Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, marka tescil başvurusu itirazının reddi kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasına ilişkin nihai kararı.
Özet: Davacı, tanınmış markasına dayanarak, davalı kurumun, davalı firmaya ait bir marka başvurusuna yaptığı itirazı reddeden kararının iptalini ve bu markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep etmiş; davalı firma ise kendi markasının yıllardır kullanıldığını, davacı markasının fiilen kullanılmadığı gerekçesiyle iptal davasına konu olduğunu ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiş; mahkeme ise taraflar arasındaki temel uyuşmazlığın, başvuru markası ile davacı markaları arasında 6769 sayılı Kanunun 6/1 maddesine göre karıştırılma ihtimali olup olmadığı ve davacının tanınmışlık, kötü niyet gibi diğer iddialarına dayalı itirazlarının reddedilmesinin hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplandığını belirlemiştir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/89 Esas - 2026/40
T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R ESAS NO : 2025/89 KARAR NO : 2026/40DAVA : Marka ... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 04/03/2025KARAR TARİHİ : 18/02/2026 Yazıldığı Tarih : 04/03/2026İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin1999 yılında ...’da kurulduğunu, Üretimlerinin ... denetimi altında olduğunu, ... standartları ile müşterilerine ulaşmakta olduğunu, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, müvekkilinin öncelikli ve üstün hak sahibi olduğunu, ... (“Davalı Kurum”) ...(“...”) tarafından tesis edilen 23.01.2025 tarih ve ... Karar sayılı kararın iptali, ... sayılı "..." marka müracaatının tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü talebi ile ... San. ve Tic. A.Ş. (“Davalı”)’e tebligat yapılmaksızın ... sayılı "..." markasının üçüncü kişilere yargılama sonuna kadar devrinin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Müvekkilininin çeşitli sektörlerde 40 yılı aşkın tecrübe ve yatırımı olan ... şirketlerinin bir parçası olduğunu, 1999 yılında faaliyete başladığını, Faaliyetine sabun üretim ve satışı ile başlamış olmak ile birlikte 20 yılı aşkın süredir devam eden faaliyet ve yatırımları çerçevesinde günümüzde sabunun yanında gliserin ve hijyen/ kişisel temizlik ürünleri ile tüketiciler nezdinde tanınır ve güvenilir bir marka haline geldiğini, 2000’den beri “ ...” markalarını kullanmakta olduğunu, 2017’de “ ...” ibaresinin baş harflerinden oluşan “ ...” ibaresini ve logosu ile oluşturduğu “ ...” markasını kullanmaya başladığını, “ ...” ibareli markanın tescilli olduğunu, Davacı yanın davasına dayanak gösterdiği “ ...” ibareli ...tescil numaralı markaların başta şampuan ve sabun emtiaları olmak üzere kullanılmıyor olması nedeniyle iptali istemli olarak ... Mahkemesi ... Esas sayılı davası ikame edildiğini, 6769 sayılı SMK 27/2 maddesi gereği iptal kararının geçmişe etkili şekilde sonuç doğuracağını, Bu dosyanın huzurdaki dava bakımından bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, Markalar arasında karıştırılma olasılığı bulunmadığını, Emsal yargı kararları bulunduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/4-5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre diğer fikri hak, SMK 6/9 maddesine göre kötü niyet iddiasına dayalı itirazlarının nihai olarak reddi konusunda verilen ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 29/01/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 04/03/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ...kararına karşı, başvurunun ... sayılı " ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve sair gerekçelerle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir........ Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu "..." ibareli marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen "..." ibareli//ibaresini ihtiva eden markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. Kanun'un 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır. 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi gerekçeli itiraz yerinde bulunmadığından, kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. Diğer taraftan somut olay açısından, 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesinin diğer fıkraları bakımından başvurunun reddine yönelik koşulların oluşmadığı kanaatine varıldığından, bu iddialar da yerinde görülmemiştir. Her somut olayın kendi özellikleri ve somut koşulları çerçevesinde, ayrı olarak incelenmesi gerekliliği marka hukukunun temel prensiplerinden birisidir. Bu genel ilke çerçevesinde, hele ki marka örnekleri ve esas unsurları işbu başvurudan farklı olan başvurular için verilmiş olan kararların işbu başvuru için emsal karar teşkil etmesi mümkün görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, işbu itirazın reddi gerekmiştir." şeklinde karar verilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ;... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ...16.11.2025 Tarihli Bilirkişi Raporundan Özetle: " Dava konusu mal ve hizmetlerin, ... sayılı markalar dışındaki itiraz gerekçesi markalar kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı / aynı tür / benzer olduğu, Taraf markalarının genel izlenim yönünden benzer olmadığı, Taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6(1) maddesi kapsamında karıştırılma olasılığı bulunmadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6(3) maddesi yönünden iddiaların ispatlanmadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6(4) ve 6(5) maddeleri yönünden iddiaların ispatlanmadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6(6) maddesi yönünden iddiaların ispatlanmadığı,6769 sayılı SMK’nın 6(9) maddesi yönünden dava konusu ... sayılı ... kararından farklı görüşte olduğumuzu, Dava konusu markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluşmadığı konusunun 6769 sayılı SMK’nın 6(9) maddesi yönünden sayın Mahkemenin takdirine bağlı olduğu,görüş ve kanaatine varılmıştır." Şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması; davalı vekilinin de ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacını " ..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Davacı tarafın " ... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Davacı tarafın " ... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;( Her ne kadar bilirkişi heyet raporunda " Dosya içinde, taraflar arasındaki çeşitli davalardan örnekler bulunmaktadır. Bunlardan biri, kurulumuz üyelerinden ...’in de yer aldığı ... E sayılı dosyaya ilişkin bilirkişi kurulu raporudur. Söz konusu davada da somut olaydaki gibi, esasen 6(1) yönünden karıştırılma olasılığına neden olmayacağı düşünülen bir marka söz konusu olup bu kez tamamen farklı mallar olduğundan karıştırılma olasılığı bulunmadığı şeklinde görüş bildirilmiştir. Anılan raporun tarihi 21.06.2023’tür.Bu rapor ve ekteki diğer dava dosyaları dikkate alınarak, davalının dava açılan markaların benzerlerini yeniden başvurduğu, dava sonuçları aleyhine olduğu halde bu başvurulara devam ettiği dikkate alınarak, her ne kadar markalar kısaltma olmaları ve benzerlik bulunmayan ek kelimeler içermeleri nedeniyle karıştırılma olasılığına neden olacak benzerlikte görülmemişse de, bu olayların bütünü dikkate alındığında, davalının iyi niyetli olmadığı ve dava sonuçlarını etkisizleştirecek yeni başvurular yaptığı algısı oluşmuştur .6769 sayılı SMK’nın marka tescilinde nispi red nedenlerine ilişkin 6(9) maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede, takdiri Sayın Mahkeme'nin olmak üzere, anılan madde yönünden iddiaların ispatlandığı düşünülmektedir." şeklinde bir kanaat ileri sürülse de tarafların daha önceki başvuruları hakkında yapılan değerlendirme sonrakilerini kötüniyet açısından etkilemeyeceği, davalının , dava açılan markaların benzerlerini yeniden başvurması sırf bu nedenle kötüniyete delalet oluşturmayacağı, her başvurunun kendi içinde ele alınıp değerlendirilmesi gerektiği, kaldı ki somut olayda iltibas/benzerlik koşulu da oluşmadığından aksi yöndeki bilirkişi heyetinin bu görüşüne iştirak edilmemiştir.)Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40-TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 18/02/2026 Katip ...E İMZA Hakim ...E İMZA