Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kasten öldürme suçunda tanık çelişkileri ve delil yetersizliği nedeniyle sanığın beraat etmesi gerektiği yönündeki Başsavcılık itirazını inceliyor.
Özet: Bu hukuki evrak, kasten öldürme suçundan başlangıçta haksız tahrik indirimiyle 15 yıl hapis cezasına çarptırılan bir sanığın, temyiz üzerine indirim hatalı bulunarak hükmün bozulmasının ardından 25 yıl hapse mahkum edilmesi sürecini anlatmaktadır. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kararı onamasına rağmen, daire üyeleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, maktulü başka bir kişinin öldürdüğüne dair çelişkili tanık beyanları ve deliller bulunduğunu, dolayısıyla "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiğini belirterek itiraz etmişlerdir ve dosya, itirazların reddi üzerine Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir.

KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza DairesiMAHKEMESİ :Ağır CezaSAYISI : 542-115I. HUKUKÎ SÜREÇSanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 29/1, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesince 16.03.2021 tarih ve 228-165 sayı ile kurulan ve resen istinafa tabi olan hükme yönelik katılan vekili ile sanık müdafii tarafından da istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 28.05.2021 tarih ve 1296-1218 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın da katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 08.11.2022 tarih ve 13128-8691 sayı ile "...Maktul ...’dan kaynaklanan herhangi bir haksız eylem bulunmadığı hâlde, sanığın 5237 sayılı TCK’nin 81/1. maddesi uyarınca belirlenen temel cezasında TCK’nin 29. maddesi uyarınca haksız tahrik nedeniyle indirim yapılması suretiyle sanığa eksik ceza tayini" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.Bozmaya uyan Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesince 16.03.2023 tarih ve 542-115 sayı ile sanığın kasten öldürme suçundan TCK’nın 81/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba dair kurulan hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 11.12.2023 tarih, 5089-7684 sayı ve oy çokluğu ile temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.Daire Üyeleri ... ve ...; "...Sanık ... hakkında müsnet adam öldürme suçunun faili olduğuna dair olayın olduğunu sosyal medyadan öğrendiğini söyleyen tanıklar ..., ... ve yine tanık ...’ın beyanları mevcuttur. Bu üç tanık olay örgüsüne göre olay yerinde oldukları hâlde her nedense olayın üzerinden 25 gün geçtiği hâlde konuşmamışlar, tanıklar ... ve ...'ın durumu kendilerinden (... ve ...'den) öğrenip sanık ...'ın babasına söylemesi üzerine bir şekilde kollukça düzenlenen 09.10.2019 tarihli tutanağın düzenlenmesi sonrası ifade vermişlerdir. Buna karşın olayın oluşunu gören üç seyyar satıcı ile maktulün yakınlarının olaydan kısa süre sonra verdikleri ifadelerinde sanık ...'ı değil ...'ı hem fotoğraf hem de canlı olarak teşhis etmiş, ...'ın profil resmindeki kıyafeti giyen kişinin bıçakla saldırırken 'İnfazımı yaktırmayın!' dediğini söylemişlerdir. Olay tarihi ve öncesinde sanık ...'ın herhangi bir cezası olmayıp ...’ın 2 yıl 2 aylık hapis cezası mevcuttur.Tüm bu deliller dosyamız sanığı ...'ın maktulü bıçakladığı hususundaki kanaatin dosyadaki tarafsız ve itibar edilebilir delillerle örtüşmediği, aleyhe tanık beyanlarının da sonradan geliştirilmiş beyanlar olmasının kuvvetle muhtemel olduğu kanaatini doğurmuştur. Tarafsız tanıklar olan seyyar satıcılar sanık ...'ı değil ...'ı teşhis etmişlerdir. Saldırgan kişinin kıyafetleri ...'ın profil resminde belirtilen kıyafeti ile birebir aynı olup, olay tarihinden önce ...'ın aldığı hapis cezası olduğu halde ...'ın herhangi bir mahkûmiyeti yoktur. Tüm bu belirlemeler ışığında şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanık ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.II. İTİRAZ SEBEPLERİYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 18.03.2024 tarih ve 62115 sayı ile; "...Olay yerinde seyyar satıcılık yapan tarafsız tanıklar ..., ... ve ... sanık ...'ı değil, ...'ı teşhis etmişlerdir. Maktule saldıran kişinin kıyafetleri ...'ın profil resmindeki kıyafeti ile birebir aynı olup, olay tarihinden önce ...'ın hapis cezası mahkûmiyeti bulunduğu hâlde ...'ın herhangi bir mahkûmiyeti bulunmamaktadır. Tüm bu tespitler doğrultusunda sanık ...'un ...'ı öldürdüğüne dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak kesin yeterli ve inandırıcı herhangi bir delil bulunmadığı, sanığın kasten öldürme suçunu işlediğine dair yerel mahkeme kabulünün dosya kapsamındaki delillerle örtüşmediği ve şüpheden sanık yararlanır kuralı gereğince sanığın atılı suçu işlediği sabit kabul edilemeyeceğinden beraatine karar verilmesi gerektiği..." düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 11.07.2024 tarih, 2512-5322 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUNİnceleme dışı sanık ... ... hakkında silahla tehdit suçundan kurulan beraat hükmü ile sanık ... hakkında silahla tehdit suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmek suretiyle, inceleme dışı sanık ... ... hakkında kasten öldürme suçundan kurulan beraat hükmü ise Özel Dairece temyiz isteminin esastan reddine karar verilmek suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen kasten öldürme suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; yargılamanın hiçbir aşamasında duruşmada hazır edilmeyen ve savunması SEGBİS üzerinden alınan sanık hakkında, inceleme dışı sanık ... ... ve diğer tanıklarla birlikte aynı duruşmada hazır edilip yüzleştirme yapılmadan eksik araştırma sonucu ve savunma hakkı da kısıtlanarak hüküm kurulup kurulmadığı hususlarının değerlendirilmesi gerekmiştir.IV. ÖN SORUN KONULARINA İLİŞKİN DOSYADAKİ BİLGİ VE BELGELER İncelenen dosya kapsamından;Maktulün arkadaşları olan ve olay sırasında yanında bulunan inceleme dışı müştekiler ..., ... ve ...'ın kollukta; maktulü ve kendilerini bıçakla tehdit edip kovalayan ve boynunda dövme bulunan şahsın, kendilerine sosyal medya fotoğrafları gösterilen inceleme dışı sanık ... ... olduğunu, tanık ...'ın ayrıca bu şahsın olay sırasında kendilerine "İnfazımı yaktırmayın!" dediğini ifade ettikleri, olaydan iki gün sonra karakoldaki canlı teşhis işleminde diğer şahıslar arasından inceleme dışı sanık ... ...'u teşhis ettikleri, mahkemede ise; duruşmaya cezaevindeki SEGBİS odasında bulunan kameradan canlı olarak bağlanmasıyla gördükleri sanığın olay anında kendilerini bıçakla kovalayan kişi olup olmadığını hatırlamadıklarını, kendilerini kovalayan şahsın boynunun solunda sadece bir dövme olduğunu gördüklerini beyan ettikleri,Olay yerine yakın bir konumda seyyar satıcılık yapan ve parkın çıkışındaki kovalamayı gören tanıklar ..., ... ... ve ...'ın kollukta; olaydan beş gün sonra kendilerine gösterilen sosyal medya fotoğraflarından, elinde bıçakla maktulü ve arkadaşlarını kovalayan şahsın inceleme dışı sanık ... ... olduğunu beyan ve teşhis ettikleri, mahkemede ise; tanık ...'in soruşturma aşamasında da çok emin olamadığını ancak polislerin bu şekilde yazdığını, kovalayan kişinin yüzüne dikkat etmediğinden sanık ... olup olmadığını bilemediğini, tanık ...'un dinlendiği celsede önce SEGBİS üzerinden bağlanan sanık ...'ı olayın faili olarak teşhis ettiği, ancak mahkeme heyetinin adı geçen tanığa soruşturmadaki ifadesini ve teşhise esas sosyal medya fotoğraflarını göstererek sorması üzerine kolluktaki beyanını tekrarla maktulü elinde bıçakla kovalayan kişinin o sırada duruşma salonunda bulunmayan ancak kendisine fotoğrafı gösterilen inceleme dışı sanık ... ... olduğunu ifade ettiği, Tanıklar ... ve ...'ın olaydan yirmi iki gün sonra kollukta; suç tarihinde maktul ve arkadaşlarıyla aynı parkta bulunduklarını beyan eden tanıklar ... ve ...'un olaydan bir hafta on gün kadar sonra birlikte oturdukları eve gelerek maktulü bıçaklayan kişinin sanık ... olduğunu söylediklerini, mahkemede ise; tanık ...'ın başka bir suçtan hakkında çıkartılan yakalama kararının icra edildiği celsede diğer tanıklar ..., ... ve sanık ... ile yüzleştirilmeksizin tanık sıfatıyla dinlendiği ve soruşturma aşamasındaki ifadesini tekrar ettiği, tanık ...'ın mahkemede dinlenilmesinden vazgeçildiği,Tanıklar ... ve ...'ın soruşturma aşamasında; sanık ... ile birlikte parkta otururken maktulün içinde bulunduğu grubun havuz kenarındaki kızlara laf atması üzerine tartışmaya başladıklarını ve sonra yanlarına gelen arkadaşları ... ile sanık ...'ın, kaçmaya başlayan bu grubu kovalamaya başladıklarını, sanık ...'ın elinde bıçak olduğunu, sol boynunda dövmesi olan sanığın fiziksel olarak inceleme dışı sanık ... ...'a benzediğini, mahkemede ise; tanık ...'in ifadesini değiştirerek maktul ve arkadaşlarıyla aralarında sadece sözlü bir tartışma olduğunu, olay anında maktulün yanında olduğu söylenen tanıkları ilk defa duruşma salonunda gördüğünü, tanık ...'ın tartışma sonrası parka geldiğini, kimseyi kovalamadıklarını, tartışmadan sonra da evlerine dağıldıklarını, tanık ...'ın kolluk ifadesini kabul etmediğini, kimsede bıçak görmediğini, maktulü inceleme dışı sanık ...'ın öldürdüğünü tanıklar ... ve ...'dan duyduklarını beyan ettikleri,Tanık ...'ın soruşturma aşamasında; inceleme dışı sanık ... ...'u parkta görmediğini, ancak 05.11.2020 tarihli celsede ise; inceleme dışı sanık ... ... ile parkın girişinde merdivenlerde karşılaştığını ifade ettiği,İnceleme dışı sanık ... ...'un, soruşturma aşamasında, gerek sosyal medya üzerindeki fotoğraflarından gerekse canlı teşhis odasında olayla ilgili olmayan kişilerle yan yana maktulün arkadaşları olan tanıklara gösterilerek teşhise tabi tutulduğu, mahkemede ise; duruşmanın hiçbir celsesine katılmadığı, hakkında çıkartılan yakalama kararına istinaden yakalanması üzerine arızi olarak yapılan celsede savunmasının alındığı sırada sanık ... veya hiçbir görgü tanığının duruşmada salonunda bulunmadığı gibi SEGBİS üzerinden de hazır edilmediği, inceleme dışı sanık ...'ın tüm aşamalarda suçlamayı reddettiği,Sanık ...'ın soruşturma aşamasında; arkadaşları ... ve ... ile birlikte havuz başında kızlara laf atan kişileri yanlarına giderek uyardıklarını, ancak içlerinden birinin kemerini çıkarması üzerine aralarında başlayan tartışmanın çevredekilerce aralandığını, sonra parktan ayrıldıklarını, üzerinde bıçak olmadığını, inceleme dışı sanık ...'ı tanımadığını, suçlamayı kabul etmediğini savunduğu,Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/228 E. sayılı dosyasında 20.08.2020 tarihli tensip zaptında sanığın SEGBİS üzerinden hazır edilmesi için Uşak E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna müzekkere yazıldığı, duruşma safahatında; 20.08.2020 tarihli ilk celse aynı yargı çevresindeki cezaevinde tutuklu bulunan ve SEGBİS üzerinden hazır edilmek suretiyle hakları hatırlatılarak savunması sorulan sanığın; maktul ve katılan arkadaşlarını önceden tanımadığını, olay günü arkadaşlarıyla parkta iken kızlara laf ata kişileri görünce tartıştıklarını, içlerinden birinin kemerini çıkarıp hakaret etmeye başlaması üzerine arkadaşlarıyla bu kişileri kovalamaya başladıklarını, inceleme dışı sanık ...'ı uzaktan tanıdığını, onun da kendisi gibi boynunun sol tarafında bir dövme olduğunu, üzerinde bıçak olmadığını ve kimseyi bıçaklamadığını, tartışma sonrası kovalama yaşandığını ancak evlerine dağıldıklarını savunduğu; bu tarihten sonraki tüm celselerde sanık veya müdafiinin duruşmadan bağışık tutulma talebi olmadığı gibi bu hususta bir karar verilmediği ve sanığın bulunduğu cezaevinden SEGBİS üzerinden hazır edilerek tutukluluk hâlinin devamına karar verilmek suretiyle hüküm kurulduğu,Bozma ilamı üzerine üzerine düzenlenen 21.12.2022 tarihli tensip zaptında, Covid-19 tedbirleri ile tam kapanma süreci sona ermesine rağmen, sanığın SEGBİS üzerinden hazır edilmesi için Uşak E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna müzekkere yazıldığı, 16.03.2023 tarihli duruşmada ise; hakkında kurulan beraat hükmü onanmak suretiyle kesinleşen inceleme dışı sanık ... ...'un veya görgü tanıklarının katılmadığı ve yüzleştirme de yapılmadığı, sanığın tutuklu bulunduğu Uşak cezaevinden yine SEGBİS üzerinden hazır edildiği ve bozma ilamına karşı diyecekleri sorulduktan ve esas hakkında mütalaa alındıktan sonra savunması ve son sözü sorularak mahkûmiyetine karar verildiği,Anlaşılmıştır.V. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları, Ceza Genel Kurulunun 14.12.2021 tarihli ve 2020/142 E. - 2021/630 K. sayılı kararında açıklandığı üzere;CMK'nın 193. maddesinin birinci fıkrası şöyledir; "Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir."Ceza muhakemesi sistemimizde sanığın duruşmada hazır bulunması hem bir hak hem de muhakeme şartıdır. Bu nedenle kural olarak sanığın yokluğunda duruşma yapılamaz. Çelişmeli yargılama, doğrudan doğruyalık/yüz yüzelik ve sözlülük ilkelerinin başka türlü gerçekleştirilmesi de düşünülemez. Sanığın duruşmada hazır bulunabilmesi, yükümlülük yönü olmakla birlikte öncelikle kendisi açısından bir hak olup, bu hak adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Tarafı olduğumuz ve onaylamakla iç hukuk mevzuatına dahil ettiğimiz İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, sanığın en azından kendi kendini savunmak hakkı bulunduğu belirtilmekle, mahkeme huzurunda doğrudan savunmasını yapabilmesi için duruşmada hazır bulunma hakkının varlığı da zımnen kabul edilmiştir. Kendisi yönünden hak olarak düzenlendiği kabul edilen bir hususta sanığın, bu hakkı ne şekilde kullanacağı konusunda hiçbir insiyatifinin olmadığının kabulü hâlinde hakkın varlığından da söz edilemeyecektir (CGK. 02.07.2025 t.2024/538 E. - 2025/320 K., 03.04.2018 t. 2014/851 E. - 2018/144 K. ve 31.01.2017 t. 2014/449 E. - 2017/32 E. sayılı kararları).Nitekim, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin 12... tarihli Colozza ve Rubinat/İtalya ile 25... tarihli Zana/Türkiye kararlarında, Sözleşme'yle garanti altına alınan bir hakkın kullanılmasından vazgeçilmesinin, bunun açıkça söylenmesiyle mümkün olabileceği belirtilmiş olup buna göre sanığın duruşmada hazır bulunma hakkından feragat etmesi de ancak bu hususu açıkça söylemesiyle mümkün olacaktır.Bununla birlikte CMK'nın 196.maddesinde olduğu gibi istisnai bazı hâllerde sanığın yokluğunda duruşma yapılmasına da cevaz verilmiştir.Zikredilen CMK'nın 196. maddesi;"(1) Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.(2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur.(3) Sorgu tutanağı duruşmada okunur.(4) Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle sorgusunun yapılabilmesi olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak sorgu yapılır.(5) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.(6) Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir." şeklinde iken, maddenin 4. fıkrası 01.02.2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanun'un 142. maddesiyle yapılan değişiklik sonucu "Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir." biçimindeki güncel hâlini almıştır.SEGBİS kullanımını doğrudan ilgilendiren düzenlemeler CMK'nın 196/4. madde dışında, aynı Kanun'un 38/A, 52, 58, 94, 147/1-h, 1 80... . maddeleridir.Ayrıca ulusal düzenlemeler dışında Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesinin Ek 2. Protokolü'nün 9. maddesinde; taraf devletlerin kendi yetkili adli makamlarının onayıyla sanık veya şüphelinin de video konferans yöntemiyle duruşmaya katılmasını sağlayabileceklerini; ancak bunun için şüpheli veya sanığın bu yöntemle duruşmaya katılmak için rızasının bulunmasını şart olarak düzenlemektedir.Anayasa Mahkemesi, daha önce sesli ve görüntülü bilişim sisteminin kullanılmasını, ... Korkmaz ve diğerleri başvurusuna ilişkin 18.11.2015 tarihli kararında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden ele almıştır (... Korkmaz ve diğerleri, B. No: 2013/2653, §§ 98-105). Yüksek Mahkeme bu sistemde yargılamanın taraflarının yargısal işlemleri karşılıklı olarak gerçekleştirilebildiklerini vurgulandıktan sonra SEGBİS vasıtasıyla yapılan yargılamada yüz yüzelik ilkesinin sağlandığını kabul etmiştir. (... Korkmaz ve diğerleri, § 103). Buna karşılık, Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 06.02.2020 tarihli kararında, Emrah Yayla (B. No: 2017/38732) ve Şehrivan ... (B. No: 2017/22672) başvurularında Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme, her iki başvurucunun infaz kurumunda iddia ve savunmalarını etkili bir şekilde ileri süremeyeceğini tespit etmiştir.Buna göre, SEGBİS yönteminin savunma hakkını kısıtlayıp kısıtlamadığı, yargılama şartları ve meşru amaç kriterleri çerçevesinde her bir somut olay bakımından bağımsız bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Ancak her halükarda duruşmalara katılmaktan açıkça feragat etmeyen sanıkların, bulundukları tutuk evinden duruşmaya getirilmemesindeki zorunlu hâllerin, somut olgusal temellere dayanan, ilgili ve yeterli gerekçelerinin karar yerinde açıklanması gerekir. Tek celsede bitmeyen yargılamalar bakımından, özellikle hükme tesir eden esaslı işlemlerin yapıldığı ve/veya hükmün verildiği celselerde hazır edilmeyen ve infaz kurumunda bulunan sanıkların, iddia ve savunmalarını etkili bir şekilde ileri süremeyecekleri gözetilmelidir.Diğer taraftan; yine ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 18.06.2025 tarihli ve 2023/540 E. - 2025/264 K. sayılı kararında açıklandığı üzere;Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile, taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup, muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Ceza mahkemesinin öncelikle sanığa isnat olunan fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediğini saptaması, yani maddi sorunu çözmesi gerekir. Kural olarak bu sorun çözüldükten sonra olayın hukuk karşısındaki durumu tespit edilecektir. Hukuki sorun; sanık tarafından gerçekleştirilmiş fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, suç oluşturmakta ise hangi suçu oluşturduğu, bu suçun kamu adına takip edilebilir ve cezalandırılabilir bir suç olup olmadığı, hangi ölçüde bir cezanın belirlenmesi gerektiği gibi maddi ve yargılama hukukuna ilişkin normlar ile hukukun temel ilkeleri çerçevesinde çözülmesi gereken bir problemdir. Sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Maddi sorunun, delil serbestîsi ilkesi doğrultusunda yargılama hâkimi tarafından, hukuka uygun yöntemle elde edilmiş ve usulünce tartışılmış her türlü delille çözülmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Maddi gerçeğin açıkça ortaya konulmaya çalışılması, olayın sübutuna, suç teşkil edip etmediğine, suç oluşturuyorsa vasfının tayinine temas eden, sonuca etkili tüm delillerin toplanması ve tartışılması ile mümkündür.Doktrin (Yener Ünver, "Ceza Muhakemesinde İspat", Ceza Hukuku Dergisi, 2006/2, s. 125, ... Yerdelen, Ceza Muhakemesinde Hükmün Gerekçesi, Adalet Yayınevi, Mart 2015, s. 356) ve uygulamada (YCGK'nın 01.05.2007 tarihli ve 2007/1-43 Esas - 2007/101 Karar sayılı kararı vb.) istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere; eksik soruşturma ve araştırmanın söz konusu olduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemez.Somut olayda maddi gerçeğin tüm şüphelerden arındırılmış biçimde ortaya konması, savunmanın ve tanık beyanlarının denetlenmesi bakımından dikkate alınması gereken,CMK'nın "Tanıkların Dinlenmesi" başlıklı 52. maddesi şöyledir;"(1) Her tanık, ayrı ayrı ve sonraki tanıklar yanında bulunmaksızın dinlenir.(2) Tanıklar, kovuşturma evresine kadar ancak gecikmesinde sakınca bulunan veya kimliğin belirlenmesine ilişkin hâllerde birbirleri ile ve şüpheli ile yüzleştirilebilirler.(3) Tanıkların dinlenmesi sırasındaki görüntü veya sesler kayda alınabilir. Ancak;a) Mağdur çocukların,b) Duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin,Tanıklığında bu kayıt zorunludur.(4) Üçüncü fıkra hükmünün uygulanması suretiyle elde edilen ses ve görüntü kayıtları, sadece ceza muhakemesinde kullanılır."Madde gerekçesinde; "Tanıklar, dava konusu olay hakkında bildiklerini doğru ve eksiksiz anlatmakla yükümlü olduklarından, madde bunun gerçekleşmesi için tanıkların birbirlerini etkilememeleri ve yönlendirmemeleri maksadıyla her tanığın ayrı ayrı ve sonraki tanıklar yanında bulunmaksızın dinlenmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.Soruşturma evresi, delillerin toplandığı ve esasta gizliliğin egemen olduğu, kovuşturma ise, açıklık ilkesinin ışığında tarafların yüzlerine karşı delillerin tartışılıp değerlendirilmesinin yapıldığı bir evredir. Bu kapsamda; mahkemeye tanık anlatımlarını ayrıntılı olarak ve serbestçe değerlendirme olanağını sağlamak üzere, tanıkların birbirleri veya sanıkla yüzleştirilmeleri kovuşturma evresinde yapılabilir. Soruşturma evresinde tanıklar ancak gecikmesinde sakınca bulunan veya kimlik belirleme zorunluğu doğan hâllerde yüzleştirilebilirler." şeklindeki açıklamalara yer verilmiştir.Teşhis, günlük dilde kim olduğunu anlama, belirleme, tanı veya kişileştirme anlamlarında tanımlanan, hukuki manada CMK'nın 81. maddesinde atıf yapılan, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun Ek 6. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenen, suça konu olayın failinin gözaltına alınan şüpheli ile aynı kişi olup olmadığının belirlenmesi amacıyla ve Cumhuriyet savcısının talimatıyla adli kolluk tarafından bilgi ve görgü sahibi kişilere soruşturma aşamasında yaptırılan işlemi nitelemek için kullanılan bir kavramdır.Yüzleştirme işlemi ise teşhisten farklı olarak, esasen suça konu olayın tanıklarının CMK'nın 52. maddesine, olayın mağdurlarının ise aynı Kanun'un 236/1. maddesine göre usulünce dinlenmeleri sırasında; birbirleriyle, şüpheli veya sanıklarla karşı karşıya getirilmesi işlemidir. Madde gerekçesinde belirtildiği üzere yüzleştirme kural olarak kovuşturma aşamasında yapılacak bir işlemdir. Ancak gecikmesinde sakınca bulunan ve kimliğinin belirlenmesi için elzem olan istisnai hâllerde yüzleştirmenin soruşturma aşamasında da yapılabilmesine imkân tanınmıştır.Tanıkların birbirleriyle veya faille yüzleştirilmesi, yargılama öncesinde meydana gelen suça konu eylemin kim tarafından gerçekleştirildiğinin ortaya çıkarılması bakımından önem arz etmektedir. Tanık beyanları arasında özellikle de failin kimliğine dair çelişki bulunması hâlinde bu çelişkinin giderilmesi için kovuşturma aşamasında yüzleştirme yapılması suretiyle elde edilecek beyan delillerinden hangisinin güvenilir olup olmadığının ortaya konulması şüphesiz mahkemenin görevidir (Nur Centel-Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Basın Yayım Dağıtım, İstanbul, 2020, s.307). Tanıkların beyanlarından hangisine hangi gerekçeyle itibar edilip edilmediğinin CMK'nın 230/1-b maddesi uyarınca hükmün gerekçesinde gösterilmesi de gerekmektedir (İbrahim Şahbaz, Açıklamalı ve İçtihatlı Ceza Muhakemesi Kanunu, Yetkin Yayınevi, Ankara, 2020, 1.Cilt, s.563). Özellikle failin kimliğinin belirlenmesi ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla, mağdur veya tanık ifadeleriyle sanığın savunması arasında ortaya çıkan çelişkilerin kovuşturma aşamasında yapılacak yüzleştirme işlemiyle giderilmesinin elzem olduğu yönünde Yargıtay Ceza Dairelerinin uygulamaları da istikrar kazanmıştır. ("...Öncelikle sanıkla mağdurun aynı duruşmada hazır bulundurulmaları sağlanarak, sanığın mağdurun beyanlarında bahsettiği şahıslardan olup olmadığının tespiti için canlı teşhis işleminin yaptırılması, yüzleştirme imkânının bulunmaması hâlinde ise; sanıkların teşhise elverişli fotoğraflarının temin edilip müştekiye gösterilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması... (Yargıtay 17. CD. 24.09.2019 tarih ve 8360-11177 sayılı, aynı mahiyette Yargıtay 15. CD. 10.04.2019 tarih ve 7710-3660 sayılı, Yargıtay 11. CD. 11.12.2019 tarih ve 7298-9203 sayılı, Yargıtay 7. CD. 21.11.2019 tarih ve 26749-37573 sayılı); '...Aşamalarda atılı suçu kabul etmeyen sanık beyanları karşısında, olayın tek delilinin katılan H'nin beşinci katta bulunan ikametinin balkonunda gördüğü sanığı yüzleştirme yapılmadan kolluk aşamasında fotoğrafı üzerinden yaptırılan teşhisin sanığın mahkûmiyeti için yeterli delil kabul edilemeyeceği...' (Yargıtay 13. CD. 20.03.2019 tarih ve 11820-4465 sayılı, aynı mahiyette Yargıtay 3. CD. 11.04.2019 tarih ve 125-8120 sayılı); '...Maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya çıkarılıp olayın etraflıca aydınlatılması bakımından tutanakta imzaları bulunan tutanak tanıkları dinlenip gerektiğinde suça sürüklenen çocukla yüzleştirme yapılarak sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm tesisi...' (Yargıtay 13. CD. 18.05.2019 tarih ve 14501-7763 sayılı, aynı mahiyette Yargıtay 20. CD. 08.07.2019 tarih ve 6399-4112 sayılı)...") CMK'nın "Tanığın önceki ifadesinin okunması" başlıklı 212. maddesi ise;"(1) Tanık, bir hususu hatırlayamadığını söylerse önceki ifadesini içeren tutanağın ilgili kısmı okunarak hatırlamasına yardım edilir.(2) Tanığın duruşmadaki ifadesiyle önceki ifadesi arasında çelişki bulunduğunda, evvelce alınmış ifadesi okunarak çelişkinin giderilmesine çalışılır." şeklinde olup bu düzenleme ile; tanığın duruşmadaki beyanlarıyla önceki beyanları arasında çelişki bulunması hâlinde, önceki beyanlarının okunarak çelişkinin giderilmesine çalışılması gerekliliği hüküm altına alınmıştır.B. Hukuki Değerlendirme Yargılamayı yapan İlk Derece Mahkemesinin bulunduğu yargı çevresindeki Uşak cezaevinde müebbet hapis cezasını gerektiren kasten öldürme suçundan tutuklu olan sanığın, bozma öncesi yapılan duruşma safahatında Covid-19 pandemisi nedeniyle HSK'nın tutuklu ve acil işler dışında duruşmaların ertelenmesine, tutukluluk incelemelerinin ise SEGBİS üzerinden yapılmasına dair 30.03.2020 tarihli ve 2020/51 sayılı kararının ve devamındaki ek kararlara istinaden ilk celseden son celseye kadar SEGBİS üzerinden katıldığı, duruşma sürecinde tanıkların gerekli tedbirler alınarak mahkeme salonunda dinlendikleri, ancak tam kapanma tedbirlerinin sona ermesinden ve Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 08.11.2022 tarihli ve 13128-8691 sayılı bozma ilamından sonra da Mahkemece düzenlenen 20.12.2022 tarihli tensip tutanağında aynı cezaevinde tutuklu bulunan ve duruşmada hazır bulunma hakkından açıkça vazgeçtiğine dair tespit bulunmayan sanığın belirlenen 16.03.2023 tarihli tanıkların bulunmadığı duruşmada yine bu kez zorunlu sebeplerin nelerden ibaret olduğu da gösterilmeden SEGBİS üzerinden hazır edilen sanık hakkında; bozma ilamı okunarak esas hakkında mütalaa alındıktan sonra savunması ve soz sözünün sorulması suretiyle hüküm kurulduğu görülen olayda; Soruşturma aşamasında kendisini önceden tanımayan görgü tanıklarına bizzat veya fotoğraf üzerinden gösterilip teşhis işlemine tabi tutulmayan sanığın, kovuşturma aşamasında cezaevindeki SEGBİS odasından sadece yüzünün ve videodan gelen sesinin gösterildiği celsede maktulü arkasından kovalayan kişi olup olmadığının sorulması üzerine hiçbir tanığın kesin ve net bir cevap veremediği, ayrıca inceleme dışı sanık ... ile yan yana huzura alınıp tanıklara gösterilerek boyu, kilosu veya doğal sesinin tespiti yönünden de karşılaştırılarak tanıklarla bizzat yüzleştirilmediği, keza aşamalarda kendisini önceden tanıyan tanıkların ifadelerindeki çelişkilerin de sorulup giderilemediği anlaşılmakla,Mahkemece, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi ve maktulü bıçakla kovalayıp ölümüne sebebiyet veren kişinin kimliğinin ortaya çıkarılmasını teminen;1- Öncelikle sanık ... ile inceleme dışı sanık ...'ın aynı celse duruşma salonunda yan yana hazır edilerek maktulün arkadaşı olan tanıklar ..., ... ve ...'ın ayrı ayrı duruşma salonuna alınıp adı geçenlerle yüzleştirilmeleri suretiyle; parkta yanlarına gelerek kendileriyle tartışan ve elinde bıçakla kendilerini tehdit edip kovalamaya başlayan şahsın fiziksel özellikleri (boyu, kilosu, sesi vs.) itibarıyla hangisi olduğunun, soruşturmadaki ifadelerinde belirttikleri gibi parkta aralarında geçen tartışmada "İnfazımı yaktırmayın!" gibi bir söylemde bulunup bulunmadığının aşamalardaki beyanları da hatırlatılarak sorulması,2- Olayın meydana geldiği parkın çıkışında seyyar satıcılık yapan tanıklar ..., ... ve ...'a, sanık ve inceleme dışı sanıkla yüzleştirilmeleri suretiyle maktulü arkasından kovalayan kişinin sanık ... olup olmadığının, üzerindeki kıyafetlerin, boy ve kilosunun sorulması,3- Sanık ...'ın arkadaşları olan tanıklar ..., ... ve ...'in ise tanıklar ... ve ... ile aynı celsede hazır edilmeleri suretiyle aşamalarda alınan beyanlarıyla birlikte yalan tanıklığın cezai sorumluluğu da hatırlatılarak; maktul ve arkadaşlarıyla tartışan kişinin sanık ... mı yoksa inceleme dışı sanık ... mı olduğunun, bu kişinin elinde bıçak olup olmadığının ve maktulü arkasından kovalayıp kovalamadığının, olaydan sonra tanıklar ... ve ...'a maktulü öldürenin sanık ... olduğunu bildiklerini söyleyip söylemediklerinin yüzleştirilerek sorulması ile tüm çelişkilerin giderilmesi suretiyle dosyadaki delillerin kül hâlinde değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken; Kovuşturma aşamasında bulunduğu cezaevinden duruşma salonuna getirtilip inceleme dışı sanıkla birlikte aynı duruşmada bizzat hazır edilmek suretiyle kendisini önceden tanımayan tanıklarla yüzleştirilmeyen sanığın, ayrıca diğer tanıkların aşamalardaki beyanlarında ortaya çıkan çelişkiler de giderilmeksizin eksik araştırma sonucu ve savunma hakkı da kısıtlanarak mahkûmiyetine karar verildiği,Kabul edilmelidir.Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Dairenin onama ilamının kaldırılmasına, sanığın savunma hakkının kısıtlanmasıyla bağlantılı olarak eksik araştırma sonucu hüküm kurulması isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmelidir.VI. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE,2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 11.12.2023 tarihli ve 5089-7684 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.03.2023 tarihli ve 542-115 sayılı mahkûmiyet hükmünün; aynı yargı çevresi içinde yer alan cezaevinde tutuklu bulunan sanığın, zorunlu sebeplerin nelerden ibaret olduğu gerekçede belirtilmeden hüküm celsesi dâhil mahkeme huzuruna getirtilmeksizin sadece SEGBİS üzerinden duruşmaya katılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması ile aynı zamanda inceleme dışı sanık ... ve önceden kendisini tanımayan görgü tanıklarıyla birlikte duruşma salonunda hazır edilerek usulüne uygun şekilde yüzleştirilmeksizin ve arkadaşı olan tanıkların ifadelerindeki çelişkiler giderilmeksizin eksik araştırma sonucu hüküm kurulması isabetsizliklerinden BOZULMASINA, 3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.01.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.