İşçinin eksik bildirilen veya hiç bildirilmeyen hizmet sürelerinin tespiti davasında, Bölge Adliye Mahkemesinin hak düşürücü süre gerekçesiyle davanın reddine dair kararının temyizi incelenmektedir.
Özet: Davacı, 01.11.2011-17.06.2020 tarihleri arasında davalı işveren yanında satış personeli olarak kesintili ancak sürekli çalıştığı halde bazı dönemlerde sigorta hizmetlerinin eksik bildirildiğini iddia ederek hizmet tespiti istemiş; ilk derece mahkemesi 605 günlük hizmetin bildirilmediğini tespit ederek davayı kısmen kabul etmişken, bölge adliye mahkemesi davayı hak düşürücü süre nedeniyle tamamen reddetmiş; davacı vekili ise işe giriş bildirgesi verildiği için hak düşürücü sürenin işlemeyeceği ve red kararının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla temyiz başvurusunda bulunmuştur.
10. Hukuk Dairesi         2025/10613 E.  ,  2026/6428 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2084 E., 2025/1500 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akhisar İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/215 E., 2022/79 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalıya ait ... ... Mağazaları isimli iş yerinde ilk olarak işe girdiğini, 01.11.2011 tarihi ile son olarak işten ayrıldığı 17.06.2020 tarihine kadar satış personeli olarak belirli aralıklarda ancak sürekli olarak çalıştığını, davacı sigortalının,
01.11.2011 – 14.10.2013,
15.01.2014 – 30.12.2015,
05.01.2017 – 30.11.2018,
01.05.2019 – 17.06.2020 tarihleri arasında sürekli ve kesintisiz çalışma olmasına rağmen işveren tarafından sigortasının yapılmadığını ve Kuruma eksik bildirildiğini, davacının bu eksik bildirim nedeniyle sosyal güvenlik haklarının kayba uğradığını belirterek eksik bildirilen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre kapsamına girdiğini, davacının çalışmalarının eksik bildirildiğine ilişkin iddianın yerinde olmadığını, davacının çalıştığı sürelerin tamamının ... Başkanlığına bildirildiğini, farklı iş yerlerinde çalışmalarının bulunduğunu, dava konusu iddiaya ilişkin ispat külfetinin davacıya ait olduğunu, davacıyla aynı şekilde davası bulunun kişilerin tanıklığının hükme esas alınmasının mümkün olmadığını ve davacının eksik bildirilen hizmeti bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; çalışma olgusunun yazılı belge ile ispatı gerektiğini, davacının çalışmasına ilişkin belgelerin,işveren tarafından verilip verilmediği ya da kurumca çalıştıklarının tespit edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğini, tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğinin Yargıtayın yerleşmiş görüşü olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve yerleşmiş Yargıtay kararları doğrultusunda, davacının tespitini istediği sürelerle ilgili olarak, davalıya ait iş yerinden bildirgeler ve bordrolar celbedilerek, davacının imzası olanların saptanması ve imzasını içeren bordrolarda geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili istemin reddine, imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden ise işverenin bordrolarında kayıtlı tanıklar tespit edilerek, bu tanıkların bilgilerine başvurulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, Kurum kayıtlarının resmi belge vasfında olduğunu, aksinin ancak yazılı deliller, ücret bordroları ve sair nitelikteki belgeler ile ispat edilebileceğini, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini belirtilerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile
1-Davacının davalı ...'a ait 1056229.45.01 sayılı "manifatura" iş yerinde 01.11.2011 - 17.06.2020 tarihleri arasında kesintili olarak asgari ücret üzerinden çalıştığının tespiti ile belirtilen tarihler arasında 1146 gün davalı yanında çalıştığının tespiti ile 541 günlük kısmının Kuruma bildirildiğinin, 605 günün bildirilmediğinin tespitine,
2-Davacının davalı ...'a ait 1056229.45.01 sayılı "manifatura" iş yerinde 2011/11. ay 30; 2011/12. 30; 2012/1 ila 8. ay arasında (8. ay dahil) 240; 2013/7. ay 1; 2013/8. ay 30; 2014/6. ay 17; 2014/7. ay 30; 2014/8. ay 30; 2014/9. ay 20; 2018/7. ay 27; 2018/8. ay 30; 2018/9.ay 30; 2019/5 ila 7. ay 90; olmak üzere toplam 605 gün çalıştığı ancak Kuruma bildirilmediğinin tespitine bu şekilde Kurum kayıtlarına işlenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf taleplerinin kabulüyle; Akhisar İş Mahkemesinin, 11.05.2022 tarihli 2021/215 E., 2022/79 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesince 01.11.2011 - 26.09.2012 tarihleri arası hizmetlerin hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması sebebiyle reddine ilişkin hükmün doğru olmadığını, davalı tarafından davacının işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiğini, bu nedenle hak düşürücü sürenin başlamayacağını, bu gerekçeye dayalı olarak davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin hakkaniyete ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, diğer dönemlere ilişkin davanın yazılı delille ispat edilememiş olması gerekçesi ile reddine karar verilmesinin de hukuka aykırılık teşkil ettiğini, zira hizmet tespitine ilişkin davaların yazılı delil dışında tanık delili ile ispat olunacağı hususunun açık olduğunu, yargılama aşamasında beyanda bulunan tüm tanıklarında ifade ettiği şekilde davacının hizmetlerinin tesciline karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının 01.11.20 11... .06.2020 tarihleri arasında davalı iş yerinde kesintisiz olarak geçen hizmet sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.