3. Ceza Dairesi, silahlı terör örgütü üyeliği davasında yeni delillerin incelenmesi ve UYAP verilerinin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin verilen hükümdeki eksik araştırma ve yetersiz gerekçeleri tespit ediyor.
Özet: Yüksek Mahkeme, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık hakkında verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi hükmünü, sanığın örgüt içi kodlamalarına dair yeni raporların ve etkin pişmanlık beyanlarının yeterince araştırılmaması, örgüt üyeliği için gerekli organik bağ, süreklilik ve eylem çeşitliliği gibi temel hukuki unsurların eksik değerlendirilmesi gerektiği gerekçeleriyle bozarak, dosyanın yeniden incelenmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir.
3. Ceza Dairesi         2024/1142 E.  ,  2026/8386 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/104 E., 2022/1281 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/33 E., 2021/300 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK'nın 30/4 ve CMK'nın 223/3-d maddesi uyarınca ceza
verilmesine yer olmadığına ilişkin karara yönelik istinaf
başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- Hükümden sonra 29.07.2025 tarihinde Ankara Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü tarafından gönderilen güncel veri-grup analiz inceleme raporunda; örgüt tarafından sanığın 02.06.2013 değiştirme tarihli kodlamaya göre zümre başkanı: ''...'', 25.04.2014 değiştirme tarihli kodlamaya göre, zümre başkanı: ''...'', öğretmeni: ''...'' olarak kodlandığı, 25.02.2015 değiştirme tarihli kodlamaya göre zümre başkanı: ..., öğretmeni olarak: ''...'', asil-vekil: ''...'' olarak kodlandığı, 18.10.2016 değiştirme tarihli kodlamaya göre ise, zümre başkanı: ''...'', öğretmeni: ''...'', vekil: ... belirtildiği anlaşılmakla; örgüt tarafından düzenlenip sonradan ele geçen ilgili raporda sanığın zümre başkanı, öğretmeni ve vekili olarak belirtilen şahısların açık kimlik bilgilerinin tespiti ile haklarında .../PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılarak, soruşturma yürütüldüğünün tespit edilmesi durumunda söz konusu dosyaların getirtilip incelenmesi ve mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmelerinin sağlanarak 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca sanık ve müdafiine diyeceklerinin sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- UYAP örgütlü suçlar veri havuzundan sanık hakkında herhangi bir etkin pişmanlık anlatımı yahut tanık beyanı olup olmadığının belirlenmesi ile temin edilen beyan, bilgi ve belgelerin CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada tartışılıması, beyanları tespit edilen kişilerin gerektiğinde tanık sıfatıyla dinlenilmelerinden sonra ortaya çıkacak sonuca göre tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın eyleminin örgüt üyeliği suçunu oluşturup oluşturmayacağının yeniden tartışılması gerektiği gözetilmeksizin eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Kabul ve uygulamaya göre de; ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere,
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280).
Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “hata” kenar başlıklı 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Dairemizin 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; .../PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık savunmaları, tanık beyanları, HTS analiz raporu, ankesör büfe sorgu raporu, sanık hakkındaki veri inceleme raporları ve dosyada bulunan bütün delillere göre, ilk derece mahkemesince sanığın örgütle bağlantı içinde olduğu dönem gözetilerek; ilişki içinde olduğu yapının silahlı terör örgütü olduğu konusunda hataya düştüğü kabul edildiği takdirde; bu suçun ancak kast ile işlenebilen bir suç olması nedeniyle, TCK'nın 30/1 ve CMK'nın 223/2-c maddeleri uyarınca kast yokluğundan beraat kararı verilmesi yerine, yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.