Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve itirazın iptali davalarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi kararı.
Özet: Bu istinaf kararı, bir veri merkezi yapım işi eser sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkları ele almaktadır. Yüklenici, işin teslimindeki gecikmenin kendisinden kaynaklanmadığı iddiasıyla teminat mektubu nedeniyle borçlu olmadığının tespitini ve ödenmeyen bakiye hakediş alacağının tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı işveren ise yüklenicinin sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, yüklenicinin borçlu olmadığının tespitine yönelik talebi reddederken, itirazın iptali talebini kısmen kabul etmiştir. Davalı işverenin bu karara karşı yaptığı istinaf başvurusu, esas yönünden reddedilmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ
T.C. ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)DOSYA NO : 2025/399 EsasKARAR NO : 2026/729T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 26/12/2024NUMARASI : 2023/525 Esas- 2024/792 KararASIL DAVADADAVACI : 1 -... VEKİLLERİ : Av. ... E-TEBLİGAT Av. ... DAVALI : ..VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ... BİRLEŞEN ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2018/727 ESASSAYILI DOSYASINDADAVACI : ...VEKİLİ : Av. ... E-TEBLİGAT DAVALI : 2 -... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... BEBEASIL DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)BİRLEŞEN DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ : 08/09/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 14/09/2026Davacı vekili tarafından davalı aleyhine asıl ve birleşen davada açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve itirazın iptali davalarında mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İSTEM;Asıl davada davacı vekili tarafından verilen 10/11/2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile ...ortaklığı arasında 25.11.2013 tarihinde "Çevre Şehircilik Bakanlığı Hizmet Binası Yapım İşi Kapsamında Veri Merkezi Yapım İşinin Yerine Getirilmesi İşi" hakkında sözleşme imzalandığını, sonrasında... San. tarafından işin tamamının davalı.... A.Ş.'ye devredildiğini ve müvekkili ile olan sözleşmenin de yenilendiğini, sözleşmeye konu işin % 99'unun tamamlandığını ve geçici kabul işlemlerine başlandığını, 04.02.2015 tarihli iş sahibi kurum mühendisinin de imzası bulunan tutanakta, alandaki nem değerlerinin tespit edildiğini, nem miktarının uygun seviyeye gelmemesi nedeniyle epoksi uygulamasının yapılamadığını, 20.02.2015 tarihli müteahhit firma yetkilisinin imzasının bulunduğu tutanakta da alandaki uygun olmayan nem değerlerinin tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından Ankara 10.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/120 D.İş dosyası aracılığı ile yaptırılan tespitte epoksi uygulanacak ortamların hazır olmadığının, ana ürünlerin tümünün gelmiş kuruluma hazır vaziyette durmakta olduklarının bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, davalı tarafın, sözleşme gereği inşaat alanını teslim etmemesi ve hakedişlerini ödememesine rağmen, taraflarınca verilen teminat mektubunu nakde çevirmek üzere başvurduğunun öğrenildiğini, işin teslimindeki gecikmenin müvekkilinden kaynaklanmadığını, açıklanan nedenler ile, ...Bankası tarafından verilen 26.01.2015 tarih ve A-886165 sayılı 179.000 EURO bedelli teminat mektubunun tazmini şartları oluşmadığından, sözkonusu teminat mektubu sebebi ile her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla teminat mektuplarından dolayı müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine, dava sürecinde teminatın ilgili banka tarafından davalı şirkete ödenmesi halinde her türlü hakları saklı kalmak kaydı ile tahsil olunan teminat bedelinin davalıdan ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili tarafından verilen 23/10/2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; Asıl davadaki aynı sözleşmeye dayalı olarak, sözleşmeye konu işin tamamlandığını, geçici kabul işlemlerinin bitirildiğini, bakiye iş bedelinin ödenmemesi nedeniyle, bu alacak için 07.05.2018 tarihli 62.611,87 Euro bedelli hakediş faturasının düzenlendiğini, davalı tarafça ise iade faturasının düzenlendiğini, bakiye hakediş bedelinin tahsili için yapılan icra takibinin davalının itirazı ile durdurulduğunu belirterek, davalının takibe yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve müvekkili yararına % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. YANIT Asıl davada davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini sürekli aksattığını, bu konuyla ilgili bir çok kez davacıya ek süre verildiğini, bu sürelere rağmen iş programına uygun hareket edilmemesi nedeniyle noter marifeti ile 19.11.2015 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığıyla yapılan tespitin tek taraflı olduğunu, müvekkili şirketin savunmasının raporda yer almadığını, sözkonusu raporda iş ile ilgili malzemelerin ne kadarının şantiye alanında olduğunun tespit edilmediğini, sorunun montaj için uygun ortam olmamasından ziyade, sözleşme gereği temin edilmesi gereken malzemelerin şantiyede hazır edilmemesinden kaynaklandığını, müvekkili şirketçe, teminat mektubunun tazmini gibi bir durumun sözkonusu olmadığını, davacının yapmış olduğu iş ile ilgili henüz geçici kabul işleminin yapılmadığını, geçici kabul işlemi tamamlanmadığı sürece müvekkili şirketin sözleşmesel bir hak olarak teminat mektubunu paraya çevirmesini engelleyecek yasal bir düzenlemenin bulunmadığını, müvekkilinin idareden aldığı hakediş oranında davacıya ödemelerini yaptığını, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını, davacının sözleşme imza aşamasında, işin uygulanacağı inşaat alanını görmesine rağmen, herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmediğini, sonrasında işi geciktirme, malzemenin şantiye sahasına teslimindeki gecikmelere bu hususları gerekçe yaptığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; Davalı taraf birleşen davaya cevap vermemiş, duruşmadaki beyanında; davacının yeni bir iş yapmadığını, davaya konu faturanın asıl davada görülen davaya konusu iş kapsamında yapıldığı iddia edilen imalatlara ait olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara 6 Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.12.2024 tarihli ve 2023/525 Esas ve 2024/792 Karar sayılı kararında özetle; Asıl dava, eser sözleşmesi kapsamında alt yüklenicinin, iş sahibi üst yükleniciye teminat mektubundan dolayı borçlu olmadığının tespitine yönelik menfi tespit davası, birleşen dava ise bakiye hakediş bedelinin tahsili için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptali davasıdır.Mahkememizin 2015/749 Esas Sayılı dosyasında verilen 06/10/2022 tarihli kararda; "Asıl davada, dava konusu teminat mektubu süreli olup, 31/03/2017 tarihine kadar olan sürenin, 29/12/2017'e uzatıldığı, bu tarihten sonra süre uzatımının yapılmadığı, buna göre dava tarihi olan 10/11/2015'de teminat mektubu mer'i olmakla birlikte, yargılama sırasında süre uzatımı yapılmaması sebebi ile davacının teminat mektubundan doğan sorumluluğunun sona erdiği, böylelikle davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Davalı şirket, dava tarihinden önce 09/11/2015 tarihinde tazmin talebinde bulunmuş, dava tarihi ile aynı gün olan 10/11/2015'te tazmin talebini geri çektiği anlaşılmıştır. Dosyada bulunan bilirkişi raporlarına göre davacı alt yüklenicinin sözleşme konusu yüklendiği işlerin %99,60'nı tamamladığı, kalan kısımdaki işleri davalının teslim yükümlülüğünü tam yerine getirmemesi sebebi ile yapamadığı, böylelikle tazmin şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Buna göre dava tarihi itibari ile davacı taraf dava açmakta haklıdır. Bu sebeple konusuz kalan asıl davada davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Birleşen davaya yönelik olarak, dosya kapsamına uygun bilirkişi raporundaki hesaplamaya göre, davacının yaptığı imalatlardan dolayı takip tarihi itibariyle bakiye iş bedeli alacağının 42.044,79 EURO (takip tarihindeki TL karşılığı 226.248,54 TL) olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki taşeron sözleşmesine göre işin bitim tarihinin 31.12.2014 olarak belirlendiği, İdare tarafından hazırlanan 25.12.2015 tarihli Gecici Kabul Tutanağına göre işin bitirildiği tarihin 07.07.2015 olduğu, bu bitim tarihi esas alındığında gecikmenin (07.07.2015-31.12.2014=) 189 gün olduğu, sözleşmede günlük gecikme cezasının 10.000,00 TL/gün olarak belirlendiği, buna göre toplam gecikme cezası tutarının (10.000,00 TL/günx189 gün-) 1.890.000,00 TL olarak hesaplandığı, davalının, yargılama sırasında davacının bakiye iş bedeli talebine yönelik, gecikme cezası bedelinin mahsubu talebinde bulunduğu, davacının bakiye hakediş bedelinden, davalının gecikme cezası sebebi ile alacağı mahsup edildiğinde, davacının takip tarihi itibari ile alacağı kalmadığından bahisle birleşen davanın reddine" karar verilmiştir. Taraf vekillerinin istinaf başvurusu sonucu Ankara 31. Hukuk Dairesinin, 11/07/2023 tarihli ve 2023/320-871 sayılı kararı ile; "Davacı vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden yaptığı istinaf başvurusunun değerlendirilmesi sonucunda, davacı vekili mahkeme tarafından müvekkilinin bakiye hakediş alacağından gecikme cezasının davalı yüklenicinin mahsup konusunda talebi olmadan resen mahsup edildiğini bu sebeple mahsup uygulamasının yasaya aykırı olduğunu belirtmiş ise de, mahsup talebi olmasa dahi mahsup, bir itiraz niteliğinde olduğundan mahkemece dosyada mahsuba konu olabilecek bir alacağın varlığının taraf irade ve beyanlarından anlaşılması halinde bu konuda talep olmasa dahi bunu resen dikkate alması gerektiğinden mahkemece gecikme cezası alacağının hakediş alacağından mahsup edilebileceği yönündeki uygulamasında yasaya aykırı bir durum bulunmamaktadır. 1-Ancak işin teslim süresinin dava dışı iş sahibi idare tarafından 12/06/2015 tarihine kadar uzatıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulundaki hesaplamalarda ise, işin teslim süresi, sözleşmedeki tarih esas alınarak 31/12/2014 tarihi olarak kabul edilmiş, bu tarihten idarece işin geçici kabulünün yapıldığı tarih olarak kabul edilen 07/07/2015 tarihine kadar istenebilecek gecikme cezası alacağı esas alınarak davalı yüklenicinin talep edebileceği gecikme cezası alacağı belirlenerek mahsup işlemi, belirlenen bu gecikme cezasına göre gerçekleştirilmiştir. Oysa ki mahkemece, taraflar arasındaki taşeron sözleşmesi incelenerek taşeron sözleşmesinde, dava dışı idare ile davalı yüklenici arasında düzenlenen asıl sözleşmenin, sözleşmenin ekleri arasında sayılması halinde asıl sözleşme gereği davalı yükleniciye verilen süre uzatımının davacıya da uygulanması gerekeceğinden buna göre davacı taşeron yönünden de işin bitim tarihinin 12/06/2015 tarihine kadar uzatıldığının kabulü ile buna göre davalının gecikme nedeniyle talep edebileceği gecikme cezası alacağı belirlenmeli, yine davalı taşeronun işin teslimi sırasında gecikme cezası alacağını saklı tutarak yani ihtirazi kayıtla işi teslim alıp almadığı, veya öncesinde gecikme cezası isteme hakkını saklı tuttuğuna dair davacıya yönelttiği bir beyanı bulunup bulunmadığının değerlendirilerek, buna göre davalının gecikme cezası talebine haklı bulunduğunun anlaşılması halinde yukarıda belirtilen dönemlere göre gecikme cezası alacağının hesaplanarak varsa birleşen davada davacının talep edebileceği bakiye iş bedeli alacağını hesaplamak konusunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak sonucuna göre karar vermek olmalıdır. 2-Asıl ve birleşen dosyada, davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan değerlendirmede ise, asıl dava tarihi itibariyle davaya konu teminat mektubunun geçerli olduğu ve işin geçici kabulünün dahi henüz yapılmadığı bu itibarla asıl davada dava tarihi itibariyle teminat mektubunun davacıya iadesi koşullarının sözleşmeye göre oluşup oluşmadığı konusundaki değerlendirmenin eksik yapılarak, konusuz kalan davada yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi sebebiyle dairemizce, bu konudaki davalı istinafının haklı olduğu değerlendirilmiştir." gerekçesi ile mahkememiz kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.BAM kararı sonrasında yapılan yargılamada, taraf vekillerinin hukuki dinlenilme kapsamında beyanı alındıktan sonra, önceki raporu düzenleyen bilirkişi heyetinden rapor aldırılmıştır.23/05/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda; " Önceki sunulu raporlarda da yer aldığı üzere yüklenici konumundaki davacı taşeron tarafından, işin sözleşme ve eklerine uygun olarak yapılıp davalıya teslim edildiğine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş kabul belgesi veya bu anlama gelebilecek bir belgeye dosya kapsamında tesadüf edilmemiştir. Ancak ana sözleşme kapsamında işin tamamına ait geçici kabulün dava dışı esas işsahibi Çevre Şehircilik Bakanlığına 07.07.2015 tarihinde teslim edildiğine ilişkin Geçici Kabul Belgesi düzenlenmiş olmakla davacı işsahibinin de mevcut dosaya kapsamı itibarıyla dava konusu işi teslim edimini 07.07.2015 tarihinde yerine getirdiğinin kabulü gerekir. İdare tarafından dosya sunulun kesin hesapta ise dava konusu Veri Merkezi Yapım İşinin %99,60 oranında tamlandığı ve bu şekilde hakediş düzenlendiği anlaşılmıştır. Eksik olan %0.60 (Binde altı) oranındaki eksik veya kusurlu olduğu düşünülen imalatın ise dava dışı İdare ÇŞB Bakanlığınca işin kabulü yapıldığına göre kabule ve kullanıma engel olmayan nitelikte işler olduğu değerlendirilmektedir. Bu durumda önceki sunulu raporlarda da yer aldığı üzere davacının hakediş alacağı yapılan ödemler ve yasal kesintilerin düşülmesi ile 42.044,79 EUR olduğu hususundaki heyet görüşü aynen korunmuştur.BAM kararında da yer aldığı üzere, taraflar arasındaki sözleşmenin 21. Maddesi ile davalı ile dava dışı idare arasındaki bağıtlanmış ana sözleşme altyüklenici sözleşmesinin eki sayıldığından işin süresinin yasal ve teknik gereklerle 12.06.2015 tarihine kadar uzatıldığının kabulü gerekir. Bu durumda teslim edimi davacı alt yüklenicide olmakla ve 12.06.2015 tarihinden önce davacının işi teslim ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir teslim veya kabul belgesine tesadüf edilmemekle dava konusu işin mevcut dosya kapsamı itibarıyla 12.06.2015 tarihinde teslim edildiği ve işteki gecikmenin 07.07.2015-12.06.2015 tarihleri arasında geçen 26 gün olduğunun kabulü gerekir. Şu halde işteki 26 günlük gecikme nedeniyle hesaplanan gecikme bedeli: 26 X 10.000=260.000,00 TL hesaplanmıştır. Davacı... A. Ş. vekili 07.06.2018 tarihinde Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2018/7140 E. sayılı dosyası ile davalı...A.Ş. aleyhinde toplam 62.611,87 EURO tutarında ilamsız icra takibi başlatmış, asıl alacağının dayanağı olarak 07.05.2018 tarihli, VKN201800000002 nolu ve 62.611,87 EURO tutarlı e-fatura alacağını göstermiştir. Ancak, dosyaya mübrez Ankara 10.Sulh Hukuk Hâkimliği 2015/120 D. İş Dosyasındaki Tespitler, nem ölçüm değerleri ve dosya kapsamı diğer bilgi belgeler birlikte değerlendirildiğinde, gecikmenin davalı yükleniciden kaynaklanmadığı, ana işteki eksik ve kusurular nedeniyle davacı altyüklenicinin eksik işleri tamlayamadığı, kalan kısımdaki işleri davalının teslim yükümlülüğünü tam yerine getirmemesi sebebi ile yapamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda teslimdeki eksik ve gecikmenin davacıdan kaynaklanmayan nedenlerle meydana gelmiş olması nedeniyle yukarıda hesaplanan 260.000,00 TL gecikme cezasının davalıdan talep edilip edilmeyeceği hususundaki takdir Sayın Mahkeme’ye aittir.Buna göre; Gecikmenin davacıdan kaynaklanmamış olması durumunda davacının takip tarihi itibarıyla talep edebileceği hakkediş alacağı takip tarihindeki MB efektif satış kuru esas alındığında;42.044,79 X 5.4369= 228.597,52.-TL hesaplanmıştır. Gecikmenin davacıdan kaynaklandığının kabulü halinde ise ceza miktarı olan 260.000 TL hakediş alacağı olan 228.597,52.-TL’den fazla olduğundan davacı alacağı bulunmamaktadır.Davalı taşeronun işin teslimi sırasında gecikme cezası alacağını saklı tutarak yani ihtirazi kayıtla işi teslim alıp almadığı hususunda ise tarafla arasında usulüne uygun düzenlenmiş teslim belgesi veya kabul belgesi olmadığı, teslim ediminin ana sözleşme kapsamında Davalı ana yüklenici ile dava dışı idare arasında yapılan kabul belgesinden hareketle belirlendiğinden bu konuda bir tespit yapılamamıştır.İdare tarafından hazırlanan 25.12.2015 tarihli Geçici Kabul Tutanağında; Sözleşme bitim tarihinin süre uzatımı nedeniyle 12.06.2015 tarihi olduğu, işin bitirildiği tarihin 07.07.2015 olduğu belirtilmiştir. Dava tarihi ise 10.11.2015 dir. Taraflar arasında bağıtlanmış olan 25.11.2023 tarihli sözleşmenin “Teminatlar ve İadesi” başlıklı 7.maddesi, “… 2 Kesin Teminat; TAŞERON, Sözleşme bedelinin %10' u kadar 179.000 (Yüzyetrnisdokuzbin) Euro Kesin-Süresiz Banka Teminat Mektubunu Sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte İŞVEREN'in merkez muhasebesine teslim edecektir. Teminatların İadesi :…Teminat Mektubu kesin kabulden sonra taşeronun bu işle bir ilişiğinin bulunmadığı anlaşıldıktan ve IŞVEREN'İ ibra edecek bir vesikanın (ibranamesinin) tevdiinden, SGK mevzuatına göre bu işle İlgili evrak, belge eksiği, prim borcunun olmadığına dair SGK'dan alınacak bir belgenin İbrazından, TASERONUN anlaşmalı olduğu Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMMM) veya Yeminli Mali Müşavir (YMM) tarafından hazırlanacak onaylı Özel Amaçlı Raporun ibrazından ve bu raporda yer alan, Taşeron sorumluluğunda bulunan kalemlere ilişkin ödemelerin Taşeron tarafından yapılmış olduğunun anlaşılmasından sonra İade edilir.” içeriğine havidir. Öncelikle ana sözleşme konusu işin geçici kabul itibar tarihi 12.06.2015 tarihi ise de işbu geçici kabul ancak 25.12.2015 tarihinde onaylanmıştır. Dolayısıyla işin geçici kabule hazır olduğu ancak 25.12.2015 tarihinde anlaşılmıştır. Dolaysıyla dava tarihinde işin geçici kabule hazır olduğu henüz tespit edilememiştir. SGK’dan borcu olmadığına dair belgenin dava tarihinden önce davalı ana yükleniciye ibraz edildiği hususunda bir tespit yapılamamıştır. Ayrıca sözleşme 7. Maddede teminat iade koşulu sayılan “…Mali Müşavir (SMMM) veya Yeminli Mali Müşavir (YMM) tarafından hazırlanmış onaylı Özel Amaçlı Raporun dava tarihi ve öncesinde davalıya teslimi…” ilişkin dava tarihinde sunulmuş böyle bir belgeye tesadüf edilmemiştir. Dava tarihinde teminat iade koşullarını oluşmadığı değerlendirilmiştir" belirtilmiştir.Somut olayda tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Asıl dava yönünden, davacı alt yüklenici, davalı üst yüklenicide olan teminat mektubundan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Hükme esas alınan son bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, dava tarihinde işin geçici kabule hazır olduğu ve SGK’dan borcu olmadığına dair belgenin dava tarihinden önce davalı ana yükleniciye ibraz edildiği hususu ispatlanamamıştır. Taraflar arasındaki Sözleşmenin 7. maddesinde teminat iade koşulu sayılan “…Mali Müşavir (SMMM) veya Yeminli Mali Müşavir (YMM) tarafından hazırlanmış onaylı Özel Amaçlı Raporun dava tarihi ve öncesinde davalıya teslimi…” ilişkin dava tarihinde sunulmuş bir belgede dosyaya sunulmamıştır. Buna göre dava tarihinde teminat iade koşulları gerçekleşmediğinden, davalı üst yüklenicide olan teminat mektubundan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti talepli asıl davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden ise; Davacı alt yüklenicinin, bakiye hakediş bedelinin tahsili için yapılan icra takibinin davalının itirazının iptalini ve lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Hükme esas alınan son Bilirkişi Raporunda da belirtildiği üzere; Ana sözleşme kapsamında işin tamamına ait geçici kabulün dava dışı esas iş sahibi Çevre Şehircilik Bakanlığına 07.07.2015 tarihinde teslim edildiğine ilişkin Geçici Kabul Belgesi düzenlenmiş olmakla davacı işsahibinin de mevcut dosya kapsamı itibarıyla dava konusu işi teslim edimini 07.07.2015 tarihinde yerine getirdiği kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki Sözleşmenin 21. maddesi ile davalı ile dava dışı idare arasında yapılmış ana sözleşme, taraflar arasında yapılan alt yüklenici sözleşmesinin eki sayıldığından işin süresinin 12.06.2015 tarihine kadar uzatıldığının kabul edilmiştir. Eseri teslim yükümlülüğü davacı alt yüklenicide olmakla, 12.06.2015 tarihinden önce davacının işi teslim ettiğine ilişkin dosyaya delil sunulmadığından, işteki gecikmenin 07.07.2015-12.06.2015 tarihleri arasında geçen 26 gün olduğu, teslimdeki gecikmenin davacıdan kaynaklanmayan nedenlerle meydana geldiği, bu sebeple geç teslim dolayısıyla gecikme cezasının davacı alacağından mahsup edilemeyeceği, bilirkişi raporundaki hesaplamaya göre davacının bakiye hakediş alacağının yapılan ödemeler ve yasal kesintilerin düşülmesi ile 42.044,79 EURO olduğu anlaşılmakla, birleşen davanın kısmen kabulü ile; Davalının Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2018/7140 Esas sayılı dosyasında yapılan takibe yönelik itirazlarının kısmen iptali ile takibin; 42.044,79 Euro asıl alacak üzerinden devamına, tahsil tarihindeki kur üzerinden davalıdan tahsiline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro cinsi para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faizin temerrüt faizi olarak uygulanmasına, davacının alacağı bilirkişi incelemesi sonucu hesaplanabildiğinden, likit olmadığından, davacının fazlaya ilişkin talebi ile icra inkar tazminatı talebinin reddine şeklinde karar verildiği görülmüştür.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından verilen 17.02.2025 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dosyasında birleşen Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2028/727 E sayılı dosyasından davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usule ve hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan 23.05.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Asıl dava açısından, 179.000 EURO tutarlı teminat mektubu yönünden teminat iade koşullarının oluşmadığı, birleşen dava açısından davacının, 42.044,79 Euro bakiye iş bedeli alacağı tespitinin korunduğu, gecikme hususunun davacıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu, gecikmenin varlığının davacıdan kaynaklandığı kanaati bulunmakta ise de, işin süresinin 12.06.2015 tarihine kadar uzadığının kabulü halinde, geçici kabul tarihi 07.07.2015 ile süre uzatımın son tarihi 12.06.2015 tarihleri arasında 26 günlük gecikme olduğu ve günlük 10.000,00 TL gecikme cezasının toplamının 260.000,00 TL olduğu, bu anlamda, hakediş bedeli toplamı 228.597,52 TL'nin, gecikme cezası bedeli toplamı 260.000,00 TL ile mahsubu ile davacı tarafın müvekkilden herhangi bir alacağının bulunmadığı, Davalı taşeronun işin teslimi sırasında gecikme cezası alacağını saklı tutarak yani ihtirazi kayıtla işi teslim alıp almadığı hususunda taraflar arasında usulüne uygun düzenlenmiş teslim belgesi veya kabul belgesi olmadığı, teslim ediminin ana sözleşme kapsamında davalı ana yüklenici ile dava dışı idare arasında yapılan kabul belgesinden hareketle belirlendiğinden bu konuda bir tespit yapılamadığı" şeklinde rapor tanzim edildiği, ek rapor doğrultusunda asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verildiğini, davacı şirketin iş bitim süresinin uzatıldığı ana kadar 31.12.2014 tarihinden itibaren gecikme cezası uygulanarak çalıştığının tartışmasız olup uzatılan süre zarfında da gecikme cezasının uygulanacağının kabulünün gerektiğini, gecikme cezası mahsubu yapılır iken, süre başlangıcının taraflar arasındaki sözleşmedeki iş bitim tarihinin esas alınmasının gerekli olacağını, yerel mahkemenin hatalı değerlendirme yaptığını, İdare ile müvekkili arasında yapılan süre uzatımı ve iş bitim tarihinin uzamasının sadece davacı alt yüklenicinin işlerinden ibaret olmayıp başka taşeronların da işlerinin yer aldığı bütünsel anlamda tüm işleri kapsadığını, müvekkili tarafından davacıya gönderilen Ankara 24. Noterliği 19.11.2015 tarih, 35523 sayılı ihtarnamesi ile 31.12.2014 tarihinden itibaren günlük 10.000,00 TL gecikme cezası uygulandığının açıkça belirtildiğini ve davacı alt taşeronun temerrüde düşürüldüğünü, ilk derece mahkemesi tarafından gecikmenin varlığının kabul edilmesine rağmen bu gecikmenin davacının kusurundan kaynaklanmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka açıkça aykırı olduğunu, taşeron tarafından 3 iş günü içinde bu bildirimin yapılmadığını, yaşanan gecikmenin davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, davacı taşeronun hakedişlerinin ödendiğini, davacı tarafından dayanaksız ve sözleşmeye aykırı olarak, üstelik şantiyeden çıkmalarından yaklaşık 4 yıl sonra düzenlenmiş bulunan davaya konu faturanın sözleşmede belirtilen işin nitelik ve niceliğine aykırı, usulsüz ve iyiniyet kurallarına da aykırı olarak düzenlendiğini, hükme esas alınan rapora göre, birleşen dava açısından davacının, 42.044,79 Euro bakiye iş bedeli alacağı olduğu, dosyadaki mevcut delillere göre 12.06.2015- 07.07.2015 arası 26 gün gecikme cezası olduğu ve 260.000,00 TL gecikme cezası olduğu tespiti açısından dahi, hakediş bedeli toplamı 228.597,52 TL'nin, gecikme cezası bedeli toplamı 260.000 TL ile mahsubu ile davacı tarafın müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığının yine açıkça tespit edildiğini, hiç kimsenin kendi kusuruyla hak elde edemeyeceği ilkesi uyarınca, davacı tarafın müvekkilinden hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını belirterek istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını ve asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;Dava ve birleşen dava, alt yüklenici davacı şirket ile davalı yüklenici ... A.Ş arasında düzenlenen ve öncesinde adi ortaklığın yükleniminde iken sonrasında tamamı davalı şirkete devredilen 25/11/2013 tarihli "Çevre Şehircilik Bakanlığı Hizmet Binası Yapım İşi Kapsamında Veri Merkezi Yapım İşinin Yerine Getirilmesi İşi" konulu eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davacı vekili asıl davada, müvekkili tarafından sözleşmeye konu işin %99'unun tamamlandığını, işin geçici kabul işlemlerine başlandığını ancak işin, davalı şirketin imalat sahasını hazır edememesi ve opoksi uygulanacak ortamların hazır edilmemesi sebebiyle alana getirilen ana ürünlerin kurulumunun yapılamadığını yani davalının sözleşme gereği inşaat alanını teslim edemediğini buna rağmen müvekkili tarafından sözleşme kapsamında verilen 179.000 Euro bedelli teminat mektubunu paraya çevirme hazırlığında olduğunu belirterek teminat mektubundan dolayı davalı yükleniciye borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talebine, birleşen dava ise, müvekkili alt yüklenicinin işi, sözleşme şartlarına uygun olarak tamamladığı, geçici kabul işlemlerinin da tamamlandığı, müvekkili davacının bakiye hakediş alacağının ödenmediği iddiasıyla bu alacak için düzenlenen 07/05/2018 tarihli 62.611,87 Euro bedelli hakediş faturasına dayalı olarak davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptaline ve %20 oranında müvekkili yararına inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece verilen, 06/12/2020 tarihli, 2015/749 Esas-2022/649 Karar sayılı ilk kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 11/07/2023 tarihli, 2023/320 Esas-2023/871 Karar sayılı kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Mahkemece dairemiz kaldırma kararından sonra bilirkişi kurulundan kaldırma kararları gerekleri doğrultusunda ek rapor alınmasından sonra bu ek rapor hüküm vermeye yeterli görülerek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kısmen kabulüne ve davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine dair karar verilmiş, bu karara karşı birleşen davada davalı vekilinin istinaf yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere ve dairemiz kaldırma kararı gereklerine uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla birleşen davada davalı vekilinin birleşen dosyaya karşı yaptığı istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/12/2024 tarihli 2023/525 Esas 2024/792 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan birleşen davada davalı vekilinin birleşen davaya karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- Birleşen davada davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan birleşen dava yönünden alınması gerekli 105.487,46 TL istinaf karar ve ilam harcından birleşen davada davalı tarafından peşin olarak yatırılan 26.371,87 TL harç bedelinin mahsubu ile kalan 79.115,59 TL istinaf karar ve ilam harç bedelinin birleşen davada davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Birleşen davada davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Kararın dairemizce taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 08/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır