Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde tanınmış marka iddiasıyla, benzer ibareli markalar arasında karıştırılma ihtimali ve kötü niyetle haksız yarar sağlama temelindeki marka hükümsüzlüğü davası.
Özet: Davacı şirketler, perakende sektöründe "..." ve "... ..." ibareli tanınmış seri markalara sahip olduklarını ve davalıya ait "..." ibareli markanın, kendi markalarına benzerliği, aynı ve benzer mal ile hizmet sınıflarında tescili nedeniyle karıştırılma ihtimali yarattığını, davalının bu tescille kendi tanınmışlıklarından haksız yarar sağlamayı hedeflediğini ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğünü talep etmişlerdir; davalı taraf ise kendi markasının soyadı ile bir kelimenin birleşiminden oluştuğunu, davacı markalarıyla benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, ayrıca davacı iddialarının daha önce ilgili kurumlarda reddedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/10 Esas - 2026/41

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/10
KARAR NO : 2026/41
DAVA : Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 08/01/2025
KARAR TARİHİ : 18/02/2026 Yazım Tarihi: 04/03/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacı şirketlerin mağazacılık ve perakende sektöründe faaliyet gösteren, Türkiye’nin neredeyse her şehrinde “...” ve “... ...” ibareli yüzlerce mağazaları, bayileri bulunan, Dünya genelinde başta ... olmak üzere birçok ülkede faaliyet gösteren, kendi ürünlerini piyasaya arz eden, büyük ölçekli ve herkes tarafından bilinmekte olan, ... nezdinde tescilli yüzlerce tasarım, marka, faydalı modele sahip, fikri mülkiyet haklarına saygılı, köklü kurumsal grup şirketler olduğu, davacılara ait, seri marka niteliğindeki “...” ve “... ...” ibareli markaların “ev ve mutfak gereçleri, ev tekstili ürünleri, perdeler, kumaş, tül, perde, duvar kağıtları, branda, masa örtüsü, sümen, halı, kilim, paspas, mendil, nevresim, yatak örtüsü, kozmetik, mobilya vs.” emtialarını kapsayan 7, 8, 11, 20, 24, 27 gibi sınıflarda ve bu ürünlerin pazarlaması ve satışı süreçlerini kapsayan, mağazacılıkta ilgili 35. Sınıfta tescilli olduğu, “...” ibareli tescilli yüzlerce markaları bulunduğu, “...” markasının tanınmış marka niteliğinde olduğu, tanınmışlığın ... nezdinde de ispatlanarak ...başvuru numarasıyla da tanınmış marka statüsü verildiği, bu sebeple haksız yarar sağlanabilecek ve davacıların itibarını zedeleyebilecek diğer sınıflarda da koruma sağladığı, davacılara ait ... sayılarla tescilli markaların davalıya ait ... sayılarla tescilli “...” markalarından daha önceden tescilli olduğu, davalı markaların davacı markaları ile benzer odluğu, ayrıca tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin de benzer olduğu ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, davalıya ait “... ” ibareli markanın davacıya ait “... ...” markasına benzetilmeye çalışıldığı, markada harflerin yeri değiştirilmek suretiyle davacının markasına yakınlaşıldığı, harf değişikliğinin benzerliği ortadan kaldırmadığı, davacının “...” ve “... ...” ibareli birçok seri markası bulunduğu, davalının “...” markasını, davacının Türkiye’de tanınmış olduğu mutfak gereçleri, ev tekstil ürünleri, halılar ve bunların pazarlanması hizmetleri olan 7, 8, 20, 21, 24, 27, 35 gibi sınıflarda tescil ettirerek, davacı markalarına benzetmeye çalıştığı, seri marka izlenimi vererek davacının tanınmışlığından faydalanmaya çalıştığı, bu durumun davalının kötü niyetini ortaya koyduğu belirtilerek, davalıya ait ... tescil numaralı “...” ibareli markaların tüm sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davalı vekilinin cevap ve beyanlarında, davacının dava dilekçesindeki tüm iddialarının aleyhine iptal davası açılmayan ...’nun ... kararlarında ayrıntılı bir şekilde değerlendirildiği ve tüm itirazlarının reddedildiği, gerek bu kararlara karşı iptal davası açılmamış olmasının, gerekse ... numaralı başvuruya itiraz edilmemesinin ve tescillerin üzerinden geçen zaman ve davacıların markalarını koruma konusunda gösterdiklerini iddia ettikleri hassasiyet dikkate alındığında davacıların kendi iddialarına da inanmadıklarının anlaşılmakta olduğu, davalı markalarındaki ibarelerin müvekkilinin soyadı ile “...” kelimesinin bileşiminden ibaret olduğu, markaların benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı belirtilerek davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
Davacılar vekili dilekçesinde 2 AYRI DAVACI adına dava açmasına rağmen; davacı ... ... A.Ş. yönünden harç yattığı; diğer davacı ... A.Ş. Yönünden HARÇ yatmadığından; yapılan ihtar üzerine harç eksiği giderilmiş;
Yine Davacı tarafça dava dilekçesinde ... tescil sayılı 3 ayrı markanın hükümsüzlüğü talep ve dava edildiği , 3 ayrı marka açısından AYRI AYRI başvuru ve peşin harç yatırılması gerektiği gözetilerek yapılan ihtar üzerine harç eksikliği giderilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı tarafın dava dilekçesinde belirtilen çok sayıda tescilli markaları ile davalı şahsın ... sayılı markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas , SMK 6/5 maddesine göre davacı tarafın tanınmışlık , SMK 6/9 maddesine göre davalı şahsın kötü niyetli marka başvurusu iddialarına bağlı SMK 25/1 maddesine göre davalı markalarının hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafın dayandığı ... sayılı markalar ... dan celbedilmiş;
Davalıya ait ... sayılı markalarda ... dan celbedilmiştir.
Uyuşmazlık tespitinden sonra tahkikata geçilip bilirkişi raporu alınmıştır.
22/11/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda
ÖZETLE; "Sayın Mahkemece tevdi edilen görev çerçevesinde ayrıntıları yukarıda belirtilen incelemeler ve değerlendirmeler sonucunda, davalı adına tescilli olup hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı “...” markalarının davacı adına tescilli olup iş bu davaya dayanak gösterilen ... sayılı ve “...”, “...” ve “... ...” esas unsurlu markalarla ortalama dikkat ve algı düzeyindeki nihai tüketiciler açısından karıştırılacak düzeyde bir benzerlik oluşmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Davacıya ait olup iş bu davaya dayanak gösterilen ... sayılı marka başvurusunun tescil edilmeyerek hükümden düştüğü, ... sayılı markaların başvuru ve koruma tarihlerinin ise davalı markalarından daha sonra olduğu tespit edildiğinden bu markalar huzurdaki dava yönünden karıştırılma ihtimalinin incelenmesinde esas alınmamıştır.
Davacıya ait “...” markasının tanınmış marka niteliğinde olduğu iddialarını ispat edecek düzeyde yeterli delil dosyaya sunulmadığından bu hususta bir inceleme ve tespit yapılamamıştır." şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının ... sayılı "... " ibareli tescilli markaları ile davacıya ait "...- ...- ... ... ve diğer " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının ... sayılı "... " ibareli tescilli markalarını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "...- ...- ... ... ve diğer " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "...- ...- ... ... ve diğer " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının ... sayılı "... " ibareli markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalının ... sayılı "... " ibareli marka işaretleri ile davacının "...- ...- ... ... ve diğer " tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Dava konusu markalar açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 x 3 = 2.196,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL x 3 = 1.846,20 'nin düşümü ile bakiye 349,80 TL'nin davacılardan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, (3 ayrı marka yönünden harç yatırıldığından)
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsiliyle davalıya verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacılar vekili ile davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 18/02/2026
Katip ... Hakim ...
E-İmzalıdır E-İmzalıdır