Yargıtaydan, hakaret suçunda ifade özgürlüğünün siyasi eleştiri sınırlarını aşmayan eylemlerde suç unsurlarının oluşmadığına dair önemli karar.
Özet: Bu hukuki evrakta, sanık hakkında hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararının hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir; zira suça konu paylaşımın mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmadığı, aksine siyasi ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı, ayrıca ifade özgürlüğünün geniş kapsamı ve özellikle siyasetçilere yönelik eleştirilerin özel kişilere göre daha geniş sınırlar içinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanarak, kararın bu nedenle bozulması gerektiği sonucuna varılmıştır.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/3106 E., 2024/555 K.SUÇ : HakaretHÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇSanık hakkında, hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet kararına yönelik olarak, Bölge Adliye Mahkemesince hükmün düzeltilmesi suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanığın temyiz istemi özetle; suçun sübutuna, lehine olan hükümler uygulanmadan verilen kararın hukuka aykırı olup bozulması gerektiğine ilişkindir.III. GEREKÇEVicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarihli ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etme veya sövme şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur.Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır.Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasanın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz.Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir.Açıklamalar ışığında somut olay kapsamında; davaya konu paylaşım değerlendirildiğinde, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, siyasi ağır eleştiri niteliğinde olduğu dolayısıyla hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı dikkate alınmaksızın, sanığın mahkumiyetine hükmedilmesi,2. Kabule göre;a. Sanığın suça konu paylaşımı yapmadığını ve hesabının çalındığını savunması karşısında; suç tarihinde sanığın kullandığı ... isimli internet sitesine girmeye elverişli bilgisayar, telefon, tablet vb. cihazların neler olduğunun, halen sanıkta olup olmadığının ve sanık tarafından kullanılan e-mail adresinin tespiti ile bu cihazlardan ve sanığa ait e-mail adresinden suç tarihinde ... hesabına giriş yapılıp yapılmadığının ve davaya konu paylaşım esas alınmak suretiyle, internet servis sağlayıcısı ve IP adresinin belirlenmesi amacıyla bilişim alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırılıp, raporun sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle karar verilmesi, b.Adli para cezası tayin edilirken, 5237 sayılı Kanun'un 52. maddesi uyarınca temel cezanın gün üzerinden belirlenmesi, artırım ve indirimlerin de bu miktar üzerinden yapılması gerekliliğine aykırı olarak yıl üzerinden hesaplama sonucu sanık hakkında eksik ceza tayini,Hukuka aykırı bulunmuştur.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken aynı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağının dikkate alınmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca ... 20. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.