verilmediğini, Denizli 3.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2023/70 D.iş dosyasına sunulan Bilirkişi Raporu ile aracın motorunun gizli ayıplı olduğunun ve pistondaki ayıbın üreticinin ağır kusuru ile gizlendiğinin tespit edildiğini, davacının aracı 10.07.2023 günü yetkili servise teslim edilmesine rağmen davacıya ikame araç 09.08.2023 tarihinde verildiğini, davacıya kendi aracı ise 24.08.2023 tarihinde teslim edildiğini, bu süre zarfı boyunca davacı iş ve gelir kaybına uğramış, sosyal ve ekonomik anlamda ziyadesiyle mağduriyet yaşadığını belirterek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarımız saklı olmak üzere; 32.951,05 TL onarım bedelinin, 3.300 TL yurt içi ekonomi sınıfı uçak bileti bedelinin, 5.597,18 TL değişik iş dava ve noter masrafı bedelinin, araçtaki değer kaybının şimdilik 500,00 TL bedelinin , kazanç kaybının şimdilik 500,00 TL bedelinin, ikame araç bedelinin şimdilik 500,00 TL bedelinin olmak üzere şimdilik toplam 43.348,23 TL bedelin 10.07.2023 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 27/01/2026 tarihli ıslah dilekçesi ile, Satılan aracın gizli ayıplı olması nedeniyle; ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini,(aynen ifası mümkün olmadığı takdirde İİK 24. Maddesinin uygulanmasına), mümkün olmadığı takdirde, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı olmak üzere; 32.951,05 TL onarım bedeli, 3.300 TL yurt içi ekonomi sınıfı uçak bilet bedeli, 5.597,18 TL değişik iş dava ve noter masraf bedeli, 27.450,00 TL araçtaki değer kaybı bedeli, 28.500,00 TL ikame araç(mahrumiyet) bedeli olmak üzere toplam 97.798,23 TL bedelin 10.07.2023 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı itirazlarının olduğunu, davalı şirkete husumet yüklenmeyeceğini, ihbar/bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, davacı yanın terditli bir biçimde talepte bulunamayacağını ve talep sonucunun, faiz isteminin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı yanın bedel indirimi/değer kaybı talebinin davalı şirkete yöneltilemeyeceğini, bedel indirimi (değer kaybı) ve onarım bedelinin birlikte talep edilemeyeceğini, dava konusu araçta davalı şirkete atfedilecek bir problem bulunmadığını, davacının taleplerinin kabulü halinde orantısız güçlük meydana geleceğini, davacı yanın maddi tazminat talebinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı yanın delil olarak gösterdiği değişik iş dosyasından alınan bilirkişi raporunun delil olarak kabul edilmemesi gerektiğini, dosya üzerinden inceleme yapılamayacağından dava konusu aracın servis girişi yaptığı tarihteki durumunun incelenmesinin gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Taraflar arasındaki ihtilafın oluşan gizli ayıp iddiasına ilişkin ayıpsız misli ile değişim olmadığı takdirde onarım bedeli, değer kaybı, ikame araç bedeli, kazanç kaybı ve yapılan masraf bedeli istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dosyanın bilirkişi heyetine tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya ibraz edilen deliller, ayıbını gizli ayıp olup olmadığının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmekle dosya kapsamı ile uyumlu bulunarak hükme esas alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Tespite konu ... plaka sayılı aracın 1. silindir piston segman kanallarının kırılması nedeniyle ayıplı olduğu, aracın motorundaki ayıbın kullanıcının basit gözden geçirmesi ile tespit edilemeyeceği ve zamanla ortaya çıkmış olduğu değerlendirildiğinden gizli ayıp niteliğinde olduğu, pistondaki gizli ayıbın, üretimden kaynaklanan hatalar nedeniyle üreticinin ağır kusuru nedeniyle ortaya çıktığı, buna göre yetkili servislerin ayıbın ortaya çıkmasında hatasının olmadığı ve yine araçtaki gizli ayıp göz önüne alındığında ayıbın ortaya çıkmasında kullanıcı kaynaklı bir hatanın da olmadığı tespit edilmekle ortaya çıkan bu ayıbın davalı tarafın hatası neticesinde ortaya çıkması nedeniyle sorumlu tutulmasına kanaat getirilerek dava konusu istemler yönünden yapılan incelemede ise davacıya ait, ... plakalı, ...şase numaralı, ... marka, ... tipi, 2017 model otomobilin dava konusu motor hasarının onarım bedelinin KDV dahil 32.951,05 TL olduğu, Motor arızasının erken dönemde motor revizyonu ile giderilmesi nedeniyle meydana gelen değer kaybının arıza tarihi itibariyle 27.450,00 TL mertebesinde olduğu, Davacının makul onarım süresince araçtan yararlanamaması nedeniyle meydana gelen araç mahrumiyet zararının 28.500,00 TL mertebesinde olduğu anlaşılmakla talep artırım dilekçesi doğrultusunda iş bu taleplerin kabulüne karar verilmiş, dosyada mevcut belgeler ile emsal Yargıtay İlamları uyarınca uygun davacının kiraladığı araç ile işini devam ettirebileceği göz önüne alındığında kazanç kaybı zararı oluşmayacağı kanaati ile bu talebi reddedilerek ve yine masraf adı altında istediği hususlar bakımından davacı şirketin yurt içi ekonomi sınıfı uçak bileti ile ilgili dava dosyasında herhangi bir bilgi ya da belgenin var olmadığından bu masraf talebi reddedilerek değişik dosya ve noter masraf bedelinin yargılama gideri olarak kabulüne, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan tüm raporlar göz önüne alındığında açılan davanın haklılığının ortada olduğunu, alınan raporların davacı lehine olduğunu, benzer dosyalarda motordaki gizli ayıplardan dolayı ayıpsız misli ile değişim kararları verildiğini, davacının asıl talebinin satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesi yönünde olduğunu, bu konuda değerlendirme yapılmamasının hatalı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın talebinde olduğu gibi kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu ve yerel mahkemenin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermesi gerekir iken esasa ilişkin değerlendirme yapmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının bir hak iddiası mevcut ise, dava konusu aracın satın alındığı firmaya Borçlar Kanunu hükümlerince başvurması gerektiğini, davalı şirketin, son kullanıcılara doğrudan araç satış ve servis hizmeti sunulması faaliyetinde bulunmadığını, davalı şirketin olayda herhangi bir kusuru, fiili müdahalesi veya zararla arasında doğrudan bir nedensellik bağı bulunmadığını, davanın davalı yönünden husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun, yargı ve taraf denetimine elverişli olmadığını, bir an için aracın ayıplı olduğu düşünülse dahi, kanun koyucunun ticari hayatın pratikliğini gözeterek tacirlere ayıp ihbarı için kısa süreler tanıdığını, bu ihbar sürelerinin açık ayıpta aracın tesliminden sonra iki gün, gizli ayıpta ise aracın tesliminden sonra sekiz gün olduğunu, davacı tarafın ise, yasal yükümlülüklerine aykırı davranarak kendisine tanınan yasal süre içerisinde davalı şirkete herhangi bir bildirimde bulunmadığını, dava konusu aracın güncel olarak 2 yıldan uzun süredir kullanılıyor olduğunu ve davacının iddiaları dikkate alındığında, davalı şirkete süresinde bir bildirim yapılmadığını, yerel mahkemece hükmedilen faiz başlangıç tarihiısı usul ve yasaya aykırı olduğunu, bedel indirimi (değer kaybı) ve onarım bedeline birlikte hükmedilemeyeceğini, yerel mahkeme kararının bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, huzurdaki davanın usule ilişkin sebeplerin yanında, esasa ilişkin sair nedenlerle de reddine kararı verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını ve hükme esas alınamayacağını, davacının soyut iddiaları ve talepleri ile kendi lehine menfaat yaratmaya çalıştığını, ancak bu hususları ispatlayamadığını, dava konusu araçta üretim kaynaklı bir problem bulunmadığını, davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının ancak aracın makul onarım süresi ile sınırlı olarak talepte bulunabileceğini, bu itibarla makul onarım süresinin bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini, davacının değişik iş dosyası için yapmış olduğu masrafları talep etmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının ayıpsız misli ile değişim talebinin reddine kararı verildiğini ve davalı tarafa araç fatura bedeli üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tüm talepler yönünden reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, satılanın ayıplı olması nedeniyle satılanın misliyle değiştirilmesine, olmadığı takdirde onarım masrafı, kazanç kaybı, değer kaybı ve masrafların tahsil ve tazmini davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satılanın ayıplı olup olmadığı, davalının husumetinin bulunup bulunmadığı ve talebin zaman aşımına uğrayıp uğramadığı noktasındadır.
Davacı, davaya konu aracı 12/03/2018 tarihli proforma faturaya göre ... A.Ş.'den satın almıştır.
Davacı tarafça, satılanın ayıplı olması nedeniyle satılanın misliyle değiştirilmesine, olmadığı takdirde onarım masrafı, kazanç kaybı, değer kaybı ve masrafların tahsil ve tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Dava konusu ... plakalı, ... ... ... model araç davacı tarafından 20/03/2018 tarihinde dava dışı ... A.Ş.'den satın alınmıştır. Buna göre, davanın tarafları arasında dava konusu aracın alım-satımına ilişkin bir sözleşme bulunmamaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 219/1. Maddesine göre, satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Görüldüğü üzere ayıba karşı tekeffül satıcının satış sözleşmesine dayalı bir yükümlülüğü olup, somut olayda davalı, dava konusu aracın satıcısı olmadığından (davanın tarafları arasında dava konusu aracın alım-satımına ilişkin bir sözleşme bulunmadığından) Türk Borçlar Kanununda düzenlenen ayıptan sorumluluk(ayıba karşı tekeffül) hükümlerinin eldeki davada uygulanma olanağı yoktur.
Bunun dışında, davalının garanti sorumluluğuna dayanılmadığı gibi dosyaya sunulan belgelerden davalının garanti sorumluluğunun sona erdiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, davanın tarafları arasında sözleşmesel bir ilişki bulunmaması ve dolayısıyla davalının ayıba karşı tekeffül sorumluluğunun bulunmaması, davalının dava konusu arızadan sorumlu olmasını gerektiren başkaca bir hukuki sebep de bulunmaması nedeniyle davalıya husumet yöneltilmesi mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın, pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken hükümde yazılı olduğu gibi kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davalının eldeki davada husumetinin bulunmaması nedeniyle davacının istinaf sebepleri de yerinde değildir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince ayıptan davalının sorumlu olduğundan bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre davacının istinaf başvurusunun reddine, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Islahla birlikte peşin olarak alınan 930,00 TL karar ve ilam harcının işin hitamında ödenmesi gereken 732,00 TL harçtan fazla olduğu anlaşıldığından 492 sayılı Harçlar Kanunun 31. maddesi gereğince fazla alınan 198,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya ödenmesine,
3-Arabuluculuk aşamasında Adalet Bakanlığı tarafından ödenen arabulucu ücreti 1.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Yargılama sırasında davacı tarafınan yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca artan gider avansının davacıya; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine,
8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 2.002,00 TL, dosya masrafı 170,00 TL olmak üzere toplam 2.172,00 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
c-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
d-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 10/09/2026