Kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hükümlü sanığın cezasının, Bölge Adliye ve Yargıtay nezdindeki istinaf/temyiz incelemeleri sonucunda onanması ile yaralama kastı olduğuna dair karşı oy içeren içtihat metni.
Özet: Yargıtay, ilk derece mahkemesince kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 10 yıl hapis cezasına çarptırılan ve istinaf incelemesinde hükmü onanan sanık hakkında, müdafiinin suçu işlemediği ve eksik araştırma iddialarıyla yaptığı temyiz başvurusunu, yargılama sürecinin usulüne uygun yürütüldüğü, delillerin yeterli olduğu, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı ve suç vasfının doğru tayin edildiği gerekçesiyle oy çokluğuyla esastan reddederek hükmü onamış; ancak bir üye, sanığın öldürme kastıyla değil yaralama kastıyla hareket ettiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1420 E., 2024/1251 K.SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüsHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanmasıİlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ1. İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2023 tarihli ve 2022/55 Esas, 2023/342 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35/2, 62, 58... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 25.09.2024 tarihli ve 2023/1420 Esas, 2024/1251 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik ilk derece mahkemesince gözaltında ve tutuklulukta geçirilen süreler için bu konuda hüküm tesis edilmemiş olması hukuka aykırı ise de, belirtilen hukuka aykırılığın infaz aşamasında resen gözetilecek olması eleştirilerek sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; atılı suçu sanığın işlemediğine ve eksik araştırmaya ilişkindir. III. GEREKÇEYargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eksik araştırmanın bulunmadığı, olayda kullanılan bıçağın özellikleri ve elverişliliği, darbe sayısı ve şiddeti, darbelerin katılanın hayati bölgelerine de isabet ettiği ve hayati şekilde yaralandığı dikkate alındığında suç vasfının tayininde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 25.09.2024 tarihli ve 2023/1420 Esas, 2024/1251 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2026 tarihinde karar verildi.KARŞI OYSuç tarihinde sanık ... ve tanık ...'... ... mah.... sokakta bulunan barlar sokağına gece saat 04:00 sularında geldikleri ve katılanların bulunduğu bara girmek istedikleri katılanların saatin geç olduğunu ve işletmeyi kapatacaklarını söylemelerine rağmen, sanık ...'ın ısrar ettiği, ve katılanlara "... böyle işi, ben hapishaneden yeni çıktım beni nasıl mekana almazsınız hepinizin anasını avradı sinkaf ederim pezevenk mekancılar ben bir mekana girip içeceğim hangi mekan alamayacak beni anasını avradını s.k...m" dedikten sonra ele geçirilemeyen bıçağını çıkarttığı "hangi orospu çocuğu beni buradan gönderecek" demesi üzerine tartışmanın kavgaya dönüştüğü ve sanığın bıçakla katılan ...'ı yüz ve göğüs bölgesinden BTM ile giderilemeyecek, katılan ... de BTM ile giderilebilecek şekilde bıçak ile yaraladığı olayda, sanığın öldürme değil yaralama kastıyla hareket ettiği kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır.5237 sayılı TCK’nın 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir.Bu bağlamda,1. Birbirlerini tanımayan sanık ile katılan ... arasında bir husumet bulunmaması,2. Sanığın ... laserasyon, alında solda 2 cm'lik abrazyon, sol üst kolda 2 cm'lik abrazyon, sol elde dış yanda şişlik olacak şekilde yaralanmış olması nedeniyle sanık ile katılanlar arasında bir kavga yaşandığının anlaşılması, 3. Taraflar arasında başlayan kavga nedeniyle, hayati tehlikeye neden olan bıçak darbelerinin kavga sırasında hedef gözetme imkanı olmayan bir durumda meydana gelmesi,4. Bıçak darbeleri hayati tehlikeye neden olsa da, sadece tek darbenin hayati tehlike oluşturması, 5. Sanığın katılanın hayati bölgelerine daha fazla saplama imkanı olmasına sadece iki kez bıçağı saplaması,6. Sanığın katınla ...’e yönelik fiilinin yaralama suçu olarak kabul edilmesi nedeniyle sanığın kastının bölünmüş olması, Hususları dikkate alındığında, her ne kadar sanık katılanı hayatı tehlike oluşturacak nitelikte yaralamış olsa da, sanığın öldürme kastıyla hareket etmiş olması halinde katılanın hayati bölgelerine bıçağı birden fazla saplayabilecek durumda olmasına rağmen, katılanı hedef gözetme imkanı olmayan kavga sırasında hayati tehlikeye neden olacak nitelikte tek bir kez yaralanmış olması karşısında, sanığın dış dünyaya yansıyan davranışlarına göre suçu işlerken sahip olduğu kasta bakılmaksızın sadece kullanılan aracın öldürmeye elverişli olması ve failin fiili işlerken bilme ve belirleme imkanı olmayan hayati tehlike neticesi esas alınarak oluşturulan fiili bir karineyle, yaralama kastıyla hareket ettiği kabul edilmesi gereken sanığın fiilinin kasten adam öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmesinin maddi gerçeğe ve hukuka aykırı olduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.