Bölge Adliye Mahkemesinin ticari satımdan kaynaklanan kur farkı alacağına ilişkin itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesinin davanın reddi kararının istinaf incelemesi sonucu verilen karar.
Özet: Ticari mal satışından kaynaklanan döviz kur farkı alacağının tahsili amacıyla açılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi, yabancı para üzerinden yapılan ticarete rağmen davacının Türk Lirası çekleri kabul etmesini ödeme şeklinin rızai değişimi olarak değerlendirerek kur farkı talebini reddetmiş; davacı ise istinaf başvurusunda, faturaların USD karşılığı düzenlendiğini, kur bilgisini içerdiğini ve daha önce benzer kur farkı faturalarının davalı tarafından kabul edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

T.C. BURSA BAM .. HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ./.
KARAR NO : ./611.T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : .
NUMARASI : ./. Esas - ./. Karar
DAVACI : ... - ...
VEKİLLERİ : Av. ... - [16494-94571-60510] UETS
Av. ... - [16051-50383-35257] UETS
DAVALILAR : 1 -... - ... - ...
2 -... - -...
VEKİLİ : Av. ... - [16258-52956-14765] UETS
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 17/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/04/2025
Bursa .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/12/2021 tarih, ./. Esas ve ./. Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;
TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirket ile davalıların oluşturduğu adi ortaklık arasında ticari mal (kumaş) satımına dayalı bir ticari münasebet söz konusu olduğunu, davalı tarafın kur farkından kaynaklanan 108.986,09 TL'lik kur farkı faturasını ödememesi akabinde davalılar aleyhine Bursa .. İcra Müdürlüğünün ./. Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı davalı tarafça yetkiye, borca ve tüm fer'ilere itiraz edilerek, takibin durdurulduğunu, taraflar arasındaki faturalarda kaç USD karşılığı düzenlendiğinin ve kur bilgisinin yer aldığını, daha öncede davalı tarafın defterlerine kaydedilen kur farkı faturasının mevcut olduğunu, bu sebeplerle; davalıların itirazının iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi ile, yargılama giderleri ve vekaleti ücretin de davalılar tarafına tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduğunu, dava konusu ihtilafın 31/12/2019 tarihli 108.986,09 TL bedelli kur farkı faturasından kaynaklanmakta olduğunu, buna göre müvekkil firma ile davacı arasında kur farkından kaynaklı bir akdi ilişki bulunmadığını, ayrıca müvekkil firmanın davacıya herhangi bir cari borcu olmadığından HMK'nın 10. maddesi ve TBK'nın 89. maddesi somut uyuşmazlıkta uygulama alanı bulmadığını, takibin yetkili icra dairesinde başlatılmadığını, haliyle mahkemenin de iş bu davada yetkili olmadığını, yetki itirazını yenileyerek, yetkili icra dairesi ile mahkemenin HMK’nın 6. maddesine göre İstanbul İcra Dairesi ve Ticaret Mahkemeleri olduğunu, ayrıca müvekkili firma ile davacı arasında kur farkından kaynaklı bir akdi ilişki bulunmadığını, taraflar arasında teamül oluşturacak herhangi bir ilişki de olmadığını, açıklanan sebeplerle davacının kur farkından kaynaklı alacak talebinde bulunması hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddine, icra konusu değerin %20'si oranında davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; Dava konusu uyuşmazlıkta davacı ile davalı arasında yabancı kur üzerinden ticari alışveriş gerçekleştirildiği, davalının ödemelerini TL üzerinden düzenlenmiş çek ile yaptığı, davacının da çeklerin ödeme tarihindeki TL kuru üzerinden kur farkı alacağı faturası düzenlediği ve bunu icra takibine konu ettiği, Yargıtay kararı (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 13/03/2019 tarihli, 2018/1227 Esas ve 2019/1611 Karar sayılı ilamı) ve benzer içtihatlar doğrultusunda çekin bir ödeme vasıtası olduğu, tarafların aralarındaki ticari ilişkiden doğan yabancı para birimine konu alışverişe ilişkin ödemeyi düzenlenecek olan çekin bedel hanesinde yabancı para birimi olarak belirtebilecek olmasına rağmen TL olarak düzenlenen çekin alacaklı tarafından kabul edilmesinin davacının ödemeyi bu şekilde kabul ettiği sonucunu doğuracağı, bunun neticesinde de davacının kur farkı alacağı talep edemeyeceği anlaşılmakla davanın "reddine" karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf şirketlerin ticari defterleri incelendiğinde davacı defterlerinin icra takibine ve davaya konu alacağı teyid ettiği, davalı ticari defterlerinde davacı alacağının 29,08 TL olarak gözüktüğü, davanın konusu 108.986,09 TL bedelli faturanın, davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı ancak tarihli bilirkişi raporunda, davalı kayıtlarına 23/11/2016 tarih, 3.837,30 TL bedelli kur farkı faturasının mevcudiyetinin beyan edildiği, "TL" çeki kabul edilmesi tartışmasında birçok sorun ortaya çıktığını, taraf şirketlerin USD üzerinden ticari ilişki kurduğu hususu dosya kapsamı ile sabit olduğunu, fatura metinlerinde kaç USD karşılığı düzenlendiği ve kur bilgisinin yer aldığını, her faturanın metninde kur bilgisinin altında kur farklı olarak düzenlendiğinin de yazılı olduğunu, taraflar arasında daha önce düzenlenmiş ve davalı kayıtlarına girmiş kur farkı faturasının da mevcut olduğunu, dosyaya taraf şirketler personeli arasında geçen e-posta yazışmasını sunduklarını, davalı vekilinin söz konusu e-posta yazışmasını kabul etmemiş ise de söz konusu yazışmanın davalı tarafın muhasebe sorumlusu Dilek Duranlar ile gerçekleştirilen bir yazışma olduğunu, ticari ilişki sürecinde üretimde hammaddenin önemli bir kısmının ithal edildiğin yabancı para ile satışın ticaretin gerçeği olduğunu, sürece yargının müdahalesi ile "TL" olarak çek ödemelerinin kabul edilmesinin, geriden başa kadar ticaretin "TL" olarak dönüştüğünü kabul etmenin akla, mantığa ve ticaretin gerçeğine aykırı olduğunu, taraflar arasında yabancı para üzerinden yapılan satışta, alıcı tarafından "TL" ödemelerin yapılması halinde, taraflar arasındaki ticaretin "TL" ticarete dönüştüğünün kabulünün mümkün olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/4906 E- 2019/6175 Karar sayılı kararının emsal olduğunu, davacının davalıya düzenlediği faturaların içeriği karşısında ticaretin yabancı para alacağı üzerinden kurulduğunun açık olduğunu bu nedenle ticari ilişkide kur riskini ticaretin iki tarafının da taşımak durumunda olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında belirttiği 19. H.Dairesinin kapatıldığını ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bu husustaki görüşünün Yargıtay 19. Hukuk Dairesinden farklı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında kur farkından kaynaklı fatura düzenlenebileceği hususunda bir anlaşma bulunmadığını, bu yönde bir teamül de olmadığını, bu sebeple davacının kur farkı faturası düzenlemesinin mümkün olmadığını, adi ortaklık ile Jolanda Tekstil San. Ltd. Şti.'nin organik olarak ve ticari olarak bağlantılı olduğu ve Jolanda'nın maillerinin delil oluşturacağı yönündeki davacı iddiasının da yersiz olduğunu davacının istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkemenin kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dava, davacı tarafça, davalı aleyhine kur farkı faturasından kaynaklı alacağın tahsiline ilişkin başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İtirazın iptaline konu Bursa ..İcra Müdürlüğünün ./..Esas sayılı icra dosyasında davacı alacaklının davalı borçlular aleyhine 108.986,09 TL asıl alacağın tahsili için genel haciz yoluyla icra takibi başlattığı, alacağın kaynağının 31/12/2019 tarihli 62377 nolu fatura olarak gösterildiği, davalı borçlular tarafından yetkiye borca ve ferilerine itiraz edildiği, bu suretle takibin durduğu görülmektedir.
Dosyaya sunulan faturalarda taraflar arasındaki kumaş alım satımına ilişkin ticari ilişkide faturalar üzerinde kaç USD karşılığı düzenlendiği ve kur bilgisinin yer aldığı ayrıca faturaların kur farklı olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda dava konusu 31/12/2019 tarihli, A-62377 seri numaralı 108.986,09 (KDV dahil) tutarlı bir adet kur farkı faturasının davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, takip tarihi itibariyle davalının yasal defter kayıt ve belgelerine göre; davacıya 29,08 TL tutarında borçlu olduğunun tespit edildiği, ayrıca davacı ve davalı kayıtlarında 23/11/2016 tarih, 3.837,30 TL bedelli kur farkı faturasının kayıtlı olduğunun tespit edildiği, davacı ve davalı defterlerinde 2018 yılında 200.000,00 TL'lik çek girişi ile davalının bakiye borcunun 29,08 TL olduğu, 2019 defteride ise davacı tarafça kur farkı faturası nedeniyle toplam alacağın 109.015,16 TL olduğu tespit edilmiştir.
Bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşturacak bir uygulama bulunması gerekir. (Yargıtay 11 HD 2023/4578 Esas ve 2024/6360 Karar)
Somut olayda, taraflar arasında kur farkı talep edileceğine dair yazılı bir mutabakat bulunmamaktadır. Daha önce düzenlenen bir kur farkı faturası bulunmakta ise de; ödemeler çek ile yapılmıştır. Çekin hem TL hem de döviz cinsinden düzenlenmesi mümkün olup, davacının, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsinden düzenlenen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemeyeceği, davacının tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul ettiği, bu nedenle davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/2682 E., 2020/5731 K.) anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddî olay ve hukukî değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf yargılama gideri yapılmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi. 17/04/2025
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
Şenay
KORKMAZ
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır