Yargıtay, sahte çeklerle işlenen bilişim sistemleri ve banka aracılığıyla nitelikli dolandırıcılıkta eylemlerin tek suç olduğuna, resmi belgede sahtecilikte ise dava zamanaşımı nedeniyle düşme kararı vermiştir.
Özet: Sanığın sahte çekler aracılığıyla gerçekleştirdiği resmi belgede sahtecilik eylemlerinin zincirleme suç oluşturmasına rağmen ayrı ayrı hüküm kurulması hatası tespit edilmiş, ancak bu suçlarda dava zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle kamu davası düşürülmüştür; nitelikli dolandırıcılık suçunda ise sanığın aynı borca karşılık farklı zamanlarda verdiği sahte çeklerin yeni bir menfaat sağlamadığı ve borcun yenilenmesi niteliğinde olduğu anlaşıldığından, eylemlerin tek bir nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2008/54 E., 2016/148 K.SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilikHÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler YönündenGerekçeli karar başlığında "26.03.2008" olarak yanlış gösterilen suç tarihinin, suça konu çeklerin verildiği tarih olan " 16.03.2008" olarak kabulü ile yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulması gerekeceği, buna karşın, aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup, aynı Kanun'un 43.maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri uyarınca cezanın arttırılması gerektiği, somut olayda, sanığın suça konu sahte çekleri müşteki sanık ...'a farklı zamanlarda vermesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin bir suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme şekilde işlenmiş tek resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden sanık hakkında ayrı ayrı zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükümleri kurulması yasaya aykırı ise de, zamanaşımının olumsuz bir muhakeme şartı olarak kovuşturmaya engel olduğunun anlaşılması karşısında; Sanığa yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, B.Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;1.Ana dava dosyasında, sanık ...'in, müşteki sanık ...'dan satın aldığı 1776 kg örme kumaş karşılığında suça konu ... Bankasına ait 15.07.2008 keşide tarihli, 11.800,00 TL bedelli ve yine aynı bankaya ait 25.06.2008 keşide tarihli ve 12.300,00 TL bedelli unsurları tam iki adet kopya çekleri ciro ederek verdiği, bahse konu çeklerin bankaya ibrazında sahte olduklarının anlaşılıp iade edilmesi üzerine müşteki sanık ... tarafından sanık ...'e verildiği, bu kez borcuna karşılık suça konu ... Bankası ... Şubesine ait 20.07.2008 keşide tarih, 13.000,00 TL bedelli ve yine Bank ... Şubesine ait 30.06.2008 keşide tarih, 11.500,00 TL bedelli kopya çekleri verdiği, bu çeklerin de bankaya ibrazında sahte olduğunun anlaşıldığı, birleşen Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/8 Esas sayılı dava dosyasında ise, sanık ... hakkında, aynı müştekiye aynı tarihte verdiği ... Şanlıurfa Şubesine ait 25.05.2008 keşide tarihli, 13.000,00 TL bedelli kopya çek ile ilgili kamu davası açıldığı, 21.12.2011 tarihli iddianame içeriği ve müşteki sanık ... beyanlarından, birleşen dava dosyasına konu 13.000,00 TL bedelli çekin ana dava dosyasına konu olan ticari alışveriş karşılığında verildiğinin anlaşıldığı, iade edilen çekler karşılığında verilen 13.000, 00... .500,00 TL bedelli çeklerin borcun yenilenmesi kapsamında verilmesi nedeniyle yeni bir menfaat temin edilmediği anlaşıldığından suçun teselsül ettiğinden de söz edilemeyeceği, bu nedenle sanığın tek bir nitelikli dolandırıcılık suçundan sorumlu olacağı, çek sayısının TCK'nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabileceği gözetilmeden, nitelikli dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı mahkumiyet kararları verilmesi suretiyle sanığa fazla ceza tayini,2. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması,3.Gerekçeli karar başlığında, suça konu çeklerin müşteki sanığa verildiği tarih olan "16.03.2008" olarak yazılması gerekirken "26.03.2008" olarak eksik yazılmış olması,Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle, BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına ,30.04.2026 tarihinde karar verildi.