Hırsızlık suçunda sanığın kazanılmış hakları gözetilerek, katılan beyanlarındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme nedeniyle hükmün Yargıtay 2. Ceza Dairesince bozulması.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararını temyizen inceleyen mahkeme, sanık müdafiinin atılı suçu işlediğine dair maddi bulgu veya destekleyici delil olmadığı, savunmanın aksinin ispatlanamadığı yönündeki itirazlarını değerlendirerek, özellikle katılanın aşamalardaki beyanlarındaki ciddi çelişkilerin giderilmeden, tüm delillerin yeterli ve bütüncül bir şekilde değerlendirilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulduğunu tespit etmiştir; bu nedenle istinaf başvurusunun esastan reddi kararını bozarak, sanığın hukuksal durumunun yeniden belirlenmesi ve kazanılmış haklarının gözetilmesi gerektiğine karar vermiştir.
2. Ceza Dairesi         2024/7858 E.  ,  2026/10620 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/2966 E., 2024/610 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, ''Sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin sanıkla irtibatlandırılabilecek maddi bir bulguya rastlanılamadığına, belirtileri destekleyecek beyan veya belge delili bulunmadığına, sanığın savunmasının aksinin ispatlanamadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.Ancak;
Sanığın aşamalardaki savunmalarında suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, katılanın ise soruşturma aşamasında, sanıkla birlikte ortak arkadaşlarının evinde bulundukları sırada sanığın telefonla görüşmek istememesi üzerine telefonunu alarak evden çıkıp apartmanın önüne indiğini, kendisinin de arkasından aşağı indiğini ancak sanığı kaybettiğini beyan ettiği halde, kovuşturma aşamasındaki ifadesinde, sanığın kendisini almasını istemesi üzerine olduğu yere gidip sanığı aldığını, telefonunu araç içerisindelerken aldığını, annesi ile konuşacağını söyleyerek araçtan indiğini sonra da kaybolduğunu beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; katılanın beyanlarındaki çelişki giderilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ile sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun tayini gerekirken, bu konularda kovuşturma genişletilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 5271 sayılı Kanun'un 283. maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesine, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca Kırşehir 4. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.