İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, şirketler ve ortaklarının adi konkordato kesin mühlet kararına dair istinaf başvurusu hakkındaki kararı.
Özet: Maddi zorluklar ve ödeme güçlüğü yaşayan davacı şirketler ile gerçek şahısların, kredi faiz oranlarındaki artış ve nakit akışı sorunları gibi gerekçelerle talep ettiği konkordato davasında, ilk derece mahkemesi, geçici konkordato komiserinin şirketlerin borca batık olmadığını ve sunulan ödeme planlarının uygulanabilir olduğunu belirten olumlu raporları üzerine, borçlular hakkında bir yıllık kesin mühlet kararı vererek ihtiyati tedbirleri sürdürmüş ve ilave komiserler ile alacaklılar kurulu oluşturulmasına hükmetmiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/555 KARAR NO : 2026/1668T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 06/02/2026NUMARASI : 2025/371 Esas 2026/94 KararDAVANIN KONUSU : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))BAM KARAR TARİHİ : 02/07/2026KARAR YAZIM TARİHİ: 02/07/2026Davacılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ... Şti. 'nin yatak satışı ve mobilya dekorasyon konusunda faaliyet gösterdiğini, şirket sermayesinin tamamının davacı gerçek şahıslar ile diğer davacı şirket olduğunu, davacılardan .... A.Ş.'nin yatak üretimi yaptığını ve sektörün öncü firmalarından olduğunu, kredi faiz oranlarının ciddi şekilde arttığını, krediye ulaşılmasının güçleştiğini, vadesi geldiği halde çeklerin ödenememe tehlikesi altında olduğunu, hedeflenen karlılığa ulaşılamadığını, bu süreçte adi borçlarının çoğunun muaccel hale geldiğini, gelir gider dengesinde bozulma yaşandığını, nakit döngüsünde sorunlar yaşamaya başlayan davacıların icra tehdidi ile karşı karşıya kalacağını, davacı gerçek şahısların her iki şirketin de ortağı olduğunu ileri sürerek, davacı şirketler ve davacı gerçek şahıslar hakkında İİK 285 ve devamı maddeleri uyarınca vade konkordatosu talep ettiklerini, konkordato tasdik tarihinden itibaren % 24 faiz ile, 4 yılda ve 48 ayda eşit taksitlerle ödemeyi teklif ettiğini, önce geçici mühlet kararı ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ardından bir yıllık kesin mühlet kararı verilmesini ve akabinde konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. MAHKEMECE: "...,Dava dilekçesi ve ekindeki belgeler incelenmiş, mahkememizin 30.04.2025 tarihli ara kararı ile 7101 sayılı yasa ile değişik, İİK'nun 286. Maddesindeki belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğu tespit edilmekle, İİK 287/1 Maddesi uyarınca 30.04.2025 tarih, saat 14.00'dan itibaren davacı şirketler ve davacı gerçek şahıslar hakkında 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, davacı şirketlere Bağımsız Denetçi Yeminli Mali Müşavir ....'ün geçici konkordato komiseri olarak görevlendirilmesine, ihtiyati tedbire, İİK 288 maddesi uyarınca geçici mühlet verildiğinin ilanına ve ilgili yerlere bildirilmesine karar verilmiştir.Yukarıda belirtilen müdahiller ayrı ayrı katılma taleplerini ve itirazlarını bildirmiş, harcı yatırılan katılma taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.Davacı şirketler ile davacı gerçek şahıslar yönünden Geçici Konkordato Komiserlerinin sunduğu 12.05.2025 tarihli ön rapor ile konkordato başvuru şartlarının sağlandığı belirtilmiş, 24.06.2025 tarihli raporlarında, .... A.Ş.'nin TTK 376. Maddesi kapsamında borca batık olmadığını, şirketin faaliyetine devam ettiğini, şirketin konkordatoya dahil 302.112.088,88-TL adi borcunun bulunduğunu, sunulan ödeme planının faaliyet durumuna göre uygulanabilir olduğunu, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunu, .... Şti. 'nin TTK 376. Maddesi kapsamında borca batık olmadığını, şirketin faaliyetine devam ettiğini, şirketin konkordatoya dahil 72.115.770,61-TL adi borcunun bulunduğunu, sunulan ödeme planının faaliyet durumuna göre uygulanabilir olduğunu, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunu, davacı .... yönünden, ortağı olduğu davacı şirketlerin borçlarını ödemesi halinde kefil olarak borç ödeme sorumluluğunun kalkacağını, şahsi borçlarını ödeme imkanının olduğunu, davacı .... yönünden, ortağı olduğu davacı şirketlerin borçlarını ödemesi halinde kefil olarak borç ödeme sorumluluğunun kalkacağını, şahsi borçlarını ödeme imkanının olduğunu, davacılar yönünden konkordato projesinin uygulanabilir olduğunu, davacıların konkordatosunun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunu bildirmişlerdir. 11.07.2025 tarihinde yapılan duruşmada; davacılar tarafından dosyaya sunulan belgeler, davacı şirketler ile davacı gerçek şahıslar yönünden geçici konkordato komiserinin raporları ve müdahillerin itirazları değerlendirilmiş, İİK 289 maddesi uyarınca konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğu değerlendirilmekle, borçlu davacılar ... A.Ş., .... Şti., ..., ... hakkında 11.07.2025 tarihinden itibaren 1 yıllık kesin mühlet verilmesine, kesin mühletin sonuçlarının uygulanmasına ve ihtiyati tedbirlerin devamına, kesin mühlet içerisinde komiserin görevinin devamına, .... A.Ş.'ne ayrıca kesin mühlet tarihi itibarı ile hukukçu ... ile sektör konusunda ....'nin komiser olarak görevlendirilmesine, yine .... A.Ş. yönünden alacaklı sayısı ve alacak miktarı dikkate alındığında alacaklılar kurulu oluşturulmasına, diğer davacı şirket ile gerçek şahıslar yönünden alacaklılar kurulu oluşturulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı şirketler ile davacı gerçek şahıslar hakkında 11.07.2025 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verildiğine ilişkin basın ilan kurumu portalında ve ticaret sicil gazetesinde gerekli ilanlar yapılmış, ilgili yerlere yazılan yazılara verilen cevaplar dosya arasına alınmıştır. Davacı şirketler yönünden konkordato komiser heyeti Bağımsız Denetçi Yeminli Mali Müşavir ...., Hukukçu ...., Sektör Konusunda ...'nin kesin mühlet döneminde İİK 290. Maddesindeki yazılı görevleri yerine getirerek, 3'er aylık periyotlar halinde konkordatonun gidişatı hakkındaki görüşlerini içerir raporlarını dosyaya sunmuşlardır. Kesin mühlete geçildikten sonra davacılar tarafından komiser ücretlerine ilişkin hiç gider avansı yatırılmadığı anlaşıldığından, İİK'nun 285/son maddesi uyarınca konkordato talebinde bulunanın konkordato gider avansı yatırmaya mecbur olduğu ve bununla ilgili HMK 114 ve 115. Maddelerinin kıyasla uygulanacağı, ayrıca İİK'nun 305/1-e maddesi uyarınca konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderlerinin davacı tarafça depo edilmesi gerektiği tasdik şartları arasında yer aldığından mahkememiz 16.12.2025 tarihli ara kararı ile mahkememizce belirlenen gider avanslarının yatırılması için davacılar vekiline ihtarlı davetiye çıkarılmıştır. İhtarlı tebligat davacılar vekiline 21.12.2025 tarihinde tebliğ edilmiş, ara kararda belirtilen 2 haftalık kesin süre (son günü pazar günü olduğu için) 05.01.2026 günü sona ermiştir. Davacılar vekilince mahkememiz ara kararına ve ihtarlı tebligata rağmen gider avansının yatırılmadığı anlaşılmakla, İİK'nun 292. Maddesi uyarınca duruşma açılmasına karar verilerek, borca batıklık konusunda en son durum itibarı ile bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler Bağımsız Denetçi SMMM ...., Hukukçu ..., Makine Mühendisi .... tarafından mahkememize sunulan 03.02.2026 tarihli raporda, davacı ... A.Ş. 'nin 01.01.2025 - 31.12.2025 dönemi kaydi bilançosuna göre şirket aktifinin 268.695.399,84-TL, yabancı kaynaklar toplamının 358.654.736,03-TL olduğu ve şirketin -89.959.336,19-TL kaydi olarak borca batık olduğu, davacı şirketin maddi duran varlıkları ve stoklarının tespit edilen kıymet takdirleri üzerinden oluşturulan rayiç bilançosuna göre şirketin aktif tutarının 159.104.493,75-TL, kısa ve uzun vadeli borçlar toplamı olan 358.654.736,03-TL nin düşülmesi ile hesaplanan özvarlık tutarının -199.550.242,28-TL rayiç değerlere göre borca batık olduğu, varlıklarının borçlarını ödemeye yetmediği, davacı ... Şti. 'nin 01.01.2025 - 31.12.2025 dönemi kaydi bilançosuna göre şirket aktifinin 33.225.726,95-TL, yabancı kaynaklar toplamının 90.348.851,51-TL olduğu ve şirketin -57.123.124,56-TL kaydi olarak borca batık olduğu, şirketin dönen ve duran varlıkalrı toplamından oluşan aktif tutarının 22.309.019,70-TL, aktif toplamından kısa ve uzun vadeli borçlar toplamı olan 90.348.851,51-TL nin düşülmesi ile hesaplanan özvarlık tutarının -68.039.831,81-TL rayiç değerlere göre borca batık olduğu, varlıklarının borçlarını ödemeye yetmediği belirtilmiştir. Davacı şirketlerin temsilcileri ve aynı zamanda davacı şirket ortaklarına duruşmada hazır bulunmaları konusunda tebligat çıkarılmış, tebligatların iade olunması üzerine tebligatlardaki adreslerin mernis adresi olduğundan T.K. 21/2 maddesi uyarınca yeniden tebligat çıkarılarak duruşmada hazır bulunmaları hususu tebliğ edilmiştir. Davacılar vekili yapılan duruşmada, konkordato gider avansının yatırılması konusunda verilen kesin sürelerin sonu yılbaşı sonrasına denk geldiği için verilen kesin sürede ödeme imkanı bulunmadığı, ayrıca her bir davacı yönünden ayrı bir hesaplama yapıp ayrı ayrı kesin süre ihtaratı yapılması gerektiği halde bu şekilde yapılmayan ihtaratın da usulüne uygun bulunmadığı belirtilerek, mahkemece usulüne uygun iki hafta önelli ihtaratlı kesin süre verilmesi halinde gerekli giderlere ilişkin tutarların yatırılacağı belirtilmiş ise de, mahkememizin 16.12.2025 tarihli ara kararın gerekçesinde ''...05.10.2025 tarihinde peşin yatırılması gereken 3 aylık (Ekim - Kasım - Aralık ) komiser ücretlerine ilişkin davacı ... şirketi yönünden 180.000,00-TL, davacı ... şirketi yönünden 60.000,00-TL, davacı gerçek şahıslar yönünden 60.000,00 er TL olmak üzere toplam 360.000,00-TL komiser ücretine ilişkin gider avansını, ayrıca 05.01.2026 tarihinde peşin yatırılması gereken 3 aylık (Ocak-Şubat-Mart) komiser ücretlerinin de ihtara, tebligata gerek kalmadan yatırması konusunda davacılar vekiline,...'' yazılı olduğu, görüldüğü üzere davacılar vekilinin hesaplamanın ayrı ayrı yapılmadığı iddiasının yerinde olmadığı, hesaplamaların her bir davacı yönünden ayrı ayrı yapıldığı, öncelikle geçmiş dönem hiç ödenmeyen komiser ücretlerine ilişkin gider avansının yatırılmasına karar verildiği, akabinde yeniden ara karar yazılmaması, yeniden davacılara ihtarat yapılmaması yönünden gelecek 3 aylık dönemin de ara karar tarihinden sonraki tarih olan 05.01.2026 tarihinde yatırılmasının ihtar edildiği, esasen kesin mühlet ara kararında ''-Kesin mühlet içinde yapılacak iş ve işlemlerin yoğunluğu dikkate alınarak komiserlere aylık 20.000,00-TL ücret takdirine, bu ücretin ödenebilmesi için davacılar tarafından peşin olarak 3 aylık periyotlar şeklinde gider avansı olarak ilgili ayın 5'ine kadar mahkeme veznesine yatırılmasına, yatırıldığında aylık periyotlar halinde ücretin komiserlere ödenmesine,'' ilişkin ara karar tesis edildiği, davacılar tarafından kesin mühlet ara karar gerekleri yerine getirilmiş olsa idi zaten yeniden ara karar yazılarak ihtar yapılmasına gerek kalmayacaktı. Yine davacılar vekilinin gider avansının yatırılması konusunda verilen kesin sürelerin yılbaşı sonrasına denk geldiği için ödeme imkanı bulunmadığı belirtilmiş ise de, gider avansına ilişkin ihtarlı tebligatın davacılar vekiline 21.12.2025 tarihinde tebliğ edildiği, ara kararda belirtilen 2 haftalık kesin sürenin (son günü pazar günü olduğu için) 05.01.2026 günü sona erdiği görülmektedir. Davacılar vekilinin 3 aylık komiser ücretine ilişkin gider avansını kesin mühlet ara kararı uyarınca 05.10.2025 tarihinde ödemesi gerektiği halde ödemediğinden, bu ara karar düzenlenerek davacılar vekiline ihtarat yapıldığı, davacılar tarafından kesin mühlet ara kararı gereklerinin yerine getirilmemesi üzerine mahkememizce 16.12.2025 tarihli ara karar yazılarak, davacılara ihtaratta bulunulmuştur. İİK'nun 285/son maddesi gereğince konkordato talebinde bulunan konkordato gider avansı yatırmaya mecburdur. Bununla ilgili HMK 114 ve 115. Maddelerinin kıyasla uygulanacağı, ayrıca İİK'nun 305/1-e maddesi uyarınca konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderlerinin davacı tarafça depo edilmesi gerektiği de tasdik şartları arasında yer almaktadır. Davacılar tarafından gerek İİK'nun 285/son maddesine, gerekse İİK'nun 305/1-e maddesine aykırı davrandığı belirlendiğinden, davacılar vekilinin duruşmadaki beyanına itibar edilmemiştir. Davacılar vekili tarafından ayrıca, mahkemece borca batıklık yönünden aldırılan bilirkişi incelemesi ile ilgili rapora itiraz ettikleri belirtilerek, itirazlar doğrultusunda komiser raporları ile bilirkişi raporları arasında kaydi ve rayiç bilançolarda borca batıklık yönünden çelişki bulunduğu bu nedenle, yeni bir bilirkişi raporu alınması talebinde bulunmuş ise de, davacılar vekili tarafından şirketlerin finansal kiralama borçlarının bulunduğu ve bu süreçte finansal kiralama konusu taksitlerin ödendiği, bu taksitlerin aktifler içinde yer alması gerektiği halde aktiflerde yer verilmediği, bu nedenle borca batıklığın yanlış olduğu ileri sürülmüştür. Bilirkişi heyetince dosyaya sunulan 03.02.2026 tarihli rapora göre, 01.01.2025 - 31.12.2025 tarihli mali verilere göre, ... ... A.Ş.'nin Finansal Kiralama konusu borcunun 260 hesaplar kısmında toplam 4.965.744,89-TL ana para olarak kaydının bulunduğu, davacı şirketin hesaplanan özvarlık tutarının -199.550.242,28-TL borca batık olduğu dikkate alındığında, finansal kiralama taksitlerinin faizi, vs. Tüm ferileri ile ödendiği kabul edilse bile borca batıklığı etkilemeyeceği değerlendirilmiş, yine davacı .. ... Şti. 'nin ise Finansal Kiralama konusu borcunun olmadığı, böylece davacılar vekilinin bu konudaki iddialarının da yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Toplanan tüm deliller karşısında davacı şirketlerin ödeme güçlüğü içerisine girdiği, davacı şirketlerin ortaklarının da kefalet sorumluluğu bulunduğu bildirilerek, davacıların vade konkordatosu talebinde bulunmaları üzerine haklarında önce geçici mühlet sonra kesin mühlet verilmiş, kesin mühlet içerisinde konkordato komiseri tarafından gerekli iş ve işlemler yürütülmüş, kesin mühletin gidişatı yönünden mahkememize rapor sunulmuştur. Kesin mühlet ara kararı ile komiser ücretlerine ilişkin gider avansının üçer aylık periyodlar halinde ve peşin olarak yatırılmasına karar verildiği ancak davacılar tarafından kesin mühlete geçildikten sonra komiser ücretlerine ilişkin gider avanslarının yatırılmadığı belirlenmiştir. Mahkememizce 16.12.2025 tarihli ara karar ile gider avanslarının yatırılmasına karar verilerek davacılar vekiline ihtar edilmiş, ancak davacılar vekilince ihtara rağmen gerekli gider avansları yatırılmamıştır. İİK'nun 285/son maddesi gereğince ''Konkordato talebinde bulunan, Adalet Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan tarifede belirtilen konkordato gider avansını yatırmaya mecburdur. Bu durumda 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114 üncü ve 115 inci maddeleri kıyasen uygulanır.'' hükmüne yer verilmiştir. Açıklanan madde hükmü gereğince konkordato talebinde bulunan konkordato gider avansı yatırmaya mecburdur. Bununla ilgili HMK 114 ve 115. Maddelerinin kıyasla uygulanacağı belirtildiğinden, davacıların davasının usulden reddi gerektiği, ayrıca İİK'nun 305/1-e maddesi uyarınca ''e)Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması.'' hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderlerinin davacı tarafça depo edilmesi gerektiği de tasdik şartları arasında yer almaktadır. Davacılar tarafından gerek İİK'nun 285/son maddesine, gerekse İİK'nun 305/1-e maddesine aykırı davranıldığı, böylece davacıların davasının usulden reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Kesin mühlet içinde İİK'nun 292. Maddesi gereğince duruşma açıldığından, karar vermeden önce davacı şirketlerin borca batık olup olmadığının tespiti gerekmiştir. İİK 292 maddesinde; "İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir: a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa. b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa. c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa.(3) d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse....'' hükmüne yer verilmiştir. Dosyada aldırılan bilirkişi heyeti tarafından mahkememize sunulan 03.02.2026 tarihli raporda her iki şirketin de reel olarak borca batık olduğunun ortaya konulduğu, her ne kadar davacılar vekili tarafından İİK'nun 292. Maddesi gereğince açılan duruşmada, gerek gider avanslarının yatırılmamasına ilişkin beyanına, gerekse borca batıklık konusunda alınan raporlara itiraz edilmiş ise de, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davacı vekilinin beyan ve itirazlarına itibar edilmemiştir. Davacı şirketlerin alınan rapor doğrultusunda borca batık olması itibarı ile davacı her iki şirketin de iflasına karar vermek gerekmiştir. İİK 'nun 308/2 maddesinde ''Konkordato süreci iflâsla sonuçlandığı takdirde, iflâs kararını veren mahkeme tasfiyenin basit veya adi tasfiye usulüne göre yapılmasına ve gerektiğinde adi tasfiyenin komiserler tarafından yerine getirilmesine karar verir....'' hükmüne yer verilmiştir. Böylece davacı şirketin gayrimenkullerinin bulunmadığı dikkate alınarak iflas işlemlerinin basit tasfiye usulüne göre yürütülmesine karar vermek gerekmiştir. Kesin mühlet ara kararı ile ''....komisere davacılar için ayrı ayrı olmak üzere aylık 20.000,00-er TL ücret takdirine, bu ücretlerin ödenebilmesi için davacı taraflarca peşin olarak 3 aylık periyotlar şeklinde gider avansı olarak ilgili ayın 5'ine kadar mahkeme veznesine yatırılmasına, yatırıldığında aylık periyotlar halinde ücretin komisere ödenmesine,'' şeklinde karar verilmiş ise de, davacılar tarafından yatırılmayan komiser ücretlerinin bulunduğu anlaşılmakla, gider avansı olarak yatırılması gereken ancak nihai karar duruşmasına kadar yatırılmayan 3 aylık komiser ücretlerinin yatırılmasına ilişkin hükmün yargılama gideri bölümünde davacılar tarafından yatırılmasına karar verilmiştir," gerekçesi ile; "1-Davacı borçlular .... A. Ş., ....ŞİRKETİ, ..., ...'ın konkordatonun tasdiki taleplerinin reddine, Davacı şirketler ile davacı gerçek şahıslar hakkındaki kesin mühletin kaldırılmasına,2-Davacılar Torbalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 9876 sicil nolu, Torbalı Vergi Dairesinin 364030...1vergi sicil nolu, ... A. Ş.'nin, Torbalı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 9875 sicil nolu, Torbalı Vergi Dairesinin 4840763... vergi sicil nolu, .... ŞİRKETİ'nin İFLASINA, iflasın 06/02/2026 günü saat 15.23 itibariyle açılmasına, İflasın basit tasfiye usulüne göre yürütülmesine, "şeklinde karar verilmiştir.Mahkeme kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazları için süre verilmeden iflas kararı verilmesinin hatalı olduğunu, duruşmadan üç gün önce verilen bilirkişi raporuna karşı acele ile itiraz dilekçesi yazıp mahkemeye sunmuşsalar da bu süre içinde sağlıklı bir inceleme ve itirazın mümkün olamadığını, kararın gerekçe kısmında gider avansının yatırılmamasının usulden red sebebi olduğu belirtilmesine rağmen hüküm kısmında iflas kararı verilmesinin gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturduğunu, gider avanslarının yatırılmamasının usulden red sebebi olup doğrudan iflas kararı verilmesinin hatalı olduğunu, gerekçeli kararda İİK. md.292'de sayılan maddelerin hiçbirine atıf yapılmadan sadece madde metninin gerekçeli karara yazılması suretiyle "Davacı şirketlerin alınan rapor doğrultusunda borca batık olması itibarı ile davacı her iki şirketin de iflasına karar vermek gerekmiştir." şeklinde hüküm kurmakla yetinildiğini, hükümde İİK. md. 292'nin hangi maddesine göre iflas kararı verildiğinin bile anlaşılamadığını, mahkeme dosyasına giren raporlarda konkordato projesinin basarısız olacağına dair herhangi bir degerlendirme yapılmadığını, mahkemenin 16.12.2025 tarihli ara kararının hüküm kısmındaki gider avansı ihtarının kişinin hakkına aykırılık oluşturduğundan ortada geçerli bir ihtar bulunmadığını gözler önüne serdiğini, bu sebeple gider avansının yatırılmadığından bahisle iflas kararı verilmesinin hatalı olduğunu, açıkça görüleceği üzere gider avansını yatırmadı diye borca batık olan şirketin doğrudan iflasına karar verildiğini, kaldı ki, gider avansının yatırılmasına ilişkin ihtarı içeren ara kararın hüküm kısmının da hakkaniyete aykırı olduğunun açık olduğunu, şirket temsilcisinin duruşmaya çağrılmadan iflas kararı verilmesinin hatalı olduğunu, borca batıklığın hesabı için rayiç ile bilonço oluşturulurken kıymet taktiri konusunda alınan raporların hatalı olduğunu, finansal kiralama (leasing) borçlarının rayiç bilançoda pasif kısmında yer almasına rağmen bugüne kadar ödenen taksitlerin aktif kısmında haklar başlığı altında gösterilmemesinin hatalı olduğunu beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, konkordato mühleti talebi ile konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın, hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir."Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı HMK'nın 281. Maddesi ; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (Ek cümle:22/7/2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.(2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.(3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir." şeklindedir.Somut olayda ; Bilirkişi heyeti raporunun 03/02/2026 tarihinde dosyaya sunulduğu, aynı tarihte davacı tarafa e-tebliğe çıkarıldığı, 08/02/2026 tarihinde otomatik olarak okundu sayıldığı, 06/02/2026 tarihinde dosyanın karara çıkarıldığı, davacılar vekili tarafından sunulan 06/02/2026 tarihli dilekçe ile "Öncelikle şu hususu belirtmek isteriz ki, Bilirkişi Heyetinin Raporlarına 2 haftalık beyan süremiz devam etmekte olup, rapora beyan süremizin dolmasının beklenmesini talep ederiz. Zira, mahkemenizce de haklı görüleceği üzere davacı şirketlerin mali tablolarının analizini içeren iki farklı bilirkişi raporunun bu kadar kısa sürede incelenerek beyan/itiraz sunulması hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi savunma hakkımızın da sınırlandırılması anlamına gelecektir. " şeklinde beyanda bulunulduğu görülmüş olup, mahkemece bilirkişi heyet raporuna itiraz süresi beklenmeden ve itirazlar karşılanıp oluşacak sonuç dairesinde mahkemece hüküm tesis edilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilerek karar verilmesi isabetli olmamıştır.Bu itibarla, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/(1).a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, kaldırma kararının sebep ve şekline göre istinaf yoluna başvuran davacılar vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/02/2026 tarih, 2025/371 Esas ve 2026/94 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacılar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran davacılardan alınan istinaf maktu karar harçlarının istek halinde İADESİNE,6-İstinaf yoluna başvuran davacılardan alınan istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 02/07/2026