Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, finansal kiralama sektöründe çevreci faaliyet gösteren davacı şirketin ... ibareli marka başvurusunun ayırt edicilikten yoksunluk ve tanımlayıcılık nedeniyle kısmi reddine itiraz davası.
Özet: Finansal kiralama alanında faaliyet gösteren bir şirketin, sürdürülebilirlik politikasını yansıtan ve finans sektörüne özgü bir anlam taşıyan "..." ibareli marka başvurusunun, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından finansal hizmetler sınıfı için ayırt edicilikten yoksun ve tanımlayıcı olduğu gerekçesiyle kısmen reddedilmesi üzerine, davacı şirket söz konusu kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu iddia ederek iptalini talep etmektedir; zira şirket, markanın bütün olarak değerlendirilmesiyle yeni ve özgün bir bütünlük kazandığını, hizmetleri doğrudan tanımlamadığını, Kurumun kendi uygulamalarıyla çeliştiğini ve ilgili tüketici kitlesinin yüksek dikkat düzeyi nedeniyle ayırt ediciliğinin güçlendiğini savunmaktadır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/111 Esas - 2026/48
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A RESAS NO : 2025/111 KARAR NO : 2026/48DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptaliDAVA TARİHİ : 19/03/2025KARAR TARİHİ : 18/02/2026 Yazım Tarihi: 04/03/2026İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacı şirketin Türkiye’de finansal kiralama alanında faaliyet gösteren ve sürdürülebilirlik politikaları doğrultusunda çevre dostu yatırımları finanse eden bir finans kuruluşu olduğunu, bu kapsamda çevreci finansman yaklaşımını yansıtmak amacıyla “...” ibareli marka başvurusunun ... nezdinde ilgili Nice sınıfları için yapıldığını, başvurunun 36. Sınıfa giren “sigorta, finansal ve parasal hizmetler, gayrimenkul komisyonculuğu/müşavirliği/idare hizmetleri ile gümrük müşavirliği hizmetleri” bakımından SMK m. 5/1(b) ve (c) hükümleri uyarınca ayırt edici nitelikten yoksun ve tanımlayıcı olduğu gerekçesiyle kısmen reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira dava konusu ibarenin parçalarına ayrılarak incelenmesinin “markanın bütünlüğü” ilkesine açıkça aykırı olduğunu, “...” kelimesinin sıradan kira hizmeti değil finans sektöründe teknik ve özel bir anlama sahip olduğunu ve davacının faaliyet alanının da bu teknik anlamla birebir örtüştüğünü, keza “...” kelimesinin finansal kiralama hizmetinin kendisini tanımlamadığını, yalnızca davacının sürdürülebilirlik odaklı politikasını simgelediğini ve bu nedenle hizmetleri doğrudan nitelendirmediğini, ibarenin birlikte oluşturduğu bütünün tanımlayıcı olmaktan çıktığını ve yeni, özgün bir marka bütünlüğü kazandığını, üstelik davacının aynı mahiyetteki “... ...” markasının Kurum tarafından herhangi bir sorun görülmeksizin tescil edildiğini, bunun Kurum’un kendi uygulamalarıyla çeliştiğini, ayrıca ... sicilinde “...” ibaresini içeren çok sayıda markanın ve hatta “eczane” gibi çok daha genel ifadeleri içeren ibarelerin dahi ayırt edicilik sorunu olmaksızın tescil edildiğini, buna rağmen “...” ibaresinin reddinin eşitlik ilkesine ve Kurum’un yerleşik uygulamalarına aykırı olduğunu, nitekim “... ...” gibi tanımlayıcı niteliğe çok daha yakın ibarelerin dahi tescil edildiğini, ilgili tüketici kitlesinin sıradan tüketici değil yüksek dikkat düzeyine sahip yatırımcı ve iş insanları olduğunu, bu nedenle markanın bu kesim nezdinde ayırt edicilik etkisinin güçlendiğini, ayrıca SMK m. 5/1(c) kapsamında bir ibarenin tanımlayıcı sayılabilmesi için mal veya hizmetin karakteristik özelliğini hiçbir zihni çabaya mahal bırakmaksızın doğrudan çağrıştırmasının gerektiğini, oysa “...” ibaresinin finansal hizmetler bakımından böyle bir çağrışım yaratmadığını, ibarenin bütün olarak değerlendirildiğinde sui generis bir marka oluşturduğunu, Yargıtay’ın “ ...”, “ ..., ...”, “ ... ”, “ ...” gibi türetme markalarda ayırt ediciliği kabul eden emsal kararlarının ve ...” kararının somut olaya birebir uygulanabilir olduğunu, kelimelerin tek tek anlam taşımasının birleşik ibarenin ayırt edici bütünlüğünü ortadan kaldırmadığını ileri sürerek, ... ...’nın 17.01.2025 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru sayılı markanın tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacı firmanın ... başvuru sayılı markasının kapsamından çıkartılan 36. Sınıftaki emtialarla ilgili SMK 5/1-b-c maddelerine göre çıkartılan emtialar açısından ayırt edicilik olmadığı, tanımlayıcı olduğu şeklinde ... sayılı ... kararı değerlendirilmesinin yerinde ve doğru olup olmadığı, iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 20/01/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 19/03/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ... sayılı "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Yapılan incelemede, markalarda ''...'' ibaresinin ortak olduğu görülmekle birlikte, ''yeşil'' anlamını haiz bulunan ''...'' ibaresinin bir renk adı olması nedeniyle tek başına ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olmasının yanı sıra başvurunun ilave unsur da ihtiva etmesi nedeniyle itiraz gerekçesi markalardan farklılaşmış olduğu, bu itibarla ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varıldığından, başvuru sahibinin itirazının kabulü gerekmiştir.Kurul nezdinde yapılan re'sen incelemede, ''kiralamak, kira'' anlamına gelen ''...'' ve ''yeşil'' anlamına gelen ''...'' ibarelerinden oluşan başvuruya konu ibarenin ''yeşil kiralama'' olarak agılanmakta olduğu, ilgili piyasada ''yeşil finans'' kavramının kullanımı bulunduğu ve ''geleneksel ekonomiyi sürdürülebilir ve çevre dostu yöntemlerle dönüştürmeyi teşvik eden finansal hizmetler ve ürünler bütünü'' olarak bilinmekte olduğu, ''yeşil kiralama'' veya ''... ...'' ibaresinin '' verimli ve karbon nötr binaları ilerleten maddeler ve operasyonel prosedürlere sahip kiralamalar'' anlamına geldiği, başvuruya konu ibarenin ''yeşil kiralama'' kavramına doğrudan gönderme yapan bir ibare olduğu, ''... ...'' ibaresinin ilgili piyasada serbest kullanımda olan bir ibare olduğu yapılan internet araştırması neticesinde anlaşılmıştır.( .....) 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun "marka tescilinde mutlak ret nedenleri"ni düzenleyen 6769 s. Kanunun 5/1(b) bendi "Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler" in, 5/1 maddesinin (c) bendi ise "Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler"in tescil edilemeyeceği hükmüne amirdir. Diğer bir ifadeyle, ilgili madde hükmü, başvuru kapsamındaki mal veya hizmetler için tanımlayıcı nitelikte olan işaretleri münhasıran veya esas unsur olarak içeren başvuruların marka olarak tescil edilemeyeceğini düzenlemektedir. Tanımlayıcı markaların tescil edilmemesinin nedeni, mal ve hizmetlerin karakteristik özelliklerini belirten terimlerin herkes tarafından serbestçe kullanımını sağlamaktır. Bu şekilde, bir firmaya, tanımlayıcı bir terimin -diğer firmalara ve rakiplerine dezavantaj yaratacak şekilde- tekel olarak verilmesinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadırSomut olayın bu çerçevede değerlendirilmesi neticesinde "..." ibaresinin ilgili tüketiciler tarafından, '' Sınıf Kodu36: Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri. '' açısından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağı, bu itibarla, başvurunun bir bütün olarak, markanın asli işlevi olan, belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceği ve malların/hizmetlerin vasfını/karakteristik özelliğini belirtiyor olması nedeniyle ayrıca tanımlayıcı nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır. Belirtilen nedenlerle, başvurunun ilgili hizmetler bakımından 6769 s. SMK 5/1-b ve c kapsamında kısmen reddi gerekmiştir.KARAR ; 1. İtirazın kabulüne ve başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılmasına,2. Re'sen 6769 s. SMK 5/1-b ve c kapsamında Sınıf 36: Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gaayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri. '' bakımından başvurunun reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük tarihli) 4. Maddesinde "Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla, kişi adları dahil, sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların biçimi veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her türlü işaretten oluşabilir",5/1-b maddesinde " Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler",5/1-c maddesinde " Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler ", marka olarak tesçil edilemez5/2 maddesinde "Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez "hükmü yer almaktadır.SMK 5/1-b yönünden ;Markanın en önemli fonksiyonu markanın ayırt edici bir işaret olmasıdır. Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini başka bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yaradığından, bir işaretin marka olma kabiliyetini haiz olması, o işaretin ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olmasına bağlıdır. Bir işaretin bu fonksiyona sahip olup olmadığının tespiti önce soyut olarak yapılmalıdır. Yani marka olma niteliğine bakılmalıdır. Bir işaretin soyut ayırt edicilik niteliğinin varlığı tespit edildikten sonra, o işaretin marka olabilmesi açısından, ayrıca sicilde gösterilebilir olması ve üzerinde kullanılacak mal veya hizmetler açısından somut ayırt edicilik özelliğini haiz olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, işareti gören ortalama tüketici kitlesinin, tescil kapsamındaki mallar veya hizmetler yönünden bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mal ve hizmetlerini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mal ve hizmetlerinden ayırt edildiğini algılaması zorunluluğu bulunmaktadır. SMK 5/1-c yönünden ;Marka başvurusundaki ibare ortalama tüketici nezdinde yukarıda belirtilen "Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten "tanımlayıcı, vasıf bildirici özellikleri varsa marka olarak tesçili mümkün bulunmamakta ve mutlak red engeline takılmaktadır. Marka hakkı münhasır olarak sahibine tekel / inhisari hak bahşettiğinden tanımlayıcı bir işaret bir kişiye verilirse ticari rekabet sağlanamaz. Buna göre, bir malın ya da hizmetin cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak gibi özelliklerine (iyi / güzel / süper / büyük / vb.) atıf yapan tanımlayıcı işaretlerin marka olarak tescil edilebilmesi mümkün değildir. Marka başvurusundaki ibare içerdiği emtia sınıfındakilerden ne kadar uzak ise tanımlayıcı, vasıf bildirici halinden de uzaklaşmış sayılır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davacı başvuru Markası Red gerekçesi madde... (...) SMK 5/1-b-c Bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; “Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” yönünden marka olabilecek nitelikte somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı ve tanımlayıcı nitelikte olduğu, “Sigorta hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri” yönünden ise marka olabilecek nitelikte somut ayırt ediciliğinin bulunduğu ve tanımlayıcı nitelikte olmadığı, Dava konusu edilen 17.01.2025 tarihli ve ... sayılı ... kararının bu değerlendirmeler ile “Sigorta hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri” yönünden kısmen çeliştiği/uyumlu olmadığı" şeklinde ifade edilmiştir. Bilirkişi heyet raporu her iki tarafın iddia ve savunmasına, taraf delillerine, marka kapsamına , ... kararına denetlenebilir, içeriği olumlu veya olumsuz mahkemece değerlendirilebilir nitelikte kabul edilerek yeni heyetten rapor alınması yönündeki davacı vekilinin istemi HMK 30. Maddesindeki usul ekonomisi ilkesi gözetilerek yargılamanın gereksiz uzayacağına kanaat geldiğinden bu istem reddedilmiştir. GEREKÇE:Tarafların iddia ve savunması, marka başvuru kapsamı ve görseli, bilirkişi heyet raporu, ... kararı ve dosyanın bütünü birlikte ele alındığında; 6769 sayılı SMK 5/1-b yönünden değerlendirme; " ... " ibareli başvuru markasının kapsamında yer alan "Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri " açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mallarını/hizmetini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mallarından/hizmetinden ayırt edildiğini algılamasına yol açan şekilde soyut ve somut ayırt ediciliği bulunmadığı; nitekim bilirkişi raporunda bu husus " Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” yönünden marka olabilecek nitelikte somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı ve tanımlayıcı nitelikte olduğu, " şeklinde izah da edildiği; bu açıdan ... ... 'nın davaya konu marka başvurusunun SMK 5/1-b kapsamında ayırt edicilik niteliği taşımadığı tespitinin yerinde ve doğru olduğu sonucuna varıldığı;Diğer yönden " ... " ibareli başvuru markasının kapsamında yer alan " Sigorta hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri " açısından açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mallarını/hizmetini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mallarından/hizmetinden ayırt edildiğini algılamasına yol açan şekilde ayırt ediciliği bulunduğu , nitekim bilirkişi raporunda bu husus " “Sigorta hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri” yönünden ise marka olabilecek nitelikte somut ayırt ediciliğinin bulunduğu ve tanımlayıcı nitelikte olmadığı, " şeklinde izah da edildiği; bu açıdan ... ... tarafından davaya konu marka başvurusunun yukarıda belirtilen hizmetlerde SMK 5/1-b kapsamında ayırt edicilik niteliği taşımadığı tespitinin yerinde ve doğru olmadığı;6769 sayılı SMK 5/1-c yönünden değerlendirme: " ... " ibareli başvuru markasının kapsamında yer alan "Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri " açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında cins, vasıf bildiren, tanımlayıcı bir durum olarak algılanabileceği, nitekim bilirkişi raporunda bu husus " Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” yönünden marka olabilecek nitelikte somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı ve tanımlayıcı nitelikte olduğu, " şeklinde izah da edildiği; bu açıdan bu emtialrda ... ... 'nın davaya konu marka başvurusunun SMK 5/1-c kapsamında tanımlayıcı nitelikte olduğu tespitinin yerinde ve doğru olduğu sonucuna varıldığı;Diğer yönden " ... " ibareli başvuru markasının kapsamında yer alan " Sigorta hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri " açısından açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında cins, vasıf bildiren, tanımlayıcı bir durum olarak algılanması mümkün görülmediği, nitekim bilirkişi raporunda bu husus " “Sigorta hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri” yönünden ise marka olabilecek nitelikte somut ayırt ediciliğinin bulunduğu ve tanımlayıcı nitelikte olmadığı, "şeklinde izah da edildiği; bu açıdan ... ... 'nın bu emtialarda davaya konu marka başvurusunun SMK 5/1-c kapsamında tanımlayıcı nitelikte olduğu tespitinin yerinde ve doğru olmadığı sonucuna varıldığı;Neticeden bilirkişi heyet raporu benimsenerek dava kısmen kabul edilmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1- Davanın KISMEN KABULÜNE,2-Dava konusu ...'nın ... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan " Sigorta hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri" yönünden ... kararının kısmen iptaline, (kabul kısmı)3- Diğer kısımlar yönünden ise davanın reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,6-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,7-Davacının yaptığı 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 175,00 TL tebligat gideri, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 15.790,40 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 7.895,20 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 18/02/2026 Katip ... Hakim ...E-İmzalıdır E-İmzalıdır