Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin, ayıplı satıştan kaynaklanan tazminat davasında tacirin ayıp ihbar yükümlülüğü ile satıcının ağır kusurunu inceleyen istinaf kararı.
Özet: Bir tekstil firmasının, numune kumaşlara uygun olmadığı ve gramajı, sıklığı yetersiz, açıkça ayıplı olduğu bilirkişi raporuyla da tespit edilen kumaşlar nedeniyle müşterilerine ödediği tazminatlar ve satılamayan mallar yüzünden uğradığı finansal zararların davalı satıcıdan tahsili talebiyle açtığı tazminat davası, ilk derece mahkemesince davacının basiretli bir tacir olarak maldaki açık ayıbı yasal süresinde satıcıya ihbar etme yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle reddedilmiş; davacı, bu karara karşı satıcının ağır kusurunun ve Türk Borçlar Kanununun ilgili hükmünün değerlendirilmediği iddiasıyla istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C. BURSA BAM .. HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
.. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ./.
KARAR NO : ./.
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : ./. Esas, ./. Karar
KARAR TARİHİ : .
DAVACI : .
VEKİLİ : Av. ...
.
DAVALI : ...
.
VEKİLİ : Av. ...
.
DAVA : Tazminat (Ayıplı Satıştan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 29/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 29/04/2025
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkilinin tekstil alanında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davalı . . .. . Tic. Ltd. Şti. de dahil olmak üzere başka firmalardan kumaş alımı yaparak bu kumaşları sattığını, bu ticari ilişki kapsamında davalı tarafça numune olarak müvekkiline gönderilen kumaşın ayıpsız olmasına güvenilerek davalından 29/03/2018 tarihinde 5.658 mt., 05/04/2018 tarihinde 2.796 mt., 09/04/2018 tarihinde 3.516 mt. kumaş alınarak ..., ..., . . .. .. . .. İnş. San. Tic. AŞ şirketlerine satış yapıldığını ancak ilgili şirketlerin satışa konu kumaşlarda sorunlar olduğunu müvekkili şirkete iletildiğini, bu sebeple ilgili şirketlerin söz konusu kumaştan diktikleri pantolon ve kıyaletleri müvekkili şirkete iade ettiğini, söz konusu mallar incelendiğinde, kumaşın gramajının ve sıklığının numune partiden oldukça düşük, yetersiz ve seyrek dokuma şeklinde olup ürün kalitesinin son derece yetersiz olduğunun anlaşıldığını, söz konusu firmaların kumaş maliyeti, işlem maliyeti ve müşteri toplam kar kayıplarının müvekkili tarafından giderildiğini, müvekkilinden toplam 149.971,39 TL zarar talep edildiğini, oluşan zarara ilişkin olarak davalıya gerekli bildirimlerin yapıldığını, hatta ayıplı ürünlerin örnekleri de incelenmek üzere kargo yoluyla gönderildiğini, davalı tarafın ayıbı kabul etmeyerek Zeytinburnu 4. Noterliği'nin 11/05/2018 tarih ve 8233 yevmiye no'lu ihtarnamesi ile ilgili fatura bedellerini talep ettiğini, davalından 29/03/2018 tarihli fatura ile alınan 5.658 mt. 41.552,35 TL'lik ayıplı mallar nedeniyle toplan 149.971,39 TL tazminat miktarının müvekkiline ödenmesi gerektiğini, 05/04/2018 tarihli fatura ile alınan 21.137,76 TL bedelli 2.796 mt.mal ile 09/04/2018 tarihli 26.580,96 TL bedelli, 3.516 mt.malın halen müvekkili şirket uhdesinde bulunduğunu ve herhangi bir firmaya satış yapılması mümkün olmadığından öncelikle ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebinin davalıya ihtar edildiğini, davalının ayıplı mal gönderdiğini kabul etmediğini beyanla, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkili şirketin uğramış olduğu 20.000 TL'lik zararın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup 17/06/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle, maddi tazminat talep miktarı olan toplam 42.961,98 TL'lik zararın avans faiziyle birlikte davalından tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf usulüne uygun tebligat yapılmasın rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, bilirkişi heyeti tarafından yapılan değerlendirmelerde sevk edilen malların açık ayıplı olduğunun vurgulandığı, Türk Ticaret Kanunu 23/11-c maddesinin "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde olup, tacirler arası mal alım satımında malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise iki gün içinde durumun satıcıya ihbar edilmesi gerektiği, bilirkişi heyetinin tespiti malın açıkça ayıplı olduğuna yönelik olup davacının ayıba yönelik herhangi bir ihbar yapmadığı, aksine malları başkaca firmalara satarak teslim ettiği, dolayısıyla onlardan gelen iade talepleri üzerine zararları karşılanarak işbu davanın açıldığı, fakat ayıp ihbarı süresi içerisinde yapılmadığından davacının ayıba dayalı olarak herhangi bir talepte bulunması mümkün olmayacağından, davacının basiretli bir tacir gibi davranmayarak, kendi mesleği de kumaşlar üzerine olmasına rağmen inceleme ve satıcıya bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf talebinde bulunan davacı vekili, mahkemece TBK'nın 225. maddesinin gözetilmeksizin, yani satıcının ağır kusurunun varlığı göz önünde bulundurulmaksızın hüküm kurulmuş olduğunu, 07.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda açıkça; "...atkı ve çözgü ipliklerinin birbirleri üzerinde kaymasının polyester atkının pamuk ile birlikte kullanıldığında kaymaya müsait olması ve bu anlamda ön işlemde reçine apre ve son işlemlerde silikon aprenin çok dikkatli kullanılması gerekliliği normalde yüzde 3 civarı olması gereken silikonun kumaş halindeyken yüzde 7,2 mamul iken yüzde 5,3 olduğu, bunun açmayı tek başına doğurabilecek sebep olarak yeterli olduğu...", "...Kumaşlara uygulanan mekanik apre işlemlerinden zımpara işlemi yerine daha az mukavemet kaybına sebep olan Liza işlemi yapıldığı, ama bu işleminde neticeten mukavemet kaybına sebep olduğu...", "...Mamul ürünlerde elyaf olmayan madde miktarının yani apre malzemesinin sınırların üzerinde olduğu bu da kumaşa boya terbiye aşamasında silikon bazlı yumuşatıcı verildiği ve fazla miktarının uzaklaştırılmadığı bunun da açma problemine yol açtığı...", "...talebin 7-7,5 oz olduğu, tespiti istenen kumaşların ise bu talep edildiği iddia edilen gramajın altında kumaşlar olduğunun görüldüğü, düşük gramajlı kumaşların açma ve yırtılmalarının gramaj düşüklüğü sebebiyle daha kötü olduğu..." sonuçlarına ulaşıldığını, kaldı ki, siparişin verildiği whatsapp yazışmalarında aynı gramajdaki mal diye açıkça belirtilmiş olmasına karşın gönderilen kumaşa elyaf olmayan dolgu maddesi ile tokluk verilmiş olup yıkandığında akan bu madde aktıktan sonra kumaşta kullanmayı engelleyen açmalar baş göstermekte olduğunu, bu gizlenmiş ayıbın da bilirkişi raporlarında açıkça belirtildiğini, bu sonuçlar bakımdan, davalı satıcının birden fazla hatalı işlemi sebebiyle kumaşların ayıplı ürün haline geldiği ve davalı satıcı tarafından bu malların müvekkiline teslim edildiğini, davalı şirketin ağır kusurunun bulunduğunu, sonuç olarak, mahkemece salt 8 günlük sürenin hak düşürücü olarak kabul edilmesi ve davalı şirketin kötüniyetli ayıplı ifasının değerlendirme dışında tutulmasının hem TMK md.2 ve TBK md.225'e hem de ticari teamüllere aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, kumaşların davacının sipariş ettiği en, gramaj ve özellikte olarak davacıya teslim edildiğini, davacı bu kumaşlardan gömlek imal edileceğini açıkça beyan etmesine rağmen daha sonra bu kumaşlardan pantolon imal etmesi ve bu pantolonların ayıplı olduğunu iddia etmesinin açıkça kötü niyetli olduğunu, davacının iddia ettiği ayıp iddiasında hiçbir şekilde bir gerçeklik payı olmamakla beraber davacının ayıp iddiasını süresi içerisinde ileri sürmediğini, davacının malın teslimi esnasında malları kontrol ve muayene yükümlülüğü bulunduğunu, oysaki davacı yanın bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve gerekli ihbarlarda bulunmadığını, davacının faaliyet alanı kumaş apreleme üzerine olup kumaşları yıkama ve apreleme işlemlerini bizzat davacı yaptığını, doğru apre yapılmadığı, bunun da kumaşın açılmasını etkilediği hususunun müvekkiline atfedilemeyeceğini, davacı yanın sunmuş olduğu whatsapp konuşmalarını kabul etmediklerini belirterek istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;
Dava, ayıplı mal satışı nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, ayıp ihbarının süresi içerisinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup davacı vekilince karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dosya kapsamı içerisindeki bilgi ve belgeler, ilk derece mahkeme gerekçesinde dayanılan deliller ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda dava konusu kumaşlardaki ayıbın açık ayıp olduğu belirtilmiş olup bu durumda tacir olan davacı tarafça ayıp ihbarının TTK'nın 23/1-c maddesi uyarınca süresi içerisinde satıcıya bildirilmesi gerekmekte olup dosya kapsamı uyarınca davacı tarafça davalıya yasal süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulduğuna dair bilgi ve belge bulunmadığı, yine bilirkişi raporunda belirtilen hususlar ağır kusur olmadığından davacının ihbar külfetinin devam ettiği, bu suretle davacının yasal süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmayarak satım sözleşmesine konu kumaşları mevcut haliyle kabul etmiş sayılacağı ve davalının bir sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilâm harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
3-) İstinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın m. 362/1-a hükmü uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. 29/04/2025
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye*
...
¸e-imzalıdır
.
.
Üye
...
¸e-imzalıdır
.
.
Katip
...
¸e-imzalıdır