6831 sayılı Kanunun 2/b maddesi kapsamındaki taşınmazın orman dışına çıkarılması ve zilyetlik tespiti talebinin, halen orman sınırları içinde olduğu gerekçesiyle reddedilmesi kararına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Davacının, taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 2/b maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan bir yer olduğunun ve kendi zilyetliğinin tespit edilerek tapu siciline şerh verilmesi talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin başlangıçtaki kabul kararının, taşınmazın 1942 yılında kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı ve 1976 yılındaki orman dışına çıkarma işleminin yasal dayanağı bulunmadığı, idari işlem olmadan mahkemelerin orman sınırları dışına çıkarma kararı veremeyeceği gerekçeleriyle Yüksek Mahkemece bozulması üzerine, ilk derece mahkemesi davanın reddine karar vermiş; bu ret kararı üzerine hem davacı eksik inceleme, hem de davalı Hazine vekili vekalet ücreti yönünden temyiz başvurusunda bulunmuştur.
8. Hukuk Dairesi         2025/5155 E.  ,  2026/4723 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2025/108 E., 2025/223 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 1521 parsel sayılı taşınmazın zilyedi ve muhtesatların sahibi olduğunu, taşınmazı 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre doğrudan satın almak istediklerini, ancak tapuda 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi şerhi olmadığı için taleplerinin kabul edilmediğini ileri sürerek, taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun ve davacının taşınmaza zilyet olduğunun tespiti ile tapu sicilin beyanlar hanesine şerh verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.03.2021 tarihli ve 2019/296 Esas, 2021/69 Karar sayılı kararı ile, 2/B şerhi yönünden davanın kabulüne, zilyetlik şerhi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 18.03.2021 tarihli kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.04.2022 tarihli kararı ile, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.04.2022 tarihli kararının davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 03.02.2025 tarihli ve 2022/4512 Esas, 2025/588 Karar sayılı ilamıyla, "...1942 yılında yapılan orman tahdidinin, sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı kararla ... İdaresinin dayandığı ... Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar bakımından orman tahdidinin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazların orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, 7 numaralı orman kadastro komisyonunca yok sayılıp, 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda tamamının orman dışında bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağı olmayıp, 1942 yılından beri orman sınırları içinde olan bir taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2. veya 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarılmasının ancak idarece usulüne uygun şekilde yapılacak işlemle mümkün olduğu, İdarenin yaptığı bir tasarruf olmadan mahkemelerin orman sınırı içinde kalan bir taşınmazı orman sınırı dışına çıkarmasının mümkün olmadığı, kesinleşen orman tahdidi içinde kalan bir taşınmazın orman sınırı dışında yani ziraat alanında bırakılmasının ise kanuni bir dayanağının olmadığı, çekişmeli taşınmazın halen 1942 yılında kesinleşen orman sınırları içinde olduğu, temyiz talebinin, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında olduğuna dair şerhi verilmesine yönelik olduğuna ve taşınmazın anılan Kanun'un 2. maddesi kapsamında veya 2/B maddesi kapsamındaki alanda kalmadığı anlaşıldığına göre, İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar dikkate alınarak taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki davanın da reddine karar verilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "... dava konusu taşınmazın halen 1942 yılında kesinleşen orman sınırları içinde olduğu ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme neticesinde karar verildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 sayılı 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve davacının taşınmazın zilyedi olduğu yönünde şerh verilmesi istemine ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkartılıp çıkartılmadığı ve davacı lehine zilyetlik şerhi verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Hükmü katılma yoluyla temyiz eden davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; davanın reddine karar verildiği ve davalı Hazinenin kendisini vekille temsil ettirdiği gözetilerek, davalı Hazine lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 30.000 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 10.000 TL vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmekte ise de, bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan "10.000,00 TL" ifadesinin hüküm yerinden çıkartılarak yerine "30.000,00 TL" kelimesinin yazılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.