TMK 1007 uyarınca tapu sicilinin hatalı tutulmasından kaynaklanan zararların tazmini ve iyi niyetli üçüncü şahsın TMK 1023e göre korunması.
Özet: Bu hukuki evrak, tapu sicilindeki ihmali bir kayıt hatası sonucu davacı adına tescil edilmesi gereken taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesi üzerine, davacının tapu iptali ve tescil ile 4721 sayılı Kanunun 1007 nci maddesi uyarınca tazminat talebine ilişkindir; ilk derece mahkemesinin, iyiniyetli üçüncü kişinin haklarını yeterince değerlendirmeden verdiği tapu iptali kararı Yargıtayca bozulmuş, bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine bu karar hem davacı hem de davalı hazine vekilleri tarafından yeniden temyiz edilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/7492 E.  ,  2026/894 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/142 Esas, 2024/202 Karar
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan yargılama sonucunda Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 18.05.1989 tarihli ve ... yevmiye Nolu düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile ... Köyü Yapı Kooperatifi adına kayıtlı ......ilçesi, Madenli köyü 12 44... parsel sayılı taşınmazları 5.000.00 TL bedelle satın almayı kabul ve taahhüt ettiğini, sözleşmeyi kooperatifi temsile yetkili... ve ...'ın imzaladıklarını, ardından adı geçenlerin, İskenderun Ticaret Sicil Memurluğundan verilen 09.01.1990 tarihli ve 27 sayılı yetki belgesine istinaden, 11.01.1990 tarihinde tapu sicil muhafızlıklarınca düzenlenen resmi senetle ve 102 numaralı işlemle, her bir parseli 8.491,00 TL bedelle sattıklarını, 1244 parselin tapu defterine kaydı yapılırken, 1245 parselin kaydının yapılmadığını, sanki satılmamış gibi askıda bırakıldığını, bu parselin davacı adına tapu defterine sehven veya ihmalen işlenmediğini bilen kooperatif temsilcileri ..., ... ve ...'ın bu defa 06.03.1991 tarihli ve 653 yevmiye Nolu resmi senet ile taşınmazı ...'e sattıklarını, ...'in taşınmazı sattığı ...'ın ise ...'a satış yoluyla devrettiğini, bu işlemlerin ikişer ay aralıkla yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, İskenderun Tapu Müdürlüğünün gereken dikkat ve özeni göstermeyerek olayda kusurlu olduğunu, davacı adına kayıtlı olması gereken taşınmazın, kötü niyetli davalılar tarafından üçüncü kişilere devrine zemin hazırladığını, sicillerinin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden Devletin, hukuksal duruma uymayan kayıtlardan doğan zararı 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca üstlendiğini belirterek, tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, tapu kaydının yanlış tutulmasından dolayı müvekkilinin uğradığı 60.000,00 TL zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılardan müştereken tahsiline hükmolunmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazı en son alan kişinin davalı ... olduğunu, davacı tarafın, satışların muvazaalı olduğu gibi bir intiba verdiğini, işlemlerin muvazaalı olduğu iddia edilmiş ise de davanın satış yapan diğer şahıslar olan ... ile ...'a da yöneltilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacı tarafın dilekçesinde belirttiği işlemlerden davalının hiçbir şekilde bilgisi olmadığı gibi bunları bilmesinin de mümkün bulunmadığını, zira yıllardan beri Almanya'da ikamet ettiğini ve orada yaşadığını, dönem içerisinde yatırım amaçlı ve ileriye dönük olarak bazı taşınmazları satın aldığını, dava konusu taşınmazı da bu kapsamda satın aldığını, ifade ile davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle;...Müdürlüğüne yöneltilen davada zamanaşımı süresinin geçtiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davanın...Müdürlüğü aleyhine yöneltilmesinin yersiz olduğunu, dava konusu işlemlerle ilgili...Müdürlüğünün sorumluluğunun bulunmadığını, husumet yönünden de davanın reddi gerektiğini, dava konusu işlemlerle ilgili olarak Devletin sorumluluğundan bahsedilebilmesi için somut olarak bir zararın meydana gelmesinini yanı sıra ayrıca bunun telafisinin imkansız olmasının gerektiğini, dolayısı ile Devletin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 05.01.2016 tarihli ve 2012/328 Esas, 2016/22 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile ... adına tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, ... Yapı Kooperatifi yönünden sıfat yokluğundan davanın reddine, Hazine yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin 05.01.2016 tarihli ve 2012/328 Esas, 2016/22 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... ile davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu; iptal edilen tapu kaydı, davalı ... adına kayıtlı olup; yolsuz tescille edinen kişilerden taşınmaz satın alan ve 3. kişi konumunda olanların iyiniyetli olması halinde 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi hükmünce taşınmazdaki haklarının korunacağında kuşku olmayıp davalı ...'un yurtdışında yaşadığı, yaz tatili için geldiği bir dönemde kardeşlerine yakın olduğu için çekişmeli taşınmazı satın aldığı, tatil dönüşüne kadar satış işlemleri tamamlanmadığından vekâletname bırakarak döndüğü ve taşınmazı gerçek değerinden satın aldığı savunmasına karşın, mahkemece bu hususlar araştırılmadan karar verilmiş, kooperatif temsilcileri ve tapu müdürlüğü çalışanları hakkında görevi kötüye kullanmak ve sahtecilik suçlarından yapılan soruşturmada, zamanaşımı nedeniyle takipsizlik kararı verildiği anlaşılmakla birlikte, davalının kendisinden önceki satışların yolsuz tescil durumunda olduğunu bilebilecek durumda olup olmadığı tartışılmamış olup "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur" (4721 sayılı
Kanun'un 705 nci maddesi) Tescilden önce mülkiyetin hangi hallerde kazanılacağı ise sözü edilen maddenin ikinci fıkrasında gösterilmiştir. Öte yandan, "ayni haklar, kütüğe tescil ile doğar, sınırlarını ve tarihlerini tescile göre alır." (4721 sayılı Kanun'un 1022/1 nci maddesi) "Kurulması kanunen tescile tâbi ayni haklar, tescil edilmedikçe varlık kazanamaz". (4721 sayılı Kanun'un 1021/1 nci maddesi) Değinilen kanun hükümlerinde öngörüldüğü üzere hukukumuzda ayni hakkın doğumu ve kaldırılması tescil işleminin yapılmış olmasına bağlı olup başka bir deyişle, hak tescil edilmedikçe ayni hak niteliğini kazanamaz. Mülkiyetin nakledildiğinden söz edilemeyeceğinden belirtilen yasal düzenlemelere göre, davaya konu olayda mülkiyetin nakline ilişkin işlemin "tasarruf" aşamasında kaldığı, intikali sağlayan tescilin yapılmadığı gözetildiğinde, çekişmeli taşınmazın mülkiyetinin davacıya geçtiğini söyleyebilme olanağı olmayacağı diğer taraftan, "tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan kişinin bu kazanımı korunur." (4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi) Kanun'da öngörülen ve dayanağını 4721 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinden alan iyiniyetin aynı zamanda bu iddiada bulunana bir özen ve itina borcu yüklediği de kuşkusuz olup bu özenin ve dikkatin sicile yönelik olması gerektiği tartışmasız olduğundan sicile güvenen kişinin sicilin dayanağını oluşturan kayıt ve belgeleri inceleme yükümlülüğü olmadığı gibi davalıya çekişmeli taşınmazın satışına ilişkin resmi akit tablosunu inceleme mükellefiyeti yüklenemeyeceğinden davalının savunmasındaki hususlar araştırılmalı, taşınmazın tapudaki satış değeri ile gerçek rayiç değer arasında aşırı fark bulunup bulunmadığı, davalının 4721 sayılı Kanun'un 3 ncü maddesi anlamında özen borcunu yerine getirip getirmediği, 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi kapsamında iyiniyet savunmalarına değer verilmesi olanağının bulunup bulunmadığı tartışılmalı, bundan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 24.06.2019 tarihli ve 2018/166 Esas, 2019/390 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, ... adına tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, S.S Yangın Özbalık Sahil Tatil Yapı Kooperatifi yönünden davanın kabulü ile 75.258,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, Hazine yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve ... yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 24.06.2019 tarihli ve 2018/166 Esas, 2019/390 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairece yapılan temyiz incelemesi sonucunda; davacının zararı, tapu dairesinde yapılan işlemden kaynaklanmakta olup, dava konusu olayda, Devletin sorumluluğuna ilişkin uygun illiyet bağı ve 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci uyarınca kusursuz sorumluluk ilkelerine dayanaklı olarak zararın tazminine ilişkin koşullar oluştuğundan tazminattan davalı Hazine ve ... Yapı Kooperatifi'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği gözetilmeden karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın uzun süre devam ettiğini, davacının maddi ve manevi zararının devam ettiğini, tespit edilen tazminat bedelinin çok düşük olduğunu ileri sürmüştür.
2.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Hazine ve Tapu Müdürlüğü yönünden davanın öncelikle husumetten reddi, olmadığı takdirde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2.Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ve davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, aşağıda yazılı kalan harcın istenildiğinde davacıya iadesine,
21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.