9. Ceza Dairesi, çocuğun cinsel istismarı davasında mağdur çocukların görüntülü ifadelerinin eksik incelenmesi sebebiyle istinaf başvurusunun reddini hukuka aykırı bulmuştur.
Özet: Çocuğun cinsel istismarı suçundan verilen mahkûmiyet kararının istinaf başvurusuyla onanmasına rağmen, temyiz incelemesinde eksik kovuşturma yapıldığı, zira ilk derece mahkemesinin mağdur çocukları duruşmada dinlemeyerek veya görüntülü ifadelerini taraflar huzurunda tartışmayarak ve çözümlerini yaptırmayarak doğrudanlık ile yüz yüzelik ilkelerine aykırı hareket ettiği, bu nedenle hükmün hukuka aykırı olduğu tespit edilmiştir.
9. Ceza Dairesi         2021/25356 E.  ,  2026/2655 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2016/156 E., 2016/146 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun düzelterek esastan reddi
sanık ... müdafii, katılan ..., katılan Bakanlık vekili,
katılan ... ile katılan mağdureler vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi.
Sanığın duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında katılan mağdurelere karşı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın katılan mağdurelere karşı atılı suçtan mahkumiyetine dair hükümlerin istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle, sanık hakkında temel cezaların üst sınırdan tayin edilerek takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Özetle, sanığın katılan mağdurelere karşı olan eylemlerini cebir, tehdit, hile veya hipnoz gibi iradeyi etkileyen yöntemler kullanarak gerçekleştirdiği hususunda cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatine karar verilmesi ve katılan mağdure ...'ya karşı eyleminde koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1. maddesinin tatbik edilmesinin bozmayı gerektirdiğine ilişkindir.
C. Katılan ... ile Katılan Mağdureler Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle, sanık hakkında temel cezaların üst sınırdan tayin edilerek takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.
D. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemleri
Özetle, eksik inceleme ve araştırma ile mahkumiyet hükümleri kurulduğuna, atılı suçların işlendiğine dair soyut iddiadan başka delil bulunmadığına, atılı suçlardan beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Katılan ...'in Temyiz İstemi Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 294/1. maddesinde yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan ...'in temyiz sebebi içermeyen temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Katılan Mağdurelere Karşı Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Verilen Karar Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 217/1. maddesinde “Hakim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir” ve aynı Kanun'un 210/1. maddesinde ise “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez” hükümlerine yer verilmiş olup, her ne kadar aynı Kanun'un 236/2. maddesinde "İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır." ifadesine yer verilmiş ise de; bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince aynı zamanda olayın tek tanığı konumunda bulunan katılan mağdureler ... ve ... adli hakikatın ortaya çıkarılması açısından duruşmaya getirilerek iddiaya konu hususlarla ilgili beyanlarının alınması, bunun mümkün olmaması halinde ise soruşturma evresinde verdikleri görüntülü ifade CD’lerinin duruşmada taraflarla birlikte izlenip diyecekleri sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği, ayrıca katılan mağdureler ..., ... ve ... Çocuk İzlem Merkezinde alınan görüntülü ifadelerine ait CD'lerin 5271 sayılı Kanun'un 236/8. maddesi gereğince çözümü yaptırılmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile hükümler kurulması karşısında, anılan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
A. Katılan ...'in Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle, katılan ...'in temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Mağdurelere Karşı Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Verilen Karar Yönünden
Gerekçeni (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık ... müdafii, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, katılan Bakanlık vekili ve katılan ... ile katılan mağdureler vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.04.2026 tarihinde karar verildi.