Anonim şirket hisse devri sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta verilen ihtiyati tedbire yapılan itirazın, yetki ve usul iddiaları kapsamında istinaf incelemesi.
Özet: Davacı tarafından, davalının hisse devir sözleşmesindeki yükümlülüğünü yerine getirmemesi üzerine açılan davada, ilk derece mahkemesi davalıya ait 9.000 adet anonim şirket payının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla 1.350.000 TL teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı vermiş; davalının yetki, harç, tedbirin infazı, koşulların oluşmaması ve teminatın yetersizliği gibi gerekçelerle yaptığı itirazları inceleyerek, dürüstlük kuralı ve menfaat dengesini de gözeterek bu itirazları reddetmiş ve ihtiyati tedbir kararının devamına hükmetmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:2026/1544 EsasKARAR NO:2026/1581 KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İstanbul 18. Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI:2026/377 Esas (Derdest Dava Dosyası)TARİH :11/06/2026 (Ara Karar Tarihi) TALEP:İhtiyati Tedbire İtirazKARAR TARİHİ:10/09/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TALEP:Talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen 13.05.2024 tarihli Anonim Şirket Hisse Devir sözleşmesi gereği davalı tarafın ... A.Ş. nezdinde bulunan 9.000 hisse payının devri borcunu üstlendiğini, müvekkili ...'ın ise hisse paylarının devrine karşılık olarak 9.000 TL bedeli davalı tarafa ödemeyi kabul ettiğini, müvekkilinin taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlülüklerin tümünü iyi niyetli bir şekilde yerine getirdiğini fakat davalı tarafın borcunu ifa etmekten imtina ederek hisse devrini gerçekleştirmediğini, bu bağlamda müvekkilinin Kartal ...Noterliği aracılığıyla ... yevmiye numaralı ihtarnameyi göndererek hisse devrinin tarafına yapılmasını talep ettiğini, davalı tarafın ihtara itiraz ederek haksız ve kötü niyetli bir şekilde hisse devrinin yapılmasından imtina ettiğini beyanla ... A.Ş. (Yeni Unvanı ... A.Ş.) bünyesinde bulunan 9.000 pay hissenin devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 14/05/2026 tarihli kararı ile; talebin kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı ... ANONİM ŞİRKETİ (Yeni Ünvanı ... A.Ş.)'deki davalı ...'a (TC: ...) ait 9.000 adet/payın üzerine 3. kişilere devrinin önlenmesi için takdiren 1.350.000,00-TL teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş ve verilen karara karşı davalı vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçesinde; ihtiyati tedbir kararının yetkisiz mahkemece ve harç alınmaksızın verildiğini, davacı tarafın süresi içerisinde ihtiyati tedbir talebinin uygulanması yönünde yazılı talepte bulunmadığını, bu nedenle kararın hükümsüz kaldığını, Mahkemece yazılı talep olmaksızın re'sen Ticaret Sicil Müdürlüğüne tedbir kararının uygulanması yönünde müzekkere yazılamayacağını ve davalı şirkete tebligat çıkarılamayacağını, ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığını, on yıllık bekleme süresi dikkate alındığında gecikmesinde sakınca bulunan hal koşulunun oluşmadığını, davacının on yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra dava açtığını ve talepte bulunduğunu, davacı tarafın iddia ettiği hakka ilişkin olarak uzun süreli pasif tutumu ile şirket nezdinde gerçekleştirilen işlemler karşısındaki davranışları birlikte değerlendirildiğinde,söz konusu tutumun dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, davacının dayandığı sözleşmenin tek başına yaklaşık ispat kuralını sağlamadığını, belge aslının sunulmadığını, imzanın müvekkiline ait olup olmadığının belirsiz olduğunu, verilen kararın ölçüsüz olduğunu, teminatın yetersiz olduğunu beyanla ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Mahkemece; talebin ihtiyati tedbire itiraza ilişkin olduğu, 14/05/2026 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir kararı verildiği, davalı tarafça süresi içerisinde ihtiyati tedbire itiraz edilmesi üzerine itirazın değerlendirilmesi için duruşma açıldığı, taraf beyanlarının alındığı, davalının ihtiyati tedbirin yetkisiz mahkeme tarafından verildiğini iddia ettiği, somut olayda esas hakkında davanın görüldüğü, dosyada henüz dilekçeler teatisinin tamamlanmadığı, mahkemenin yetkisine ilişkin hususun dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonra ön inceleme duruşmasında inceleneceği, davalı tarafça her ne kadar kesin yetki hali bulunduğu ileri sürülmüş ise de, davacının davalı şirkette ortak olmadığı, bu nedenle HMK'nın 14. maddesindeki kesin yetkiye ilişkin hususun uygulanma imkanının bulunmadığı, yetki itirazının yerinde olmadığı, esas dosya kapsamında tedbir talep edildiğinden ayrıca harç alınmamasının ihtiyati tedbirin kaldırılma gerekçesi olmayacağı, emsal bir dosyada verilen BAM kararı ile süresinde teminatın yatırılması halinde tedbir hususunun mahkemece re'sen yazılacak müzekkere ile ilgili kurumlara bildirilmesi gerektiği belirtildiğinden, süresinde teminat yatırıldığı da görülmekle ilgili tedbirin infazı için ticaret sicil müdürlüğüne ve dava dışı şirkete tedbir kararının uygulanmak üzere gönderildiği, aksi yöndeki itirazın yerinde olmadığı, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek olması hususu dikkate alınarak dosya arasındaki belgeler de incelenerek ihtiyati tedbir kararı verildiği, tedbir kararı verilirken taraflar arasındaki menfaat dengesi de gözetilerek, sözleşme yapılan tarih (13/05/2014) ile mevcut durumda dava dışı şirketteki davalıya ait hisselerin değerine ilişkin dosya arasına gelen ticaret sicil kayıtları gözetilerek ve gelen dava dışı şirketteki her bir hissenin 1.000 TL değerinde olduğu ve aradan geçen zamanda davaya konu ve üzerine tedbir konulması talep edilen dava dışı şirketteki hisse değerinde meydana gelen değer artışları da dikkate alınarak ve 9.000 adet hisse üzerine tedbir konulması talep ve kabul edildiğinden takdiren ticaret sicil kayıtları ile öngörülen değerin %15 i oranında teminat karşılığı tedbir kararı verildiğinden teminatın artırılmasına ilişkin talebin yerinde olmadığı gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiş,Mahkemece ayrıca 12/06/2026 tarihli ara karar ile; davacı vekilinin talebi doğrultusunda 14/05/2026 tarihli tedbir ara kararının dava dışı şirkete gönderilmesine ve ara karar gereğinin infazı için ihtiyati tedbir ara kararının şirket pay defterine tedbiren şerh edilmesinin ve davalıya ait ara kararda belirtilen tedbir konusu payların (ara kararda belirtilen miktar ile sınırlı olmak üzere) 3. kişilere devrinin önlenmesinin tebligata şerh düşülmesine karar verilmiş ve verilen her iki karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;Mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının uygulanabilir olmadığı, bu hususun İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından Mahkemeye bildirildiği, davacı tarafça yaklaşık ispat şartının sağlanmadığı, sözleşme aslının dosyaya sunulmadığı, imzanın müvekkiline ait olup olmadığının belirsiz olduğu, davacının hisse bedeli karşılığında ödeme yaptığına dair bir delil sunmadığı, davacının on iki yıllık pasif tutumunun hem yaklaşık ispat koşulunu hem de ivedilik koşulunu ortadan kaldırdığı, davacının 2022 yılında şirket yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen herhangi bir talepte bulunmadığı, davacının tedbir kararının uygulanmasını yazılı olarak talep etmemiş olması sebebiyle kararın kendiliğinden hükümsüz kaldığı, kararın ölçüsüz ve menfaat dengesini zedeler nitelikte olduğu, teminatın yetersiz ve Mahkemenin yetkisiz olduğu, harç alınmaksızın karar verildiği, Mahkemece verilen 12/06/2026 tarihli ek karar ile tedbir kararının kapsamının genişletildiği, bu sebeplerle gerek itirazın reddine dair karar gerekse ek kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği davalı adına kayıtlı şirket hisselerinin davacıya devri, aksi halde hisse bedelinin tahsili talebi ile açılan davada, şirket hisselerinin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin olup, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, bu karara karşı davalı tarafça yapılan itirazın reddine ve kararın infaz edilmesi için dava dışı şirkete gönderilmesine karar verilmiş, verilen itirazın reddine dair 09/06/2016 tarihli karar ile kararın infazına yönelik 12/06/2026 tarihli karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. maddesi; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü, 390/3 maddesi; '' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 392. maddesi; "İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir." hükmünü içermekte olup aynı Kanunun 394/2. maddesi uyarınca aleyhine ihtiyati tedbir verilen tarafın süresi içerisinde ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilmesi mümkündür. Somut olayda; davacı tarafın dava dilekçesinde, taraflar arasında düzenlenen 13/05/2014 tarihli "Anonim Şirket Hisse Devir Sözleşmesi" uyarınca davalının, dava dışı ... A.Ş.'de (yeni unvan ... A.Ş.) 9.000 adet payını kendisine devrettiğini ancak yıllardır sözleşme gereklerini yerine getirmediğini iddia ederek, anılan hisselerin kendisine devrine aksi halde güncel değerlerinin ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, dava dilekçesine ekli devir sözleşmesinin Noter huzurunda düzenlendiği, devralan olarak davacının, devreden olarak davalının isim ve imzasını içerdiği, davalının hisse bedeli olarak 9.000 TL ödeme aldığını kabul ettiği, davacı tarafından davalıya gönderilen 12/03/2025 tarihli Noter ihtarnamesi ile hisse devrinin gerçekleştirilmesinin ihtar edildiği, davalının gönderdiği cevabi ihtarnamede ise hisse devrini kabul etmediği, Mahkemece, devir sözleşmesi ve taraflar arasındaki ihtarnamelere göre davacının, davadaki haklılığını yaklaşık olarak ispat ettiği kabul edilerek ve teminat mukabilinde davalı adına kayıtlı hisselerin üçüncü kişilere devredilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği anlaşılmıştır.Davalı taraf her ne kadar, sözleşme aslının sunulmadığı, aradan uzunca bir süre geçtiği, davacının dava dışı şirkette yönetim kurulu üyeliği dahi yapmış olmasına rağmen hisse devrini 2026 yılına kadar talep etmediğinden bahisle ihtiyati tedbirin şartlarına itiraz etmiş ise de, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için davacının, davadaki haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi yeterli olup, sunulan deliller ile yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı, davalı adına kayıtlı şirket hisselerinin dava konusu olduğu ve üçüncü kişilere devri halinde hakkın elde edilmesinin güçleşmesi ihtimalinin bulunduğu, buna göre ihtiyati tedbir koşullarının mevcut olduğu, sözleşme aslının yargılama sırasında dosya arasına alınacağı, yine davalı tarafın, davacının uzun süre hisse devrini talep etmediğine yönelik iddialarının yargılama sırasında toplanacak delillere göre değerlendirileceği, ihtiyati tedbire itiraz aşamasında değerlendirilebilecek hususlardan olmadığı, hisse devir sözleşmesinde hisse bedelinin ödendiği kabul edildiğinden davalının hisse bedelinin ödendiğine dair delil sunulmadığına dair itirazının yersiz olduğu, ihtiyati tedbir açılmış bir dava içerisinde talep edildiğinden ayrıca harç alınmasına gerek olmadığı, bu hususun ihtiyati tedbire itiraz sebepleri arasında sayılmadığı, Mahkemece hükmedilen teminatın dosya kapsamına ve taraflar arasındaki menfaat dengesine uygun olduğu, kaldı ki yargılama sırasında hisselerin değerinin bilirkişi marifetiyle tespiti ve talep halinde teminatın yükseltilmesinin de mümkün olduğu,Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 18/02/2026 tarihli ve 282 karar sayılı kararı ile; Bakırköy,İstanbul Anadolu ve Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemelerinin İstanbul Ticaret Mahkemeleri ile birleştirilmesine, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri yargı çevresinin "İstanbul ilinin mülki sınırları" olarak belirlenmesine karar verildiğinden, davalı tarafın Mahkemenin yetkisine itirazının yerinde olmadığı, ihtiyati tedbir kararının infaz edilebilir olmadığına dair itirazın HMK'nın 394/2. maddesinde sayılan itiraz sebeplerinden olmadığı, verilen ihtiyati tedbir kararının niteliği uyarınca icra dairesince infazının gerekmediği ve açılmış bir dava içerisinde verildiği, Mahkemece, davacı tarafça teminatın yatırılması ile kararın infazı için ilgili yerlere müzekkere yazıldığı ve ihtiyati tedbir kararının HMK'nın 393/1. maddesi gereği hükümsüz kaldığından bahsedilemeyeceği, bu itibarla Mahkemece, davalının ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine dair kararında usul ve yasaya aykırılık olmadığı, İlk derece mahkemesince yargılama sırasında talep halinde değişen durum ve koşullara göre yeniden değerleme yapılabileceği, kararın infazı için yapılan işlemelere yönelik itirazların yine HMK'nın 394/2. maddesinde sayılan itiraz sebeplerinden olmadığı, Mahkemenin 12/06/2026 tarihli ara kararının, davacının talebi ile ihtiyati tedbirin infazına yönelik işlem yapılmasına ilişkin bir karar olduğundan HMK'nın 341. maddesinde sayılan istinafa tabi kararlardan olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının 09/06//2026 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan, 12/06/2026 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunun ise HMK 341. maddesi gereği usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının 09/06//2026 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN, 12/06/2026 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunun ise HMK 341. maddesi gereği USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.