Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, lider e-ticaret şirketinin 6769 sayılı SMK m. 5/1(b) ve (c) uyarınca reddedilen marka başvurusunun iptali davasını görüşüyor.
Özet: Davacı firma, elektronik ticaret sektöründeki lider konumunu ve "..." ibareli kompozit markasının yoğun kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, tanımlayıcı olmadığını ve bütünsel değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek, Türk Patent ve Marka Kurumunun ilgili marka başvurusunu SMK m. 5/1(b) ve (c) hükümleri gereğince "çok genel ve sıradan" olduğu gerekçesiyle reddetme kararının iptalini talep etmiştir; Kurum ise kararın yasalara uygun olduğunu ve ibarenin ayırt edicilikten yoksun, tanımlayıcı olduğunu savunmuştur.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/167 Esas - 2026/61

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO : 2025/167
KARAR NO : 2026/61
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali
DAVA TARİHİ : 21/04/2025
KARAR TARİHİ : 23/02/2026 Yazıldığı tarih : 09/03/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacı tarafından “...” ibareli markanın 09, 35, 36 ve 42. sınıflarda tescili amacıyla yapılan ve ... başvuru numarasını taşıyan marka başvurusunun davalı ... tarafından 6769 s. SMK’nın m. 5/1(b) ve (c) hükümleri gerekçe gösterilerek kısmen ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira davacı firmanın 1998 yılından bu yana online alışveriş ve elektronik ticaret sektöründe faaliyet gösteren, sektörün en köklü ve lider kuruluşlarından biri olduğunu, ... adlı internet sitesi üzerinden milyonlarca aktif kullanıcıya hizmet verdiğini, elektronik ticaret alanında çok sayıda ulusal ve uluslararası ödülün sahibi olduğunu, “...” ibaresinin dava konusu edilen mal ve hizmetler bakımından ilgili tüketici kesimi nezdinde doğrudan ve açık biçimde cins, çeşit, vasıf veya özellik bildiren bir ifade olmadığını ve bu nedenle ayırt edicilikten yoksun ya da tanımlayıcı kabul edilemeyeceğini, dava konusu markanın kelime unsurunun yanı sıra davacı firma ile özdeşleşmiş turuncu renk, şerit ve ... unsurlarını içeren kompozit bir marka olduğunu, markanın parçalara ayrılarak değil bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini, anılan renk ve ... kompozisyonunun davacı firmanın marka tescillerinde, internet sitesi tasarımında, mobil uygulamalarında ve reklamlarında uzun süredir kullanılan ve davacı firma ile özdeşleşmiş bir “ ...” niteliği taşıdığını, bu unsurun markaya ayırt edici karakter kazandırdığını ve tüketiciler nezdinde kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getirdiğini, ayrıca davacı firmanın “...” ibaresini içeren çok sayıda tescilli markasının bulunduğunu ve söz konusu ibarenin fiilen yoğun ve sürekli kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, buna rağmen davalı ...’in benzer ibareleri ve hatta açıkça tanımlayıcı nitelikteki bazı markaları tescil etmiş olmasının, somut başvurunun reddi ile açık bir çelişki oluşturduğunu, Yargıtay ve ...’ın yerleşik içtihatlarında da slogan ve kelime markalarının bütünsel izlenim esas alınarak değerlendirilmesi gerektiğinin kabul edildiğini, bu nedenlerle dava konusu markanın SMK m. 5/1(b) ve (c) kapsamında reddinin yerinde olmadığını ve ayrıca SMK m. 5/2 hükmü gözetilerek de tescil edilmesi gerektiğini ileri sürerek, ... ...’nın 19.02.2025 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı firmanın ... başvuru sayılı markasının SMK 5/1-b-c Maddelerine göre mutlak red sebebi oluşturduğundan bahisle davacı itirazının ve başvurusunun reddi konusunda verilen ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 20.02.2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde (son gün tatile rastladığı) 21.04.2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; ".
Davacı firmanın 21.03.2024 tarihinde, 09, 35, 36 ve 42. Sınıflara giren mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere dosyaladığı bu marka tescil başvurusunun, ...’nın 30.04.2024 tarihli ve ... sayılı kararı ile, 6769 sayılı SMK’nın m. 5/1(b) ve (c) hükümlerine istinaden, bir takım emtialar yönünden re’sen hareketle reddedilmesi üzerine, davacı firmanın bu karara itiraz ettiği ve bu itirazının da ...’nun huzurda dava konusu edilen 19.02.2025 tarihli ve ... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu edilen bu ... kararında ise özetle şöyle denilmektedir:
...Yapılan değerlendirme neticesinde, başvurunun esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, oldukça genel ve sıradan bir ibare olduğu, bu çerçevede, başvuru konusu ibarenin ilgili tüketiciler tarafından, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağı, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceği ve tanımlayıcı nitelikte bir ibare olduğu kanaatine varıldığından, başvurunun 6769 sayılı SMK’nın 5/1-(b) ve (c) bentleri uyarınca reddi kararı ve gerekçeleri isabetli bulunmuştur. Başvuruya konu markadaki figüratif bileşenlere ilişkin olarak, Kurul'un görüşüne göre etkisi sınırlı niteliktedir. Figüratif unsurlar, tüketicilerin onları akılda tutmasına yardım edecek ya da işaretler arasında ayrım yapmasına katkıda bulunacak spesifik veya orijinal bir şekilde belirtilmemiştir. Ayrıca, bir ticari markanın sözlü ve figüratif unsurlardan oluşması durumunda, ilke olarak sözlü unsurun figüratif unsurdan daha ayırt edici olduğu hatırda tutulmalıdır, zira ortalama tüketici söz konusu mallardan ticari markanın figüratif unsurunu tarif etmek yerine isimlerini söyleyerek daha kolay bahsedecektir. Mevcut durumda bu ilkeden sapmak için herhangi bir sebep bulunmamaktadır. İlgili halk, başvuruya konu markadaki figüratif unsurları hizmetlerin ticari kökenini belirten unsurlar olarak değil, dekoratif bileşen olarak algılayacaktır. İtirazın ve başvurunun reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük tarihli)
4. Maddesinde "Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla, kişi adları dahil, sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların biçimi veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her türlü işaretten oluşabilir",
5/1-b maddesinde " Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler",
5/1-c maddesinde " Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler ", marka olarak tesçil edilemez"hükmü yer almaktadır.
SMK 5/1-b yönünden ;
Markanın en önemli fonksiyonu markanın ayırt edici bir işaret olmasıdır. Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini başka bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yaradığından, bir işaretin marka olma kabiliyetini haiz olması, o işaretin ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olmasına bağlıdır. Bir işaretin bu fonksiyona sahip olup olmadığının tespiti önce soyut olarak yapılmalıdır. Yani marka olma niteliğine bakılmalıdır. Bir işaretin soyut ayırt edicilik niteliğinin varlığı tespit edildikten sonra, o işaretin marka olabilmesi açısından, ayrıca sicilde gösterilebilir olması ve üzerinde kullanılacak mal veya hizmetler açısından somut ayırt edicilik özelliğini haiz olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, işareti gören ortalama tüketici kitlesinin, tescil kapsamındaki mallar veya hizmetler yönünden bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mal ve hizmetlerini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mal ve hizmetlerinden ayırt edildiğini algılaması zorunluluğu bulunmaktadır.
SMK 5/1-c yönünden ;
Marka başvurusundaki ibare ortalama tüketici nezdinde yukarıda belirtilen "Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten "tanımlayıcı, vasıf bildirici özellikleri varsa marka olarak tesçili mümkün bulunmamakta ve mutlak red engeline takılmaktadır. Marka hakkı münhasır olarak sahibine tekel / inhisari hak bahşettiğinden tanımlayıcı bir işaret bir kişiye verilirse ticari rekabet sağlanamaz.
Buna göre, bir malın ya da hizmetin cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak gibi özelliklerine (iyi / güzel / süper / büyük / vb.) atıf yapan tanımlayıcı işaretlerin marka olarak tescil edilebilmesi mümkün değildir. Marka başvurusundaki ibare içerdiği emtia sınıfındakilerden ne kadar uzak ise tanımlayıcı, vasıf bildirici halinden de uzaklaşmış sayılır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı başvuru Markası Redde Mesnet Madde
...
12.01.2026 tarihli Bilirkişi heyet Raporunda Özetle ; "...+... işaretinin, kısmen reddedildiği emtiaların tamamı yönünden marka olabilecek nitelikte soyut/somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı ve tanımlayıcı olduğu, Davacının ... işlem dosyasına sunduğu itirazları esnasında dayanmadığı SMK m. 5/2 hükmüne huzurdaki davada dayanamayacağı, Dava konusu edilen 19.02.2025 tarihli ve ... sayılı ... kararının bu değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu, görüş ve kanaatine varılmıştır. " şeklinde ifade edilmiştir.
Bilirkişi heyet raporu her iki tarafın iddia ve savunmasına, taraf delillerine, marka kapsamına , ... kararına , mal/hizmet tablosu göstererek denetlenebilir, içeriği olumlu veya olumsuz mahkemece değerlendirilebilir nitelikte kabul edilerek yeni heyetten veya aynı heyetten ek rapor alınması yönündeki davacı vekilinin istemi HMK 30. Maddesindeki usul ekonomisi ilkesi gözetilerek yargılamanın gereksiz uzayacağına kanaat geldiğinden bu istemler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Tarafların iddia ve savunması, marka başvuru kapsamı ve görseli, bilirkişi heyet raporu, ... kararı ve dosyanın bütünü birlikte ele alındığında;
6769 sayılı SMK 5/1-b maddesi yönünden değerlendirme;
"...+..." ibareli başvuru markasının kapsamında olup da reddedilen Mallar/hizmetler açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin malını tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mallardan/hizmetlerden ayırt edildiğini algılamasına yol açan şekilde soyut ve somut ayırt ediciliği bulunmadığından ... ... 'nın davaya konu marka başvurusunun SMK 5/1-b kapsamında ayırt edicilik niteliği taşımadığı tespitinin yerinde ve doğru olduğu sonucuna varıldığı;
6769 sayılı SMK 5/1-c maddesi yönünden değerlendirme:
"...+..." ibareli başvuru markasının kapsamında olup da reddedilen Mallar/hizmetler açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında cins, vasıf bildiren, tanımlayıcı bir durum olarak algılanabileceği, bu mallar/hizmetler açısından herkesin kullanabileceği ibare olduğundan bir kişinin tekeline bırakılmasının mümkün olmadığı kanaatiyle ... ... 'nın davaya konu marka başvurusunun SMK 5/1-c kapsamında mutlak red engeli oluşturduğu tespitinin yerinde ve doğru olduğu sonucuna varıldığı;
Neticeden bilirkişi heyet raporu bütün yönleriyle benimsenerek davanın reddi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.23/02/2026
Katip ...
E imza
Hakim ...
E imza