Yargıtay, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen mahkûmiyet kararını, Anayasa ve CMKya aykırı yetersiz ve ilgisiz gerekçelerle hüküm kurulması sebebiyle bozdu.
Özet: Yargıtay, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararını, alt dereceli mahkemelerin, birden fazla sanık hakkında hüküm kurarken her bir sanık yönünden suçun sübutu, niteliği ve cezanın bireyselleştirilmesi bağlamında delilleri yeterli ve özgün bir şekilde gerekçelendirmemesi, sanıklarla ilgisiz delilleri esas alması ve esaslı delilleri değerlendirmemesi nedeniyle Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanununda belirtilen gerekçelendirme yükümlülüğüne aykırı, yetersiz ve karışıklık içeren gerekçeyle hüküm kurmasını bozma sebebi saymıştır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1316 E., 2020/978 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI : 2019/569 E., 2019/537 K.SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; T.C. Anayasası'nın 141/2, Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 6/1, 5271 sayılı CMK'nın 34/1 ve 230/1-b-c maddeleri gereğince mahkeme kararlarının, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısını ve kamuoyunu inandıracak şekilde olması, Yargıtayın tutarlılık denetimini yapabilmesi için kararın dayandığı tüm verilerin, bu verilerle mahkeme tarafından ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, bu suretle dava konusu eylemin sübut bulup bulmadığı, sabit oluşmuş ise kanunda suç olarak tanımlanıp tanımlanmadığı hususlarında mahkeme kabulünün duraksamaya yol açmayacak biçimde karar yerinde gösterilmesi gerekir. Gerekçede hükmün dayanakları akla hukuka ve dosyadaki bilgi ve belgelere uygun olarak açıklanmalı, yasal ve yeterli olmalı, tarafları tatmin etmeli, yasanın amacına uygun düşmeli, uygulamada keyfiliği önlemeli ve bu şekilde denetim yapılmasına olanak sağlamalıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; esas olarak davaları arasındaki fiili ve hukuki irtibat itibariyle birlikte yargılanmalarında zorunluluk da bulunmayan aynı suçtan yargılanan birden fazla sanıkla ilgili olarak ikame olunan delillerden, hangisi ya da hangilerinin hangi sanıkla ilgili olduğunun özenle belirlenmesi ve bu suretle her bir sanık yönünden; suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın bireyselleştirilmesi bağlamında, yukarıda yer verilen ilkeler doğrultusunda özgün, ilgili ve yeterli gerekçelerin karar yerinde gösterilmesi gerekirken sanıklar yönünden tamamen ilgisiz her delilin hükme esas alınması, esasa müessir delillerin hiç bir biçimde değerlendirmeye alınmaması neticesinde teşevvüşle malül yetersiz gerekçeyle hüküm kurularak Anayasa'nın 141, CMK'nın 34... . maddelerine muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğnâmeye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.