Ceza Genel Kurulundan, babanın çocuğa cinsel istismarı suçunda, mağdurun istikrarlı beyanları, hükmün sübutu ve ilk derece mahkemesinin direnme kararı üzerine yapılan nihai değerlendirme kararı.
Özet: Çocuğun cinsel istismarı davasında, ilk derece mahkemesinin sanık hakkında verdiği mahkûmiyet kararı istinafça onandıktan sonra, Yargıtayın mağdurenin ifadelerinin soyutluğu ve boşanma süreci nedeniyle oluşan husumeti gerekçe göstererek bozma kararı vermesine rağmen, yerel mahkeme mağdurenin detaylı, istikrarlı anlatımları ve uzman raporlarını esas alarak mahkûmiyet hükmünde direnmiş; bu nedenle, sanığa isnat edilen suçun sabit olup olmadığına dair uyuşmazlığın çözümü için dosya Ceza Genel Kuruluna gelmiştir.

KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza DairesiMAHKEMESİ :Ağır CezaSAYISI : 565-109I. HUKUKÎ SÜREÇÇocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-b delaletiyle 103/1-1.cümle, 43, 62... . maddeleri uyarınca 12... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 04.09.2019 tarihli ve 178-371 sayılı hükmün sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince 19.12.2019 tarih ve 2081-534 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 18.10.2021 tarih, 13417-8463 sayı ve oy çokluğu ile; "Olayın oluş şekli, mağdurenin aşamalarda olay örgüsüne ilişkin ayrıntı içermeyen soyut ifadeleri, intikalden sonra sanığın eşi olan ...’nin boşanma davası açması nedeniyle taraflar arasında husumet oluşması, tanık anlatımları, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkûmiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.Daire Üyesi ...; "Mağdurenin Çocuk İzleme Merkezinde adli görüşmeciyle başlayan ve aşamalarda tekrar ettiği ve detay içeren istikrarlı anlatımları, son eylemden sonra gerçekleşen intikalin gecikmeksizin ve doğal oluşu, mağdurenin annesi ile sanık arasında son olay öncesine ilişkin bir anlaşmazlığın yargıya yansımaması bilakis anne tarafından açılan boşanma davasının son eylemin ve intikalın gerçekleştiği 16.03.2018 tarihinden 3 gün sonra 19.03.2018 tarihinde açılmış olması tanık beyanları ile birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi ilamının onanması gerektiği mütaalasıyla sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına iştirak etmiyorum." şeklindeki gerekçe ile karşı oy kullanmıştır.Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi 01.04.2022 tarih ve 565-109 sayı ile; "...Mağdurun hazırlık aşamasından buyana alınan istikrarlı beyanları, öz babası olan sanığa karşı bu şekilde bir suçlama yöneltmesi için dosyaya yansıyan ciddi bir sebep bulunmaması, olaydan sonra mağduru gören dayıları, annesi ve ağabeyinin mağdur ile örtüşen beyanları, mağdurenin 12 yaşından sonra sanığın da onayladığı gibi babasından uzaklaşıp yakın ilişkiyi kesmesi, babasına olan sevgisizliğinden ve kızgınlığından dolayı isim takması, mağdur hakkında düzenlenen uzman raporları gözetildiğinde sanığın savunmalarının cezadan kurtulma amacına yönelik olduğu ve itibar edilmemesi gerektiği," gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.Bu hükmün de sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.09.2022 tarihli ve 105716 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 04.04.2023 tarih ve 12495-1953 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.II. UYUŞMAZLIK KONUSUÖzel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.III. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;Nüfus kayıtlarına göre, katılan mağdurun olayın adli mercilere intikal edilmesine yol açan son suç tarihinde 17... aylık, babası olan sanığın ise 57 yaşında olduğu, 16.03.2018 tarihinde saat 23.00 sıralarında annesi katılan ile birlikte Küçükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğüne giden katılan mağdurun, babası olan sanığın aynı gün akşam saatlerinde kendisine cinsel istismarda bulunduğunu beyan etmesi üzerine sanık hakkındaki soruşturmanın başladığı,Katılanın olaydan üç gün sonra 19.03.2018 tarihinde Küçükçekmece Nöbetçi Aile Mahkemesine verdiği dilekçe ile eşi olan sanığa boşanma davası açtığı, Çocuk İzleme Merkezince düzenlenen adli görüşme ve değerlendirme raporuna göre; katılan mağdurun görüşme boyunca göz teması kurarak yaşadıklarını ayrıntılı olarak anlattığı, beden dili ve duygu durumu da göz önüne alındığında, verdiği bilgilerin güvenilir ve tutarlı olduğu, istismara maruz kaldığı, 21.06.2018 tarihli adli görüşme raporuna göre; katılan mağdurun yaşı ile uyumlu fiziksel görünüm, anlama, kavrama ve kendini ifade etme becerisinin bulunduğu, sözel beceri, mental kapasite ve muhakeme yeteneğine sahip olduğu ve verdiği bilgilerin tutarsız olmadığı,Katılanın soruşturma aşamasında 20.03.2018 tarihinde verdiği dilekçe içeriğinde, sanık hakkındaki şikâyetini geri aldığını belirttiği,Anlaşılmaktadır.Katılan mağdur; 12. sınıf öğrencisi olduğunu, evde yalnız olduğu olay günü banyo yaptıktan sonra odasına geçtiği sırada eve gelen babası sanığın odasına girmesini engellemek için kapısını kilitlediğini, sanığın odasının kapısını açmak için zorladığında ona giyindiğini söylediğini, kapıyı açmaya çalışmaya devam etmesi üzerine giyindikten sonra kapıyı açtığını, genellikle iç çamaşırı ile evin içerisinde dolaşan, bu hâlde yanına oturan ve içkili olduğunu anladığı sanığın "Beni neden sevmiyorsun?" diye sorduğu soruya "Sen de beni sevmiyorsun." şeklinde cevap verdiğini, hayatın kötü olduğundan ve günah diye bir şeyin olmadığından bahsettiğini, akabinde kendisine sarılarak yüzünden, saçlarından, kulaklarından ve boynundan öptüğünü, kıyafetlerinin üzerinden sol göğsüne dokunduğunu, vajinasına dokunacakken çöp dökme bahanesi ile mutfaktan bıçak aldığını, döndükten sonra yine aynı hareketlerine devam ettiğini, "Benden iğreniyor musun?" diye sorduğunu, "Evet" demesine rağmen benzer hareketlerde bulunduğunu, bir ara fırsatını bulup telefon ile annesi katılanı arayarak hemen eve gelmesini söylediğini, o sırada sanığın tekrar odasına girmesi nedeniyle durumu açıkça anlatamadığını, ayakta olduğu sırada sanığın cinsel organını giysileri üzerinden arkasına dokundurduğunu, uzaklaşmaya çalıştığında kendisini döndürüp kucaklamaya başladığı sırada üzerindeki bıçağı fark eden sanığın "Bu ne?" diye sorması üzerine elinden kurtulup kaçtığını, daire kapısını açıp dayısının evine gidip durumu ona anlattığını, sanığın çocukken de bir kaç kez cinsel organına giysileri üzerinden dokunduğunu, ancak küçük olduğu için ne yapmaya çalıştığını anlayamadığını, on iki on üç yaşında iken de ranzanın üst kısmında yatarken sanığın kendisine dokunması ile uyandığı, yine giysileri üzerinden göğüslerini ve cinsel organını dakikalarca okşadığını, kendisini yatağın ucuna doğru çekerek ellemesine engel olduğunu, yalnız kaldıklarında ya da abisi ile annesi uyuduklarında dokunduğunu, Katılan; sanık ile 23 yıldır evli olduğunu, kızı olan katılanın küçükken babası sanığa çok düşkün olduğunu, 2015 yılında oğlu tanık ...’un şehir dışında üniversiteyi kazandığı sıralarda katılan mağdurun sanıktan uzaklaştığını, ona karşı davranışlarının da değiştiğini fark ettiğini, katılan mağdurun evde kalmak istemediğini, abisi ile birlikte gitmek istediğini, bir gün yatarken sanığın göğüslerini okşadığından bahsettiğini, sanığın böyle bir hareket yapacağını tahmin etmediğinden, mağdura sarhoşken sevdiği sırada ellerinin göğsüne inmiş olabileceğini söylediğini, ancak yine de sanığa "Sen bu kıza ne yaptın ki senden uzaklaştı?" diye sorduğunu, sanığın da "Kızıma ne yapabilirim!" diye cevap verdiğini, olay günü katılan mağdurun abisi ile birlikte spora gittiğini, kendisinin de kadınlar günü kutlaması nedeniyle iki saatliğine dışarı çıktığını, katılan mağdurun gittiği yerde kendisini telefon ile arayıp "Anne eve çabuk gel!" dediğini, "Tamam geliyorum baban yanında mı?" diye sorduğunda "Evet babam yanımda!" şeklinde cevap verdiğini, sanığın kızı mağdura herhangi bir şey yapacağına ihtimal vermediğinden rahatladığını, eve girmek üzereyken erkek kardeşinin telefon ile arayıp "Kızın ne hâlde biliyor musun?" dediğini, akabinde sanığı arayıp "... nerede?" diye sorduğunu, onun da katılan mağdurun evden çıkıp gittiğini söylediğini, katılan mağdurun yanında gittiğinde merdivende bir bıçak olduğunu gördüğünü, mağdurun ağlayarak "Anne neler oldu, çok kötü şeyler oldu!" diyip yaşadığı şeyleri anlattığını, bunun üzerine karakola giderek şikâyetçi olduğunu, ancak daha sonra ifade alan uzman pedagogun "Bu olay ortaya çıkarsa medyatik olursunuz." demesi üzerine kızı olan mağduru korumak için soruşturma aşamasında şikâyetinden vazgeçtiğini belirten bir dilekçe verdiğini, Tanık ...; katılanın kardeşi, katılan mağdurun dayısı olduğunu, olay günü kadınlar günü münasebetiyle eşi, yengesi ve çocuklarının bir etkinliğe, kendisinin de aynı apartmanda oturduğu kardeşinin evine gittiğini, bir süre sonra kardeşinin evinin zilinin çaldığını, ''Kim o ?'' diye sorduğunda diyafondan ağlama sesi geldiğini, bir şey olduğunu düşünerek panikleyip koşarak aşağıya doğru indiğini, aynı zamanda da yukarıdan alt kapıyı açtığını, yeğeni olan katılan mağdur ile birinci katta karşılaştıklarını, elinde bıçakla yukarı doğru koşan mağdura ne olduğunu sorduğunu, ancak ağlamaktan cevap veremeyip, ''Dayı babam, dayı babam!'' dediğini, önce ablası ile sanık arasında bir şey olduğunu düşündüğünü, sonra mağdurun ''Babam bana cinsel istismarda bulundu!'' dediğini, ne yaptığını sorduğunda "Beni sıkıştırdı, cinsel istismarda bulundu!" diye cevap verdiğini, bunu duyunca psikolojik olarak kötü olduğunu, mağdurun da merdivene yığıldığını, sonra mağduru alıp yukarı çıkarttıklarını, katılanı arayıp ''Nerdesin, çocuğun burada sen nerdesin? Çocuk kötü durumda, elinde bıçak ile geldi.'' dediğini, yaşadığı olayı kendilerine çok detaylı anlatmayan katılan mağdurun, son üç dört senedir içine kapandığını ve ders çalışmaktan başka bir şey yapmadığını, katılandan sonra tanık ...’un da eve geldiğini, sonrasında şikâyetçi olmak için karakola gittiklerini, sanığın her gün alkol aldığını, katılan ile kendi evleri arasında 200 metre kadar mesafe bulunduğunu, Tanık ...; eşlerinin kadınlar günü etkinliğine gitmesi nedeniyle abisi tanık ... ve yedi yaşındaki kızı ile evde bulundukları sırada kapının çaldığını, apartmandan bağırtı ve çığlık seslerinin geldiğini, yeğeni katılan mağdurun kendilerini gördüğünde ''Babam babam!'' diye ağlamaya başladığını, elinde büyük bir bıçak olduğunu, akabinde eve çıkarttıkları katılan mağdura ne olduğunu sorduklarını, önce anlatmak istemediğini, sonra da yüzeysel olarak babası sanığın kendisini öptüğünü ve okşadığını anlattığını, bunun üzerine abisi tanık ...’in hemen ablası katılanı arayıp "Kızın nerede, ne hâlde biliyor musun?'' dediğini, daha sonra eve gelen katılan, katılan mağdur ve yeğeni tanık ...’un ayrı bir odada bir süre konuştuktan sonra çıktıklarını, ertesi gün karakola şikâyetçi olmak için gittiklerini öğrendiklerini, ablası katılanın sanığın arayıp bağırarak ''Sen ne yaptın, nasıl yaparsın!'' dediğini duyduğunu, abisi tanık ...’in katılanın evinin satılmasını istemesi için herhangi bir nedeninin olmadığını, beş katlı binalarının bulunduğunu ve maddi durumlarının gayet iyi olduğunu, Tanık ...; olay günü arkadaşı ile birlikte olduğu sırada annesi katılanın geç saatlerde arayarak ''Oğlum hemen eve gel!'' dediğini, yarım saat sonra dayısının evine gittiğini, kardeşi katılan mağduru perişan bir hâlde ağlarken gördüğünü, annesi katılan ve kardeşi katılan mağdur ile mutfağa geçip konuştuklarında, katılan mağdurun korkmuş bir hâlde babası sanığı kastederek "Abi bana dokundu!" dediğini, her şeyi tüm ayrıntısıyla anlatmadığını, ancak durumu anladığını, sonra karakola şikâyetçi olmaya gitmek için dayısının evinden ayrıldıklarını, babası sanığın öğretmen olduğunu, e-okula girmesi için bilgisayar kullanmayı öğrettiği sıralarda bilgisayarda pornografik kelimelerle arama yapıldığını gördüğünü, annesine durumu söylediğinde "Yok yapmamıştır.'' dediğini, Tanık ...; amcası olan sanığın kızı katılan mağdur ile aynı yaşta olduklarını, aynı yaşta olduklarını ve yakın bir ilişkilerinin bulunduğunu, birbirlerinin sırlarını bildiklerini, kendisine sanığın cinsel bir eylemde bulunduğuna dair hiçbir şey anlatmadığını, mağdurun çok sosyal bir kız olmadığını, Tanık ...; amcası olan sanığın evlenmeden önce kendi evlerinde yaşadığını, sonrasında da aynı apartmanda oturduklarını, aynı zamanda öğretmen olan sanığın ilkokul üçüncü sınıfa kadar öğrencisi olduğunu ve bu şekildeki hareketlerine tanık olmadığını, Tanık ...; abisi olan sanık ile yıllardır aynı apartmanda oturduklarını, aynı odada yattıklarının da olduğunu, sanığın anlatıldığı gibi hareketler yapmayacağını bildiğini, Tanık ...; amcası olan sanık, diğer amcaları ve kuzenleri ile aynı apartmanda yaşadıklarını, kapılarının birbirlerine her zaman açık olduğunu, üvey ablasının bir dönem evde tek başına kaldığını, sanığın ne kendisine ne de üvey ablasına karşı bu şekilde herhangi bir eyleminin olmadığını, mağdurun her zaman sessiz ve içine kapanık biri olduğunu, Tanık ...; kardeşi olan sanığın yaklaşık yedi sekiz yıl çocukları ile birlikte yaşadığı evde kaldığını, iddia edilen olayın yaşandığına ihtimal vermediğini, mağdur ile arasının iyi olduğunu, hatta okula birlikte gittiklerini, kendi kızını da sanığın okuttuğunu, Tanık ...; abisi olan sanık ile aynı apartmanda oturduklarını, kızı ile katılan mağdurun aynı yaşta olduklarını ve ikisini de okula sanığın götürüp getirdiğini, kızının çalışmak için de onların evine gittiğini, 19 Mart tarihinde katılanın ''İyi bir avukat tutun, ...'i oradan kurtarın ben onun orada kalmasını istemiyorum!'' dediğini, yine ''İfadeyi savcılıkta ben yazdım, yeğenim ... imzaladı.'' şeklinde konuştuğunu, bir önceki yıl abisinin oturduğu evi katılanın kardeşi tanık ...’e olan borcu nedeniyle satmak istediğini, ancak sanığın bu duruma karşı çıktığını, bu olaydan sonra aralarının bozulduğunu, katılanın üç yıl üst üste Almanya’ya gittiğini, sanığın ise çocukları ile birlikte kaldığını, bu yaşananlardan sonra görüştükleri katılanın ''Borçları kapatsaydınız ve bir de özür dileseydiniz bunlar başınıza gelmezdi." dediğini, katılan mağdurun ders durumunu ve arkadaşları ile iletişiminin çok iyi olduğunu, Tanık ...; kardeşi olan sanığın da kendisi gibi emekli öğretmen olduğunu, uzun yıllar aynı binada birlikte oturduklarını, cinsel istismar konusunda kendisi ve sanığın oldukça hassas olduğunu, çocuk istismarı hususunda cezaların daha ağır olması yönündeki kampanyaya birlikte imza attıklarını, iyi bir baba olan sanığın çocuklarıyla ilişkisinin de çok iyi olduğunu, kardeşinin gözaltına alındığı gecenin sabahında katılanın kendisini arayarak ''Kardeşlerini topla gel!'' dediğini, hep birlikte yanına gittiklerinde olayı ağlayarak dövünerek anlattığını, çok üzüldüklerini, katılan mağdurun içine kapanık bir çocuk olduğunu, sanığın katılanın ailesi ile görüştüğünü, arasının iyi olduğunu, katılan mağdurun dayıları ile daha yakın ilişkilerinin bulunduğunu, alkolün sanığın hareketlerinin değişmediğini ve onu saldırganlaşmadığını, Tanık ...; yirmi beş yıldır yakın arkadaşı olan, her gün iş yerine gelip giden ve çocuklarını okula götürüp getiren sanığın sevilen biri olduğunu, aynı zamanda çok alkol aldığını bildiğini,Tanık ...; otuz yıllık komşusu olan sanığa güvendiğini ve ailesini emanet edebileceğini, sanıkla kızı katılan mağdurun arasının iyi olduğunu, katılanın Almanya’ya akrabalarının yanına gittiği zamanlarda katılan mağdurun babası ile birlikte kaldığını, Tanık ...; kuzeni katılan mağdurun içine kapanık biri olduğunu, yazları birlikte zaman geçirdiklerini, hatırladığı kadarıyla 2010 yılında yine birlikte vakit geçirdikleri dönemlerde katılan mağdurun birden ağlamaya başladığını, sebebini sorduğunda ''Sana anlatamayacağım şeyler var'!' diye cevap verdiğini, sanığın alkolik biri olduğunu, eve geç geldiğini ve ailesi ile ilgilenmediğini, İfade etmişlerdir. Sanık soruşturma aşamasında; kızı olan katılan mağdura hiçbir şekilde cinsel istismarda bulunmadığını, suç tarihinde oğlu tanık ...’un erasmus programına dahil olmasını kutlamak için dışarıda alkol aldığını, yaptıklarını hatırlamayacak kadar sarhoş olduğunu, evin kapısını açıp girdiğinde giyinik şekilde bilgisayarla uğraştığını gördüğü kızı katılan mağdurun "Baba hoş geldin." diyip sarılarak öptüğünü, akabinde lavaboya gittikten sonra uyuduğunu, eşi katılanın üç yıl önce hakkında uzaklaştırma kararı çıkardığını ve yurt dışına gideceğini söylediğini, Kovuşturma aşamasında; olay günü yalnızca iki duble rakı içtiğini, kendisini kaybedecek kadar sarhoş olmadığını, dışarıda alkol aldığı sırada katılanın telefon ile arayarak "Yarım saate kadar eve gel yoksa ben gidiyorum!" dediğini, bir saate kadar evde olacağını söyledikten sonra saat 21.00 sıralarında eve geldiğini, katılanın evde olmadığını, kapının önünde olan katılan mağdurun dedesine gideceğini söylediğini, kendisinin "Tamam." diyerek eve girdiğini, eve girerken katılan mağdurun "Baba yine içmişsin." diye tepki gösterdiğini, banyoda elini yüzünü yıkadıktan sonra yattığını, bu sırada katılan mağdurun evden ayrıldığını, katılanın lüks yaşamak istediğini, bu nedenle aralarında problemler olduğunu, çocukları kendisine karşı doldurduğunu, hatta evin içerisinde çocuklarının kendisi ile dalga geçtiklerini, eşi ve çocukları tarafından komplo kurulduğunu düşündüğünü, Savunmuştur.IV. GEREKÇE1- Uyuşmazlık Konusuna İlişkin DeğerlendirmelerAyrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarihli ve 36-294 sayılı ile 22.04.2025 tarihli ve 308-180 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.2- Hukuki NitelendirmeSanığın, kızı olan katılana mağdura yönelik farklı zamanlarda birçok kez sarılmak, saçlarından, kulaklarından ve boynundan öpmek, göğsüne ve cinsel organına dokunmak suretiyle basit cinsel istismarda bulunduğu Derece Mahkemelerince kabul edilen olayda;Katılan mağdurun, öz babası olan sanığın geniş bir zaman dilimine yayılan ve süreklilik gösteren cinsel istismara konu iddiaları, ifadelerine iştirak eden adli görüşmecilerce düzenlenen raporlarda güvenilir ve tutarlı bulunmuş, annesi olan katılan ve anne tarafından olan akrabaları tarafından da teyit edilmiştir. Ancak, sanığa isnat edilen olayların doğrudan bir tanığı olmadığı gibi olayın hemen akabinde katılan tarafından açılan boşanma davası da göz önünde bulundurulduğunda, oluşan husumet sebebiyle söz konusu ifadelerin güvenilirliği şüpheli bulunmuştur. İşbu değerlendirme, katılanın, kardeşi olan tanık ...'e sanığın itirazı sebebiyle satılamayan gayrimenkulden kaynaklanan borçla ilgili "Borçları kapatsaydınız ve bir de özür dileseydiniz bunlar başınıza gelmezdi" dediği yönündeki tanık ...'in anlatımları ile de destektenmiştir. Adli görüşmeciler tarafından katılan mağdurun ifadelerine yönelik değerlendirmeler ise bilimsel tespitlerden ziyade öznel değerlendirmelere dayalı olarak öne sürülmüştür. Buna karşılık sanık, tüm aşamalarda suçlamaları reddetmiş ve hakkındaki isnadın, olayın adli mercilere intikalinden yalnızca üç gün sonra açılan boşanma davası bakımından aleyhine delil oluşturmak için yapıldığını savunmuştur. Tüm bu hususlar dikkate alındığında; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın müsnet çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.Bu itibarla, direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, sanığa isnat olunan çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...; "Maddi vâkıânın kabulüne ilişkin vicdani kanaatini, doğrudan muhatap olduğu takdirî deliller ve dosya kapsamına uygun, ilgili, özgün ve yeterli gerekçelere dayandıran İlk Derece Mahkemesinin müsnet çocuğun basıt cinsel istismarı suçunun unsurlarının oluştuğu yönündeki takdir ve değerlendirmelerinde bir isabetsizlik bulunmadığından Sayın Çoğunluğun görüşüne muhalifim", Çoğunluk görüşüne katılmayan dokuz Ceza Genel Kurulu Üyesi; İlk Derece Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olduğu,Düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARARAçıklanan nedenlerle,1- Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.04.2022 tarihli ve 565-109 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmündeki gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanığa isnat olunan çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,2- Dosyanın, İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.12.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 14.01.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.