Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin sıhhi tesisat malzemeleri satışından kaynaklanan ticari alacak davasında ödenmeyen faturalar ve ödeme ispatı üzerine verdiği istinaf kararı.
Özet: Bu ticari alacak davasında, sıhhi tesisat malzemesi satışı kaynaklı fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine davacı, malzemeleri teslim ettiğini iddia ederek alacak talep etmiş; davalı ise ödemelerin davacının talebiyle üçüncü kişilere ayni devirler ve kısmi nakit/banka transferi şeklinde yapıldığını savunmuş, ancak mahkeme, davacının teslimatı ispatladığını, davalının kısmi ödemeleri kanıtladığını fakat ayni devirleri ispatlayamadığını belirleyerek, davalının kalan 309.604,82 TL borcunu ödemesine ve davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

T.C.
KAYSERİBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ6. HUKUK DAİRESİESAS NO: 2026/1442 KARAR NO: 2026/1626 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 12/03/2026ESAS NO: 2024/1064 KARAR NO: 2026/248DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/09/2026İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 11/09/2026TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " müvekkili şirketin, sıhhi tesisat malzemeleri satımı ve yapımı alanında faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin davacı şirketten sıhhi tesisat malzemeleri aldığını, davacı şirketin, davalı ile aralarında ticari alım - satımdan kaynaklı edimini yerine getirdiğini, yani satmış olduğu malzemeleri teslim ettiğini ve buna karşılık davalı şirketin aşağıda tarih ve sıra numaraları belirtilen fatura bedellerini ödemediğini, davalı şirket tarafından ödenmeyen ... adet fatura olduğunu, delil olarak karşı tarafın ticari defterlerine dayandıklarını, taraflar arasındaki ticari alım-satım ilişkisinden kaynaklanan ve müvekkiline mal teslim borcunu yerine getirmesine rağmen davalı şirket tarafından adet fatura bedelinde gösterilen tutarın ödenmemesi sonucu fazlaya ilişkin hakkı saklı kaydıyla şimdilik 20.000,00-TL'nin ticari işlerde uygulanacak faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacı müvekkili şirkete ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; " davacının müvekkili şirket nezdinde talep edebileceği hiçbir alacağı bulunmadığını, taraflar arasında vaki ticari ilişki davacı tarafından tanzim edilen faturaların müvekkili şirket tarafından ticari defterlere işlenmesi ve bunların karşılıklarının ticari defter kayıtlarına işlenmesi fiilen ve hukuken mümkün olmayan türden ödenmiş olunması fırsat bilinerek bilinçli ve kötü niyetli bir şekilde delil olarak münhasıran müvekkiline ait ticari defter kayıtlarına dayanıldığını, davacı şirket ile müvekkili arasında vaki ticari ilişkinin devam ettiği dönemde davacının ödeme güçlüğü içerisine düşmesi, ekonomik olarak zor bir duruma girmesi, hakkında sayıca fazla icra takibinin ikame edilerek haciz işlemlerine maruz kalması nedeniyle davacı tarafın bir kısım faturalar yönünden müvekkilinden olan alacaklarının aynî olarak daire tapusu ve araç devirleri ile gösterdiği başkaca kişilere ödenmesini istediğini, davacının müvekkilinden olan alacaklarının belirtildiği şekilde başkaca üçüncü kişilere ödenmesini istemesinin altında yatan sebebin davacı şirketin mali yönden içerisinde bulunduğu olumsuzluklar nedenine dayandığı ise vekil eden şirket tarafından söz konusu üçüncü kişilere yapılan devirler gerçekleştikten sonra öğrendiğini, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından bahse konu olan faturaların karşılığı ödemeler aynî şekilde davacının gösterdiği üçüncü kişilere yapıldığını, aradaki güven ve devam eden ilişki nedeniyle bu hususta davacıdan bir yazı ya da belge alınmadığını, gelinen safhada davacının tabiri caiz ise borca battığının öğrenilmesi ve taraflar arasında var olan güvenin yok olması üzerine müvekkili tarafından davacıdan bu devirlerin borç ödemesi olarak yapıldığının ispatı kapsamında bir yazı alınmak istenildiğini ve talepte bulunulduğunu, davacı şirket yetkilisinin aksi bir tutum içerisine girerek işbu eldeki davayı ikame ettiğini, davacı tarafın davasının tamamen kötü niyetli olduğunu, davanın reddini, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...mahkememizce istinaf karar ilamı doğrultusunda eksik ikmali için gerekli delillerin toplandığı ve akabinde mali müşavir bilirkişiye tevdi edildiği, raporda da tespit edildiği üzere, davacı tarafın davalı tarafa toplam 702.794,82 TL tutarında fatura düzenlediği faturaya konu malların davalı tarafa teslim edildiğinin davacı tarafça ispatlandığının karar ilamı uyarınca kabulü gerektiği, davalı tarafın ödemeleri ispatla yükümlü olduğu, ancak davalı tarafın senet yolu ile 50.000,00 TL, çeşitli banka ödemeleri ile 343.190,00 TL olmak üzere toplam 393.190,00 TL ödeme yaptığı ancak çekle ödeme iddiasında bulunsa da söz konusu çeke ilişkin karşılıksız işlemi yapıldığı, taşınmaz ve araç devri yolu ile faturalara istinaden ödeme yaptığına ilişkin ise ispata elverişli delil ibraz edemediği, mahkememizce davalı tarafa yemin delilinin hatırlatıldığı ancak bu delile başvurmadığı, mevcut dosya kapsamına göre davalı tarafın davacıya 309.604,82 TL borçlu olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş davacı tarafça davalı taraf davadan önce temerrüde düşürülmediğinden dava dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden dava tarihinden, ıslah ile artırılan miktar yönünden ise ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. 1-Davanın kısmen kabulü ile; 309.604,82-TL'nin 20.000,00-TL'sinin dava tarihi olan ... tarihinden kalan 289.604,82-TL'sinin ise ıslah tarihi olan ...tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,..." şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı ve davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ...Ltd. Şti. vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre davacının herhangi bir alacağı bulunmadığını, 6100 sayılı HMK'nun 222'nci maddesi uyarınca ispat yükü üzerinde olan davacının delil olarak münhasıran müvekkile ait ticari defter ve kayıtlara dayandığını, mahalli Mahkemece müvekkilin ticari defterleri birden fazla kez incelendiğini ve raporlandığını, söz konusu bilirkişi raporları uyarınca davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı açıkça sübuta erdiğini, usul hükümleri karşısında salt bu nedenle dahi davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine karar verilmesi gerekir iken Mahkemece aksi yönde bir yargılama yapılmış, usul hükümlerine aykırı bir şekilde ispat külfeti müvekkil şirkete yükletildiğini, bu hususu bilhassa Bölge Adliye Mahkemenizin takdirlerine sunmakla usul hükümlerinin uygulanmasında hataya düşüldüğünden kararın kaldırılarak davanın reddi gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu eksik bir incelemeye dayalı olup yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gereken ödeme belgeleri göz ardı edilmiş ve değerlendirilmediğini, mahkemece hükme esas alınan 18/09/2025 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler incelendiğinde; davacının davalıya 702.794,82 TL tutarında fatura düzenlediği ve bu faturaların taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturalar yönünden taraf ticari defterlerinin uyumlu olduğu tespit edildiğini, davalının ödeme iddiaları incelendiğinde senetle 50.000 TL ve banka havalesi ile 343.190 TL olmak üzere toplam 393.190 TL ödeme tespit edildiğini, davacının davalıya düzenlediği ve taraf kayıtları ile uyumlu olan fatura bedellerinden ispatlanan ödeme tutarları düşüldüğünde davacının davalıdan 702.794,82 TL - 393.190 TL = 309.604,82 TL alacağı hesaplandığını, davalının taşınmaz devri ve araç devri yoluyla ödeme iddialarına ilişkin davacının talimatını gösteren herhangi bir belge dosyaya sunulmadığını, kanaatini bildirir raporunu sunduğunu, ödendiği tespit edilen tutarın 393.190-TL olarak tespit edildiği, fatura bedellerinden ispatlanan ödeme tutarları düşüldüğünde davacının bakiye 309.604,82-TL alacağının bulunduğu hesap edildiğini, her ne kadar sunulan ... tarihli dilekçede ticari defter kayıtları ile uyumlu olarak davacıya yapılan ödemeler ayrıntılı olarak belirtilmiş ise de bilirkişi tarafından bu kayıtlar dikkate alınmadığı gibi Mahkemece de göz ardı edildiğini, bilirkişi raporunda senetle 50.000-TL, banka havalesi ile 343.190-TL ödeme tespit edilmiş ise de ödemelere dair sunduğumuz dilekçede belirtildiği üzere toplam 100.000-TL senet ile ödeme, 50.000-TL çek ile ödeme yapıldığını, senet ve çeklerin davacı şirket yetkilisi tarafından teslim alındığına dair de ayrıca davacı şirket yetkilisinin imzasını içerir belgeler (... tarihli dilekçe ekinde sunulduğunu, dolayısıyla davacı tarafça teslim alınan toplamı 150.000,00-TL tutarında olan çek ve senetlerden sadece 50.000-TL'lik kısmın esas alınmış olunması tamamen hukuka aykırı olduğunu, bilindiği üzere çek ve senet ödeme vasıtası mahiyetinde olup söz konusu kıymetli evrakların davacı tarafça alındığı (imzalı belgeler karşısında) sabit iken bunların hesaplamadan dışlanmış olması kabul edilebilir olmadığını, bu yönüyle Mahkemece verilen karar haksız ve hukuka aykırı olduğundan kaldırılması gerektiğini, diğer yandan ödeme olgusu kapsamında tarafımızca açıkça ... T.A.Ş. Nezdinde mevcut banka hesabından yapılan ödemelere dair banka kayıtlarına dayanıldığını ve bunların celbi talep edilmiş ise de Mahkemece bu husus göz ardı edildiğini, bu husus ise tekrardan Mahkemece eksik bir inceleme ve araştırma neticesinde hatalı bir hüküm verildiğini, kararın bu sebeple de kaldırılması gerektiğini gözler önüne serdiğini, son olarak müvekkil tarafından borç ödemesi mahiyetinde yapılan araç ve tapu devirlerine dair de Mahkemece hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadığını, söz konusu taşınır ve taşınmaz malların davacının alacağına istinaden devredildiğinin ispatı zımnında dayanılan deliller ve taleplerimiz reddedilerek hiçbir inceleme yapılmadığını, bu husus ise tekrardan Mahkemece eksik bir yargılama neticesinde hatalı bir karar verildiğini gösterdiğini, tüm bu açıklamalar ve dosya münderecatındaki delil durumu ile bilhassa ... tarihli dilekçemizde bahsi geçen açıklamalar, ödeme bilgileri ile ekinde sunulan belgeler birlikte değerlendirildiğinde (her ne kadar 1 no'lu bölümde açıklanan sebeplerle davanın reddi gerekmekte ve 2 no'lu bölümde açıklanan araç ve tapu devirlerine istinaden müvekkilin davacıya hiçbir borcu bulunmamakta ise de ) en aleyhe kabulde dahi davacının hüküm altına alınan miktar kadar alacağının bulunmadığını, mahkeme dosyasında mevcut ve ödeme olarak öne sürülen vakıaların dışında da müvekkil tarafından ve müvekkilin talimatıyla başkaca üçüncü kişiler tarafından davacıya yapılan ödemeler mevcut olup bu hususta (emsal Yargıtay içtihatları uyarınca hakkı ortadan kaldıran mahiyette belgelerin, ödeme belgelerinin yargılamanın her aşamasında sunulmasının mümkün olduğu gözetilerek) ayrıca ödeme belgelerinin sunulacağını, davacıya yapılan ödemelere dair araştırmaların, bilgi ve belge temin etme girişimlerimizin devam ettiğini beyanen bildirmek istediklerini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1064 Esas 2026/248 Karar sayılı dosyasından verilen 12/03/2026 tarihli davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı istinaf başvurumuzun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline dair karar verilmesini, davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... Ltd. Şti. vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı tarafın davalı tarafa toplam 702.794,82 TL tutarında fatura düzenlediği, faturaya konu malların davalı tarafa teslim edildiğinin davacı tarafça ispatlandığının karar ilamı uyarınca kabulü gerektiği, davalı tarafın ödemeleri ispatla yükümlü olduğu, ancak davalı tarafın senet yolu ile 50.000,00 TL, çeşitli banka ödemeleri ile 343.190,00 TL olmak üzere toplam 393.190,00 TL ödeme yaptığı ancak çekle ödeme iddiasında bulunsa da söz konusu çeke ilişkin karşılıksız işlemi yapıldığı, taşınmaz ve araç devri yolu ile faturalara istinaden ödeme yaptığın ilişkin ise ispata elverişli delil ibraz edemediği, mahkememizce davalı tarafa yemin delilinin hatırlatıldığı ancak bu delile başvurmadığı, mevcut dosya kapsamına göre davalı tarafın davacıya 309.604,82 TL borçlu olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, gerekçeden de anlaşılacağı üzere mahkeme davalının müvekkil şirkete dava konusu fatura borcuna karşılık olarak senet yolu ile 50.000,00 TL, çeşitli banka ödemeleri ile 343.190,00 TL olmak üzere toplam 393.190,00 TL ödeme yaptığını kabul etmiş ve alacak miktarından bu tutarı düştüğünü, fakat mahkemenin belirtilen miktarları ödeme olarak kabul etmesi ve alacak miktarından düşmesi hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin 26/06/2025 tarihli duruşmasının 4 numaralı ara kararında "ticari kayıt ve defterlerin bizzat mahkeme kaleminde incelenmesi için 09/07/2025 günü saat 11:00'de hazır etmeleri için kesin süre verilmesine, kesin süreye uyulmadığı taktirde HMK'nun 222. ve TTK'nun 83. maddeleri gereği defter ibrazından kaçınmış sayılacağının ve HMK'nun 94/2 maddesi gereği defter deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve mevcut dosya kapsamına göre karar verileceğinin huzurdaki taraf vekillerine ihtarına" karar verilmiş olup karar taraf vekillerine ihtar edildiğini, fakat davalı taraf dosyada mevcut 09/07/2025 tarihli bilirkişi görevlendirme ve teslim tutanağıyla sabit olduğu üzere belirtilen tarihte herhangi bir ticari defter ve kayıt sunmadığını, dolayısıyla davalı taraf mahkemenizce verilen ve ihtar edilen kesin süreye uymadığını, HMK m. 222/5 uyarınca "Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." Bu nedenle iddiamızın ispat edilmiş sayılmasını talep ettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun 3. sayfasında -Kayseri BAM 6. HD'nin kaldırma kararında da belirtildiği üzere- davaya konu faturalardaki malların teslimi olgusunun ispat edildiğinin kabul edildiği bu nedenle davalının varsa ödemelerini ispatlaması gerektiği belirtildiğini, raporda devamla davacının ticari defterlerinde herhangi bir tahsilat görünmediği, davalının ödemelerini tevsik edici belgelerle ispatlaması gerektiği belirtildiğini, raporda senetle ödeme (2) iddiasına ilişkin olarak davalı tarafça davacı adına keşide edilen 25.000 TL'lik iki ayrı senet olmak üzere toplam 50.000 TL'lik senetlerin ödenmediğine yönelik bir iddia ileri sürülmemesi gerekçesiyle toplam 50.000 TL'lik ödemenin yapıldığı belirtildiğini, ancak gerek 30/06/2025 tarihli gerekse 15/04/2024 tarihli beyan dilekçelerimizde açıkça belirttiğimiz üzere bu senetler dava konusu faturaların borcu için düzenlenmediğini, kaldı ki salt senet düzenlenerek karşı tarafa verilmesi, karşı tarafa ödeme yapıldığını göstermeyeceğini, nitekim senetlere ilişkin müvekkil şirkete bir ödeme de yapılmadığını, bu nedenle gerek senetlerin dava konusu faturaların borcu için düzenlenmemesi gerekse de senetlere konu borcun müvekkil şirkete ödenmemesi nedeniyle bu 50.000 TL'lik tutarın ödeme olarak dikkate alınması mümkün olmadığını, nitekim BAM kaldırma kararında da senetlerin ödenip ödenmediğinin ortaya koyulması gerektiği ve ispat yükünün davalı üzerinde olduğu belirtildiğini, bu nedenle senetlerin toplam bedeli olan 50.000 TL'nin ödeme olarak hesaba katılmasına yönelik mahkemenin kararı hukuka aykırı olduğunu, yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda banka havalesi yoluyla ödemelere ilişkin olarak ... Bankası, ... Bankası ve ... Bankası'ndan gönderilen havaleler geçerli bir ödeme ödeme olarak dikkate alındığını ve alacak miktarından mahsup edildiğini, ancak mahkemece bu havalelerin de işbu dava konusu borca ilişkin geçerli bir ödeme olarak hesaba katılması yanlış olduğunu, bazı havalelerde hiçbir açıklama olmadığını, bazı havalelerin açıklamasının da dava konusuyla hiçbir ilgisi olmadığını, taraflar arasında 2018-2022 yılları arasında çok sayıda ticari ilişki yürütülmüş olup "fatura" veya "fatura bedeli" açıklamasıyla gönderilen diğer havaleler de dava konusu olan faturaların borcuna ilişkin yapılmadığını, dolayısıyla bu havalelerin ve yukarıda belirtilen 50.000 TL'nin dava konusu faturalardan kaynaklı alacak hesabında ödeme olarak dikkate alınması mümkün olmadığını, BAM kaldırma kararında belirtildiği üzere ödeme savunmasının davalı tarafça ispatı gerekmekte olup davalı taraf bu ispatı tereddüte mahal vermeden ortaya koyamadığını, hal böyle olmasına rağmen mahkeme, 393.190,00 TL ödeme yapıldığını kabul ettiğini ve bu miktarı alacak tutardan mahsup ettiğini, bu husus hukuka aykırı olup karara karşı istinaf yoluna başvurma zarureti hasıl olduğunu, istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.Dava, ticari satım kapsamında faturaya dayalı alacak istemine ilişkindir.Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, taraflar arasındaki ticari satış sözleşmesi kapsamında ispatlanan alacak üzerinden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin verilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının ve davalının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının ve davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1- KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 12/03/2026 tarih ve 2024/1064 E - 2026/248 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacının istinafı yönünden; Alınması gerekli olan istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davalının istinafı yönünden; Alınması gerekli olan 21.149,12 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 5.287,28 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.861,84 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendileri üzerinde bırakılmasına, 4-stinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 md uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/09/2026