İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin, muaccel ve rehinle temin edilmemiş alacakta yaklaşık ispat şartının sağlanmadığı gerekçesiyle reddedilen ihtiyati haciz talebine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Vadesi gelmiş alacaklarını tahsil edemeyen bir alacaklının, borçlu şirketin konkordato sürecinin reddedilmesi ve mal kaçırma iddiaları üzerine yaptığı ihtiyati haciz talebini içeren bu evrakta, ilk derece mahkemesi, alacağın yaklaşık ispatının ve borçlunun mal kaçırma niyetinin somut delillerle ortaya konulamadığı gerekçesiyle talebi reddederken, istinaf eden vekil, yerel mahkemenin ilgili Kanun maddesini hatalı uyguladığını, vadesi gelmiş alacaklarda yaklaşık ispatın cari hesap ekstreleri ve ödeme dekontları gibi ticari kayıtlarla sağlandığını ve mal kaçırma riskinin ispat eşiğinin yanlış değerlendirildiğini ileri sürerek karara itiraz etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1616 Esas
KARAR NO:2026/1609 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANUL 27. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2026/787 D.İş Esas - 2026/787 Karar
TARİHİ:03/07/2026
TALEP:İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ:10/09/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; Müvekkil ile borçlu şirket arasında ticari iş ilişkisi bulunduğunu, işbu ilişki neticesinde borçlu şirkete birtakım ödemeler yapıldığı ve faturalar kesildiğin, borçlu tarafından, müvekkili şirket'e vadesi gelmiş alacakları ödenmemiş olup bu süreçte borçlu yan İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/758 Esas sayılı dosyası ile konkordato başvurusu yaptığını, her ne kadar işbu davada geçici mühlet kararı alınmış ise de 25.06.2026 tarihli duruşmada kesin mühlet talebi kabul görmemiş ve davanın reddine karar verildiğini, gerek borçlu şirkete gerekse de şirket yetkililerine duruşma gününden/saatinden beri ulaşılamadığını, bu kapsamda, borçlu şirket hakkında ihtiyati haciz müessesine başvurmanın zarureti hasıl olduğunu, şöyle ki; Hakkında icra takipleri mevcut olan davalı şirketin ve şirket yetkililerinin uhdesindeki malları elden çıkardığı, adlarına kayıtlı taşınmazların satışını yaptıkları/yapmakta oldukları müvekkili tarafından haricen öğrenildiğini, borçlu ile yapılan ticari ilişki kapsamında dava tarihi itibariyle müvekkilinin karşı taraftan bakiye 33.783,83 EURO (diğer alacakları "vadesi gelmiş ve gelmeyen" fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) alacağı bulunduğunu, müvekkilinin alacağı rehinle temin edilmemiş, vadesi gelmiş bir para alacağı olup borçlunun yüklü miktarda borcu uzunca süre ödememesi ihtiyati haciz kararı verilmesi hususunda haklı gösterecek delillerin bulunduğunu gösterdiğini, yapmış olduğu açıklamalar neticesinde, borçlunun müvekkiline olan borcu bütün taleplerine rağmen ödenmediğini, borçlunun adres değiştirme ve mal kaçırma ihtimali bulunduğunu, bu sebepler doğrultusunda borçlu hakkında yapacağı icra takibi için, borca yeter tutarda taşınır ve taşınmaz malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasını istemenin zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 03/07/2026 tarih ve 2026/787 D.İş Esas -2026/787 Karar sayılı kararında;"......İhtiyati haciz talebine konu alacak açısından alacağın herhangi bir mahkeme ilamına veya kıymetli evrağa dayanmadığı gibi alacağın varlığı, miktarı ve vadesinin geldiği hususu yargılamayı gerektirmekte olup bu durumda talep tarihi itibariyle muaccel ve rehinle temin edilmemiş alacağın varlığı hususunda yaklaşık düzeyde ispat koşulu bu aşamada oluşmadığından bununla birlikte borçlu tarafın kaçma, mal kaçırma ve gizlediğine yönelik iddialar açısından İİK 257/2 madde kapsamında somut bir delil sunulmadığı görülmekle ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile,
''1-Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin gerekçesinde yer verdiği İİK m.257/2 kapsamında borçlunun mal kaçırma veya kaçma ihtimalinin somut delillerle ispatlanması şartının somut olayda uygulanma imkânı bulunmadığını, zira taleplerinin İİK'nın 257/1. maddesi uyarınca vadesi gelmiş, muaccel ve rehinle temin edilmemiş para alacağı nedeniyle ihtiyati haciz istemine ilişkin olduğunu, anılan hükmün yalnızca vadesi gelmemiş alacaklar bakımından uygulanmakta olduğunu, Yerel mahkemenin yaklaşık ispat değerlendirmesinin de hukuka uygun olmadığını, İİK'nın 258. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın tam ve kesin delillerle ispatı değil, mahkemede alacağın varlığı konusunda kanaat oluşturacak nitelikte delillerin sunulmasının yeterli olduğunu, yaklaşık ispatın amacının da zaten alacağın esasına ilişkin kesin bir yargıya varılması değil, alacağın mevcut olduğuna ilişkin kuvvetli bir kanaat oluşturulması olduğunu, oysa somut olayda taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ortaya koyan cari hesap kayıtları ve ödeme dekontlarının dosyaya sunulduğunu, sunulan 21.02.2024-2026 dönemine ilişkin cari hesap ekstresinin ticari ilişkiyi açıkça ortaya koyduğunu, 21.02.2024 tarihli ödeme dekontunun da taraflar arasındaki ticari ilişkinin fiilen yürütüldüğünü ve borç ilişkisinin varlığını doğruladığını, bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde müvekkilin alacağının varlığı yönünden yaklaşık ispat konulunun gerçekleştiğini,Sonuç olarak yerel mahkeme tarafından İİK'nın 257/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken ihtiyati haciz talebinin hatalı şekilde İİK'nın 257/2. maddesi kapsamında değerlendirildiğini, kanunun aramadığı bir şartın arandığını, yaklaşık ispat ölçüsünün ise fiilen tam ispata dönüştürüldüğünü, bu nedenle ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, taraflar arasındaki ticari satış ilişkisinden doğduğu iddia olunan bakiye açık hesap alacağından kaynaklı ihtiyati haciz istemine ilişkindir.Mahkemece, ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.İİK'nun 257/1.maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmü, İİK'nın 258/1.maddesinde ise; "Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." hükmü yer almaktadır. Somut olaya döndüğümüzde, talep eden tarafından talep dilekçesine ekli 21/02/2024 işlem tarihli banka dekontunda 1.282.970,15 TL.'lik EFT'ye ilişkin bir açıklama olmadığı, talep eden tarafından karşı taraf aleyhinde açık hesaba dayalı ihtiyati haciz talep edildiği tespit edilmiş olup, alacağın varlığı ve miktarının açılacak bir davada iddia ve savunma doğrultusunda taraflar arasında açık hesaba dayalı olduğu ileri sürülen ticari ilişkinin en başından itibaren tarafların ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde talep edenin karşı taraftan bakiye açık hesap alacağının varlığı ve miktarının tespit edilebileceği, talep dilekçesine ekli deliller alacağın varlığı ve miktarı hususunda 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Karşı tarafın, mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de sunulmamıştır. Bu hali ile, İİK 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, değişen durum ve şartlara göre de her zaman yeniden talepte bulunulabilecek olup buna göre, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen karar, usul ve yasaya uygun olduğundan talep eden vekilinin istinaf istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Talep edenin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.