Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde tanınmış markanın taklidi ve iltibas tehlikesi iddialarıyla marka tescil kararının iptali ve hükümsüzlüğü davası.
Özet: Davacı firma, tescili talep edilen markanın kendi dünyaca tanınmış ve farklı sektörlerde kullanılan markalarıyla görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, bunun tüketicilerde doğrudan veya dolaylı karıştırılma ihtimali yarattığını, söz konusu markanın kötü niyetli bir taklit olduğunu ve kendi itibarını zedeleyeceğini ileri sürerek ilgili tescil başvurusunun iptalini veya markanın hükümsüzlüğünü talep etmekte; davalı kurum vekilinin işlemlerin yasalara uygun olduğunu belirtmesi, diğer davalının ise davacı markasının müvekkilinin mal ve hizmet kapsamında bilinirliğinin olmadığını savunmasıyla dava konusu uyuşmazlık devam etmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/92 Esas - 2026/51
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A RESAS NO : 2025/92 KARAR NO : 2026/51DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-HükümsüzlükDAVA TARİHİ : 06/03/2025KARAR TARİHİ : 18/02/2026 Yazım Tarihi: 04/03/2026İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Başvuruya konu ... markasının davacı firmanın tanınmış ... markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzeri olup, markalar arasında karıştırılma ihtimalnini bulunmakta olduğu, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yüksek benzerlik bulunduğundan markaların doğrudan karıştırılması ihtimalinin bulunduğu, başvuru sahibinin markası ile gerek aynı anda ve gerekse farklı zaman dilimlerinde karşılaşacak tüketicilerin, bu markayı davacıya ait marka ile ilişkilendireceği, markaları karıştıracağı veya başvuru sahibi ile davacı arasında idari ekonomik anlamda bir bağlantı bulunduğu intibasına kapılarak markanın kökeni hakkında yanılgıya düşeceği, belirtilen iltibas sonucunda tüketicilerin davacı ortaklığın sahip olduğu ticari itibar, bilinirlik ve garanti fonksiyonunun zarar göreceği, marka görsellerinden de rahatlıkla fark edilebildiği üzere, itiraza konu ... markasının davacının dünyaca tanınmış ... markalarından yola çıkarak oluşturulmuş bir taklidi niteliğinde olduğu, davacının ... markalarındaki görsel unsurun, itiraza konu markada ters çevrilmiş bir biçimde aynen yer almakta olduğu, itiraza konu ... markasında yer alan baskın unsurun davacının ... markasının aynısı olduğu, bu çerçevede başvuru sahibinin marka başvurusunun, davacının markasından yola çıkılarak ve markanın taklit edilmesi suretiyle oluşturulduğu ve halk arasında karıştırılma ihtimaline sebep olacak nitelikte olduğu, başvuru sahibinin davacının tanınmış ... markasından habersiz olarak tesadüfen bu şekli seçmiş olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, huzurdaki markaların aynı ve benzer mal ve hizmetleri kapsamakta olduğu konusunda herhangi bir şüphenin bulunmamakta olduğu, davacının çok uçan yolcu programı kapsamında benzin istasyonlarından, telekomünikasyona, sigorta sektöründen otellere, bankacılıktan araba kiralama şirketlerine kadar birçok farklı sektörle iş birliği içerisinde markalarının sadece ... ibareli ürünlerde değil, bu program ortaklarınca da kullanılmasına izin verdiğinden, tüketiciler nezdinde kolaylıkla davacı markasının tescilli olduğu mal ve hizmetler dışında sıkça görülen bu işbirlikleri kapsamında, başvuru sahibi tarafından kullanılmasına izin verildiği gibi bir izlenim yani dolaylı karıştırılma tehlikesinin de kaçınılmaz şekilde ortaya çıkacağı, davacı ortaklığın sektörde öncü ve türkiyenin en önemli markası oluşu, davacının her yıl milyon dolarları bulan reklam ve pazarlama çalışmaları ile daha da geniş çevrelere ulaşmakta büyük bir tanıtım gücüne ulaşmakta olduğu, bu nedenle davacının tüm markalarının bu bakış açısı ile korunması gerektiği, bu durumun markalar arasındaki karıştırılma ihtimalini daha da arttırmakta olduğu, ... markasının davacının isminin geçtiği tüm mecralarda, havaalanlarında, yazışmalarında, tüm tanıtım ve diğer markalarının kullanıldığı alanlarda kullanılmakta olduğu, iltibas sonucunda tüketicilerin davacının sahip olduğu ticari itibarının markasına ilişkin bilinirlik ve garanti fonksiyonuna zarar verileceği, böyle bir durumda davacının piyasada yıllarca emek sarf ederek meydana getirdiği haklı ün ve tüketicilerde oluşturduğu kalite imajının da sarsılacağı ve davacının gerek manen gerekse de madden zarara uğrayacağının tartışmasız olduğu, dolayısıyla itiraza konu markanın tescil başvurusunun SMK’nın 6/5 maddesi uyarınca talep edilen tüm mallar bakımından reddine karar verilmesi gerektiği, davaya konu ... kararında başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat oluşmadığı yönündeki tespitin hatalı olduğu, ortaklık logosunun 1959 yılında ... tarafından yaban kazından ilham alınarak davacı Ortaklık için çizilmiş olduğu, Logonun bir “grafik tasarım eseri” olarak 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmakta olduğu, markanın SMK 6/6 kapsamında da ret edilmesi gerekirken Davalı İdare tarafından markanın tesciline karar verilmesinin hukuka uygun olmadığı” öne sürülerek ... ...‘nın ... sayılı kararının iptaline, markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı şahsın davaya cevap vermediği ancak; 08/07/2025 tarihinde davalı vekili tarafından vekaletname sunulduğu; bilirkişi raporuna karşı sunduğu beyan ve itiraz dilekçesinde; davacı markanın müvekkil markanın mal ve hizmet kapsamında çalışması olsa bile bilinirliği olmadığından SMK m.6/1 kapsamında halk tarafından ilişkilendirme, karıştırma ihtimali bulunmadığının açık olduğunu, bilirkipi raporu kapsamında davacı marka ve müvekkil marka arasında görsel açıdan benzerlik bulunmadığının sabit olduğunu, işitsel açıdan benzerlik bulunmadığının, kavramsal açıdan benzerlik bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık , SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli başvuru yapıldığı itirazlarına bağlı itirazın nihai olarak reddi konusunda verilen ... ... sayılı ... kararının iptalinin , davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 09/01/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 06/03/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "..." ibareli markalar dayanak gösterilerek 6769 s. SMK'nın 6 (1-5-9) maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Karıştırılma, ilişkilendirilme olasılığı ve tanınmışlık gerekçeli itirazlar belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir.İnceleme sonucunda, ilgili tüketicilerin "..." başvurusu ile "..." unsurunun içeren itiraz gerekçesi markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır.İtiraz ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından, kötü niyet gerekçeli itiraz kabul edilmemiştir.Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir.KARAR; İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... 29/11/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "SMK md. 6/1 kapsamında dava konusu ... sayılı 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescili talep edilen ... ibareli davalı markasının 35. Sınıftaki hizmet sınıflarının tamamının davacının itiraza mesnet tescilli ibareli markalarının kapsamında olan birebir aynı mal ve hizmet niteliği taşıdığı, Dava konusu ... sayılı ... ibareli başvuru markası ile davaya ve itiraza mesnet gösterilen davacının ibareli markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, Bu nedenle taraf markalar arasında 6769 S. SMK m.6/1 anlamında iltibas tehlikesinin oluşmayacağı, Markalar arasında iltibasın oluşmayacağı ve uyuşmazlığın çözümü SMK 6/1 maddesi anlamında yapılmış olduğundan ve Davacının mesnet olan markalarının “ ...” belli bir bilinirliği olduğu kabul edilse dahi uyuşmazlık konusu başvuru markasının tesciline konu 35. sınıf emtialar bakımından davacının markalarının ilgili sektörde bir tanınmışlık düzeyine ulaştığına dair DOSYAYA YANSIYAN BİR VERİ/SOMUT OLGU VE DELİL BULUNMADIĞINDAN, SMK m.6/5 maddesinin uygulanma koşullarının gerçekleşmediği, Davacının SMK md. 6/9 Kötü niyet iddialarına ilişkin Takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... ( ...)" ,"...+... ve diğerleri " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "... ( ...)" ,"...+... ve diğerleri " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, her iki taraf markasında bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine,4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 18/02/2026 Katip ... Hakim ...E-İmzalıdır E-İmzalıdır