Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, kamu görevinden çıkarılan personelin disiplin soruşturması ve çıkarılma sürecine dair bilgi belge talebinin reddedilmesinin hukuka uygunluğunu, OHAL KHKları kapsamındaki bilgi edinme istisnaları çerçevesinde temyizen değerlendiriyor.
Özet: Kamu görevinden çıkarılan bir şahsın, hakkında yürütülen disiplin soruşturması ve kamu görevinden çıkarma sürecine dair tüm bilgi ve belgeleri edinme talebi, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun olağanüstü hal kararnameleriyle ihraç edilenlere ilişkin adli ve idari soruşturma bilgilerinin Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamı dışında olduğuna dair ilke kararı ve ilgili kanun maddeleri gerekçe gösterilerek reddedilmiştir; ilk derece mahkemesi, bu ilke kararının ve reddin hukuka uygun olduğuna karar vererek davacının iptal davasını reddetmiş, davacı ise anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/2023 E.  ,  2025/340 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/2023
Karar No : 2025/340
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-... Bakanlığı
VEKİLİ : Av....
2- ... Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 19/03/2024 tarih ve E:2020/4987, K:2024/953 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, hakkında açılan disiplin soruşturması ve kamu görevinden çıkartılmasına ilişkin sürece yönelik tüm bilgi ve belgelerin kendisine verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü Hukuk Müşavirliğinin ... tarih ve ... sayılı işleminin ve bu işlemin dayanağı olan Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun 04/08/2016 tarih ve 2016/1 sayılı İlke Kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 19/03/2024 tarih ve E:2020/4987, K:2024/953 sayılı kararıyla;
Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu Kararı Bakımından Yapılan İncelemede:
Anayasa'nın 15 ve 74/4 maddeleri, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun 1, 4, 5, 8, 13, 14, 16, 18, 19 ve 20. maddeleri ile dava konusu Olağanüstü Hal KHK’ları Kapsamındaki Tedbir ve İşlemlerle İlgili Bilgi Edinme Başvuruları Hakkında 04/08/2016 tarih ve 2016/1 sayılı İlke Kararı'na yer verilerek;
Söz konusu maddelerden, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun, bilgi edinme başvurusuyla ilgili yapılacak itirazları incelemek ve kurum ve kuruluşlar için bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin olarak kararlar vermek amacıyla kurulduğu, dolayısıyla bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin ilkeleri belirleyen kararlar almaya yetkili bulunduğunun anlaşıldığı,
4982 sayılı Kanun'un 5. maddesinde, kurum ve kuruluşların, bu Kanun'da yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlü olduklarının belirtildiği ve Kanun'un 15 ila 28. maddeleri arasında da bilgi edinme hakkının sınırlarının belirlendiği, bilgi edinme hakkı kapsamı dışında tutulan konular arasında Devlet sırrına ilişkin bilgi veya belgeler, idari soruşturmaya ilişkin bilgi veya belgeler ile adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi veya belgelere de yer verildiği,
Dava konusu İlke Kararının da OHAL KHK'leri uyarınca kamu görevinden çıkarılan kişilerle ilgili bu kapsamda yürütülen adli ve idari soruşturmalara ilişkin bilgi ve belgelerin (zamanından önce) açıklanması halinde 4982 sayılı Kanun'un 19. ve 20. maddelerinde sayılan sonuçlardan birini doğuracak nitelikte bulunması nedeniyle bilgi edinme hakkı kapsamı dışında olduğu değerlendirmesine dayandığı,
Bu durumda, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun 04/08/2016 tarih ve 2016/1 sayılı İlke Kararında hukuka ve dayanağı kanuni düzenlemelere aykırı bir yön bulunmadığı,
Rektörlük İşlemi Bakımından Yapılan İncelemede:
Davacı, kamu görevinden 701 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca çıkarılan kişiler arasında olduğundan, bu kapsamdaki bilgi ve belgelerin 4982 sayılı Kanun'un 16. ve 19. maddeleri ve İlke Kararına göre bilgi edinme hakkının istisnaları arasında yer aldığının anlaşıldığı,
Bu itibarla, hukuka uygun bulunan Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun 04/08/2016 tarih ve 2016/1 sayılı İlke Kararı dayanak alınarak tesis edilen Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü Hukuk Müşavirliğinin ...tarih ve ... sayılı işleminde de hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu kararla Anayasal haklarının ihlal edildiği, meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın yargı kararları ile hukuka aykırı olduğunun ortaya çıktığı, talep edilen bilgi ve belgelerin kendisine bildirilmemesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ M...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 19/03/2024 tarih ve E:2020/4987, K:2024/953 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 13/02/2025 tarihinde düzenleyici işlem yönünden oybirliği, uygulama işlemi yönünden ise oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralına yer verilmiştir.
Demokratik bir toplumda vazgeçilmez bir hak niteliğindeki adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkeme hakkı uyuşmazlığın bir mahkeme önüne getirilebilmesini, dava konusu edilen uyuşmazlığa ilişkin esaslı iddia ve savunmaların yargı merci tarafından incelenerek değerlendirilmesini ve bir karara bağlanmasını, ayrıca verilen kararın icra edilmesini gerektirir.
Mahkemelerin önündeki uyuşmazlığı karara bağlarken taraflardan birinin iddia ve savunmasına bağlı kalarak, buna karşı diğer tarafın öne sürdüğü esaslı itirazları tartışmadan yargılamayı sonuçlandırmaları halinde (ortada şekli anlamda bir karar bulunsa bile) gerçek anlamda bir yargılama yapıldığından bahsedilmesi mümkün değildir.
Kaldı ki, mahkemelerin önündeki uyuşmazlığın esasını incelememeleri sadece adil yargılanma hakkını zedelemekle kalmayacak, aynı zamanda davanın konusunu oluşturan medeni hakkın bağlantılı bulunduğu diğer hak ve özgürlüklerin de ihlal edilmesine yol açacaktır. Yargısal başvuru yolları, çoğunlukla bir hak veya özgürlükle bağlantılı uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması amacıyla getirilmiştir.
Kişiler dava açmak suretiyle mahkemelerden hak ve özgürlükleriyle ilgili olarak yargısal korunma talep etmektedirler. Bireylerin yargısal korunma taleplerine yanıt vermek, bu bağlamda dava konusu uyuşmazlığın esasını inceleyerek iddia ve savunmaları değerlendirdikten sonra davayı karara bağlamak yargı mercilerinin anayasal görevleridir.
Uyuşmazlıkta, davacının bilgi edinme başvurusunun, İlke Kararı'nda yer alan bilgi edinme başvurularının 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun 16., 19. ve 20. maddeleri uyarınca bilgi edinme hakkı kapsamı dışında olduğu gerekçesiyle reddedildiği, ancak söz konusu maddede yer alan hangi sonucun doğmasını engellemek amacıyla tesis edildiği yönünde bir somutlaştırma yapılmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, adil yargılanma ilkesinin gereği olarak davacı hakkında hukuk aleminde devlet sırrı ve istihbarat bilgileri şeklinde getirilen kısıtlamaların, yargı mercileri önünde somutlaştırılması gerekirken, temyize konu Daire kararında bu hususta hiçbir değerlendirme yapılmamış olup, davacı adil yargılanma ilkesine aykırı olarak bu imkandan yoksun bırakılmıştır.
Öte yandan, davacı tarafından yapılan bilgi edinme başvurusu, olağanüstü hâl dönemi sona erdikten sonra yapılmış olmasına rağmen, Olağanüstü Hal KHK'ları Kapsamındaki Tedbir ve İşlemlerle İlgili Bilgi Edinme Başvuruları Hakkında 04/08/2016 tarih ve 2016/1 sayılı İlke Kararı gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. Anılan İlke Kararı olağanüstü hâl dönemine ilişkin tedbirlere ve işlemlere özgü düzenlemeler içerdiğinden, olağanüstü hâl dönemi sona erdikten sonra yapılan bilgi edinme başvurularının, söz konusu İlke Kararına dayanılarak reddedilmesinde ve böylece olağanüstü halin etki ve sonuçlarının olağanüstü hal sona erdikten sonra devam ettirilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bunun yanında, davacı hakkında yürütülen adli ve idari süreçler tamamlanarak; ceza davasından beraat etmiş, hakkında alınmış olan meslekten çıkarma kararının yargı kararıyla iptaline karar verilmiş ve söz konusu kararlar kesinleşmiştir.
4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun söz konusu maddelerinde belirtilen istisnaların getiriliş amacının, ilgililerin hakkında yürütülen adli ve idari süreçlerin olumsuz olarak etkilenmesine engel olmaya yönelik olduğunda şüphe bulunmamaktadır. Ancak adli ve idari süreçler tamamlandıktan sonra, davacının söz konusu verilere erişiminde güncel, somut, meşru ve kişisel menfaatinin bulunduğu, talep ettiği bilgi ve belgelerin çalışma hayatına ve mesleki onuruna ilişkin olduğu, davacının bu bilgi ve belgelere erişiminin anayasal bir hak olan hak arama hürriyetinin kullanılabilmesi bakımından gerekli ve zorunlu olduğu ve Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine uygun olacağı kuşkusuzdur.
Bu çerçevede, bilgi edinme herkes için kanuni bir hak, bilgi verme ise Kanun kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşları için kanuni bir yükümlülük olup, davacının bilgi edinme başvurusu kapsamında talep ettiği bilgi ve belgelerin 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ve ilgili mevzuatı çerçevesinde incelenerek hangi bilgi ve belgelerin verilebileceği, hangilerinin verilemeyeceği noktasında bir değerlendirme yapılmaksızın olağanüstü hal dönemiyle sınırlı olarak uygulanabilecek olan anılan İlke Kararı dayanak alınarak, toptancı bir anlayışla reddedilmesinde de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu bireysel işlemin hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin bireysel işlem yönünden kabulü ile Daire kararının bu kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.