Uygulama kadastrosunda parsel yüzölçümü ve sınır hatalarının düzeltilmesi talebiyle açılan davada tapuya güven ilkesi ve mülkiyet aktarımı tartışmaları.
Özet: Antalya bölgesinde 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunda davacılar, taşınmazlarının yüzölçümünün eksik ve sınırlarının hatalı belirlendiğini iddia ederek düzeltme talep etmiş, ilk derece mahkemesi davacı parselinin batı sınırında tersimat ve yüzölçümü hatası tespit ederek kısmen kabul kararı vermiş, bölge adliye mahkemesi bu kararı onamıştır; ancak hem davacılar hem de davalılar, temyiz başvurularında düzeltme kadastrosu yoluyla mülkiyet aktarımı yapılamayacağını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ve tapuya güven ilkesinin göz ardı edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedirler.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/900 E., 2024/2007 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro MahkemesiSAYISI : 2022/109 E., 2023/206 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve ... vekili, davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda ... ve ... adlarına kayıtlı bulunan eski 463 parsel sayılı 9.950 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 2 02... parsel numarasıyla ve 8.410,21 metrekare yüzölçümlü olarak; ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 461 parsel sayılı 1.300 metrekare yüzölçümlü taşınmaz, 2 02... parsel numarasıyla ve 2.512,62 metrekare yüzölçümündeki olarak; ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 460 parsel sayılı 5.100 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 2 02... parsel numarasıyla ve 4.571,58 metrekare yüzölçümlü olarak komisyon kararıyla; ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 464 parsel sayılı 5.350 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 2 02... parsel numarasıyla ve 5.219,86 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.2. Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkillerine ait 2 02... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik ve sınırlarının hatalı belirlendiğini, bu eksiklik ve yanlışlığın davalılara ait 2 02... , 17... parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığını ileri sürerek, yüzölçümü eksikliğinin giderilmesini ve sınırın doğru şekilde belirlenmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; uygulama kadastrosunun doğru yapıldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; pasif husumetlerinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile keşif, bilirkişi heyet raporu ve dosya kapsamına göre dava konusu eski 463 (yeni 2 02... ) parsel sayılı taşınmazın batı sınırında tersimat hatası yapıldığı ve yüzölçüm hesabının hatalı olduğu, krokide (B), (N) ve (F) harfleriyle gösterilen kısımların taşınmaza eklenmesi gerektiği, (C), (D), (G) ve (M) harfleriyle gösterilen kısımlar yönünden ise taleple bağlılık ilkesi uyarınca çıkarma yapılamayacağının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... ve ... vekili, davalılar ... vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ilk tesis kadastrosunun 1982 yılında yapılarak 02.03.1983 tarihinde kesinleştiği ve bu tarihten itibaren tapu kayıtlarına herhangi bir itiraz veya mülkiyet ihtilafı çıkarılmadığını, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca düzeltme kadastrosu yoluyla mülkiyet aktarımı yapılamayacağı ve mülkiyet aktarımına yol açan hatalar için çözümün tapu iptali ve tescil davası olduğunu, buna karşın bilirkişi raporuyla taşınmazın yüzölçümünün hatalı biçimde küçültüldüğü ve sınırlarının değiştirildiğini, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının kararda değerlendirilmediğini, müvekkillerin tapu kaydına güvenerek taşınmazı satın aldıklarını ve 20 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla zilyetliklerinin devam ettiğini, iyiniyetli üçüncü kişiler olarak kazandırıcı zamanaşımı süresinin de dolduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin 2004 yılında tapuya güvenerek 5.350 m² olarak satın aldığı taşınmazın 22/2-a uygulaması ve İlk Derece Mahkemesi kararı sonucunda 130,14 m² küçültüldüğünü, yerleşik içtihatlar uyarınca düzeltme kadastrosuyla mülkiyet aktarımı yapılamayacağını, bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazların değerlendirilmediğini, müvekkiline ait taşınmazdaki taşma kısmı davacılara eklenirken davacıların taşınmazından müvekkile yapılan taşmanın düzeltilmediğini, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1023. maddesinde düzenlenen tapuya güven ilkesinin ihlal edildiğini, ayrıca idarece yapılan kadastro güncelleme çalışmalarından doğan zararlardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını ve aleyhine yargılama gideri ile vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu mezarlık vasıflı taşınmazın 6360 sayılı Kanun ile müvekkili belediyeye devredilen taşınmazlar arasında bulunduğunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu kapsamında müvekkili adına tescil edilmesi gerektiğini, mezarlık olarak kullanılan tescil harici alanda zilyetlik şartlarının oluşmadığını ve şahıslar adına tesciline karar verilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili idarenin 6360 sayılı Kanun gereği yasal hasım sıfatıyla davaya dahil edildiğini ve 3402 sayılı Kanun'a 6099 sayılı Kanun ile eklenen düzenlemeyle Yargıtay içtihatları uyarınca yasal hasım konumundaki kurum aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve ... vekili, davalılar ... vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davalı ...'dan alınmasına,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davalı ... ve davacılar ... ve ...'dan ayrı ayrı alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.