Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunda, eksik inceleme ve zarar tespiti yapılmadığı gerekçesiyle mahkumiyet hükmünün bozulması ve yeniden bilirkişi raporu istenmesi.
Özet: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü, sanığın şirket adına topladığı iddia edilen paralar ile uhdesine geçirdiği ürünlere ilişkin maddi zararın tespiti konusunda yetersiz ve hatalı bilirkişi incelemesi yapıldığı, sanığın işten ayrılış tarihinden sonraki dönemi kapsayan hesaplamaların raporda yer aldığı, kayıp ürünler için net zarar miktarının belirlenmediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarının net zarar tespiti yapılmadan uygulanamadığı ve suç tarihleri irdelenmeksizin zincirleme suç hükümlerinin tartışılmadığı gerekçeleriyle, maddi gerçeğin tam olarak ortaya çıkarılması için eksik inceleme ve araştırma yapıldığı tespit edilerek bozulmuştur.
11. Ceza Dairesi         2021/41435 E.  ,  2026/4925 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2020/428 E., 2021/247 K.
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılanın şirketinde satış elemanı olarak çalışan ve aralarında hizmet akdi bulunan sanığın katılan adına hareket ettiği esnada müşterilerden alması gereken 9564 TL bedeli alarak parayı uhdesine geçirdiği ancak bu parayı şirket kayıtlarına yatırmadığı, yine sanığın 13.980 TL bedelli şirket ürününü satmış gibi şirkete bildirmesine rağmen bu eşyayı satış yapmaksızın uhdesine geçirdiği, böylelikle üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda; dosya kapsamında yer alan sanığın katılan şirkette 23.05.2012 tarihli işe giriş, 10.01.2014 tarihli işten ayrılış bildirgeleri ve sanığın aşamalarda katılan şirket ile yapılan görüşmeler neticesi 7.935 tl açık olduğunun tespiti üzerine açığı kapatmak için dosya kapsamında da yer alan 30.01.2014 tarihli 7.935 tl bedelli senedi keşide ettiğini ve bu miktar üzerinden tevilli ikrar içeren savunmalarda bulunması gözetildiğinde dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda sanığın uhdesinde bulunan miktarların tespiti bölümünde sanığın tahsil ettiği şirket ticari defterlerinde yer alan senetlerin incelenmesi neticesi 9.564 TL miktarın sanığın uhdesinde bulunduğuna ilişkin kanaate varılmış ise de bilirkişi raporunun ticari defterde yer alan senetlerin liste halinde inceleme kısmında yer verilen tarihlerde sanığın 10.01.2014 tarihi itibariyle işten ayrıldığı gözetildiğinde bu tarihi aşkın tarihlere ilişkin senetlerin de inceleme kapsamına alınarak netice miktarın belirlendiği, yine kayıp olduğu tespit edilen ürünlere ilişkin ise E113449 seri numaralı 2.250 tl bedelli faturanın reel satış olmadığı ve izleyen 113450 seri numaralı faturanın da kayıtlarda yer almadığı, şirket fatura koçanının iki yaprağının tüm nüshaları ile birlikte kayıp olduğunun tespit edildiği ancak kayıp olan ürünlere ilişkin netice zarar miktarının tespitinin de yapılmadığı ve icra kanalıyla zarar kalemini ödediğini belirten sanık hakkında CMK'nın 231. maddesinde yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin net zarar tespiti yapılmadan uygulanmadığının anlaşılması karşısında; maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından; katılan şirketten şirket defter ve kayıtları ile suça konu sanığın uhdesinde tuttuğunu belirttikleri tahsilat miktarları ile mal edindiği ve sattığı belirtilen ürünlere ilişkin detaylı liste, fatura ve ilgili bilgi ve belgelerin dosyaya celbi, yine sanık tarafından sahte senetler ile hangi ödemeleri uhdesinde tuttuğuna ilişkin belgelerin ibrazının istenmesi sonucu suç tarihleri de titizlikle belirlenerek, şirkete ait hangi ürünleri kendine mal edindiğinin ve hangi ödemeleri uhdesinde tuttuğunun zarar kalemleri de tespit edilerek ayrıntılı olarak belirlenmesi için yeniden bilirkişi raporu tanzim ettirilmesi ve sanığın icra kanalı ile yaptığı ödemeler de celp edilip karşılaştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda belirtilen suç tarihleri irdelenmeksizin TCK'nın 43. maddesinde yer alan zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
Yasaya aykırı sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi gereği sanığın sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının SAKLI TUTULMASINA,
30.04.2026 tarihinde karar verildi.