Çek bedelinden kaynaklanan ihtiyati haciz kararına, konkordato geçici mühletine dayalı borçlu itirazının Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesi.
Özet: Ödenmeyen bir çeke dayalı olarak talep edilen ihtiyati haciz kararının ilk derece mahkemesince kabul edilmesi üzerine, hakkında geçici konkordato mühleti bulunan borçlu, mühletin ihtiyati haczin sadece infazını değil, verilmesini de engelleyeceğini, yetkisiz mahkemeden çıktığını ve konkordatonun amacına aykırı olduğunu ileri sürerek itiraz etmiş; ilk derece mahkemesinin bu itirazı, yetki dahil tüm gerekçeleri reddederek geri çevirmesi üzerine, borçlu vekili mühlet kararı varken dahi ihtiyati haciz kararı alınmasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla istinafa başvurmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1620 Esas
KARAR NO:2026/1611 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2026/1781 D.İş Esas - 2026/1790 Karar
TARİHİ:24/06/2026 (Ek karar tarihi )
TALEP:İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ:10/09/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; ... Bank A.Ş. Siteler Şubesine ait ... nolu hesaba ait, ... seri nolu, 20.04.2026 tarihli, 1.000.000,00 TL bedelli çeke dayanarak 1.000.000,00 TL alacağın temini için İİK 257 vd. Maddeleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir.İlk Derece Mahkemesi 07/05/2026 tarih ve 2026/1781 D.İş Esas - 2026/1790 Karar sayılı D.İş kararı ile;
"1-İhtiyati haciz isteminin KABULÜ ile 1.000.000,00 TL alacağın temini bakımından İİK 257 vd. maddeleri uyarınca borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının, İcra İflas Kanununda muayyen tahditler dairesinde İhtiyaten Haczine,
2-%20 teminat (200.000,00 TL) alınmasına," karar verilmiş ve karara karşı karşı taraf borçlulardan .... Şti. vekili tarafından itiraz edilmiştir.
İhtiyati Hacze İtiraz eden borçlu .... Şti. vekili itiraz dilekçesinde özetle; müvekkili şirket hakkında İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/394 esas sayılı dosyasında verilen geçici mühlet kararının bulunduğunu, İİK. m. 294. kapsamında müvekkili aleyhine ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini, ihtiyati haciz kararının yetkisiz mahkemeden verildiğini, çekte birden fazla ciranta bulunduğunu, tüm borçlular yönünden ortak yetkili mahkeme çekin keşide yeri olan Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğundan ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını, İİK. 257. Maddesindeki şartların oluşmadığından ihtiyati haciz kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkiline ait mal varlığı değerlerine yalnızca 200.000,00 TL karşılığında ihtiyati haciz konulmasının hukuka aykırı olduğunu, teminat miktarının müvekkili şirketin mal varlığı değerleri gözetilerek toplam değere göre belirlenmesini savunarak İhtiyati haciz kararına itirazlarının kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını, teminatın alacaklıya iade edilmemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 24/06/2026 tarih ve 2026/1781 D.İş Esas - 2026/1790 Karar sayılı ek kararında;".....Yukarıda bahsi geçen Yargıtay kararı gereği muhatap bankaya ibraz edilen ancak ödenmeyen çeke dayalı borcun, bu şekilde aranması tüketildikten sonra, götürülecek borç niteliği kazanacağı ve TBK'nın 89/1 hükmü gereği alacaklının yerleşim yeri mahkemesinin de ihtiyati haciz talebinde yetkili hâle geleceği gözetilerek ihtiyati hacze itiraz edenin yetki itirazının da reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-İhtiyati hacze itiraz edenin itirazlarının reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı muteriz .... Şti. vekili vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati hacze itiraz eden borçlu .... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket hakkında verilen geçici mühlet kararının ihtiyati haczin yalnızca infazını değil, kararın verilmesini de engellemekte olduğunu, yerel mahkemenin İİK m.294 hükmünün yalnızca ihtiyati haczin tatbikini engellediği, ancak karar verilmesine mani olmadığı yönünde son derece isabetsiz bir karara imza attığını, bu tespitin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, konkordato kurumunun varoluş gayesiyle çeliştiğini, konkordato mühletinin ihdas edilmesindeki temel amacın borçluya alacaklı baskısından uzak, rahat bir nefes aldırarak mali yapısını toparlama fırsatı sunmakta olduğunu, hukuken infaz kabiliyeti bulunmayan, fiilen uygulanması kanunla yasaklanmış bir tedbirin kağıt üzerinde dahi olsa verilmesinde alacaklının korunmaya değer hiçbir hukuki yararı bulunmadığını, uygulama imkanı olmayan bir karar alınmasının müvekkil şirketin ticari itibarını zedelemekten ve yeniden yapılandırma sürecini sekteye uğratmaktan başka bir netice doğurmayacağını, ihtiyati haciz müessesesinin, konkordatonun mahiyeti ve amacı ile bağdaşmadığını, nitekim ihtiyati haczin konkordatonun gayesi ile kabili telif olmadığının ifade edildiğini ve ihtiyati haczin bir muhafaza ve emniyet tedbiri vasfı taşısa dahi nihayetinde bir takip muamelesi olduğunu ve konkordato mühleti içinde tatbikinin caiz olmadığının vurgulandığını, icra takibine dahi girişemeyen alacaklıların ihtiyati haciz vasıtasıyla borçlu üzerine gitmelerinin, müvekkil şirketin varlıklarının başka yere nakli veya güvenceye alınması tehdidi yaratması bakımından konkordatodan beklenen yarara taban tabana zıt olduğunu, geçici mühlet kararı sonrasında müvekkil şirket aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesinin, kanun koyucunun borçluyu koruma iradesine aykırı olduğunu, mühlet kararı ortadayken, ilk derece mahkemesinin hukuki yarar yokluğunu göz ardı ederek ihtiyati hacze itirazlarını reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,İhtiyati haciz kararının yetkisiz mahkeme tarafından verildiğini, karara konu edilen çek üzerinde birden fazla ciranta bulunduğunu, söz konusu borçluların her birinin birbirinden tamamen farklı yargı çevrelerine mensup olduğunu, somut uyuşmazlıkta borçlular yönünden yasal olarak tesis edilmiş ortak yetkili bir mahkeme bulunmadığını, bu doğrultuda davanın tüm borçlular bakımından ortak yetki alanı olan çekin keşide yeri olan Ankara Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılması gerekirken, müvekkil şirketi yetkisiz bir yargı çevresine çekmek maksadıyla İstanbul'da yürütülmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Yerel mahkemenin ret gerekçesinde muhatap bankaya ibraz edilen ancak karşılıksız kalan çeke dayalı borcun aranması tüketildikten sonra götürülecek borç niteliği kazanacağı, bu sebeple alacaklının yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili hale geleceğinin ifade edildiğini, ancak bu yorumun HMK m.7'nin ihdas edilme amacıyla ve davalıların sırf alacaklının seçtiği yargı çevresine getirilmesi yasağına ters düştüğünü, karşı tarafın, aralarında ortak bir fiili bağ bulunmayan birden fazla borçluyu kendi tercih ettiği mahkemeye mecbur bırakma çabasının hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin salt alacaklı lehine olan istisnai yorumları baz alarak yetki itirazlarını reddetmesi ve ihtiyati haciz kararı tesis etmesinin hatalı olduğunu, yetkisiz mahkemece verilen bu yersiz kararın kaldırılması gerektiğini, İİK m.257 şartları oluşmadığı halde ve çok düşük bir teminatla karar verildiğini, işbu hükümde aranan yasal şartların somut uyuşmazlıkta ne şekilde vücut bulduğunun hiçbir surette gerekçelendirilmediğini, davacı yanın müvekkil şirketin taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye veya kaçırmaya hazırlandığına dair salt soyut ve varsayıma dayalı beyanlarda bulunmanın ötesine geçemediğini, ortada ihtiyati haciz talebinin haklılığına dair yaklaşık ispat kuralını karşılamaya elverişli, mahkemeye kanaat getirecek hiçbir somut delil bulunmadığını, müvekkilin sabit yerleşim yeri olan, ticari faaliyetlerini sürdüren ve borçlarını yapılandırmak amacıyla yasal bir hak olan konkordato müessesesine başvurmuş saygın bir tüzel kişilik olduğunu, kanun koyucunun aradığı tehlike şartları doğmadığı halde, sırf alacaklının mesnetsiz iddialarına dayanılarak ihtiyati haciz kararı verilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ihtiyati haciz kararı verilecekse dahi mahkemenin takdir ettiği teminat miktarının borçlunun haklarını koruma gayesinden son derece uzak olduğunu, yasal şartları oluşmayan haksız ihtiyati haczin kaldırılması, aksi halde ise müvekkilin uğrayabileceği zararlar gözetilerek teminat miktarının yükseltilmesi gerektiğini, Müvekkil aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkemenin müvekkil şirket ... Şti. aleyhine 12.500,00 TL vekalet ücreti ile 30,00 TL gider avansının davacı tarafa ödenmesine hükmettiğini, müvekkil şirketin bozulan mali durumunu yapılandırmak, ticari faaliyetlerini sürdürebilmek ve alacaklılarına karşı taahhütlerini yerine getirebilmek gayesiyle kanunun tanıdığı konkordato müessesesine başvurduğunu, neticesinde hakkında geçici mühlet kararı tesis edildiğini, konkordato kurumunun yegane amacının ekonomik durumu bozulan borçluya alacaklıları ile mutabakata varabilmesi için bir süre tanıyarak, alacaklıların muhtemel icra baskısı olmaksızın mali yapısını iyileştirme fırsatı sunmak olduğunu, borçlunun halihazırda ödeme güçlüğü çeken ve kanuni bir koruma altında bulunan müvekkil şirkete böylesi bir süreçte fazladan mali külfetler yüklenmesinin yasanın borçluyu koruma gayesi ile çelişmekte olduğunu, İİK m.294 uyarınca geçici mühlet içinde ihtiyati haciz kararlarının uygulanamayacağının açıkça düzenlendiğini, uygulama kabiliyeti bulunmayan, fiili ve hukuki hiçbir menfaat barındırmayan bir tedbir kararına itiraz edilmesinin, müvekkil şirketin ticari itibarını sarsıcı nitelikteki bu işleme karşı yürüttüğü haklı bir çabanın sonucu olduğunu, kanunen infazı yasaklanmış bir işlemin tesisi başlı başına usul ve yasaya aykırılık teşkil ederken, bu yersiz kararı kaldırtmak isteyen müvekkilin bir de yargılama gideri ve vekalet ücreti ile cezalandırılmasının hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu, bu itibarla yerel mahkemece verilen itirazın reddi kararının yanı sıra, müvekkil şirket aleyhine tesis edilen vekalet ücreti ve yargılama giderine ilişkin hükmün de kaldırılması gerektiğini, yasal şartları oluşmayan ve infaz yeteneği bulunmayan haksız ihtiyati haciz talebinde bulunarak yargılamaya sebebiyet veren davacı tarafın, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak itirazlarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, çekten kaynaklı ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Mahkemece 07/05/2026 tarihli karar ile, ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiş, karara karşı karşı taraf .... Şti. vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine 24/06/2026 tarihli ek karar ile, itirazın reddine, karar verilmiş ve ek karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden .... Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.7101 Sayılı Yasa'nın 16. maddesi ile değişik İİK'nın 287. maddesi gereği konkordato talebi üzerine mahkemece derhal 3 ay süre ile geçici mühlet verileceği, İİK'nın 288. maddesine göre ise geçici mühletin, kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı, bu bağlamda kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçlarını düzenleyen İİK'nın 294/1. maddesi uyarınca mühlet içinde ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararlarının uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Düzenlemelerden anlaşılacağı üzere konkordato istemiyle açılan davada mahkemece verilen geçici ya da kesin mühlet kararı ihtiyati haciz kararı verilmesini engellememekte, verilen ihtiyati haciz kararının infazını önlemektedir.İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK'nın 257.maddesindeki şartların oluşması gerekir. İİK'nın 257/1.maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı... ihtiyati haciz talebinde bulunabilir.İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. İİK’nun 258. maddesinde ihtiyati hacze, İİK'nun 50. maddesine göre yetkili mahkeme tarafından karar verileceği belirtilmiş, aynı Kanunun 50. maddesinde ise ihtiyati hacizde yetkili mahkemenin belirlenmesi hususunda HMK’nun yetkiye ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmuştur. Bu durumda, çekten kaynaklanan borcun alacaklısının borçlunun yerleşim yerinde, birden fazla borçlu bulunması halinde borçlulardan birinin yerleşim yerinde, çekin keşide yeri veya ödeme yerinde ihtiyati haciz talebinde bulunabilmesi mümkündür. Ancak, muhatap bankaya ibraz edilen ve karşılıksız kalan çeke dayalı borç, bu şekilde aranması tüketildikten sonra götürülecek borç niteliği kazandığından, HMK’nun 10. maddesi gereğince ifa yeri olarak 6098 sayılı TBK’nun 89. maddesinde belirtilen alacaklının yerleşim yeri mahkemesi de ihtiyati haciz talebinde yetkili mahkeme haline gelmektedir. (bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2025/5752 esas, 2025/6984 Karar sayılı; 2016/12815 Esas 2016/9299 Karar sayılı ilamları).Somut olayda, talep dayanağı çekin, ihtiyati haciz talep eden tarafından muhatap bankaya 29/04/2026 tarihinde ibraz edildiği ve karşılıksız çıktığı, muhatap bankaya ibraz edilen ancak karşılıksız kalan çeke dayalı borcun, bu şekilde aranması tüketildikten sonra, götürülecek borç niteliği kazandığı ve HMK’nun 10 ve TBK'nun 89 maddeleri uyarınca ifa yeri olarak alacaklının ikametgah yeri mahkemesinin de ihtiyati haciz talebini değerlendirmeye yetkili hale geldiği, ihtiyati haciz talep eden bankanın yerleşim yerinin Şişli/İstanbul adresinde bulunduğu, buna göre İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin ihtiyati haciz talebini incelemeye yetkili olduğundan bu yöndeki itirazın yerinde olmadığı anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince, ihtiyati haciz kararı kambiyo senedine dayalı olarak verilmiştir. Talep eden tarafından dosyaya sunulan çeke göre yaklaşık isbatın gerçekleştiği, talep tarihinden sonra muteriz şirket hakkında İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/394 Esas sayılı dosyasından İİK 287. vd. maddeleri uyarınca verilen verilen geçici mühlet kararı İİK'nın 294. maddesi kapsamında ihtiyati haciz kararı verilmesini engellememekte, verilen ihtiyati haciz kararının infazını önlemektedir. İİK. 259 ve HMK 392 madde hükümleri uyarınca mahkemece taktir edilen teminat miktarı usul ve yasaya uygun olduğundan teminat miktarına yönelik itirazın yerinde olmadığı, sair itirazların ise İİK'nın 265. maddesinde düzenlenen itiraz sebeplerinden olmadığı, ancak açılacak bir davada yargılama yapılmak suretiyle incelenebilecektir. Mahkemece şartları oluşan ihtiyati haciz talebinin kabulü ile bu karara yapılan itirazın reddine, muteriz itirazında haksız olduğundan ihtiyati haciz talep eden lehine AAÜT. göre vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, verilen kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, muteriz vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi ek karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, muteriz vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati hacze itiraz eden karşı taraf .... Şti.'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden muteriz .... Şti. tarafından peşin olarak yatırıldığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.