Antalya Ticaret Mahkemesinde Görülen, Şirketin Eski Yetkilisi ve Çalışanı Arasında Muvazaalı Olduğu İddia Edilen Bono Hakkında Yargıtay Bozmasıyla Yeniden Değerlendirilen Menfi Tespit Davası.
Özet: Bu menfi tespit davasında, davacı şirket, eski yöneticisi ile davalı eski çalışanının şirket aleyhine anlaşarak yetkisizce düzenlediği, kayıtlarda olmayan ve bedelsiz olduğunu iddia ettiği kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatı talep etmiş; davalı ise bononun, kendi sağladığı iş katkıları, şirkete annesi adına verilen ipotek ve karşılığında şirketten olan 3 milyon TL alacağı için şirket sahibinin talimatıyla düzenlendiğini savunmuştur; Yargıtay bozma kararında, bononun nakden düzenlenmesine rağmen davalı tarafından farklı bir ihdas nedenine dayandırılması sebebiyle ispat yükünün davalıda olduğu, davalının iddiasını ispat edememesi ve yemin teklifini kabul etmemesi nedeniyle davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.

T.C.

ANTALYA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/643 Esas
KARAR NO : 2026/663
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/11/2018
KARAR TARİHİ : 15/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... E. sayılı dosyasında müvekkili şirket hakkında başlatılan icra takibinin dayanağı bononun, şirketin eski yetkilisi ... tarafından yetkisi sona erdikten sonra düzenlendiğini, bononun şirket kayıtlarında yer almadığını, bononun lehtarı ve takip alacaklısı olan davalı ...'nın müvekkili şirkette bir yıl işçi olarak çalıştığını, şirketten bono bedeli kadar alacaklı olmasının mümkün olmadığını, şirket adına bonoyu imzalayan eski temsilci ile davalının arkadaş olup, birlikte müvekkili şirkette işe başladıklarını, şirket işlerinin yürütülmesi için ...'a şirket müdürlüğü yetkisi verildiğini, davalı ...'nın da pazarlama departmanında çalıştığını, sonrasında satış bedellerini tahsil etmeden şirketten ayrılarak şirketin zararına sebep olduklarını, şirketin eski yetkilisi ... ile davalının işbirliği ile hareket ettiklerini, birlikte ... tarihinde ... Şti.'yi kurup ortak olduklarını, bononun şirketin eski yetkilisi ile davalı tarafından şirketi zarara uğratmak için muvazaalı olarak düzenlendiğini, bononun bedelsiz olduğunu, davalı ile bonoda imzası bulunan ... hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../... soruşturma sayılı dosyasında soruşturmanın sürdüğünü ileri sürerek takip ve bono nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirkette pazarlama şefi olarak çalıştığını, çalıştığı süre içerisinde şirkete büyük miktarlarda para kazandırdığını, davacı şirketin sahibi olan ... ...'nin müvekkiline ortaklık önerdiğini, cirodan pay vereceğini sözlü olarak taahhüt ettiğini, müvekkilinin sermayesini şirket bünyesine katması yönünde telkinde bulunmasından sonra müvekkilinin annesi ... ... adına tescilli ... TL değerindeki taşınmazı ... yılında davacı şirket lehine ipotek verdiğini, müvekkilinin yıl sonu kâr miktarlarından ipotek ve kişisel iş ilişkileri sonucunda ... TL alacağının bulunduğunu, şirket yetkilisinin taahhütlerini yerine getirmediği gibi ipoteğin de kaldırılmadığını, müvekkili ile şirket yetkilisi arasındaki ... yazışmalarından davacı şirket yetkilisinin parasının olmadığını, bu nedenle ödeme yapamayacağını beyan etmesiyle müvekkilinin davacıdan evrak istemesi üzerine şirket müdürüne bono düzenleme talimatı verildiğini, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA :
Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre açılmış menfi tespit davasıdır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.
Mahkememizin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, kararın istinafı üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile kararın bozulmasına karar verilmiş, yeniden esasa kayıt edilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararında; "... Somut olayda ise ispat yükü davalı üzerindedir. Zira, davalı vekilinin cevap dilekçesindeki söz konusu senedin şahsi ipoteğin teminatı ve hizmetine karşılık düzenlendiğine yönelik beyanı, senedin ihtas nedenini talil eder niteliktedir. Bir başka deyişle davalı, senet üzerinde nakden ibaresi yazılı olmasına karşın ihdas nedenini talil etmek suretiyle bu borcun mal veya hizmet satışından kaynaklı bir borç olduğunu ileri sürmektedir. Dolayısıyla somut olay bakımından ispat yükünün, senedin ihdas nedenini talil eden davalı taraf üzerinde olduğu, ancak davalının savunmasını ispata yönelik göstermiş olduğu delillerin söz konusu senedin mal veya hizmet satışından kaynaklanan borca karşılık düzenlendiği yönündeki savunmasını ispata elverişli olmadığı, yemin teklif hakkı hatırlatılmasına rağmen davalı tarafın yemin deliline de dayanmadığından hareketle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddedilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir..." denilmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. ” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İİK.nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/10/2017 tarih 2016/2341E. 2017/13472K. sayılı kararı; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2017 tarih 2015/39638E. 2017/11964K. sayılı kararı; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 18/12/2017 tarih 2016/8848E. 2017/3778K. sayılı kararı).
Davamıza gelince; davacı menfi tespit istemi ile dava açmıştır. Mahkememizin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, kararın istinafı üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararın temyizi üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile kararın bozulmasına karar verilmiş, usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyularak, bozma ilamı doğrultusunda ve ışığında yargılamaya devam olunmuştur. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükü davacı borçluya ait ise de davalı vekilinin cevap dilekçesindeki söz konusu senedin şahsi ipoteğin teminatı ve hizmetine karşılık düzenlendiğine yönelik beyanı, senedin ihtas nedenini talil eder nitelikte olduğundan ispat yükü davalıdadır. Davalı, senet üzerinde nakden ibaresi yazılı olmasına karşın ihdas nedenini talil etmek suretiyle bu borcun mal veya hizmet satışından kaynaklı bir borç olduğunu ileri sürmektedir. Dolayısıyla ispat yükünün, senedin ihdas nedenini talil eden davalı taraf üzerinde olduğu, ancak davalının savunmasını ispata yönelik göstermiş olduğu delillerin söz konusu senedin mal veya hizmet satışından kaynaklanan borca karşılık düzenlendiği yönündeki savunmasını ispata elverişli olmadığı, yemin teklif hakkı hatırlatılmasına rağmen davalı tarafın yemin deliline de dayanmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekli olması, takibin haksız olması tek başına yetmemesi, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerinde olması, davalının kötü niyetli olduğunun ispat olunamaması nedenleri ile davacı lehine tazminata hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacının davasının KABULÜNE,
2. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip dosyası ve takibe dayanak bono nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
3. 2004 sayılı İİK'nın 72/5. maddesi koşulları oluşmadığından davacı lehine tazminata hükmolunması talebinin REDDİNE,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli, ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin (... TL peşin harç, ... TL tamamlama harcı) mahsubu ile bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5. Davacı tarafından yapılan ... TL başvurma harcı, ... TL peşin harç, ... TL tamamlama harcı, ... TL bilirkişi ücreti, posta, tebligat gideri olmak üzere toplam ... TL'nin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 326/1. maddesi gereğince davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6. Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 326/1. maddesi gereğince davalı üzerinde bırakılmasına,
7. Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 330. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 333. maddesi gereğince giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine,
9. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 301/1., "Bölge Adliye Ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî Ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik" in "İlâm ve suretlerin verilmesi, kesinleşme kaydı ile harçların tahsili" başlıklı 216/1. maddesi gereğince, Hâkimin re’sen harekete geçtiği hâller ile kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla taraflardan birinin talebi hâlinde hükmün bir nüshası makbuz karşılığında talep eden tarafa verilmesine ve varsa bir nüshasının da diğer tarafa tebliğine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK.'nun 373/4. maddesi gereğince Mahkememiz gerekçeli kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTALIK SÜRE İÇERİSİNDE Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile, YARGITAY NEZDİNDE TEMYİZ KANUN YOLU açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 15/09/2026
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır