İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin, genel kredi sözleşmesi alacağına yönelik ihtiyati haciz kararına müteselsil kefil itirazının istinaf incelemesi.
Özet: Bir banka, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun muaccel hale gelmesi ve kefillerin ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine, müteselsil kefiller aleyhine 10.418.563,20 TL alacağının tahsilini güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz talep etmiş; ilk derece mahkemesi, yaklaşık ispat şartlarının gerçekleştiğini ve bankanın teminattan muaf olduğunu belirterek bu talebi kabul etmiş; ancak kefiller, borcun, kefaletin, alacak miktarının, temerrüdün ve tebligatın usulüne uygunluğunu reddederek ihtiyati haciz kararına itiraz etmişlerdir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:2026/1619 EsasKARAR NO:2026/1610 KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(KAPATILAN)BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI:2026/301 D.İş Esas- 2026/317 KararTARİHİ:29/06/2026 (Ek Karar Tarihi)TALEP:İhtiyati Haciz (Finans)KARAR TARİHİ:10/09/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; 13.02.2025 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden müvekkil Bankadan kredi kullanan dava dışı borçlu ... Şirketi'nin ve kefilleri davalı... Şirketi, ... ve ...'ın sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine 17.10.2025 tarihi itibariyle 10.418.563,2- TL nakdi, 126.500,00-TL gayrinakdi alacak olmak üzere toplam 10.545.063,20-TL olarak kat edilmiş ve muaccel kılınan borcun ödenmesi aksi takdirde yasal yollara başvurulacağı hususu Ankara ... Noterliğinin 19.01.2026 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile borçlu ve kefillere bildirildiğini, Kat ihtarnamesinin aleyhine ihtiyati haciz talep ettiği müteselsil kefiller... Şirketi, ... ve ...'a tebliğ edildiğini, ihtarnamede ödeme için verilen sürede ve halen de borç ödenmediğini ileri sürerek şimdilik 10.418.563,2 TL (gayrinakdi alacaklarımız, temerrüt faizi, bsmv vs fer'i taleplerimiz hariçtir) alacağın güvence altına alınması için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi 03/06/2026 tarih ve 2026/301 D.İş Esas - 2026/317 Karar sayılı kararı ile;"......İş bu tespitler ışığından; hesabın kat edilmesiyle birlikte banka alacağı muaccel hale gelmiş ve TBK'nın 586/1. maddesi uyarınca müteselsil kefil olan borçluya alacaklının müracaat edebilmesi için gerekli olan "ihtarın sonuçsuz kalması" koşulu gerçekleşmiştir. Hesap ekstreleri ve kat ihtarı uyarınca talebe konu nakdi alacağın varlığı konusunda da yaklaşık ispat olgusu gerçekleştiğinden, alacaklı bankanın nakdi alacak talebinin kabulüne karar vermek gerkemiştir.T.C. ... Bankası 6741 sayılı ... Şirketi'nin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca ...'na devredildiği ve anılan kanunun 8/2. Maddesi uyarınca her türlü dava ve icra işlemlerinde teminat yatırma mükellefiyetlerinden muaf olduğu anlaşıldığından teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilerek (İstanbul B.A.M 13. H.D 2022/1545 Esas-2022/1187 Karar) aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesi ile,"1-TALEBİN KABÜLÜ İLE İİK’nun 257/1 maddesi gereğince alacaklının borçlu müteselsil kefiller yönünden 10.418.563,20-TL alacak üzerinden alacağının alınabilmesini sağlamak için borçluların borca yetecek miktardaki menkul, gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine," karar verilmiş ve ara karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden karşı taraf ... vekili tarafından itiraz edilmiştir.İHTİYATİ HACZE İTİRAZ EDEN VEKİLİ İTİRAZ DİLEKÇESİNDE ÖZETLE;Talep eden alacaklı bankanın, 13.02.2025 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi’ne dayanarak asıl borçlu olduğunu iddia ettiği... Şirketi ile kefil sıfatıyla sorumlu tuttuğu müvekkil ... ve diğer borçlu ... aleyhine ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, alacaklı tarafın, 17.10.2025 tarihi itibarıyla 10.418.563,20 TL nakdi alacak ve 126.500,00 TL gayrinakdi alacak olmak üzere toplam 10.545.063,20 TL alacağı bulunduğunu ileri sürdüğünü,Müvekkili aleyhine ileri sürülen tüm iddia, vakıa, alacak kalemi, faiz, fer’î alacak, gayrinakdi risk, temerrüt, muacceliyet, kefalet ve sorumluluk iddialarını açıkça kabul etmediğini, hiçbir şekilde borcun, kefaletin, alacağın, muacceliyetin, temerrüdün, faiz oranının, alacak miktarının veya alacaklı tarafından ileri sürülen herhangi bir vakıanın kabulü anlamına gelmediğini, her türlü itiraz, def’i, beyan, delil sunma, imza ve el yazısı incelemesi talep etme, bilirkişi incelemesi isteme ve sair tüm usulî ve maddi haklarının saklı olduğunu, Alacaklı, müvekkilin geçerli şekilde kefil olduğunu, kefaletin kanuni şekil şartlarını taşıdığını, kefalet limitinin hangi tutar olduğunu, müvekkilin hangi tarihte ve hangi şartlarla sorumluluk altına girdiğini, borcun müvekkil yönünden muaccel hâle geldiğini, kat ihtarnamesinin usulüne uygun tebliğ edildiğini, talep edilen alacak miktarının nasıl hesaplandığını ve alacağın rehinle teminat altına alınmadığını denetime elverişli şekilde ortaya koymadığını, bu nedenle, müvekkili yönünden ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını,Alacaklı taraf, Ankara ... Noterliği’nin 19.01.2026 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borcun muaccel hâle geldiğini ileri sürdüğünü, müvekkili yönünden temerrüt ve muacceliyetin oluştuğunun kabulü için yalnızca ihtarname düzenlenmiş olmasının yeterli olmadığını, ihtarnamenin müvekkiline usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, tebliğ tarihi, ihtarnamede verilen ödeme süresi, ihtarname içeriğinde talep edilen borç kalemlerinin açık ve denetlenebilir olduğu, talep edilen tutarın sözleşme ve hesap kayıtlarıyla uyumlu bulunduğu alacaklı tarafından ispatlanması gerektiğini,Alacaklı tarafın talep ettiği faiz, fer’î alacak, komisyon, masraf ve diğer kalemler de denetime elverişli olmadığını, talep edilen tutarın hangi ana para üzerinden, hangi faiz oranıyla, hangi tarihler arasında ve hangi sözleşme hükmüne dayanılarak hesaplandığının belirsiz olduğunu, bu belirsizlik giderilmeden ihtiyati haciz kararı verilmesi veya verilmiş kararın sürdürülmesi hukuka aykırı olacağını,Alacaklı taraf, ihtiyati haciz talebini Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ileri sürdüğünü, ancak müvekkil ...’in adresi, alacaklı bankanın merkezi, kredi sözleşmesinin ifa yeri, yetki kaydı, asıl borçlu şirketin adresi ve müvekkil yönünden yetki bağlantısı ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini, Genel Kredi Sözleşmesi’nde yetki kaydı bulunduğu ileri sürülecekse, bu yetki kaydının müvekkil gerçek kişi kefil bakımından geçerliliği, müvekkilin tacir sıfatı, sözleşmeye katılma biçimi, yetki şartının kapsamı ve ihtiyati haciz bakımından uygulanabilirliği ayrıca incelenmesi gerektiğini, bu inceleme yapılmaksızın müvekkili yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesinin usule aykırı olduğunu,Alacaklı banka, teminat yatırma yükümlülüğünden muaf olduğunu ileri sürdüğünü, bu iddia, Mahkemece re’sen ve dar yorumla değerlendirilmesi gerektiğini,Müvekkilin evli olup olmadığı, eş rızasının gerekip gerekmediği, müvekkilin asıl borçlu şirkette ortak, yönetici veya kanuni temsilci olup olmadığı, varsa bu sıfatların kefalet tarihindeki durumu, eş rızası istisnalarının uygulanıp uygulanmayacağı ve bu konudaki belgelerin geçerliliği de ayrıca incelenmesi gerektiğini,Alacaklı taraf, 10.418.563,20 TL nakdi alacak ve 126.500,00 TL gayrinakdi alacak bulunduğunu ileri sürdüğünü, ancak talep edilen bu tutarların hangi kredi kullandırımlarından kaynaklandığı, hangi ödeme planına dayandığı, hangi tarihte hangi tutarın kullandırıldığı, hangi tutarların geri ödendiği, hangi faiz oranlarının uygulandığı, hangi komisyon ve masrafların eklendiği, hangi temerrüt tarihinin esas alındığı ve hangi sözleşme hükümlerine göre hesaplama yapıldığının açıkolmadığını, Bankanın kendi iç kayıtlarına veya tek taraflı alacak dökümüne dayanması müvekkili yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli olmadığını,Dosya kapsamında müvekkiline yönelik tebligatın usulüne uygun olduğu, tebligatın hangi tarihte yapıldığı, tebliğ edilen ihtarnamenin içeriği, ödeme süresi ve temerrüt tarihinin hangi esaslara göre belirlendiği açıkça ortaya konulmadığını,İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın rehinle temin edilmemiş olması gerektiğini, alacaklı taraf dilekçesinde bu şartı yalnızca soyut şekilde ifade etmekle yetinmiş, alacağın rehin, ipotek, ticari işletme rehni, taşıt rehni, alacak rehni, banka teminatı, kefalet dışı teminat, teminat mektubu veya sair teminatlarla güvence altına alınmadığını denetime elverişli şekilde ortaya koymadığını,Alacaklı taraf, 126.500,00 TL gayrinakdi alacaktan söz ettiğini, Gayrinakdi kredi riski, kural olarak doğrudan muaccel ve tahsil edilebilir bir para alacağı niteliğinde olmadığını, Gayrinakdi riskin nakde dönüşüp dönüşmediği, hangi belgeye dayandığı, alacaklı bankanın bu kalem yönünden depo talebi mi yoksa tahsil talebi mi ileri sürdüğü, sözleşmede bu konuda açık hüküm bulunup bulunmadığı ve bu talebin müvekkil kefil yönünden ileri sürülüp sürülemeyeceği ayrıca incelenmesi gerektiğini, Asıl borç yönünden bu denli ciddi belirsizlikler varken müvekkili kefil aleyhine ihtiyati haciz uygulanmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İİK m.265 kapsamında itirazlarının kabulü ile ihtiyati haciz kararının müvekkil yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 29/06/2026 tarih ve 2026/301 D.İş Esas - 2026/317 Karar sayılı ek kararı ile;"......Borçlu taraf öncelikle ihtiyati haciz kararının yetkisiz mahkeme tarafından verilmiş olduğunu iddia etmiştir. HMK'nın 6. Maddesi uyarınca; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." HMK 7. Maddesi ise: "Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir." şeklinde yetkiye ilişkin husus açıkça düzenlemiş olup birden fazla borçlu ve davalı bulunması halinde bunlardan birinin adresinde takip yapılabileceği ve dava açılabileceği belirtilmiştir. Somut olayda asıl borçlunun yerleşim yeri itibariyle yetkili ve görevli mahkeme Bakırköy Ticaret Mahkemeleri olduğu için davalı tarafın yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. İtiraz eden borçlunun sair itirazlarının İİK 265 de sayılan hallerden olmadığı, bu itirazlarının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle ihtiyati haciz aşamasında mahkememizce incelenmesinin ve bu iddiaların dinlenmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından borçlunun itirazlarının bu yönden de reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile,''1-İhtiyati hacze itirazın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden karşı taraf ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati hacze itiraz eden karşı taraf ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin İİK m.265'in açık hükmünü tersine çevirerek ihtiyati haczin dayandığı sebeplere ilişkin itirazlarını incelemediğini, borçlunun kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edebileceğini, müvekkilin itirazlarının alacağın ve ihtiyati haciz koşullarının esasına ilişkin ve doğrudan doğruya “ihtiyati haczin dayandığı sebepler” kapsamında olduğunu, alacağın muaccel olup olmadığı, kefile başvuru koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, kefaletin şeklen geçerli olup olmadığı, kefalet limitinin ve sorumluluk kapsamının ne olduğu, kat ihtarının usulüne uygun şekilde tebliğ edilip edilmediği, alacak miktarının sözleşme ve hesap kayıtlarıyla desteklenip desteklenmediği ve alacağın rehin veya sair teminatlarla güvence altına alınıp alınmadığı incelenmeden ihtiyati haczin hukuki dayanağının denetlenemeyeceğini, yerel mahkemenin tüm bu itirazları “yargılamayı gerektirdiği” gerekçesiyle inceleme dışı bırakarak İİK m.265 kapsamında yapılması gereken itiraz denetimini fiilen ortadan kaldırdığını, Yerel mahkeme kararının hukuki dinlenilme hakkını ve gerekçeli karar zorunluluğunu ihlal ettiğini, müvekkil tarafından ileri sürülen her bir itirazın ayrı bir hukuki ve maddi vakıaya dayandığını, buna karşın yerel mahkemenin; kefalet sözleşmesinin şekli, kefalet tarihi, azami sorumluluk tutarı, müteselsil kefalet ibaresinin el yazısıyla yazılıp yazılmadığı, varsa eş rızası gerekliliği, kredi kullandırım ve geri ödeme hareketleri, kat tarihi, temerrüt tarihi, faiz türü ve oranı, bankanın mahsupları, gayrinakdi risklerin niteliği ve mevcut teminatların borca etkisi konularında tek bir cümlelik dahi somut değerlendirme yapmadığını, bu haliyle ek kararın, tarafın ileri sürdüğü esaslı iddia ve savunmaların karşılanması zorunluluğunu yerine getirmediğini, kararın hangi somut delile ve hangi hukuki değerlendirmeye dayandığını denetlenebilir biçimde ortaya koymadığını, yerel mahkeme gerekçesinin kendi içinde de çelişkili olduğunu,Alacağın varlığı ve miktarının yaklaşık ispat ölçüsünde dahi somutlaştırılmadığını, ihtiyati haciz isteyen tarafın İİK m.258 uyarınca alacağını ve ihtiyati haciz sebeplerini delillerle göstermesinin zorunlu olduğunu, dosyada yalnızca kredi sözleşmesi, kat ihtarnamesi ve tebliğ evrakına genel atıf yapıldığını, 10.418.563,20 TL olarak belirtilen nakdi alacağın hangi kredi dilimlerinden, hangi anapara bakiyesinden, hangi tarihler arasındaki hangi akdi ve temerrüt faizlerinden, hangi vergi ve fonlardan oluştuğunun ortaya konulmadığını, banka kayıtları, ayrıntılı hesap özeti, kredi kullandırım belgeleri, ödeme ve mahsup hareketleri ile teminat kayıtları incelenmeksizin salt bankanın tek taraflı hesabı üzerinden yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceğini, nakdi ve gayrinakdi risklerin hukuki niteliği, muacceliyet koşulları ve kefilin bu kalemlerden hangi kapsamda sorumlu olduğunun birbirinden farklı olduğunu, mahkemenin bu ayrımı yapmadığını, alacak hesabını bilirkişi incelemesine sevk etmediğini ve banka kayıtlarını celbetmediğini, bu eksikliğin ihtiyati haczin tutarı yönünden de kararın kaldırılmasını gerektiğini, Kefaletin şekli geçerliliği, limiti ve kapsamı incelenmeden müvekkilin tüm malvarlığı üzerinde ihtiyati haciz kurulamayacağını, TBK m.583 uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması; kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmesi; kefilin azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil sıfatını kendi el yazısıyla yazması gerektiğini, bu koşulların geçerlilik koşulu niteliğinde olduğunu, müvekkil tarafından kredi sözleşmesinin aslı, kefalet sayfaları ve varsa limit artış protokollerinin celbi açıkça talep edilmiş olmasına rağmen, mahkemenin bu belgeleri getirterek incelemediğini, fotokopi veya eksik sözleşme sayfaları üzerinden, kefaletin geçerlilik unsurları denetlenmeden müvekkilin 10.418.563,20 TL gibi son derece yüksek bir tutardan sorumlu tutulması ve bütün malvarlığının ihtiyaten haczedilmesinin ölçüsüz olduğunu, kefilin sorumluluğunun her hâlükârda geçerli şekilde üstlendiği azami tutar ve kefalet kapsamıyla sınırlı olduğunu, kredi sözleşmesinin sonradan artırılan limitleri, yeni kredi kullandırımları, yapılandırmalar, ek protokoller veya farklı kredi ilişkileri bakımından müvekkilin ayrıca ve şekle uygun bir kefalet iradesi bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiğini, dosyada aynı banka tarafından farklı tarihli kredi sözleşmelerine dayalı başka ihtiyati haciz taleplerinin de bulunduğu dikkate alındığında, her bir sözleşme ve borç kaleminin müvekkilin kefalet taahhüdüyle birebir eşleştirilmesinin zorunlu olduğunu, Müteselsil kefile başvuru koşulları ve kat ihtarının tebliğinin somut olarak değerlendirilmediğini, TBK m.586 uyarınca müteselsil kefile başvurulabilmesi için asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde bulunması gerektiğini, yerel mahkemenin kat ihtarının müteselsil kefillere tebliğ edildiğini soyut biçimde belirttiğini, müvekkile hangi tarihte, hangi adreste, hangi tebliğ yöntemiyle ve usulün hangi hükmüne göre tebligat yapıldığını, ihtarda ödeme için tanınan sürenin ne zaman dolduğunu ve temerrüdün hangi tarihte oluştuğunu tartışmadığını, tebliğ mazbatası ile tebliğin hukuki sonuçları somut şekilde incelenmeden ihtarın sonuçsuz kaldığının kabul edilemeyeceğini, ihtiyati haciz kararının gerekçesinde, kefile yöneltilen taleplerde kat ihtarnamesinin tebliğinin şart olduğunun açıkça kabul edildiğini, buna rağmen itiraz aşamasında tebligatın usulsüzlüğüne veya hukuki sonuç doğurmadığına ilişkin itirazların “İİK m.265 kapsamında olmadığı” söylenerek incelenmemesinin kararın kendi kabulüyle çelişmekte olduğunu, zira kefile başvuru koşulu gerçekleşmemişse, alacağın müvekkil yönünden muaccel olmadığını, muaccel olmayan bir borç için İİK m.257/1 kapsamında ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini, Alacağın rehinle veya başka teminatlarla güvence altına alınıp alınmadığının araştırılmadığını, İİK m.257/1 uyarınca ihtiyati haczin kural olarak rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para borçları bakımından mümkün olduğunu, bankacılık kredi ilişkilerinde ipotek, ticari işletme rehni, taşınır rehni, hesap rehni, alacak temliki, bloke mevduat, çek-senet teminatı veya garanti gibi çeşitli teminatlar bulunabildiğini, müvekkilin bankadan tüm teminat kayıtlarının celbini açıkça istediğini, buna rağmen mahkemenin, alacağın tamamen veya kısmen rehinle temin edilip edilmediğini araştırmadığını, alacağın teminatlı kısmı tespit edilmeden tüm tutar üzerinden ihtiyati haciz uygulanmasının İİK m.257’ye aykırı olduğunu, yerel mahkemenin ilk ihtiyati haciz kararında İİK m.45 ve TBK m.586 hükümlerine değinmiş olmasına rağmen somut dosyada mevcut teminatların türü, tutarı, paraya çevrilebilirliği ve borç bakiyesine etkisi hakkında hiçbir tespit yapmadığını, hukuki normun soyut biçimde aktarılmasının, normun somut olaya uygulanması yerine geçmeyeceğini, İhtiyati haciz tedbirinin ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu ve müvekkil yönünden aşırı olduğunu, ihtiyati haczin, borçlunun malvarlığı üzerinde doğrudan ve ağır sonuçlar doğuran istisnai bir geçici hukuki koruma olduğunu, bu nedenle tedbirin kapsamının güvence altına alınmak istenen somut ve yaklaşık ispat edilmiş alacakla sınırlı olması gerektiğini, alacağın miktarı, kefalet limiti, teminatların değeri ve müvekkilin sorumluluk kapsamı belirlenmeden 10.418.563,20 TL üzerinden müvekkilin tüm menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczedilmesinin, ticari ve kişisel faaliyetlerini felce uğratabilecek nitelikte olduğunu, mahkemenin daha dar ve ölçülü bir tedbirin mümkün olup olmadığını değerlendirmediğini, ihtiyati haczin müvekkil bakımından doğuracağı zarar ile karşı tarafın korunma ihtiyacı arasında herhangi bir denge kurmadığını, özellikle alacağın dayanağı ve miktarı ciddi biçimde tartışmalı iken, tedbirin teminatsız uygulanmasının müvekkil üzerinde telafisi güç zararlara yol açmakta olduğunu, Teminat muafiyetinin haksız ihtiyati haciz riskinin somut olayda hiç değerlendirilmeyeceği anlamına gelmeyeceğini, yerel mahkemenin T.C. ... Bankası A.Ş.’nin 6741 sayılı Kanun’un 8/2. maddesi kapsamında teminat yatırma mükellefiyetinden muaf olduğu kabulüyle ihtiyati haczin teminatsız uygulanmasına karar verdiğini, teminat muafiyetine ilişkin yasal düzenlemenin varlığı, ihtiyati haciz koşullarının gevşetilmesi veya alacağın yaklaşık ispatı yönünden daha düşük bir standart uygulanması sonucunu doğurmayacağını, aksine borçlunun haksız tedbirden doğabilecek zararlarının teminatla güvence altına alınamadığı bir durumda mahkemenin alacağın varlığı,muacceliyeti, kefaletin geçerliliği ve tedbirin kapsamı yönünden daha dikkatli ve somut bir inceleme yapması gerektiğini, müvekkilin teminata itirazının yalnızca bankanın kanuni muafiyetinin bulunup bulunmadığıyla sınırlı olmadığını, asıl olarak ağır ve teminatsız bir tedbirin, tartışmalı ve denetlenmemiş bir alacak hesabı üzerinden sürdürülmesinin ölçüsüzlüğüne yönelik olduğunu, mahkemenin bu itirazın özünü karşılamadığını,Yerel mahkemenin yetkiye ilişkin değerlendirmesinin de sözleşme ve talebin hukuki niteliği bakımından eksik olduğunu, mahkemenin yetki itirazını yalnızca HMK m.6 ve m.7 çerçevesinde, borçlulardan birinin yerleşim yerinin Bakırköy’de bulunduğu kabulüyle reddettiğini, oysa ki ihtiyati haciz taleplerinde yetkinin; genel yetki kuralları yanında temel ilişkinin niteliği, sözleşmedeki yetki kaydı, ifa yeri ve takip hukuku bağlantılarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, dosyada dayanak Genel Kredi Sözleşmesi’nin aslı ve yetki şartı incelenmeden, müvekkilin hangi sözleşmesel ilişki nedeniyle ve hangi yetki bağlantısıyla Bakırköy mahkemelerinde taraf olduğunun açıklanmadığını, bu yönüyle yetki itirazına ilişkin gerekçenin de eksik incelemeye dayandığını,Aynı karar numarası altındaki ilk karar ile ek karar arasındaki inceleme standardının uyumsuz olduğunu, 03.06.2026 tarihli ihtiyati haciz kararında mahkemenin; İİK m.257, m.258, m.45 ve TBK m.586 hükümlerini ayrıntılı biçimde açıkladığını, kefile başvuru için ihtarın sonuçsuz kalmasının ve yaklaşık ispatın gerektiğini kabul ettiğini, buna karşın itiraz üzerine verilen ek kararda, bu koşullara yönelik somut itirazlarının tamamının yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle incelenmediğini, ilk kararın hukuki kabulü gereği, itiraz aşamasında en azından kat ihtarının tebliği, kefalet belgesinin şekli, alacak hesabı ve teminat durumu üzerinde yeniden ve somut bir değerlendirme yapılması gerektiğini, itiraz denetiminin bu şekilde etkisizleştirilmesinin, kanun yolunu şekli bir prosedüre indirgediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak ihtiyati hacze itirazlarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklı ihtiyati haciz istemine ilişkindir.Mahkemece 03/06/2026 tarihli karar ile, ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiş, karşı taraf ... vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine 29/06/2026 tarihli ek karar ile, itirazın reddine, karar verilmiş ve ek karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İİK'nın 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder.Talep eden ... Bankası A.Ş.'nin ...Şubesi ile dava dışı ... Şirketi arasında 13/02/2025 tarihli 30.000.000,00 TL. Miktarlı genel kredi sözleşmesi imzalandığı, ... Şirketi, ... ve ...'ın 35.000.000,00 TL. Miktar yönünden müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladıkları, sözleşmede kefilin el yazısı ile kefil olunan miktarın, adresin, kefalet tarihinin ve kefalet türünün yazılıp imzalandığı, gerçek kişi kefil muteriz ...'in sözleşme tarihinde asıl borçlu şirketin ortağı olduğu ve kefaletin geçerli olduğu anlaşılmıştır. Talep eden banka tarafından Ankara ... Noterliğinden muhatap asıl borçlu ve kefillere gönderdiği 20/01/2026 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile; 10.418.563,2- TL nakit, 126.500,00-TL gayrinakit alacak olmak üzere toplam 10.545.063,20-TL.'nin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 1 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin asıl borçlu şirkete 18/02/2026 tarihinde tebliğ edildiği, verilen süre içerisinde borcun ödenmediği belirtilerek 10.418.563,2 TL. Nakit alacak yönünden ihtiyati haciz talep edilmiştir.Somut olayda, talep eden banka tarafından 10.418.563,2 TL. nakit alacak yönünden ihtiyati haciz talep edildiği, gayri nakit alacak yönünden ihtiyati haciz talebinde bulunulmadığı, talebe konu alacağın genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, talep dilekçesine ekli genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarı dikkate alındığında yaklaşık ispat olgusunun gerçekleştiği, kredi hesabı kat edilerek borcun muaccel hale geldiği, TBK. 583-584 maddeleri uyarınca kefaletin geçerli olduğu, itiraz eden kefilin kefaletten doğan borcunun ipotekle temin edilmediği gibi kefaletten doğan borcun rehinle temin edildiği ve borcun ödendiğinin ispat edilmediği, mahkeme gerekçesine göre yetki itirazının yerinde olmadığı, sair itirazların ise İİK'nın 265. maddesinde düzenlenen itiraz sebeplerinden olmadığı, ancak açılacak bir davada yargılama yapılmak suretiyle incelenebilecektir. İhtiyati haciz talep eden ... Bankası A.Ş., 4603 sayılı Kanun'un geçici 4/2 Maddesi uyarınca her türlü ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde teminat yatırma mükellefiyetlerinden muaf tutulduğundan, mahkemece şartları oluşan ihtiyati haciz talebinin kabulü ile bu karara yapılan itirazın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, verilen kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, muteriz vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati hacze itiraz eden karşı taraf ...'in istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden muteriz ... tarafından peşin olarak yatırıldığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.