Nitelikli dolandırıcılık suçunda, bölge adliye mahkemesinin duruşmasız beraat hükmünün eksik inceleme ve usul hataları içermesi nedeniyle bozulması.
Özet: Yargıtay, nitelikli dolandırıcılık suçundan ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünü istinaf üzerine duruşma açmadan beraate çeviren bölge adliye mahkemesi kararını, delillerin yeniden değerlendirilmesi gerektiği halde duruşma yapılmaması, sanığın savunmalarının yeterince araştırılmaması ve suça konu çek üzerindeki imza ile yazı aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmaması gibi eksiklikler nedeniyle hukuka aykırı bularak bozmuştur.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1083 E., 2020/1025 K.SUÇ : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılıkHÜKÜM : BeraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaKatılan vekilinin temyizinin, sanık ... hakkında verilen karara yönelik olduğu belirlenmiştir. Yapılan ön inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇTemyizin kapsamına göre; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca mahkûmiyet hükmü kaldırılarak sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİKatılan vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve suçun unsurları oluştuğundan sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.III. GEREKÇEKatılan vekili tarafından kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;1.İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi delâletiyle aynı Kanun'un 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi, 2.Hakkında beraat kararı verilen temyiz dışı sanık ... ile sanık ...'nın aynı eylem ve fikir birliği içinde birlikte hareket ederek, sanık ...'un yetkilisi olduğu şirket tarafından keşide edilmiş gözüken suça konu... Bankasına ait, 18.11.2006 keşide tarihli, 12.200,00 TL bedelli çekin, daha öncesinde ortaklığı bulunan sanık ...'ın yetkilisi olduğu ... Gıda Temizlik Teks. İnş. ve Peyz.San. Tic. Ltd. Şti. emrine düzenlendiği ve çekin tahsil için temlik eden ... sunulduğunda, ödemeden men talimatı olduğundan işlem yapılmadığının anlaşıldığı, bu surette sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan olayda; Temyiz dışı sanık ...'un, aşamalarda suça konu çeki kaybettiği, imzanın kendisine ait olmadığı, çeki eski ortağı olan sanık ...'ın eline nasıl geçtiğini bilmediği, sanık ...'ın ise, muhasebecilik yapıp maaş ile çalışan olduğu, ... Gıda isimli firmadan 2006 yılında hissesini devrederek ayrıldığı, "... İnşaat, ... ve ... Gıda" isimli üç firma olup, bu üç firmanın evrak üzerinde görülmeyen gerçek sahibinin sanık ...'un kardeşi olan ... isimli kişi olduğu, kağıt üstünde şirketin ortağı ve yetkilisi olduğu, ...'ın talimatıyla parasal işlere baktığı yönünde savunmada bulunmuş olmasına rağmen, savunmalarının doğruluğunun araştırılmamış ve çek üzerindeki yazı ve imzalarının aidiyeti husununda rapor aldırılmadığının anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması açısından;a.Sanığın savunmasında bahsi geçen ...'ın CMK 48 maddesine göre çekinme hakkı da hatırlatılarak tanık sıfatı ile ayrıntılı beyanları ile imza ve yazı örneklerinin alınması, b.Sanık ... 'ın yeniden duruşmaya çağrılarak, suça konu çekin hangi ticari ilişki kapsamında verildiğinin, ticari ilişkiye ilişkin belgelerin varsa sunulmasının istenilmesi, c.Temyiz dışı sanık ..., sanık ... ile tanık ...'ın resmi kurumlardaki suç tarihinden öncesine ait yazı, imza ve rakam örnekleri de temin edilerek çek üzerindeki yazı ve imzaların bu kişilere aidiyeti hususunda bilirkişi raporu alınması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2026 tarihinde karar verildi.