Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin iptali davasına feri müdahillik talebi reddedilen Ankara Barosunun temyiz başvurusunu incelemeksizin reddetti.
Özet: Bir davada, avukatlık asgari ücret tarifesinin hazırlanması ve düzenlenmesi taleplerinin reddi ile ilgili işlemlerin ve tarifenin iptali istemi üzerine Ankara Barosunun davacı yanında feri müdahil olma talebinin reddedilmesi kararına karşı yaptığı temyiz başvurusu incelenmiş; hukuki müdahale kurumunun, hakkı veya borcu davanın sonucuna bağlı olan ve ayrı bir iptal davası açma hakkına sahip olmayan üçüncü kişiler için geçerli olduğu belirtilmiştir. Baronun avukatlık asgari ücret tarifesi hükümlerinin iptali için tek başına dava açma hakkı bulunduğu anlaşıldığından, feri müdahale şartları oluşmadığı ve baronun davada taraf veya müdahil olmadığı sonucuna varılarak temyiz istemi esas yönünden incelenmeksizin reddedilmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No : 2024/2978TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE DAİR KARARDavacı ... tarafından, Türkiye Barolar Birliğine verilen ... tarih ve ... evrak kayıt numaralı dilekçede yer alan öneriye uygun olarak 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin; ... tarih ve ... evrak kayıt numaralı dilekçede yer alan öneriye uygun olarak 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin hazırlanması ve düzenlenmesi talebinin reddedilmesine dair Türkiye Barolar Birliği işlemlerinin ve aynı önerilerin yer aldığı Adalet Bakanlığına verilen 01/09/2021 tarihli dilekçeye uygun olarak 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin hazırlanması ve düzenlenmesi talebinin reddedilmesine ilişkin Adalet Bakanlığı işleminin, bu ret işlemlerine bağlı olarak tesis edilen ve 20/11/2021 tarih ve 31665 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin getirilen tekliflere dair düzenleme yapılmaması yönünden iptali istemiyle Adalet Bakanlığı ve Türkiye Barolar Birliğine karşı açılan davada; davacı yanında davaya katılma istemi Danıştay Sekizinci Dairesinin 08/02/2023 tarih ve E:2022/2092 sayılı kararı ile reddedilen Ankara Barosu tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesinin 07/03/2024 tarih ve E:2022/2092, K:2024/1250 sayılı kararına yönelik temyiz istemi incelenerek gereği görüşüldü:2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda üçüncü şahısların davaya katılması konusu ayrıca düzenlenmemiş, Kanun'un 31. maddesi ile bu konuda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na atıf yapılmıştır. 6100 sayılı Kanun'un "Fer'i müdahale" başlıklı 66. maddesinde ise, "Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar fer'i müdahil olarak davada yer alabilir." hükmü yer almaktadır.Üçüncü kişinin, görülmekte olan bir davaya, taraflardan biri yanında katılabilmesi; davacı ya da davalı konumunda olmamasına karşın, tarafı olmadığı bir davanın sonucundan etkilenme olasılığının varlığı halinde mümkündür. Üçüncü kişinin hakkı veya borcundaki etkilenme; görülmekte olan davanın, yanında katılmak istediği tarafın aleyhine sonuçlanması durumunda, yanında katılmak istediği tarafın kendisine rücû etmesi veya hukuki durumunu etkileyen bir tasarrufta bulunması şeklinde gerçekleşir. Bu nedenle, davaya müdahale yoluyla hakkı veya borcu davanın sonucuna bağlı olan üçüncü kişinin, yanında katıldığı tarafla birlikte yargılamaya katkı sağlaması amaçlanmaktadır. Buna karşın, davaya müdahale kurumu, dava açma hakkı yerine kullanılan seçimlik bir hak, ya da dava süresi geçirilen hallerde üçüncü kişiye mahkeme önünde iddia ve savunmada bulunma fırsatı verilmesini öngören bir kurum niteliği taşımamaktadır.Bu itibarla, üçüncü kişinin görülmekte olan bir idari davaya taraflardan biri yanında katılabilmesi; tarafı olmadığı bir davanın, yanında katılmak istediği tarafın aleyhine sonuçlanmasına bağlı olarak hakkı veya borcunun etkilenmesi ve bununla birlikte davaya katılmak isteyen üçüncü kişinin, uyuşmazlığın tarafı olmadığı için tek başına dava açma hakkından yoksun olması koşullarının varlığına bağlı bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle, fer’î müdahale için iptali istenen işlem ve/veya tazmine konu işlem veya eylem üzerinde doğrudan bir menfaatin bulunmaması, yani ayrı bir iptal veya tam yargı davası açma hakkına sahip olunmaması gerekir.Uyuşmazlık konusu olayda, davaya katılmak isteyen Ankara Barosunun menfaat ihlali; katılmak istediği davadan değil, doğrudan iptali istenilen düzenleyici işlemin kendisinden kaynaklanmakta olup, Baronun menfaatini ihlal eden bu işleme karşı ayrı dava açma hakkı bulunduğu tartışmasızdır.Bu durumda, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ilgili hükümlerinin iptali için tek başına dava açma hakkı bulunan Ankara Barosunun, davaya müdahale hakkının bulunduğundan söz edilemeyeceği açık olup, Danıştay Sekizinci Dairesinin 08/02/2023 tarih ve E:2022/2092 sayılı kararı ile Ankara Barosunun tek başına dava açma hakkına sahip olduğundan, davacı yanında davaya müdahale şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle müdahale isteminin reddine karar verilmiştir. Bu bağlamda, sonuç olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ilgili hükümlerinin iptali için tek başına dava açma hakkı bulunan Ankara Barosunun, davacı yanında davaya müdahale hakkı bulunmayıp, davada taraf veya müdahil olmadığından, karara ilişkin temyiz isteminin esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, Ankara Barosunun temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, kararın Ankara Barosuna tebliğine, 08/09/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OYX- Dosyanın incelenmesinden, temyiz isteminde bulunan Ankara Barosunun davacı yanında davaya katılma isteminin Danıştay Sekizinci Dairesinin 08/02/2023 tarih ve E:2022/2092 sayılı kararı ile reddedildiği, bunun üzerine Ankara Barosu tarafından, katılma isteminin reddine karar verilmiş olması nedeniyle, Danıştay Sekizinci Dairesinin 07/03/2024 tarih ve E:2022/2092, K:2024/1250 sayılı kararına karşı temyiz talebinde bulunulduğu, Danıştay Sekizinci Dairesinin 07/03/2024 tarih ve E:2022/2092, K:2024/1250 sayılı kararına davacı ... tarafından da temyiz isteminde bulunulduğu ve söz konusu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/09/2025 tarih ve E:2024/2978, K:2025/1564 sayılı kararıyla onandığı anlaşılmaktadır.2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin "üçüncü şahısların davaya katılması" konusunda atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 66. maddesinde, "(1) Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir." kuralına yer verilmiştir.Yukarıda yer verilen Kanun hükmüne göre, üçüncü kişinin, görülmekte olan bir davaya taraflardan biri yanında katılabilmesi; davacı ya da davalı konumunda olmamasına karşın, tarafı olmadığı bir davanın sonucundan etkilenme olasılığının varlığı halinde mümkündür.Üçüncü kişinin davanın kazanılmasında hukuki yararının varlığı, görülmekte olan davanın, yanında katılmak istediği tarafın aleyhine sonuçlanması durumunda, yanında katılmak istediği tarafın kendisine dönmesi veya hukuki durumunu etkileyen bir tasarrufta bulunması şeklinde gerçekleşir. Bu nedenle, davaya müdahale yoluyla hukuki yararı davanın sonucuna bağlı olan üçüncü kişinin, yanında katıldığı tarafla birlikte yargılamaya katkı sağlaması amaçlanmaktadır.Buna karşın, davaya müdahale kurumu, dava açma hakkı yerine kullanılan seçimlik bir hak olmadığı gibi, dava süresi geçirilen hallerde, üçüncü kişiye mahkeme önünde iddia ve savunmada bulunma imkanı sağlayan bir yol da değildir.Bu itibarla, üçüncü kişinin görülmekte olan bir idari davaya, taraflardan birinin yanında katılabilmesi; tarafı olmadığı bir davanın, yanında katılmak istediği tarafın aleyhine sonuçlanmasına bağlı olarak hukuki yararını etkilemesi ve uyuşmazlığın tarafı olmadığı için tek başına dava açma hakkından yoksun olması koşullarının varlığına bağlıdır. Öte yandan, 6100 sayılı Kanun'da müdahale talebi üzerine verilen kararlara karşı herhangi bir itiraz veya temyiz yolunun öngörülmemiş olmakla birlikte, fer’i müdahilin, görülen davanın davaya yanında katılmak istediği tarafın aleyhine sonuçlanmasına bağlı olarak hukuki yararını etkilemesi nedeniyle müdahale talebinin reddine ilişkin kararı, asıl hüküm verildikten sonra lehine müdahale etmek istediği taraf aleyhine verilmiş olan hükme karşı temyiz yoluna başvurarak temyiz edebileceği ve hükmün, müdahale talebinin haksız olarak reddedilmiş olması nedeniyle bozulmasını isteyebileceği açıktır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararları da bu yöndedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21/09/2021 tarih ve E:2021/20(8)-502, K:2021/1046) Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Kanun'da müdahale istemi hakkında verilen ara kararı niteliğindeki karara karşı esas karardan ayrı ve bağımsız olarak herhangi bir itiraz veya temyiz yolu öngörülmediğinden, katılma isteminin reddine dair ara kararı ile davanın esası hakkında verilen karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulması halinde, öncelikle istinaf veya temyiz mercii tarafından müdahale isteminin reddi hakkındaki ara kararı yönünden değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Uyuşmazlık konusu olayda, davaya katılmak isteyen Ankara Barosunun menfaat ihlali; katılmak istediği davadan değil, doğrudan iptali istenilen düzenleyici işlemin kendisinden kaynaklanmakta olup, Baronun menfaatini ihlal eden bu işleme karşı ayrı dava açma hakkı bulunduğundan, Ankara Barosunun müdahale isteminin reddine ilişkin kararda usul hükümlerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, müdahale isteminin reddine ilişkin karar yönünden temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, Ankara Barosunun temyiz isteminin incelenmeksizin reddine yönelik karara katılmıyoruz. KARŞI OYXX-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, üçüncü kişilerin davaya katılması konusunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 66. maddesinde, üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla tahkikat sona erinceye kadar, fer'i müdahil olarak davada yer alabileceği, 67. maddesinde ise, müdahale talebinde bulunan üçüncü kişinin, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirtmesi gerektiği kurala bağlanmıştır.Anılan maddenin gerekçesinde, "...Maddede üçüncü kişinin fer'î müdahalede bulunabilmesi için bu konuda "hukukî yararının bulunması" şeklinde genel bir çerçeve çizilmiş, hukukî yararın ne olduğu doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Yargı organlarına yöneltilen her talep gibi fer'î müdahalede bulunmak için de hukukî yararın bulunması gerekir..." açıklamasına yer verilmiştir. Kanun hükmünün gerekçesi ile birlikte değerlendirilmesinden, üçüncü kişinin davayı kazanmasında hukukî yararı olan taraf yanında müdahil olabileceği, başka bir anlatımla, dava sonunda hangi tarafın talebi doğrultusunda verilecek karar üçüncü kişinin durumunu olumlu etkileyecekse, o tarafın yanında davaya katılabileceği anlaşılmaktadır.Üçüncü kişi, hangi tarafın davayı kazanmasının kendi lehine olduğunu belirleyerek o taraf yanında fer'i müdahil olma talebinde bulunabilecek o taraf yanında davaya katılmakta hukukî yararının bulunup bulunmadığı hususu ise yargı merciince incelenecektir. Bu bakımdan, üçüncü kişinin, davacı veya davalı yanında müdahil olması bakımından kanunda bir ayrıma yer verilmediği gibi böyle bir ayrımı idarî yargılama usûlü açısından da gerekli kılan hukukî bir durum bulunmamaktadır.Ayrıca, 6100 sayılı Kanun'un 66. ve devamı maddelerinde "tarafı olmadığı bir davanın sonucundan etkilenme" veya "tek başına dava açma hakkından yoksun olma" gibi hususlar fer'î müdahil olabilme şartları arasında yer almamaktadır. Fer'î müdahalenin etkisini düzenleyen 69. maddenin 2. fıkrası ile davanın ihbarını düzenleyen 61. maddenin 1. fıkrasında sözü edilen ve davanın tarafı ile üçüncü kişi arasında, mevcut dava sona erdikten sonra söz konusu olabilecek rücû ilişkisi ihtimali hukukî yararı ortaya koyan bir müdahale sebebi olup, müdahale sebepleri bununla sınırlı değildir. "Hukukî yarar" kavramı çerçevesinde, üçüncü kişinin, davanın sonucuna yönelik hukuk düzeni tarafından saygı gören haklı beklenti ve endişeleri de salt ekonomik bir sebebe dayansın veya dayanmasın müdahale sebebi olarak dikkate alınabilecektir (Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Medenî Usul Hukuku, Cilt I, s.724-725). Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru üzerine verdiği kararlarda da üçüncü kişilerin bir davaya fer'î müdahil olarak katılmasındaki ölçüt "görülmekte olan davanın sonucu itibarıyla menfaatlerini etkilemesi" olarak değerlendirilmiştir. Konunun mahkemeye erişim hakkı kapsamında ele alındığı Anayasa Mahkemesi'nin 26/12/2017 tarih ve Başvuru No: 2014/14498 sayılı kararında "...Bireylere menfaatlerini etkileyen işlemlere karşı dava açabilmelerinin yanı sıra üçüncü şahıslarca açılmış ve doğrudan taraf olmadıkları ancak sonucu itibarıyla menfaatlerini etkileyen bir davada iddia ve savunmalarını dile getirebilmeleri amacıyla davaya katılma olanağının sağlanması da mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken güvencelerden biridir. Bu itibarla bir davanın sonucundan menfaati etkilenecek olan kişilerin bu yargılama hakkında bilgi sahibi olabilmelerine, uyuşmazlığın çözümü için gerekli ve sonuca etkili olduğunu düşündükleri hususlarda açıklamada bulunabilmelerine, iddialarını ispata yönelik delil sunabilmelerine imkân sağlanması gerekir. Bu husus aynı zamanda yargı mercilerinin tüm verileri dikkate alıp değerlendirme yaptıktan sonra gerekçeli karar vermesini sağlayacağından silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi ile de ilgilidir. Nitekim 6100 sayılı Kanun’un 27. maddesinde, mahkemeye erişim hakkının güvenceleriyle örtüşür nitelikte bir düzenleme getirilerek davanın taraflarının yanı sıra müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin de kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkeme davanın taraflarına, müdahillere, yargılamanın diğer ilgililerine savunma hakkını kullanma imkânı vermeden davanın esasıyla ilgili değerlendirme yapamayacaktır." gerekçesine yer verilmiştir. (§ 44; benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Mehmet Ali Bedir ve Tevfik Günay, B. No:2013/4073, 21/1/2016, § 35): Esasen, "davaya katılma" hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na yapılan atfa ilişkin düzenleme "davanın ihbarı"nda olduğu gibi mahiyeti itibarıyla, Anayasa'nın 36. maddesi ile güvence altına alınan "adil yargılanma hakkı" ile bu hakkın da bir unsuru olan "hukuki dinlenilme hakkı"nı sağlamaya ve bununla birlikte uyuşmazlığın daha iyi açıklanmasına ve usul ekonomisine de hizmet etmektedir. Öte yandan, 6100 sayılı Kanun'da müdahale talebi üzerine verilen kararlara karşı herhangi bir itiraz veya temyiz yolunun öngörülmemiş olmakla birlikte, fer’i müdahilin, görülen davanın davaya yanında katılmak istediği tarafın aleyhine sonuçlanmasına bağlı olarak hukuki yararını etkilemesi nedeniyle müdahale talebinin reddine ilişkin kararı, asıl hüküm verildikten sonra lehine müdahale etmek istediği taraf aleyhine verilmiş olan hükme karşı temyiz yoluna başvurarak temyiz edebileceği ve hükmün, müdahale talebinin haksız olarak reddedilmiş olması nedeniyle bozulmasını isteyebileceği açıktır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararları da bu yöndedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21/09/2021 tarih ve E:2021/20(8)-502, K:2021/1046)Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Kanun'da müdahale istemi hakkında verilen ara kararı niteliğindeki karara karşı esas karardan ayrı ve bağımsız olarak herhangi bir itiraz veya temyiz yolu öngörülmediğinden, katılma isteminin reddine dair ara kararı ile davanın esası hakkında verilen karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulması halinde, öncelikle istinaf veya temyiz mercii tarafından müdahale isteminin reddi hakkındaki ara kararı yönünden değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.Dosyanın incelenmesinden, davacı yanında davaya müdahale isteminde bulunan Ankara Barosunun davaya müdahalede hukukî yararının bulunduğu, katıldığı tarafla birlikte yargılamaya katkı sağlayacağı anlaşıldığından, Ankara Barosunun müdahale isteminin reddine ilişkin kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, Ankara Barosunun temyiz isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği oyuyla, temyiz isteminin incelenmeksizin reddine yönelik karara katılmıyorum.