İthalat kaynaklı suçlar nedeniyle trafik kaydına tedbir şerhi konulan ticari aracın hukuki ayıplı sayılması ve satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğu.
Özet: Davacı tarafından ticari amaçla satın alınan aracın, ithalatçısı hakkında sahte evrak düzenleme ve kaçakçılık suçlamasıyla açılan ceza davası sonucunda mahkemece trafik kaydına tedbir şerhi konulmasıyla hukuken ayıplı hale gelmesi üzerine, davacı ayıpsız bir araç değişimi veya rayiç bedelinin ödenmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi ayıbın sabit olduğu ve davacının seçimlik hakkının kabulü gerektiği gerekçesiyle davayı kabul etmiş, davalının bu karara karşı yaptığı istinaf başvurusu ise Bölge Adliye Mahkemesi tarafından aracın açıkça hukuki ayıplı olduğu ve satıcının bu hukuki ayıptan kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın sorumlu olduğu belirtilerek esastan reddedilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/5163 E.  ,  2026/2213 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2046 Esas, 2025/736 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/309 E., 2022/421 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalıdan noter aracılığıyla 2018 model ... marka,... model aracı ticari alışveriş kapsamında satın aldığını, müvekkilinin, davalıdan satın aldığı dava konusu araç hakkında, aracı ithal eden şirket yetkilisi ... hakkında sahte evrak tanzimi ile eksik gümrük vergisi ödenerek aracın ithal edildiği iddiasıyla ile 5607 sayılı Kaçakçılık ile Mücadale Kanuna Muhalefet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından dolayı cezalandırılması, ayrıca dava konusu aracın müsaderesi talepli iddianame ile Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/36 E. sayılı dosyasında dava açıldığını, bu dosyanın aralarında bağlantı olması nedeniyle Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/135 E. sayılı dosyası ile birleştirildiğini, bunların davacıya Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/135 E. sayılı dosyasından mağdur sıfatı ile dinlenmek üzere davetiyenin gelmesinin akabinde tespit edildiğini, dava konusu aracın ve diğer araçların trafik kayıtlarının gelmesinin akabinde araçlar üzerinde tedbir şerhi konmasına karar verildiğini, tedbir nedeniyle aracın başkasına satılamayacak duruma gelerek hukuki ayıplı hale geldiğini, davalıya ihtarname tebliğ edilerek, dava konusu aracın benzeri ile değiştirilmesi, bu mümkün olmadığı takdirde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 24. maddesi gereği aracın rayiç bedelinin ödenmesinin talep edildiği, davalının ihtarnameye cevaben aracın aynen misli ile değiştirilmesi taleplerini kabul etmeyeceklerini bildirdiğini, aracın ayıplı olduğunu ileri sürerek 2.740.000,00 TL üzerinden ihtiyati haciz konulmasına, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 227/4 hükmü gereği tazminat haklarının saklı kalması kaydı ile aracın derhal ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesine, bu mümkün olmadığı takdirde İİK'nın 24. maddesi gereği aracın rayiç bedelinden şimdilik 2.740.000,00 TL'nin, ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 15.12.2020 tarihi itibariyle belirlenerek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ayıp sabit görüldüğü ve ihbar hemen yapılmış kabul edildiğine göre, davacının talebinin terditli olması, ilk seçimlik hakkı olarak taşınırın aynen değiştirilmesini istediği nazara alındığında, geçen yıllar itibarıyla 2018 model ve sıfır kilometrede bir araç bulunması zor olsa da, davacının talebinin kabulüne engel bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu aracın davalı tarafından dava dışı ithalatçıdan alınmasının akabinde davacının da 29.11.2019 tarihli araç satış sözleşmesi ile 1.217.790,00 TL karşılığında davalıdan satın aldığı, aracın davacı şirkete teslimi ve şirket adına tescilinden sonra; davacı yan yedinde iken ithalatçı şirket yetkilileri hakkında resmi evrakta sahtecilik ve kaçakçılık iddiası ile kamu davası açıldığı, birleşmeden sonra dosyanın halen derdest olduğunun görüldüğü, ceza yargılaması sırasında, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/135 E. sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararının trafik kaydına işlendiği, aracın davacı uhdesinde olduğunun anlaşıldığı, ticari satıma ve eldeki davaya konu aracın açık biçimde hukuken ayıplı olduğu, zapta değil ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, ayıp nedeni ile davacının mülkiyet hakkının içeriğini düzenleyen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesinde belirtilen yetkilerine sahip olamadığı ve bunları kullanamadığı, davacının, kendisine satılmasından önce vuku bulan bir suça konu olması nedeniyle resmi mercilerce üzerine tedbir konulan araç hakkında, sicil kaydındaki şerh nedeni ile dilediği gibi tasarruf edemediği, satın aldığı mala, kendisinin herhangi bir kusuru olmaksızın, mahkemece konulan tedbir sonucu tasarruf hakkının kısıtlandığı, hal böyle olunca ortaya çıkan hukuki ayıptan -satıcının ayıba karşı tekeffülüne ilişkin hükümlere göre- davalı satıcının sorumlu olduğu, davalının hukuki ayıbın ortaya çıkmasında kusurlu olup olmamasının sonucu etkilemediği, ceza mahkemesinde davaya konu aracı ithal eden firma yetkilileri hakkında açılan kamu davasında verilecek kararın -ki bu dava satıcı hakkında olsa dahi- satıcının ayıba karşı tekeffülüne dayalı eldeki davayı etkilemeyeceği, Mahkemece, dava konusu aracın değerinin tespiti yönünde makine mühendisi bilirkişiden aldığı raporda, dava konusu aracın davacı tarafından satın alındıktan sonra kaza yaptığına dair tramer sorgusunda kayıt tespit edildiği, kazaya ilişkin belgeler getirtilip bilirkişiden misli ile değişim şartları ve değer kaybı var ise denetime elverişli ek rapor alınıp değerlendirilmeden misli ile değişim yönünde karar verilmiş ise de, davalının bu yönde istinafının bulunmadığı, bu hususun kamu düzenine ilişkin de olmadığı, Mahkemece ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına ilişkin davalının talebinin reddine karar verilmesinin yerinde görüldüğü gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı tarafça davalıdan satın alınan aracın gümrük işlemlerinde vergiye esas değeri konusunda usulsüzlük yapıldığı ve aracın trafik kaydına tedbir konulduğundan bahisle, aracın öncelikle misli ile değiştirilmesi, bu talep kabul edilmezse rayiç bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Davalı vekilinin aleyhine tesis edilen ihtiyati haciz kararına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince davalının ihtiyati haciz talebine ilişkin talebinin reddi ile aynen devamına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davalı vekilinin istinaf itirazları esastan reddedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin, geçici hukuki korumalara ilişkin kararları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 362. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince temyiz edilemez. Bu durumda, davalı vekilinin ihtiyati haciz kararına yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.Davalı vekilinin hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin ihtiyati haciz kararına yönelik TEMYİZ DİLEKÇESİNİN REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.