Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, inşaat sektöründeki tanınmış markanın kötü niyetli benzer marka başvurusu nedeniyle YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük talepli davasına ilişkin gerekçeli kararı.
Özet: İnşaat ve yapı malzemeleri sektöründe yüksek tanınmışlığa sahip "TURUNCU ..." markasının sahibi davacı şirket, aynı esaslı unsuru içeren kötü niyetli bir marka başvurusu yapan davalı şirkete yönelik itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından kısmen kabul edilerek tescile uygun bulunan bazı hizmetler yönünden verilen kararın iptalini talep etmektedir; davacı, kendi markasının artırılmış ayırt ediciliği ve davalı şirketin kötü niyetini vurgulayarak söz konusu marka başvurusunun tüm mal ve hizmetler için hükümsüz kılınmasını isterken, davalı kurum vekili ise kalan hizmet sınıfları ile davacının sektörü arasında iltibas tehlikesi olmadığını savunmaktadır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/112 Esas - 2025/172

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/112
KARAR NO : 2025/172
....
DAVA : Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 08/03/2024
KARAR TARİHİ : 24/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ... Kararının İptali İle Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı şirket tarafından ... nezdinde .... başvuru numarasıyla tescil başvurusu yapılan markanın yayımlanması üzerine, müvekkili şirket tarafından markaları mesnet gösterilmek sureti ile 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 5/1-ç, 6/1, 6/5 ve 6/9 maddeleri uyarınca itiraz edildiğini, söz konusu itirazın ... .... Başkanlığı tarafından SMK madde 6/1 yönünden kısmen kabul edildiğini, marka başvurusundan bir kısım mal ve hizmetlerin çıkartıldığını, müvekkilleri şirket tarafından bu sefer başvuru konusu edilen tüm mal ve hizmetler yönünden reddi yönünde Kurum kararına itiraz edildiğini, .... tarafından tesis edilen 08.01.2024 tarihli, ....numaralı kararı ile kısmen kabul kararı verildiğini, başvuru markasında bulunan bir kısım hizmetlerin çıkartıldığını, başvuru markasının tüm mal ve hizmet sınıfları yönünden reddedilmesi gerektiğini, müvekkilleri şirkete ait inşaat sektöründe son derece tanınmış “...” markası karşısında, aynı esaslı unsuru taşıyan kötü niyetli “... ...” marka başvurusunun 36. ve 37 hizmet sınıfları kapsamında da tesciline müsaade edilmesinin kabul edilemez olduğunu, boya sektöründe faaliyet gösteren davalı şirketin, müvekkili şirketin tanınmışlığı sabit olan markasından haberdar olduğu hususunun derdest davalar ve marka itirazlarıyla sabit olduğunu, bu doğrultuda kötü niyetli olarak başvurduğu açık olan marka başvurusunun tümden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin, davalı şirketin haksız, kötü niyetli ve hukuka aykırı marka başvurularıyla ilgili yoğun bir hukuk mücadelesi verdiğini, davalı şirketin, ... nezdinde 27 civarında “...-...” unsurlu marka başvurusu yapmak suretiyle müvekkili şirketin büyük emekler ve yoğun tanıtımlarla inşaat ve yapı malzemeleri sektöründe son derece tanınmış hale getirdiği “...” markasını taklit ettiğini, müvekkilleri şirketin tanınmış markası üzerindeki haklarına ağır surette tecavüz ettiğini, markasını sulandırdığını ve haksız menfaat elde etmeye çalıştığını, .... kararında da müvekkili şirket markasının “inşaat yapı sektörü”nde arttırılmış ayırt ediciliğe sahip olduğunun belirtildiğini, müvekkili şirkete ait “...” markasının sektöründe en bilinen ve tanınmış marka olduğu hususunun marka bilinirlik araştırmasıyla da kanıtlandığını, müvekkili şirketin yoğun emek ve etkin tanıtım faaliyetleri sonucu müşteriler nezdinde adeta dış cephe kaplaması levhası ve çatı levhası ürünleri ile özdeşleşmiş olan markasını meydana getirdiğini, davalı şirket tarafından yapılan marka tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin mesnet gösterilen markaları ile .... kararına konu davalı şirket markası arasında SMK madde 5/1-ç kapsamında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, itiraza konu marka ile müvekkilleri şirketin mesnet markaları arasında ayniyet/ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunduğunu, müvekkilleri şirkete ait tescilli markasının inşaat ve inşaat yapı malzemeleri sektöründe muazzam bir tanınmışlığa sahip olduğunu, müvekkilleri şirketin “...” markalı ürünlerinin aynı zamanda sektörde, “turuncu ...” olarak tanındığını, SMK madde 6/5 kapsamında da itirazların tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan ederek ... .... numaralı kararının iptali ile .... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda başvuru markası ile davacının itiraza mesnet markalarının işaret anlamında benzer olması ile birlikte, başvuru markası kapsamından çıkartılmayan 36. ve 37. sınıfta bulunan hizmetler açısından iltibas tehlikesinin bulunmadığını, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkillerine ait “...” markasının tanınmış olduğunu, bu nedenle tanınmış markanın bütün sınıflarda korunması gerektiğini ve davaya konu başvuru markasının kapsamdan çıkartılmayan hizmetler açısından da tescil edilmemesi gerektiğini ileri sürdüğünü, ancak iltibas tehlikesinden bahsedebilmek için, mal ve hizmet benzerliği incelemesine de ihtiyaç bulunduğunu, davacının tanınmış olduğunu belirttiği inşaat yapı sektörü ile ilişkili hizmetler olmadığını, başvuru markası kapsamında kalan hizmetlerin, davacının bilinir olduğu sektörle bir yakınlığı ya da ilgisi bulunmadığını, başvuru markasının çekişme konusu hizmetleri açısından, davacının itibarından haksız yararlanma ya da itibarına zarar verme ihtimali bulunmadığını, başvuru markası kapsamında kalan hizmetlerin, davacının tanınmış olduğu sektör ile herhangi bir yakınlığı bulunmadığını, davacı markasının bilinir olduğu sektör ile başvuru markası kapsamında kalan 36. ve 37. sınıftaki hizmetlerin herhangi bir bağlantısı bulunmadığını, birbirini bütünler nitelikte olmadığı gibi aynı mağazada ya da benzer reyonlarda satılma ya da sergilenme ihtimallerinin de bulunmadığını, dava konusu marka başvurusunun kötü niyet açısından irdelendiğinde, markanın yasada öngörülen amacına ve kendisinden beklenen iktisadi işlevlerine aykırı amaçlarla yapılmış bir tescil başvurusu olduğu yönünde yeterli kanaate ulaşılmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkilleri şirketçe açılmış bulunan Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2023/532 E. sayılı dosyasında davacı markasının hükümsüzlüğünün talep edildiğini, işbu davayı etkileyebilecek mahiyette olduğunu, bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini, müvekkilleri şirketin tamamen boya ve boya türevleri üzerinde faaliyette bulunduğunu, kalite belgeleri, onlarca marka tescilleri ile gerek yurt içinde gerekse de yurt dışında yıllara dayanan tecrübesi ve ulusal/uluslararası pek çok firma ile kurduğu ticari bağlar ile ticaretine onlarca markası ile yine sadece boya konusunda devam ettiğini, davacı tarafın tecavüz/haksız rekabet iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, “bord/board” ibaresinin ayırt edici kriterden yoksun, tanımlayıcı nitelikte bir cins ismi/tanımlayıcı/doğrudan bir ürüne işaret olduğunu, dolayısıyla tek başına/esas unsur olarak nitelediği ürünler için tescil edilemeyeceğini, davacı yan adına tescilli markalar incelendiğinde, bu markalarda esas unsur olarak kullanılan “board” kelimesinin, İngilizce kökenli bir kelime olduğu ve günlük hayatta herkesçe kullanılan bir ürüne verilen bir cins ismi yani tanımlayıcı işaret olduğu hususun hemen tespit edildiğini, bu kelimenin Türkçeye "bord" olarak girdiğini, söz konusu durumun masa/sandalye/koltuk gibi kelimelerin marka olarak kullanması ile aynı minvalde olduğunu, "ex" kelimesinin de eski anlamına gelen bir kelime olduğunu, “board” kelimesine eklenen “ex” kelimesinin söz konusu markaya hiçbir ayırt edicilik katmadığını, müvekkillerinin markasında kullandığı "bor" kelimesinin bor mineralinden geldiğini, bor minerali katkılı boya üretimi konusunda uzun yıllardır müvekkilleri firma tarafından yapılan ar-ge çalışmaları sebebiyle tercih edildiğini, tanımlayıcı bir cins ismi olan “board” ibaresinin tek başına usul ve yasaya aykırı olarak davacı yan adına tescil edilmiş olmasının davacı yana “board” ibaresi üzerinde tek başına markasal koruma hakkı ve bu ibare üzerinde tekel hakkı sağlamayacağını, davacı yanın söz konusu tescile dayanarak bir tanımlayıcı ve nitelik belirtici cins isim olan “board” kelimesi üzerinde münhasır hak talep etmesi ve bu kelimenin 3. kişilerce kullanımını engellemeye çalışmasının, gerek hukuki düzenlemelere ve Yargıtay kararlarına gerekse kamu yararına aykırı olduğunu, müvekkilleri şirketin satışa sunduğu ürünler üzerindeki “...” ibaresinin kullanım ve yazım şekli ile ve karşı yanın “...” ibaresinin kullanım ve yazım şeklinin birbirlerinden tamamen farklı olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali ve haksız rekabetin de söz konusu olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, .... tarafından, başvurunun yayımlanmasına karar verildiği, yayım üzerine, davacı şirket tarafından itiraz edildiği, davalı şirket tarafından karşı görüş sunulduğu....., 07.02.2023 tarihli kararı ile itirazı kısmen kabul – kısmen reddettiği, itiraz gerekçesi olarak gösterilen maddeler ile ilgili “(6/1) benzerlik/Karıştırılma ihtimali - Haklı Bulunmuştur, (6/5) Tanınmışlık - Haksız Bulunmuştur, (6/9) Kötü Niyet - Haksız Bulunmuştur, (5/1-ç) - Haksız Bulunmuştur” ibaresine rastlandığı, dayanak gösterilen markaları ile ilgili olarak (.... / "...." sayılı/ibareli marka hariç) “Markanın ve kapsamındaki mal / hizmetin benzer olduğu ve karıştırılma ihtimali bulunduğu tespit edilmiştir” kaydının yer aldığı, başvurudan 06. sınıfta ve 19. sınıfta yer alan malların tamamının çıkartıldığı, karar üzerine davacı itiraz sahibi tarafından Kurum kararına itiraz edildiği, davalının karşı görüşünün bulunduğu, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu, yapmış olduğu incelemede, davaya konu 08.01.2024 tarih ve ....sayılı kararı ile itirazı reddettiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.
DEĞERLENDİRMELER;
İnceleme Konusu Markaların Mal/Hizmet Listeleri;
Mal ve hizmetlerin benzerliğinde ortalama alıcı kitlesi, son kullanıcıları, malın satın alınmasına ayrılan zaman, satışa sunulma kanalları ve biçimi, birinin diğerini ikame etmesi gibi faktörler etkili olacağı kabul edilmelidir.
Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, aynı mal ve hizmetin birden fazla isme sahip olması veya piyasada anıldığı isimle teknik, bilimsel, literatüre geçmiş isminin farklı olması veya yabancı dildeki isminin Türkçeye de geçmiş olması durumlarında da mal ve hizmetler farklı şekilde ifade edilmiş olsalar da aynı olarak kabul edilecektir.
Benzer mal ve hizmetler ifadesi, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Bu çerçevede, aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayılabilecek ilişkili mal ve hizmetler de benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriğine girmektedir.
Mal / hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği aşağıdaki durumlarda ortaya çıkabilir:
− Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği,
− Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği,
− Malların fiziksel görünümünün benzerliği,
− Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği,
− Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik,
− Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik,
− Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/ tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerektiği,
Somut olayda dava konusu marka ile davacı markalarının kapsadığı mal / hizmetler karşılaştırıldığında, dava konusu marka kapsamında aynı/aynı tür ve benzer mal / hizmetler ile birlikte, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından yapılan değerlendirmede, davaya konu markanın dava konusu edilen sınıflardan 37. sınıfta yer alan bir kısım hizmetler ile bir kısım davacı markasında yer alan 06. sınıftaki işaretli malların benzer nitelikte olduğu,
Mahkememizce davaya konu markada yer alan “Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu).” hizmetleri ile davacı markasında yer alan “Araç tekerlekleri için metal takozlar.” malları arasında, söz konusu hizmetlerde kullanılan ve bu hizmetin parçası ürünler olması nedeni ile benzerlik bulunduğu kabul edilmiştir. Davaya konu markada yer alan “Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri” ile “Metalden havalandırma, ısıtma, kanalizasyon, telefon, yeraltı elektrik ve iklimlendirme tesisatları için havalandırma kanalları, menfezler, menfez kapakları, bacalar, baca şapkaları, menhol (baca) kapakları, ızgaralar.” malları arasında ise söz konusu hizmetlerin sistemlerin kurulması ve sürdürülmesini sağlarken, malzemelerin bu sistemlerin fiziksel altyapısını oluşturduğu, diğer bir deyiş ile hizmetler ve malzemelerin birbirini tamamlayan unsurlar oldukları kabul edilmiştir. Aynı şekilde, “Madencilik, maden çıkarma hizmetleri” ile “Değerli olmayan maden cevherleri. Adi metaller ile bunların alaşımları ve yarı mamulleri.” arasında ise bütünleyici olmaları, verilen hizmet ile çıkan ürün arasındaki ilişki karşısında benzer oldukları,
Somut olayda ilgili tüketici kitlesinin, ortalama seviyedeki tüketicilere nazaran daha yüksek derecede bir bilince / dikkate / özene ve gözlem seviyesine sahip tüketiciler olduğu, söz konusu tüketicilerin, bu hizmetleri satın alma kararını verdiği süreçte daha uzun vakit geçirdikleri, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/kullanışsız/hatalı ürün/hizmet alma riskini azaltmaya çalıştıkları, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdikleri kabul edilmiştir. Sonuç olarak somut olayda; çekişmeye konu olan sınıflara hitap ettiği tüketicilerin ortalamaya nazaran daha yüksek derecede bilinçli / dikkatli / özenli / seçici alıcılar olduğu,
Marka hukukunda karıştırılma ihtimalinin varlığı, 6769 s. SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca, “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır”. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. Çekişmeli malın ortalama tüketicisinin zihnindeki marka algısı da bu nedenle değerlendirmede dikkate alınmıştır.
Bütün bu hususlar uyarınca, iltibas ihtimali varlığının ilk şartı olan malların / hizmetlerin aynılığı/benzerliği kriterinin, somut uyuşmazlık ile ilgili davaya konu marka ile davacı yanın 2015 81804 ve .... sayılı markaları açısından sağlanmış olduğu,
İnceleme Konusu Markaların/İşaretlerin Karşılaştırılması;
Taraf markaları incelendiğinde, davaya konu markanın, kelime unsuru içerdiği, markanın “... ...” ibaresinden oluştuğu, davacı yan markalarının da kelime unsurlarından oluştuğu, markalarda “... roof” ibarelerinin ortak olduğu, ..... sayılı markada ek olarak “exterior sheathing” ibaresinin bulunduğu,
Taraf markalarında yer alan ibarelerin anlamlarına bakıldığında, davacının markasında yer alan “...” ibaresinin,....” + ....” ibarelerinden türetilmiş olduğu, “board” ibaresinin “pano, kurul, binmek, levha” vb. anlamlara geldiği, ...” ibaresinin “eski, silmek, önceki, geçmişten” vb. anlamlara geldiği, markalarda yer alan “roof” ibaresinin “çatı, tepe” anlamlarına geldiği, “exterior sheathing” ibaresinin ise “dış cephe kaplaması” olarak Türkçeye çevrilebileceği, davaya konu markada yer alan “...” ibaresinin ise davalı yanın beyanı doğrultusunda, “.... yazı tahtası veya “bordesk”) kelimelerinin birleşiminden oluştuğunun belirtildiği, “...” ibaresinin ise Türkçe olduğu, “gayrimenkul yatırım ortaklığı” ibarelerinin kısaltmaları olduğu, taraf markalarında öne çıkan / ayırt edici gücü olan ibarelerin “...” / “...” ibareleri olduğu, taraf markalarının okunuşlarına bakıldığında, ortak olduğu iddia olunan “...” / “...” ibarelerinin İngilizce okunmaları halinde, “....” şeklinde okunmalarının muhtemel olduğu, taraf markalarında ortak olduğu iddia olunan işaretlerin sesçil açıdan birbirlerine çok yakın olduğunun kabul edilmesi gerektiği, görsel açıdan yapılan karşılaştırmada, taraf markalarında öne çıkan unsurların kelime unsurları olduğu, markalarda figüratif özelliklerin de yer aldığı, taraf markalarının beyaz zemin üzerine, siyah / gri / turuncu tonlarda, “... ...”, “... ....ibarelerini içerdiği ,
Anlamsal / kavramsal, sesçil, görsel olarak bütünsel karşılaştırmanın esas olması hususu dikkate alındığında; taraf markalarında ön plana çıkan unsurların “...” / “...” ibareleri olduğu, her ne kadar davaya konu markada “...” ibaresi, davacı yan markasında “....” / “....” ibaresi yer alıyor olsa da, tescile konu edilen sınıflar açısından ayırt ediciliklerinin bulunmadığı, markaların kavramsal olarak birbirlerine yakın oldukları söylenemese de, sesçil ve görsel açıdan benzerlik taşıdığı, kelime markaları olsa da figüratif özellikler açısından da benzerlikler içerdiği, kullanılan renkler açısından da yakınlığın bulunduğu, bu hali ile davaya konu “... ...” markasının daha önce tescil edilip kullanılmakta olan davacı markasının bir başka versiyonu, serisi veya uzantısı olduğunun ya da bir lisans gereği ürünler üzerinde kullanıldığının algılanmasına yol açabileceği, taraf markalarında yer alan ibarelerin benzerliği, birbirine yakınlığının bulunduğu, sonuç olarak taraf markalarında yer alan esas unsurun özellikle sesçil ve görsel olarak benzer olduğunun kabul edilmesi gerektiği, potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (....) tekrar marka tercihi yapacakları için, markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları.... 23.02.2010), somut olayda ilgili alıcı kitlesinin, benzer ibarelere odaklanacağı, neticeten de taraf markalarında yer alan işaretlerin karıştırılma ihtimali yaratacağı,
İşaretler arasındaki benzerlik değerlendirmesi, markanın türüne, yani şekil markası, sözcük markası, ses markası veya bunların karması olup olmamasına göre birçok farklı faktör açısından yapılacak değerlendirmeye bağlı olarak tespit edilebilmektedir. Benzerliğin tespiti, markanın türüne göre farklı unsurları esas almayı da gerektirebilmektedir. Somut olayda, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, tüketici işlemi ya da tüketiciye yönelik uygulamaların her aşamasında makul düzeyde bilgiye sahip olan gerçek veya tüzel kişi tüketici açısından taraf markalarını aynı anda ya da ayrı ayrı görmesi halinde, bu markaların ilişkili markalar olduğunu sanma tehlikesi bulunduğu,
Davalının “... ...” markasını gören bir tüketici, bu markayı, davacının “...” esas unsurlu/ibareli markaların serisi, alt markası yahut yeni bir versiyonu sanabilirler. Tüketiciler bu bağlamda, farklı ticari kaynaktan geldikleri sabit olsa dahi, davacının, davalıya yeni bir marka türetme hakkı tanıdığını (davalıya bir hak ve/veya lisans verdiğini) düşünebilirler. Marka sahiplerinin ilişkilendirilmesi ve/veya arada lisans vb. bir ticari ilişki olduğunun düşünülmesi de bağlantı kurma ihtimali kapsamındadır. Tescili talep edilen hizmetlerin, davacı yan markasındaki mallar ile benzer olduğu dikkate alındığında, markaların detaylarındaki farklılıkları hatırda tutamayacak olan tüketiciler nezdinde, markalar arasında bir irtibat kurulması ve davacı markasının, davalı markası ile bağlantılı bir marka olarak algılanması ihtimali olduğu, dolayısıyla taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi olduğu,
Tanınmış Marka Değerlendirmesi;
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerin bir bütün olarak incelemesi neticesinde, davacının yaygın bir bayi ağına sahip olması, satışı adetleri, hakkında yapılan haberler ve piyasa araştırması sonuçları karşısında davacı yana ait “...” ibareli markasının, “dış cephe alçı levha” ürünü ile sınırlı olacak şekilde tanınmış olduğu kanaatine varıldığı,
Davalının başvurusuna konu edilen ve aynı zamanda SMK m. 6/(1) kapsamında karıştırılma ihtimali de bulunan dava konusu mal hizmetler açısından, davacının tanınmış olduğu sektör ile benzer veya bağlantılı hizmetleri içerdiği, bu hali ile davalı şirketin, davacının tanınmış markasından haksız yarar sağlayabileceğine, tanınmış olduğu sektör açısından itibarına zarar verebileceğine, ayırt edici karakterini zedeleyebileceğine dair bir kanaat oluştuğu, somut olay kapsamında davacının tanınmış marka korumasından yararlanabileceği,
Kötü Niyet Değerlendirmesi;
Davacı tarafın, davalı marka başvurusunun kendi markasının itibarından yararlanmak üzere kötü niyetli olarak yapıldığını iddia ettiği, kötü niyetin her somut olayda net olarak ortaya konması gerektiği, davalı şirketin kötü niyetinin ispatı külfetinin davacıya ait olduğu, dosya kapsamında davacı ile davalı arasında geçmişten gelen uyuşmazlıkların bulunduğu, davacı ve davalının inşaat sektöründe faaliyet gösterdiği görülmekle birlikte, davalının haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir kanaate ulaşılamadığı,
Netice itibariyle,
Davaya konu..... sayılı markanın, dava konusu edilen davacının davasına mesnet markalarında yer alan mallarının benzer nitelikte olduğu,
Davaya konu marka ile davacı şirketin itiraza dayanak .... sayılı markaları arasında 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunduğu,
Davacı markasının tanınmış marka olarak kabul edilebileceği, SMK’nun 6/5. madde kapsamındaki tanınmış marka korumasından da yararlanabileceği,
Kötü niyet iddialarının yerinde olmadığı,
....'nın 08.01.2024 tarih ve .... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu,
Davaya konu ... sayılı markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, ayrıca davalı vekilinin 07.04.2025 tarihinde uyaptan göndermiş olduğu dilekçesiyle de, davacı taraf ile yaptıkları anlaşma gereği davayı kabul ettiklerini bildirmiş, sunmuş olduğu vekaletnamede davayı kabule yönelik yetkisinin de bulunduğu belirlenmiş olup, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın kabulüne,
.... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,
Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....gönderilmesine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,
Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 10.590,00-TL
yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.24.04.2025
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
Harçlar : 2.135,60.-TL
Bilirkişi Ücreti : 8.000,00.-TL
P.P : 455,00.-TL
TOPLAM :10.590,00.-TL