Bursa BAM Hukuk Dairesinin, tapu satışı sırasında aldatma iddiasıyla imzalatılan kambiyo senedinden kaynaklı haksız borçluluğun menfi tespitine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf kararı, bir ev hanımı olan davacının, davalı tarafından bir gayrimenkul satış işlemi sırasında kandırılarak 250.000 TL bedelli bir kambiyo senedini imzaladığını ve aralarında gerçek bir borç ilişkisi bulunmadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespiti talebiyle açtığı menfi tespit davasına ilişkindir; davalı senedin geçerliliğini ve temel ilişkiden bağımsızlığını savunurken, ilk derece mahkemesi davacının yazılı delil sunamadığı, imza itirazı olmadığı ve aldatma iddialarının yetersiz kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

T.C. BURSA BAM . HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : /
KARAR NO : /
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : ./. Esas, ./. Karar
KARAR TARİHİ : .
DAVACI : . . (...)
.
VEKİLİ : Av. ...-[16419-14682-86042] UETS
DAVALI : ... (...)
.
VEKİLİ : Av. ...- [16564-65472-12586] UETS
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 14/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 14/04/2025
Davacı ve davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili aleyhinde Mudanya İcra Dairesi aracılığıyla ./. E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatılmış olduğunu, takip dayanağının 03/05/2019 tanzim tarihli, belirsiz vade tarihli, 250.000 TL bedelli senet olup müvekkilinin ev hanımı olduğunu, herhangi bir ticari faaliyet içerisinde bulunmadığını, müvekkilinin miras yolu ile maliki olduğu Bursa ili, Mudanya ilçesi, Işıklı Mah., 1762 ada, 73 parsel no'lu taşınmazın satışını gerçekleştirmek üzere davalı ... ile anlaştığını ve 03/05/2019 tarihinde taşınmazın satışının yapılmak üzere Mudanya Tapu Müdürlüğüne gerekli başvuruların yapıldığını, Mudanya Tapu Müdürlüğü'nde yapılan başvuru sırasında davalı tarafından müvekkilinin imzalaması adına satış ile ilgili birtakım belgelerin önüne konulmuş olduğunu, tapu-taşınmaz işlemlerinden anlamayan ve yetkin denetleme kudretine sahip olmayan müvekkilinin cahilliğinden, saflığından ve iyiniyetinden de yararlanılarak takibe konu senedin müvekkiline imzalatıldığını, daha sonra davalının gerekçesiz bir biçimde bahsi geçen taşınmazı almaktan vazgeçtiğini, davalının müvekkilini senet tanzimi ile borçlandırarak yine müvekkilinin malvarlığını bir şekilde elde etmek ve haksız kazanç sağlamak peşinde olduğunu, müvekkili ile davalı arasında hiçbir şekilde hukuki, sosyal bir ilişki mevcut olmadığını, üstelik kendisini gayrimenkul satışı dışında bir kez olsun dahi görmediğini, haliyle müvekkili ile lehtar davalı arasında 250.000 TL 'lik bir borcun mevcut olmasının, müvekkilinin bu kapsamda kendisine senet vermesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu senet müvekkilinin iradesi hilafına tanzim edilmiş olduğunu, tapu müdürlüğüne yapılan başvuru ile senedin tanzim edilme tarihlerinin aynı olmasının senedin düzenleniş sebebini açıkça ortaya koymakta olduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline, davalının %10dan az olmamak üzere para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkile bir bono tanzim etmek suretiyle borç altına girdiğini, bunu anlayabilecek yetkinlikte ve temyiz kudretine sahip bir kişi olduğunu, kambiyo senetlerinin temeldeki ilişkiden bağımsız, illetten mücerret senetler olduğunu savunarak davanın reddi ile müvekkilinin alacağına kavuşmasının geciktirilmesi sebebiyle davacı yanın dava değerinin %20 sinden az olmamak şartıyla tazminat ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davanın, bonodan kaynaklı menfi tespit istemine ilişkin olduğu, HMK 201. maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülecek her türlü iddianın senetle ispat zorunluluğunun bulunduğu, ancak davacının kambiyo senedinin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak bir yazılı belge sunamadığı, davacının takibe konu bonodaki imzaya bir itirazının da bulunmadığı, davacının iddiasının, miras yolu ile maliki olduğu Bursa ili, Mudanya ilçesi, Işıklı Mah., . ada, . parsel no'lu taşınmazın satışını gerçekleştirmek üzere davalı ... ile anlaşıp, Mudanya Tapu Müdürlüğü'nde yapılan başvuru sırasında, davalı tarafından davacının imzalaması adına satış ile ilgili birtakım belgeler önüne konulduğu, tapu-taşınmaz işlemlerinden anlamadığını ve yetkin denetleme kudretine sahip olmadığından bahisle senedin imzalatılarak, kendisi aleyhine haksız takip başlatıldığına ilişkin olduğu, mahkemece her ne kadar bu konuda tanık beyanına başvurulmuş ise de somut olay bakımından davacı yanın iddialarının aldatma-hile kapsamında kabul edilemeyeceği, Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/2704 Soruşturma sayılı dosyasında takibe konu bono nedeniyle, şüpheliler hakkında dolandırıcılık suçundan başlatılan soruşturmada; davacının senede yönelik imza itirazı bulunmadığı, boş imzalattırıldığı hususunda müştekinin soyut iddiası dışında delil bulunmadığı, ayrıca olayın hukuki ihtilaf mahiyetinde olup davaların devam ettiği veya şüpheli lehinde sonuçlandığının görüldüğü, bu aşamada somut olayda dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının bulunmadığı, gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, dava konusu senedin hata hile ya da ikrah yolu ile alındığının ispat edilemediği, davalının kendisine ciro edilmiş bulunan bonoyu aradaki anlaşmaya aykırı biçimde kendi aleyhine takibe koyduğu iddiasının ancak yazılı delille ispatlanabileceği, davacının kambiyo senedine yönelik iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine, ayrıca davacı aleyhine yasal şartlar oluşmadığından kötüniyet tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına davalı vekilinin tedbirin kaldırılması hususundaki talebin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf talebinde bulunan davacı vekili, dava konusu bononun üçüncü bir kişiye ciro edilmemiş olup senedin meşru hamilinin şeklen davalı olduğunu, bu sebeple müvekkili ile davalı arasındaki temel ilişkiden doğan def'ilerin huzurdaki davada ileri sürülmesinin hukuka uygun olup davalı tarafça mücerretlik ilkesinin ileri sürülmesi açıkça hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ayrıca müvekkilinin dava konusu senedi davalının yanıltması ile imza atmış olup taraflar arasında temelde bir ticari ilişki de mevcut olmadığını, taraflar arasında arasında hiçbir alacak-verecek ilişkisi olmaması nedeniyle somut olayda bedelsiz kambiyo senedine dayanılarak davalı tarafından haksız icra işlemi yapıldığını, tapu-taşınmaz işlemlerinden anlamayan ve yetkin denetleme kudretine sahip olmayan müvekkilinin cahilliğinden, saflığından ve iyiniyetinden de yararlanılarak takibe konu senedin müvekkiline imzalatıldığını, tanık beyanları da iddianın ispatlandığını, tanık beyanları doğrultusunda davalı Tuncer Arıgün ile müvekkilinin taşınmaz satımı konusunda anlaştıklarının, birlikte tapuya gitmiş olup, burada davalı tarafın müvekkiline tapu işlemlerine ilişkin olduğu iddia ettiği birtakım evraklar imzalattığını, ancak ilgili evrakın tapu işlemleri ilişkin olmayıp 250.000 TL bedelli dava konusu bono olduğunu, müvekkilinin iradesi fesada uğratılarak dava konusu senedin imzalatıldığının ileri sürüldüğü halde yerel mahkemece senede karşı senetle ispat zorunluluğuna vurgu yapılması ve iddialarının aldatma ve hile kapsamında değerlendirilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, kararın ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddi ve icra inkar tazminatı talebinin reddi yönünden hukuka aykırı olduğunu, menfi tespit davasının reddi kararı ile ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalkacağını, bunun için davanın reddi kararında ihtiyati tedbirin kalkmış olduğunun açıkça belirtilmiş olmasının gerekli olmadığı gibi davanın reddi kararının kesinleşmesinin de şart olmadığını, icra inkar tazminatının şartlarının da oluştuğunu belirterek ihtiyati tedbirin kaldırılması ve icra inkar tazminatı yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;
Dava, İİK'nın 72. maddesine dayalı takipten sonra açılan bonoya dayalı takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı ve davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Menfi tespit talebine konu bononun Mudanya İcra Müdürlüğü'nün ./. Esas sayılı dosyasında davalı tarafça, davacı aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibine konu edildiği, bonoda davacının keşideci, davalının lehtar olduğu, ödeme tarihinin 09/05/2019, tanzim tarihinin 03/05/2019 olup bono bedelinin 250.000 TL olduğu anlaşılmaktadır.
1-) Davacı vekilinin istinaf nedenlerinin yapılan incelemesinde;
Her ne kadar mahkeme gerekçesinde davacı yanın iddialarının aldatma-hile kapsamında kabul edilemeyeceği kabul edilmiş ise de, dosya kapsamı uyarımca davacı taraf, dava ve takip konusu bononun hileye dayalı olarak alındığını ileri sürmektedir.
Kıymetli evrak ve bu bağlamda bir kambiyo senedi olarak bono, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 645 inci maddesi gereğince içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği vasıflı ve soyut bir borç ikrarıdır. Bononun keşidecisi bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir taahhütte bulunmaktadır. Soyutluk (mücerretlik) ise senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamaması anlamına gelir. Soyutluğun senede yüklediği ilk özellik, hamilin artık senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğu konusunda, senetten başka bir delil sunmasına gerek bulunmaması; alacağını sadece bu senetle ispatlayabilmesidir (Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Basım, Ankara 1997, s.173, Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, İstanbul 2001, s.25).
Aldatmayı/hileyi ispat yükü, aldatılan tarafa aittir. Yanılma, aldatma ve korkutma senede bağlanması mümkün olmadığından senetle ispat edilmesinde maddi imkânsızlık vardır. Bu nedenle hukuki işlemlerdeki irade bozukluğu iddiaları, 6100 sayılı Kanun'un 203/1-ç maddesinde senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayılmıştır
Somut olayda, davacı tarafça dolandırıcılık iddiasında yapılan şikayet neticesinde soruşturma dosyasında takipsizlik kararı verildiği, mahkeme huzurunda davacının hile iddiasına dair dinlenen tanıklarının görgüye dayalı beyanlarının bulunmadığı nazara alındığında ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça iddia olunan hile olgusunun ispatlanamadığı, bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
2-) Davalı vekilinin istinaf nedenlerinin yapılan incelemesinde;
Mahkemece, davacının ihtiyati tedbir talebi üzerine tensip zaptı ara kararı ile İİK'nın 72/3 maddesi kapsamında, %15 teminat mukabilinde, icra veznesine yatan paranın alacaklısına ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği, yapılan yargılama neticesinde ise davanın reddi ile davalı vekilinin tedbirin kaldırılması hususundaki talebin reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına karar verildiği görülmektedir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, icra takip hukuku açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre özel kanun olup, takip hukukuna ilişin uyuşmazlıklarda öncelikle İcra ve İflas Kanunu hükümlerinin uygulanması ve bu Kanunda hüküm bulunmayan durumlarda ise İcra ve İflas Kanunu'nda gönderme olması veya anılan kanuna aykırılık oluşturmaması koşuluyla genel nitelikte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir. Hukukumuzda tespit davaları hakkında genel bir hüküm bulunmamaktadır. Menfi tespit davasının icra takibine etkisini belirlemek için, menfi tespit davası İcra ve İflas Kanunu'nda özel olarak düzenlenmiştir.
Bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 397/2. maddesi hükmüne göre, 2004 sayılı İİK'nın 72/4. maddesi hükmü özel nitelikte olup öncelikle uygulanması gerekir.
2004 sayılı İİK'nın 72/4 maddesine göre, menfi tespit davasının reddi kararı ile ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalkar. Bunun için davanın reddi kararında ihtiyati tedbirin kalkmış olduğunun açıkça belirtilmiş olması gerekli olmadığı gibi anılan düzenlemenin, 2. cümlesinden anlaşılacağı üzere, davanın reddi kararının kesinleşmesi de şart değildir. Mahkeme menfi tespit davasının reddi kararında davanın reddi kararının kesinleşmesine kadar ihtiyati tedbirin devamına karar veremez. Çünkü 2004 sayılı İİK'nın 72/4. c.1. maddesi hükmü mutlaktır (kesindir). Aynı nedenle 6100 sayılı HMK'nun 397/2 maddesi hükmü burada uygulanmaz. Menfi tespit davasının reddi kararı ile ihtiyati tedbir kendiliğinden kalktığından davanın reddi üzerine hemen icra takibine kaldığı yerden devam edilir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 375; Yargıtay 12. HD'nin 29/09/2021 tarihli ve 2021/3099 E., 2021/ 8182 K. sayılı kararı).
Sonuç itibarıyla, mahkemece borçlu tarafından açılan menfi tespit davasının reddine karar verildiği, bu durumda davanın alacaklı lehine sonuçlandığı halde, 2004 sayılı İİK'nın 72/4. c.1. maddesindeki mutlak (kesin) hüküm nedeniyle menfi tespit davasının reddi kararından sonra bu ret kararının kesinleşmesine kadar ihtiyati tedbirin devamına karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Yine mahkemece, davacı aleyhine yasal şartları oluşmadığından bahisle tazminata hükmedilmesine yer olmadığında karar verilmiş ise de; İİK'nın 72/4 maddesi uyarınca menfi tespit davasının reddine karar veren mahkeme, borçluyu, alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı için bir tazminata mahkum eder. Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, borçluyu tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış (infaz edilmiş) olması gerekmektedir (KURU, Baki; İcra ve İflas Hukuk El Kitabı, İkinci Baskı, Ankara 2013, s. 376-377).
Somut olayda da, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebine istinaden mahkemece tensip zaptı ile İİK'nun 72/3 maddesi kapsamında, %15 teminat mukabilinde, icra veznesine yatan paranın alacaklısına ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği ve kararın infazı için Mudanya İcra Müdürlüğü'ne yazı yazıldığı anlaşılmakla, mahkemece davalı lehine tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE,
II-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,, ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK m. 353/1-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre;
1-) Davanın REDDİNE,
2-) İİK m. 72/f.IV,c.2-4 uyarınca reddedilen dava konusu alacağın % 20'si oranında olan 50.000 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-) Mahkemece 16/07/2020 tarihli tensip zaptıyla verilen ihtiyati tedbir kararının İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca kalktığının tespitine,
4-) Dava açılırken peşin alınan 80,70 TL harcın karar tarihinde alınması gerekli olan 615,40 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 534,70 TL karar ve ilam harcının davacı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-) Yapılan yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına,
6-) Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
7-) 7155 Sayılı Kanunun 23.maddesi ile 6155 Sayılı Kanun 18/A-12-13 maddeleri uyarınca 1.320 TL zorunlu arabuluculuk hizmeti giderinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-) Kararın kesinleşmesinden artan avansların yatıran tarafa iadesine,
III-) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
IV-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca peşin alınan istinaf karar harcının davalıya talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
V-) Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
VI-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince tebliğine,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın m. 362/1-a hükmü uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi
.
14/04/2025
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye*
...
¸e-imzalıdır
.
.
Üye
...
¸e-imzalıdır
.
.
Katip
...
¸e-imzalıdır