Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, tescilli tasarımların yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin sorgulandığı hükümsüzlük davası.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, davalının tescilli tasarımının daha önce kamuya sunulmuş ürünler karşısında yeni ve ayırt edici olmadığını, 2004 yılından bu yana piyasada bulunan veya çeşitli kataloglarda yer alan benzer ürünler nedeniyle harcıalem niteliği taşıdığını iddia ederek hükümsüzlüğünü talep ettiği bir tasarım hükümsüzlüğü davasını konu almaktadır; davalı ise kendi tasarımının geçerliliğini savunmakta, davacı aleyhine daha önce tasarım tesciline tecavüz davası açtığını belirtmekte ve bilirkişi raporu tarafların tasarımlarının benzer olduğunu ve bilinçli kullanıcı nezdinde yenilik veya farklılık oluşturmadığını, ancak internet ortamındaki veri tespiti için ek inceleme gerektiğini ortaya koymaktadır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/258 Esas - 2026/31

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/258
KARAR NO : 2026/31
DAVA : Tasarım Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 28/09/2018
KARAR TARİHİ : 11/02/2026 Yazıldığı Tarih : 27/02/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Dava konusu ... sayılı tescilde yer alan tasarımların, daha önce kamuya sunulmuş olan tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olmadığı, bu iddiaya ilişkin delillerin tamamını, ... E sayılı dosyasına sunduklarını, ellerinde aynı delillerin olmaması ve temininin mümkün olmaması sebebi ile öncelikle bu dosyanın celbini talep ettiklerini, müvekkilinin tasarım tescilli ürünlerin tescilinden önce bu ürünleri 2004 yılında yaptırdığını, ... şirketi ne ait 2004 yılından itibaren piyasada bu ürünler ile tanındığını, bu ürünün 2004 yılından itibaren kullanımını gösterir fatura, katalog, ve kalıp gümrük evraklarından anlaşılacağını, yine celbini istedikleri dosyanın ekinde 2014 yılından önce muhtelif piyasalarda ... ürünleri ile benzer olan ürünlerin kataloglarını ve resimlerini sunduklarını, dava konusu tasarımların harcıalem olduğu, davalının kendisine ait olduğunu iddia ettiği tasarımların yıllardır Türkiye’de ve ondan önce yurt dışında üretilen ürünler olduğunu, orijinal olmadığı, delilleri ile ispatlanacağı üzere, ... kataloğunun HK – 500, ... kataloğunun ..., ... kataloğunun ..., ... kataloğunun ... ve ... kataloğunun ... (2005 tarihli) kodlu ürünlerinin, dava konusu tasarımlarla benzeştiği, “chair nilkammal” içeriğinin internette araştırılması halinde benzer ürünlere rastlanacağı ifade edilmek suretiyle hükümsüz kılınması gerektiği iddia edilmiştir.
SAVUNMA:
Davalı firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE ; Müvekkilinin ... çoklu tasarımının ... tescil nolu sandalyenin ayırt edilemeyecek kadar benzerini davalı tarafın üretip sattığını, bu sandalye satışlarının ... adresinde bulunan ... de de yapıldığını, delil tespiti ile ihtiyati tedbir karar talepli, tasarıma tecavüzün tespiti ve tecavüzün durdurulması talepli olduğu anlaşılmaktadır. Bu davaya ilişkin ürün örnekleri, bilirkişi raporu, uzman görüşleri, satışa dair faturalar, kataloglar ve broşürler sunduklarını beyan etmiş davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
ÖNCEKİ DEĞERLENDİRME;
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;
Davalı tarafa ait ... sayılı ( ...sıra ) tasarımın bilgilenmiş kullanıcı nezdinde davacı tarafın ileri sürdüğü delillerde dikkate alınarak yeni ve ayırt edici vasfı bulunup bulunmadığı, harcı alem olup olmadığı, hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Türk Hukukunda koruma görecek olan bir tasarımda bulunması gereken olumlu şartlar ; a) Yenilik, b) Ayırt edici nitelik, c) Tasarlanan ya da Tasarımın uygulandığı Ürün ve/veya Ürün Parçası ve d) İnsan duyuları ile algılanabilen görünüm şeklinde sıralanabilir.
Davalı tarafa ait ... ...nolu tasarım tescilli ürünlerin 21.06.2014 tarihinde tescilli olup ... sayılı bültende yayınlanarak 5 yıl koruma altına alındığı, ... kayıtları ile Tespit edilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 21.02.2020 tarihli KÖK raporda ÖZETLE: " Davacı ...Tic. Ltd. Şti.ne ait ... nolu tasarım tescilli ürünler ile Davalı, .... San. Ve Tic. Ltd. Şti.ne ait nolu ...nolu tasarım tescilli ürünler ile benzerlikler taşımakta olup bilinçli kullanıcı algısında yenilik ve farklılık oluşturmadığı, benzer oldukları,
Davacı tarafa ait ... no tasarım tescilli ürün 25.01.2017 tarihinde ... ŞİRKETİ adına tescillenmiş olup 265 sayılı bültende yayınlanarak 5 yıl koruma altına alındığı,
Davalı tarafa ait ... nolu tasarım tescilli ürünlerin 21.06.2014 tarihinde ... ŞİRKETİ adına tescillenmiş olup ... sayılı bültende yayınlanarak 5 yıl koruma altına alındığı,
Davacı taraf, davalı taraftan yaklaşık 2,5 yıl sonra tasarım tescili aldığı, farklı bir ifade ile, davalı tarafın tasarım tescilinin davacının tasarım tescilinden yaklaşık 2,5 yıl önce olduğu,
“ ...” anahtar kelimeleri ile tarama yapıldığında davacı ve davalı tarafa ait tasarım tescilli ürünler/sandalyelere benzer nitelikte ..., ..., ... gibi internet ortamlarda ürünlerin satış ve pazarlamasının yapıldığı, benzer nitelikteki görsellerin internet ortamına ne zaman yüklendiğinin tespiti için ... adresinde araştırma yapıldığı, ancak resimlerin ne zaman yüklendiğine ilişkin veri elde edilemediği, daha kapsamlı bir inceleme yapılabilmesi için internet ortamında veri takibinde konusunda uzman bir bilirkişinin heyete eklenilmesinin uygun olacağı,
Dosya ekinde sunulduğu iddia edilen ... Hukuk Mahkemesinden “….celbini istedikleri dosyanın ekinde 2014 yılından önce muhtelif piyasalarda ... ürünleri ile benzer olan ürünlerin kataloglarını ve resimlerini sunduklarını, delilleri ile ispatlanacağı üzere, ... kataloğunun HK – 500, ... kataloğunun ..., ... kataloğunun ..., ... kataloğunun ... ve ... kataloğunun ... (2005 tarihli) dosya ekinde olmadığı, bu verilere ilişkin herhangi bir karşılaştırma ve değerlendirme yapılmadığı, " şeklinde ifade edilmiştir.
Taraflar arasında ( bu dosyanın davalı tarafından bu dosyanın davacısı aleyhine tasarım tecavüzü tespit , men talepli) ... esas sayılı dosyasına sunulan katalog ve benzeri deliller nedeniyle adı geçen dosya FİZİKİ olarak celbedilmesine karar verilmiş, ( dosya karara çıktığından birleştirme işlemi yapılamadığı) dosya karara çıktığından ve istinaf süreci nedeniyle bekletici mesele yapılmış, adı geçen dosya geldiğinde de heyete 1 Bilgisayar uzmanı ilave edilerek ek rapor alınmıştır.
06.07.2022 Tarihli EK raporda ise " ... dosyasındaki bilgiler ve davacı tarafından bildirilen linklerdeki sayfalarda yer alan bilgiler dikkate alındığında, önceki raporumuzda yer alan tespitlere ek olarak, dava konusu ... sayı ile tescilli çoklu tasarımda bulunan ... numaralı sandalye tasarımlarının, yenilik ve ayırt edicilik niteliğinden yoksun olduğunu kanıtlayacak nitelikte, 21.06.2014 tarihinden önceki tarihe ilişkin olacak şekilde bir delilin tespit edilemediği sonuç ve kanaatinde olduğumuzu .... " şeklinde ifade edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 30/11/2022 tarih ve ... sayı ile " davacı tarafın, davalı taraftan yaklaşık 2,5 yıl sonra tasarım tescili aldığı, farklı bir ifade ile, davalı tarafın tasarım tescilinin davacının tasarım tescilinden yaklaşık 2,5 yıl önce olduğu, ... dosyasındaki bilgiler ve davacı tarafından bildirilen linklerdeki sayfalarda yer alan bilgiler dikkate alındığında, dava konusu ... sayı ile tescilli çoklu tasarımda bulunan ...sıra nolu sandalye tasarımlarının, yenilik ve ayırt edicilik niteliğinden yoksun olduğunu kanıtlayacak nitelikte, 21.06.2014 tarihinden önceki tarihe ilişkin olacak şekilde bir delilin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine" şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı tarafından İSTİNAF yoluna gidilmiş olup .... HD.nin 09/05/2025 tarih ve ... sayı ile " ... Esas sayılı dosyasında eldeki davanın davalısı tarafından, yine eldeki davanın davacısına karşı ... sayılı ve ... sıra nolu tasarıma dayalı olarak, tasarımdan kaynaklanan haklara tecavüzün tespiti talebiyle dava açılmış, söz konusu davada davalı tarafça dava konusu tasarımın harcı alem olduğunu savunulmuş, anılan mahkemenin ... sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş ise de, anılan karar henüz kesinleşmemiştir. Somut uyuşmazlıkta ise, ... sıra nolu tasarıma ek olarak, ... sıra nolu tasarımlar da dava konusu edilmiştir. Eldeki davada, ...'nin dosyası arasında bulunan deliller de celbedilmiştir.
İlk derece mahkemesince, tasarım konusunda uzman bilirkişilerin yer aldığı heyetten rapor alınmış ve alınan ek raporda ...'nin dosyası içerisinde bulunan delillerin değerlendirmesi talep edilmiştir. Bilirkişi ek raporunda ise, ... Esas sayılı davada sadece ... sıra nolu tasarımın dava konusu olduğu, ...nolu tasarımların konu edilmediği gerekçesiyle, anılan dosyada ... sıra nolu tasarımlara ilişkin karşılaştırma yapılabilecek hiçbir görsel bulunmadığı belirtilerek, dosya ekinde bulunan kataloglar sadece 6 sıra nolu tasarım yönünden incelenmiş, ... sıra nolu tasarımlara ilişkin bir karşılaştırma yapılmamıştır. Oysa, dosya eklinde çok sayıda katalog yer almakta olup, eldeki dava yönünden de delil olarak söz konusu kataloglara dayanılmıştır. Ayrıca, mutlak yenilik incelemesine esas olmak üzere, bilgisayar mühendisi bilirkişi tarafından yapılan incelemede "Google" üzerindeki aramanın "..." ibaresi ile yapıldığı görülmüş olup, bu ibarenin dava konusu sandalyelerin teknik adı değil, Hindistan merkezli bir plastik ürün üreticisi olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar, davacı vekilinin dayandığı internet siteleri nedeniyle böyle bir arama gerçekleştirilmiş ise de, mutlak yenilik kriteri bakımından bir tasarımın aynısının, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması gerekir. Bu kapsamda, bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme yeterli bulunmamış, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan bilirkişi kök ve ek raporundaki incelemeler denetime ve hüküm kurmaya elverişli değildir. İlk derece mahkemesince, içerisinde bilgisayar mühendisi bilirkişinin de bulunduğu yeni bir heyetten rapor aldırılarak, davacı tarafça bildirilen tüm deliller ile ... esas sayılı dosyası ekindeki tüm delillerin incelenmesi ve ayrıca dava konusu tasarımların mutlak yenilik kriterini karşılayıp karşılamadığı konusunda yeni bir inceleme yaptırılması gerekirken, yukarıda açıklandığı şekilde hüküm kurmaya yeterli olmayan bilirkişi kök ve ek raporu esas alınarak hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile ... Hukuk Mahkemesince verilen 30/11/2022 gün ve .... sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, " şeklinde İADE kararı ile dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir.
Yeniden DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE:
Mahkememizce içerisinde bilgisayar mühendisi bilirkişinin de bulunduğu 3 kişilik bilirkişi heyeti oluşturularak ... iade kararına göre duruşmada tespit edilen uyuşmazlık, davacı tarafça bildirilen tüm deliller , ... esas sayılı dosyası ekindeki tüm delillerinde incelenmesi , ayrıca dava konusu tasarımların mutlak yenilik kriterini karşılayıp karşılamadığı, konularında inceleme yapılıp rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bu şekilde oluşan bilirkişi heyetinin sunduğu 18/12/2025 tarihli raporda "
A. Uyuşmazlığa Uygulanacak Mevzuatın Belirlenmesi
Bilindiği üzere, 6769 sayılı ve 22/12/2016 tarihli SMK, 10 Ocak 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Ne var ki, anılan Kanun’un “ ... sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin hükümlerinin uygulanması” başlığını taşıyan geçici 1. maddesinin (1) fıkrasının ilk cümlesi, “Bu Kanunun yayımı tarihinden önce Enstitüye yapılmış olan ulusal ve uluslararası marka ve tasarım başvuruları ile coğrafi işaret başvuruları, başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır.” hükmünü taşımaktadır. Dava konusu çekişmeli başvurunun 23.06.2016 tarihinde yapıldığı yukarıda işlem dosyasının incelenmesi sırasında tespit edilmiş bulunmaktadır.
Şu halde somut uyuşmazlık, başvuru tarihinde yürürlükte bulunan 554 sayılı KHK hükümleri çerçevesinde değerlendirilip sonuçlandırılacaktır. Bir başka ifadeyle, Sayın Mahkeme önündeki iş bu uyuşmazlık önceki mevzuata göre çözülüp karara bağlanacaktır.
B. 554 sayılı KHK’nın Yenilik ve Ayırt Edicilik Kavramları Çerçevesinde Değerlendirme
Tasarımların korunmasına ilişkin 554 sayılı KHK’nın m. 3 hükmünde tasarım; bir ürünün tümü, veya bir parçası veya üzerindeki süslemenin, çizgi, şekil, biçim, renk, doku, malzeme veya esneklik gibi insan duyuları ile algılanan çeşitli unsur veya özelliklerinin oluşturduğu bütün” olarak tanımlanmıştır. Maddede bahsi geçen görünüm sadece gözle görülüp fark edilen görünüm olmayıp, insanın beş duyusu ile algılayıp farkına varabileceği ve maddede “her türlü bütün” olarak tanımlanan görsellerdir.
Her tasarım hukuki korumadan faydalanamaz. Bir tasarımın hukuken himaye görmesi, bazı özelliklere sahip olmasına bağlıdır. KHK’nın 5, 6 ve 7. Maddelerinde herhangi bir tasarımın tescil edilebilirlik koşulları düzenlenmiş olup, bu bağlamda bir tasarımın tescili için yeni ve ayırt edici nitelikte olması gerektiği vurgulanmıştır. Dolayısıyla somut olay bu iki şart bakımından incelenmelidir.
554 sayılı KHK’ da tasarımın marka unsurunu içermesi haline ilişkin olarak bir düzenleme yer almamakla birlikte 554 sayılı KHK’ nın uygulama şeklini gösterir yönetmeliğin 9/1. Maddesi tasarımların marka içermesi durumuna ilişkin olarak bazı özel hükümler getirmiştir. Buna göre;
“Görsel anlatımın marka unsuru içermesi, tasarım hakkı sahibine marka hakkı sağlamaz. Tasarım veya tasarımın uygulandığı ürün, yazılı ibarelerden oluşuyorsa veya bu ibareleri taşıyorsa, söz konusu yazılı ibareler tasarım hakkı sahibine, ibarelerin ifade ettiği kavram üzerinde inhisari nitelikte bir hak sağlamaz.”
1. Yenilik:
554 sayılı KHK m. 6/1’de “Bir tasarımın aynısı, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir. Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorlarsa aynı kabul edilir” denilmektedir. Bu düzenlemeden de anlaşılabileceği gibi, yenilik, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmuş olması anlamına gelir.
Yenilik incelemesi başvuru ya da varsa rüçhan tarihi dikkate alınarak yapılır. Ayrıca madde hükmünde “aynılık” kavramı geçmektedir. Bunun nedeni, karşılaştırılan tasarımların tıpa tıp aynı olmadığı, küçük ayrıntılarda farklılık olsa bile aynı sayılacağının hükme bağlanmış olmasıdır.
Yenilik değerlendirmesinde dikkat edilmesi gereken konu tasarımların birbiri ile tıpatıp aynı olup olmadığı ve varsa mevcut farklılıkların küçük ayrıntının ötesine geçip geçmediği hususlarıdır. Yenilik testi/incelemesi esnasında kıyaslanan tasarımlara detaylı bakılmaz, ilk bakışta aynı görünüme sahip olup olmadıklarına an itibariyle karar verilir.
2. Ayırt Edici Nitelik
554 sayılı KHK’nın 7/1. Maddesinde “Bir tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olması, bu tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenim ile ikinci fıkrada belirtilen herhangi bir tasarımın böyle bir kullanıcıda yarattığı genel izlenim arasında belirgin bir farklılık olması anlamındadır” denilmektedir.
Bir tasarımın ayırt edici niteliği tespit edilirken başka tasarım veya tasarımlarla kıyaslanması gerekir. Karşılatırılan tasarımlar 554 sayılı KHK’nın 7/2 maddesinde belirtilmiştir: Herhangi bir tasarımın ayırt edici nitelik açısından kıyaslandığı diğer bir tasarımın,
i) Başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye'de veya dünyada herhangi bir yerde piyasaya sunulmuş olması; veya
ii) Enstitü tarafından tescilli bir tasarım olarak yayınlanmış ve ayırt edici nitelik açısından değerlendirilen tasarımın başvuru veya rüçhan tarihinde henüz koruma süresini doldurmamış olması gerekir.
Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, birbirleri ile kıyaslanan tasarımların ilke olarak farklılıklarından çok ortak özelliklerinin değerlendirilmesine ağırlık verilir ve tasarımcının tasarımı geliştirme açısından ne kadar seçenek özgürlüğüne sahip olduğu göz önüne alınır.
Bu bağlamda ilgili kriterleri
a) Genel izlenimde belirgin farklılık
b) Bilgilenmiş kullanıcı gözü
c) Farklılıklardan çok ortak özelliklere ağırlık verilmesi
d) Tasarımcının tasarımını geliştirmede seçenek özgürlüğünün derecesi olarak sıralamak mümkündür.
Ayırt edicilik değerlendirmesinin bilgilenmiş kullanıcı gözü ile yapılması esastır. Bilgilenmiş kullanıcı olarak tespit edilen kişilerin kesinlikle birer uzman olmadıkları, aksine daha önce ilgili tasarımla karşılaşmış olağan bir kullanıcı olması gerekmektedir. Gerçekten de bilgilenmiş kullanıcı, söz konusu ürünün doğası, görünümü ve teknik olarak sahip olduğu zorunlu özellikleri hakkında bilgi sahibi olan ve başka bir deyişle ürün hakkında uzman kadar olmasa da temel düzeyde bilgi sahibi olan kişidir. Bu bağlamda bilgilenmiş kullanıcının her somut olay için ayrı ayrı tespit edilmesi gerekir. Bilgilenmiş kullanıcılar birer uzman olmayacakları için tasarımın detaylarındaki küçük farklılıklara dikkat etmeyecek ancak alım tercihlerini etkileyecek hususlarda yapılan değişiklikleri fark edebilecek kişilerdir. Somut olay için heyetimiz hipotetik bilgilenmiş kullanıcıyı bir mobilya mağazası reyonunda görevli bir satış elemanı olarak görmek mümkündür. Bu kişi sandalye ürünlerinin genel mutat renk özellikleri ve görselleri hakkında bilgi sahibi olup, nihai tüketiciye nazaran daha yüksek bir detay algısına sahip kişidir.
Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde tasarımcının seçenek özgürlüğünün derecesinin dikkate alınır. Bu ilke, işbu davanın en kritik noktalarından biridir.
Bir "sandalye" tasarlarken tasarımcının uyması gereken bazı teknik zorunluluklar vardır:
Oturanın sığabileceği bir oturma genişliği.
Oturanın ağırlığını taşıyan ve zeminle teması sağlayan ayak / ayaklar.
Oturanın sırtını dayayabileceği arka uzantı.
Oturanın kollarını koyabileceği kolçaklar.
Ancak bu zorunluluklar dışında, tasarımcının estetik seçenek özgürlüğü oldukça geniştir. Tasarımcı, sandalyeyi bir "dikdörtgensel" formda, fütüristik bir "oval" şeklinde, organik ve akışkan formlarda veya asimetrik geometrik yapılarla tasarlayabilirdi. Tasarımcı bu kadar geniş bir özgürlüğe sahipken, yüzyıllardır bilinen ve "arketip" haline gelmiş "dörtgen" formunu tercih etmişse, artık bu form üzerindeki koruma kapsamı çok daralır. Yani, bilinen bir formu kullanan tasarımcı, ayırt ediciliği sağlamak için çok daha radikal ve belirgin farklılıklar ortaya koymak zorundadır. Davalının tasarımında bu radikal farklılıkların bulunup bulunmadığı, raporun ilerleyen bölümlerinde irdelenecektir.
Tüm Dünyadaki tasarım tescillerinin araştırılabildiği ... , şeklinde davaya konu tescilin başvuru tarihi olan 21.06.2014 tarihi öncesi için arama yapıldığında davalının tasarım başvurusuna benzer tasarımlar gözlemlenmiştir. (Raporda)
... sıra numaralı tasarıma ilişkin değerlendirme (Görseller Raporda)
Plastik kolçaklı sandalye (plastic arm chair) olarak 21.06.2014 tarihi öncesi yapılan aramada yukarıdaki görsele rastlanmıştır. Söz konusu görsel, 04.09.2002 tarihli, ... sayılı ve tescilli .... tasarımıdır. Eski tarihli tasarım ile davaya konu tasarımı karşılaştırdığımızda, benzerliklerin dikdörtgensel form, kareli delikli sırt tasarımı, delikli kısmı çerçeveleyen düz bordür, çizgili oturak kısmı, köşeli kolçaklar, yere doğru incelen ayak yapısı olduğu görülmüştür. İki tasarım arasındaki farklılığın ise sandalyenin ön bacaklarındaki içe doğru / dışa doğru form olduğu görülmüştür. Bu farkın tasarımları birbirinden ayırt etmeye yeterli olmadığı, tasarımların genel görünüm itibariyle benzer olduğu görülmüştür
Sonuç olarak; belirlenen uyuşmazlık konusu çerçevesinde; davalının ... sıra numaralı tasarımın genel görünüm itibari ile yenilik, ayırt edicilik özelliğine sahip olmadığı kanaatine varılmıştır.
... sıra numaralı tasarıma ilişkin değerlendirme (Görseller Raporda)
Plastik kolçaklı sandalye (plastic arm chair) olarak 21.06.2014 tarihi öncesi yapılan aramada yukarıdaki görsele rastlanmıştır. Söz konusu görsel, 21.05.2002 tarihli, ... sayılı ve tescilli .... tasarımıdır. Eski tarihli tasarım ile davaya konu tasarımı karşılaştırdığımızda, benzerliklerin dikdörtgensel form, örgülü formda sırt tasarımı, örgülü kısmı çerçeveleyen düz bordür, kare oturak kısmı, köşeli kolçaklar, yere doğru incelen ayak yapısı olduğu görülmüştür. İki tasarım arasındaki farklılığın ise sandalyenin ön bacaklarındaki içe doğru / dışa doğru form olduğu görülmüştür. Bu farkın tasarımları birbirinden ayırt etmeye yeterli olmadığı, tasarımların genel görünüm itibariyle benzer olduğu görülmüştür
Sonuç olarak; belirlenen uyuşmazlık konusu çerçevesinde; davalının ... sıra numaralı tasarımın genel görünüm itibari ile yenilik, ayırt edicilik özelliğine sahip olmadığı kanaatine varılmıştır.
... sıra numaralı tasarıma ilişkin değerlendirme (Görseller Raporda)
Yukarıda yer alan görsele davacı tarafından dosyaya sunulan basılı haldeki ...’ın 2005 katalogunda rastlanmıştır. Eski tarihli tasarım ile davaya konu tasarımı karşılaştırdığımızda, benzerliklerin dikdörtgensel form, delikli sırt tasarım deseni, delikli kısmı çerçeveleyen düz bordür, kare oturak kısmı, köşeli kolçaklar, yere doğru incelen ayak yapısı olduğu görülmüştür. İki tasarım arasındaki farklılığın ise sandalyenin ön bacaklarındaki içe doğru / dışa doğru form ve sırt tasarımlarının üst kenarındaki hafif bombe olduğu görülmüştür. Bu farkın tasarımları birbirinden ayırt etmeye yeterli olmadığı, tasarımların genel görünüm itibariyle benzer olduğu görülmüştür.
Sonuç olarak; belirlenen uyuşmazlık konusu çerçevesinde; davalının ... sıra numaralı tasarımın genel görünüm itibari ile yenilik, ayırt edicilik özelliğine sahip olmadığı kanaatine varılmıştır.
C. Bilişim Yönünden Değerlendirme
Sayın Mahkemenin ve .... Hukuk Dairesi’nin 08.06.2025 tarihli istinaf kararında açıkça belirtildiği üzere; dava konusu tasarımların mutlak yenilik kriterini karşılayıp karşılamadığının tespitinde, internet ortamında yer alan katalog, görsel, ürün tanıtımı ve benzeri dijital delillerin, teknik yönden ayrıntılı şekilde incelenmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda yapılan inceleme;
• Davacı tarafça ileri sürülen internet siteleri, kataloglar, görseller ve dijital dokümanlar,
• Önceki bilirkişi raporlarında eksik bırakıldığı belirtilen internet ortamında kamuya sunulma tarihinin teknik olarak tespiti,
• Dijital içeriklerin zaman damgası, erişilebilirlik ve değiştirilebilirlik unsurları,
• İnternet kaynaklı delillerin güvenilirliği ve doğrulanabilirliği
başlıkları ile sınırlıdır.
İnternet ortamında “kamuya sunulma” kavramı
Bir tasarımın internet ortamında yer alması, her durumda teknik olarak “kamuya sunulma” anlamına gelmemektedir. Bilişim bilimi açısından bir dijital içeriğin kamuya sunulmuş sayılabilmesi için aşağıdaki teknik kriterleri birlikte taşıması gerekir:
• Erişilebilirlik: İçeriğin, herhangi bir kullanıcı tarafından özel yetki, şifre veya kapalı ağ (intranet) gerektirmeksizin erişilebilir olması,
• İndekslenebilirlik: İçeriğin, arama motorları ( ... vb.) veya internet arşivleme servisleri (archive.org gibi) tarafından taranabilir ve kaydedilebilir nitelikte olması,
• Zaman Tespiti Yapılabilirlik: İçeriğin internette ilk kez erişilebilir olduğu tarihin, teknik araçlarla (arşiv kayıtları, sunucu logları, metadata vb.) belirlenebilir olması.
Bu kriterlerden bir veya birkaçını taşımayan dijital içeriklerin, teknik olarak kesin ve tartışmasız biçimde kamuya sunulmuş kabul edilmesi mümkün değildir.
İnternet kaynaklı görseller ve katalogların zaman damgası incelemesi
Dosya kapsamındaki önceki bilirkişi raporlarında da açıkça ifade edildiği üzere, davacı tarafça işaret edilen internet kaynaklı görseller bakımından “İlgili görsellerin internete ne zaman yüklendiğinin tespit edilemediği” hususun vurgulandığı, bilişim yönünden yapılan değerlendirmede;
• İnternet siteleri üzerinde yer alan ürün görsellerinin önemli bir kısmında ilk yüklenme tarihini gösteren doğrulanabilir bir zaman damgasına rastlanmadığı,
• ... ( ...) gibi arşiv servislerinde, ilgili görsellerin dava konusu tasarımların başvuru tarihi olan 21.06.2014 öncesine ait kesin, kesintisiz ve doğrulanabilir kayıtlarının bulunmadığı,
• Bazı görsellerin yalnızca daha sonraki tarihlerde indekslendiği, ancak bunun ilk kamuya sunulma tarihi hakkında teknik kesinlik sağlamadığı,
tespit edilmiştir. Bu durumda, söz konusu internet görsellerinin 21.06.2014 tarihinden önce kamuya sunulduğunu teknik olarak kesin biçimde ispatlayan dijital bir veri seti bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Dijital katalog ve pdf dosyalarının güvenilirliği
Dosya kapsamında atıf yapılan katalog ve benzeri dijital belgelerin;
• Orijinal oluşturulma tarihi,
• Sonradan değiştirilip değiştirilmediği,
• İçerik bütünlüğünün korunup korunmadığı
Önem arz etmekte olup bu belgeler, teknik olarak sonradan içerik eklenmesine veya tarih manipülasyonuna açık dosya türleridir. Bu nedenle, yalnızca belge üzerinde yazılı olan tarih bilgisi, tek başına güvenilir bir zaman tespiti aracı değildir.
Dosya kapsamındaki belgelerde;
• Dosyaların oluşturulma ve değiştirilme tarihlerini kesin biçimde doğrulayan hash, dijital imza veya güvenli zaman damgası bulunmadığı,
• Belgelerin ilk üretim tarihine ilişkin sunucu kayıtları veya bağımsız üçüncü taraf doğrulaması olmadığı,
anlaşılmıştır. Bu nedenle, söz konusu dijital belgelerin teknik kesinlik taşıyan bir kamuya sunulma tarihi delili olarak kabul edilmesi bilişim bilimi açısından mümkün görülmemektedir.
Buna karşın, heyetimizce yapılan değerlendirmede kullanılan görseller, başvuru tarihi belirtilen ....’de gerçekleşmiş resmi tasarım başvuruları ve dosyada basılı olarak bulunan 2005 tarihli katalogdur.
SONUÇ
Yukarıda yapılan detaylı değerlendirmeler neticesinde uyuşmazlık konusu çerçevesinde;
1. İnternet ortamında yer aldığı iddia edilen görsellerin ve dijital belgelerin, 21.06.2014 tarihinden önce kamuya sunulduğunu teknik olarak kesin biçimde ortaya koyan zaman damgalı ve doğrulanabilir dijital veriler içermediği,
2. Dijital katalog ve PDF belgelerin, güvenli zaman damgası veya değişmezlik garantisi bulunmadığından, tek başına kesin tarih delili olarak kabul edilemeyeceği,
3. Davalının .../... sıra numaralı tasarımlarının yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine sahip olmadığı,
4. .../... sıra numaralı tasarımın iptali ve sicilden terkininin gerektiği, " şeklinde ifade edilmiştir.
Davalı firma vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu maddesi kapsamında değerlendirilerek oluşturulan heyetin düzenlediği rapor ... iade kararındaki kriterlere, dosya içeriğine uygun olduğundan yargılama uzamaması için bu talebin reddine karar verilmiştir.
Bütün bunlardan sonra;
Davalı tarafa ait ... sayılı ( ... sıra ) tasarımın bilgilenmiş kullanıcı nezdinde mutlak yenilik dahil yeni ve ayırt edici vasfı bulunup bulunmadığı, harcı alem olup olmadığı, hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasından hareketle;
Dosyaya sunulan 18/12/2025 tarihli raporda özetle"
.../5 sıra numaralı tasarıma ilişkin değerlendirme (Görseller Raporda)
Plastik kolçaklı sandalye (plastic arm chair) olarak 21.06.2014 tarihi öncesi yapılan aramada yukarıdaki görsele rastlanmıştır. Söz konusu görsel, 04.09.2002 tarihli, ... sayılı ve tescilli .... tasarımıdır. Eski tarihli tasarım ile davaya konu tasarımı karşılaştırdığımızda, benzerliklerin dikdörtgensel form, kareli delikli sırt tasarımı, delikli kısmı çerçeveleyen düz bordür, çizgili oturak kısmı, köşeli kolçaklar, yere doğru incelen ayak yapısı olduğu görülmüştür. İki tasarım arasındaki farklılığın ise sandalyenin ön bacaklarındaki içe doğru / dışa doğru form olduğu görülmüştür. Bu farkın tasarımları birbirinden ayırt etmeye yeterli olmadığı, tasarımların genel görünüm itibariyle benzer olduğu görülmüştür
Sonuç olarak; belirlenen uyuşmazlık konusu çerçevesinde; davalının ... sıra numaralı tasarımın genel görünüm itibari ile yenilik, ayırt edicilik özelliğine sahip olmadığı kanaatine varılmıştır.
... sıra numaralı tasarıma ilişkin değerlendirme (Görseller Raporda)
Plastik kolçaklı sandalye (plastic arm chair) olarak 21.06.2014 tarihi öncesi yapılan aramada yukarıdaki görsele rastlanmıştır. Söz konusu görsel, 21.05.2002 tarihli, ... sayılı ve tescilli .... tasarımıdır. Eski tarihli tasarım ile davaya konu tasarımı karşılaştırdığımızda, benzerliklerin dikdörtgensel form, örgülü formda sırt tasarımı, örgülü kısmı çerçeveleyen düz bordür, kare oturak kısmı, köşeli kolçaklar, yere doğru incelen ayak yapısı olduğu görülmüştür. İki tasarım arasındaki farklılığın ise sandalyenin ön bacaklarındaki içe doğru / dışa doğru form olduğu görülmüştür. Bu farkın tasarımları birbirinden ayırt etmeye yeterli olmadığı, tasarımların genel görünüm itibariyle benzer olduğu görülmüştür
Sonuç olarak; belirlenen uyuşmazlık konusu çerçevesinde; davalının ... sıra numaralı tasarımın genel görünüm itibari ile yenilik, ayırt edicilik özelliğine sahip olmadığı kanaatine varılmıştır.
... sıra numaralı tasarıma ilişkin değerlendirme (Görseller Raporda)
Yukarıda yer alan görsele davacı tarafından dosyaya sunulan basılı haldeki ...’ın 2005 katalogunda rastlanmıştır. Eski tarihli tasarım ile davaya konu tasarımı karşılaştırdığımızda, benzerliklerin dikdörtgensel form, delikli sırt tasarım deseni, delikli kısmı çerçeveleyen düz bordür, kare oturak kısmı, köşeli kolçaklar, yere doğru incelen ayak yapısı olduğu görülmüştür. İki tasarım arasındaki farklılığın ise sandalyenin ön bacaklarındaki içe doğru / dışa doğru form ve sırt tasarımlarının üst kenarındaki hafif bombe olduğu görülmüştür. Bu farkın tasarımları birbirinden ayırt etmeye yeterli olmadığı, tasarımların genel görünüm itibariyle benzer olduğu görülmüştür.
Sonuç olarak; belirlenen uyuşmazlık konusu çerçevesinde; davalının ... sıra numaralı tasarımın genel görünüm itibari ile yenilik, ayırt edicilik özelliğine sahip olmadığı kanaatine varılmıştır.
SONUÇ; 1. İnternet ortamında yer aldığı iddia edilen görsellerin ve dijital belgelerin, 21.06.2014 tarihinden önce kamuya sunulduğunu teknik olarak kesin biçimde ortaya koyan zaman damgalı ve doğrulanabilir dijital veriler içermediği,
2. Dijital katalog ve PDF belgelerin, güvenli zaman damgası veya değişmezlik garantisi bulunmadığından, tek başına kesin tarih delili olarak kabul edilemeyeceği,
3. Davalının .../... sıra numaralı tasarımlarının yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine sahip olmadığı," şeklindeki tespit ve değerlendirmelere aynen iştirak edilerek .../... sıra numaralı tasarımlarının yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine sahip olmadığı tespitinden hareketle davanın kabulü gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABULÜNE,
2-Davalı tarafa ait ... nolu ... sıra sayılı tasarımların HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ... müzekkere yazılmasına,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar harcından peşin alınan 35,90-TL'nin düşümü ile bakiye 696,10-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5-Davacının yaptığı; 21.300,00-TL bilirkişi ücreti, 2.602,80-TL tebligat ücreti, 32,90-TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 23.935,70-TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine.
Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı firma vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 11/02/2026
Katip ...
E imza
Hakim ...
E imza