Danıştayda, milli güvenlik ve kamu düzeni gerekçesiyle 5901 sayılı Kanunun 40. maddesi uyarınca istisnai Türk vatandaşlığının geri alınmasına dair Cumhurbaşkanı kararının iptali istemli dava.
Özet: Bu hukuki metin, davacının 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 12. maddesi uyarınca istisnai olarak edindiği Türk vatandaşlığının, milli güvenlik ve kamu düzeni açısından sakıncalı olabileceği yönündeki istihbarat bilgileri gerekçe gösterilerek, aynı kanunun 40. maddesi kapsamında hukuki şartlar oluşmadan verildiği iddiasıyla Cumhurbaşkanı Kararı ile geri alınmasına karşı açtığı davayı ele almakta olup, davacı, vatandaşlık başvurusunda yalan beyan veya önemli bir hususu gizlemediğini iddia ederken, davalı idareler devletin egemenlik hakkı çerçevesinde vatandaşlığın geri alınmasının hukuka uygun olduğunu savunmaktadır.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2024/3835 E.  ,  2026/324 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/3835
Karar No : 2026/324
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... / ...
2- ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Huk. Müş....
DAVANIN_KONUSU: Davacı tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca istisnai olarak kazandığı Türk vatandaşlığının, aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alınmasına ilişkin 27/05/2024 tarih ve 8555 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın kendisine yönelik kısmının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin düzenlemelerdeki şartları haiz olduğu, bu nedenle kendisinin istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazandığı, vatandaşlık başvurusunda ve kazanılmasında yalan beyanı olmadığı gibi vatandaşlığın kazanılmasına esas teşkil eden önemli hiçbir hususu gizlemediği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından, Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında, davacının milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakıncalı olabileceğinin istihbar olunduğunun bildirilmesi üzerine, davacının vatandaşlığa alınmasına esas Cumhurbaşkanı Kararı'nın, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca hukuki şartlar oluşmadan verilmesi nedeniyle 27/05/2024 tarih ve 8555 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile geri alındığı, Anayasa'nın 66. maddesinin, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 5., 9., 10. ve 12. maddelerinin Türk vatandaşlığının kazanılmasına yönelik hükümler içerdiği, anılan mevzuat hükümleri doğrultusunda, Türk vatandaşlığının ancak kanunda aranan şartların taşınması suretiyle kazanılabilmesi, vatandaşlıkla ilgili düzenlemelerin Devletin egemenlik hakkının sonucu olması, vatandaşlığın belirlenmesinde Devletin mutlak yetkisinin bulunması nedeniyle davacı hakkında yapılan işlemin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca istisnai olarak kazandığı Türk vatandaşlığının, aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alınmasına ilişkin 09/12/2021 tarih ve 8555 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istenilmektedir.
Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybına dair iş ve işlemlerin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirleyen 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller" başlıklı 12. maddesinde: "Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler.
a) Türkiye'ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler.
b) (Ek: 28/7/2016-6735/27 md.) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu.
c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler.
d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler.
Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir." kuralı bulunmaktadır.
Aynı Kanunun "Vatandaşlık kararlarının geri alınması" başlıklı 40. maddesinde de: "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır." kuralı yer almaktadır.
Uyuşmazlıkta; İçişleri Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında; Emniyet Genel Müdürlüğü'nün... tarih ve... sayılı arşiv araştırması cevabında, davacının milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakıncalı olabileceği yolunda istihbarat bilgisi olduğunun bildirilmesi üzerine anılan davacının vatandaşlığa alınmasına esas Cumhurbaşkanı kararının, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca hukuki şartlar oluşmadan Türk vatandaşlığının kazanılmış olması nedeniyle dava konusu işlem ile geri alındığı, davacının istisnai olarak Türk Vatandaşlığına alınma kararının geri alınmasına yönelik Cumhurbaşkanı Kararı'nın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olan ... yabancı kimlik numaralı davacı ..., eşi ... (...) ile birlikte 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kapsamında Türk vatandaşlığını kazanmak üzere 25/03/2019 tarihinde Hatay Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne başvuruda bulunmuş, 09/12/2021 tarih ve 4914 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk vatandaşlığını kazanmıştır.
Ancak Emniyet Genel Müdürlüğünün ...tarih ve ...-... sayılı yazısında, davacının milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakıncalı olabileceğinin istihbar olunduğu bildirildiğinden, 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasında aranan şartları taşımaması nedeniyle hukuki şartlar oluşmadan Türk vatandaşlığını kazanmış olduğundan bahisle aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca 27/05/2024 tarih ve 8555 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile davacının Türk vatandaşlığının geri alınması üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller" başlıklı 12. maddesinde, "Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler.
a) Türkiye'ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler.
b) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu.
c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler.
d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler.
Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir." hükmü;
"Vatandaşlık kararlarının geri alınması" başlıklı 40. maddesinde ise, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır." hükmü yer almaktadır.
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin "Türk vatandaşlığının istisnai olarak kazanılması, başvuru için gerekli belgeler ve yapılacak işlemler" başlıklı 20. maddesinde, yabancıların istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazanacağı haller ve başvuru koşulları ayrıntılı olarak düzenlenmiş;
"Vatandaşlık kararının geri alınması" başlıklı 66. maddesinde ise, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde kararı veren makam tarafından geri alınır. Geri alınan karar, ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale gelir." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Vatandaşlık, gerçek kişileri devlete bağlayan hukuki bağı ifade etmekte olup; kişinin hak (kamu hizmetine girme, milletvekili seçilme hakkı vb.) ve yükümlülüklerini (askerlik, vergi vb.) belirleme, yabancı ve vatansızlardan ayırma bakımından temel bir işleve sahiptir. Aynı zamanda, belirtilen niteliğine bağlı olarak kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır.
Vatandaşlığın, kişi ile devlet arasındaki bahse konu karşılıklı hak ve yükümlülükleri doğurması, kamu düzeni ve milli güvenlik ile doğrudan ilgili olması nedeniyle, üzerinde hiçbir ihtilaf bulunmayan devletler hukuku anlayışına göre her devlet, hangi fertlerin kendi vatandaşı olduğunu ve olabileceğini kanunlarıyla belirleme serbestisine sahiptir (Ergin Nomer, Vatandaşlık Hukuku, Filiz Kitabevi, 2002, s. 5). Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 66. maddesinde, "Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir." hükmü yer almaktadır.
Devletin bu konuda, hükümranlık (egemenlik) hakkına dayanan geniş takdir yetkisinin bulunduğu açıktır.
Bununla birlikte, idare hukukuna göre, idarelerin, bir idari işlemi tesis edebilmesi için hukuken korunabilir ve hukuka uygun bir nedeni olması gerekmektedir. Bu neden, idari işlemlerin sebep unsurunu oluşturur. Gerek yargısal kararlarda, gerekse doktrinde sebep unsuru, idari işlemin dışında, idari işlemin yapılmasını gerektiren hukuki işlem veya olay olarak tanımlanmaktadır. Sebep, idareyi işlem yapmaya yönelten tüm etkenler olup, işlemin bir tür gerekçesidir. İdare tesis ettiği işlemi, "gerçek ve hukuka uygun" sebeplere dayandırmak zorundadır. Sebebin "gerçek" olması, varlığının usulüne uygun olarak yapılan tespitlerle ortaya konulmuş olması; "hukuka uygun" olması ise, idarenin işlemi dayandırdığı sebebin, kanunda tesisi için dayanabileceği öngörülen sebeplerden olması anlamına gelmektedir.
İdari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden olduğundan, bu ilke genel anlamda düzenleyici veya bireysel işlemi yapan idareyi, uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve denetim yapmaya zorlar. İşlemlerde gösterilen sebep ve gerekçe, işlemin yasaya uygunluğunu ve dayanağını değerlendirme, itiraz edip etmeme konularında ilgililere yardımcı olmakla birlikte, idarenin saydamlığı, savunma hakları, idareye güven ilkeleri ve hukuk devleti anlayışının oluşumu noktalarında da büyük öneme sahiptir.
Yukarıda yer verilen vatandaşlık mevzuatına ilişkin hükümler bu çerçevede incelendiğinde; hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşılan Türk vatandaşlığına alma veya Türk vatandaşlığının kaybına ilişkin kararların, kararı veren makam tarafından geçmişe etkili olarak geri alınabileceği açıktır.
Bu doğrultuda, 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kapsamında Cumhurbaşkanı Kararı ile istisnai olarak Türk vatandaşlığına alınan davacıya yönelik bu kararın, anılan Kanun ve ilgili Yönetmelik uyarınca kararı veren makam tarafından geri alınmasında yasal bir engel bulunmamaktadır. Ancak kararın geri alınmasını gerektirecek sebeplerin varlığının somut, yeterli ve ciddi bilgiler ile ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur.
Diğer taraftan, 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alma işleminin tesis edilebilmesi için, "hukuki şartlar oluşmadan" ya da "mükerrer olarak verilmiş" bir vatandaşlığa alınma kararının bulunması gerektiği açıktır. "Hukuki şartların oluşmadığı"ndan söz edilebilmesi için ise, kişinin Türk vatandaşlığına engel halinin, (varlığı sonradan öğrenilse dahi) vatandaşlığa alınma işleminin tesis edildiği tarihte veya öncesinde mevcut olan bir hukuki ve/veya maddi olguya dayanması gerekmekte; Türk vatandaşlığının kazanılmasından sonra gerçekleşen yeni hukuki ve/veya maddi olguların, geçmiş (Türk vatandaşlığının kazanılmasından önceki) dönemle bağlantılı olmadığı sürece, vatandaşlığa alınmaya esas "hukuki şartların oluşmadığı" şeklinde yorumlanması mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıyla "hukuki şartların oluşup oluşmadığı"nın tespiti, kural olarak, kişinin Türk vatandaşlığına alındığı tarih itibarıyla yapılmalıdır.
İşbu dava dosyası ile davacının eşi ... (...) tarafından açılan ve Dairemizin E:2024/3836 sayılı esasına kaydedilen dava dosyasının birlikte incelenmesinden; Emniyet Genel Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı yazısında, davacının milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakıncalı olabileceğinin istihbar olunduğunun bildirilmesi üzerine davacının ve eşinin Türk vatandaşlığına alınma kararının, hukuki şartlar oluşmadan verildiğinin sonradan anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemle geri alındığı, Dairemizin E:2024/3836 sayılı esasına kayden açılan davada, 12/03/2025 tarihli ara kararlarıyla davacının hakkındaki istihbaratın dayanağı somut bilgi ve belgelerin talep edildiği, ayrıca davacı ve eşi ... (...)'ın milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakıncalı olabileceğine yönelik başka olumsuz bir belge veya bilgi olup olmadığının sorulduğu, anılan ara kararlarına cevap olarak davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden; davacı ve eşinin Interpol Uluslararası Aranan Şahıslar Veri Tabanında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele konusunda herhangi bir kaydının bulunmadığı, Türkiye'de haklarında adli soruşturma ve/veya kovuşturma olmadığı, adli istinabe veya iade talebine rastlanmadığı, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı tarafından da Emniyet Genel Müdürlüğünün görüşlerinin esas alınması gerektiğinin belirtildiği, dolayısıyla anılan bilgi ve belgelerde dava konusu işlemin tesisine esas alınabilecek, davacı ve eşinin milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından sakıncalı sayılmasına gerekçe teşkil edebilecek herhangi bir verinin yer almadığı; öte yandan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı tarafından... tarihinde E:.../... sayılı dosyaya yönelik olarak icra edilen Dairemiz heyetinin bilgisine sunulan istihbari belgeler ile aynı Başkanlık tarafından E:2024/3836 sayılı dosyaya ibraz edilen ... tarih ve ... sayılı yazıda, davacıya isnat edilen fiillerin gerçekleştirildiği belirtilen tarihin davacı ve eşinin Türk vatandaşlığını kazandığı 09/12/2021 tarihinden sonrasına ilişkin olduğu görüldüğünden, işbu dosya ve E:2024/3836 sayılı dosya kapsamında davacının hukuki şartlar oluşmadan vatandaşlığa alındığını ispata yarayacak herhangi bir bilginin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu hâliyle, davacının hukuki şartlar oluşmadan vatandaşlığa alındığı ve bu hususun sonradan anlaşıldığı yolundaki savunmanın somut olarak ortaya konulamadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda sebep unsuru yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu 27/05/2024 tarih ve 8555 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın davacıya yönelik kısmının İPTALİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ...TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın daha önce talep edilmemesi halinde kararın kesinleşmesinden sonra re'sen davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 04/02/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.