Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, mobilya sektöründeki "SHERWOOD" markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabet iddialarına ilişkin maddi-manevi tazminat talepli gerekçeli kararı.
Özet: Mobilya sektöründe faaliyet gösteren davacı şirketin tescilli markasına davalı tarafından internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden yapılan haksız kullanımlar nedeniyle açılan marka hakkına tecavüz, maddi ve manevi tazminat davasında, davalının yargılamaya katılmamasına rağmen bilirkişi incelemeleri ve sunulan deliller sonucunda davalının davacı markasını ticari faaliyetlerinde kullanarak Sınai Mülkiyet Kanununa aykırı biçimde marka hakkına tecavüz ettiği ve haksız rekabet oluşturduğu tespit edilmiş; davacının emsal lisans bedelleri çerçevesinde artırılan maddi (100.000 TL) ve manevi (30.000 TL) tazminat talepleri değerlendirilerek bu tecavüzün önlenmesi yönünde gerekçeli karar oluşturulmuştur.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/110 Esas - 2025/170
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2023/110 KARAR NO : 2025/170....DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan), Marka (Manevi Tazminat İstemli), Marka (Maddi Tazminat İstemli)DAVA TARİHİ : 01/03/2023KARAR TARİHİ : 24/04/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 24/04/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılanMarka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan), Marka (Manevi Tazminat İstemli), Marka (Maddi Tazminat İstemli) istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davacı şirketin, ... adresinde, mobilya sektöründe uzun süredir ticari faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin, işbu ticari faaliyetleri çerçevesinde marka olarak kullandığı ''....No' lu marka tescil numarası ile tescil ettirdiğini, davalı, .... marka hakkına tecavüz etmiş olduğunu, “sherwood” ismi ile satışa arz edilen ürünlerin müvekkili şirket ile ilişkilendirilerek haksız kazanç sağlanmış olduğunu, bu durumun, .... sayılı e-tespit tutanağı ile tespit edilmiş olduğunu, bu surette, müvekkili şirketin yıllardır hizmet vererek mobilya sektöründe oluşturduğu marka hakkının ihlal edilmiş, tecavüze uğramış, haksız rekabet oluşturulmuş ve müvekkilinin maddi, manevi zarara uğramasına sebep olunmuş olduğunu, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 149. Maddesine istinaden davalı tarafın tecavüz eyleminin önlenmesini, durdurulmasını, emsal lisans bedelleri çerçevesinde maddi ve manevi zararlarımızın tazminini talep ettiklerini, Zira müvekkilinin zaman içinde oluşturduğu kalite algısı, müşteri portföyü, ticari itibarı marka hakkının ihlali ile istismar edilmiş, müvekkili şirketin maddi ve manevi zarar uğramasına sebep olunmuş olduğunu beyan ederek, tasarım ve tescili müvekkiline ait ürünlere vaki tecavüz sebebi ile müvekkilinin zararının tam ve kesin olarak tespiti sonrası artırılmak üzere müvekkilinin 1.000,00.-TL maddi ile 30.000,00.-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili 20.12.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat miktarını 99.000,00.-TL artırmak suretiyle toplam 100.000,00.-TL'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı şahsa usulüne uygun tebligat yapılmasına karşın, yargılamaya katılımı olmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, davacı markasına davalı tarafından tecavüz edilip edilmediği, tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. DEĞERLENDİRMELER Marka Hakkına Tecavüz İddiaları; Davalı Kullanımları Davacı, dava dilekçesinde, davalının......com alan adlı internet sitesinde davacıya ait “Sherwood” ibareli markanın davalı tarafından kullanıldığını iddia etmektedir. Bilirkişilerce yapılan araştırmalar neticesinde, .... alan adı, who.is kayıtlarının sorgulanması neticesinde, söz konusu internet sitesinin internet sağlayıcısının ...... Aşağıdaki görselde resimler çıkmamaktadır.): Söz konusu internet sitesinden bağlantı verilen “7_24mobilya” kullanıcı adlı instagram hesabındaki 16.03.2020 tarihli paylaşımda “....” ibaresinin kullanıldığı, Dosyaya kazandırılan deliller incelendiğinde, sanal mağaza sahiplerinin iletişim bilgilerinin ve ticaret unvanının davalı şirketinkilerle örtüştüğü ve davacıya ait markaların kullanıldıkları anlaşılmıştır. Davalının Kullanımlarının Davacıya ait Marka Hakkına Tecavüz Edip Etmediği; Marka hakkına tecavüz sayılan haller 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. maddede düzenlenmektedir. Kanunun 29/1(a) bendinde 7. maddeye atıf yapılarak, “marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmanın” marka hakkına tecavüz sayılan fiillerden olduğu belirtilmekte, daha sonra marka hakkına tecavüz sayılan diğer haller sıralanmaktadır. Bu durumda, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken 7. maddeyle 29. maddenin birlikte dikkate alınması gerekir. SMK’nın 29/1(a) maddesi marifetiyle 7/2(a) maddesinde, “Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması”, 7/2(b) maddesinde ise, “Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması” marka hakkına tecavüz sayılan fiiller arasında sıralanmıştır. SMK’nın 7/2(c) maddesine göre, “Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması” 29/1(a) maddesi marifetiyle marka hakkına tecavüz sayılan fiillerdendir. 6769 sayılı SMK’da düzenlenen marka ise, ticaret unvanı ve işletme adından farklı bir amaca hizmet eden tanıtıcı bir işarettir. Marka, taciri ya da ticari işletmeyi değil, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmek için kullanılır. Buna göre fonksiyonu tümüyle ticari işletmenin ürettiği, pazarladığı mal veya hizmetleri ayırt etmektir. Davacı vekilinin talepleri kapsamında uyuşmazlıkta öncelikle davalı kullanımlarının, davacı adına tescilli markadan doğan haklara tecavüz teşkil edip etmediği hususu irdelenmiştir. Marka hakkına tecavüz olgusu açısından belirtilmesi gereken temel husus, marka hukuku açısından tecavüzün söz konusu olabilmesi için tescilli marka ile kullanılan işaret arasında aynılık, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik veya ilişkilendirme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerliğin bulunmasının gerekli olduğudur. Bu bağlamda markalar arasındaki benzerlik incelenirken, Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, Çağrıştırma, Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir..... değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. .... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” . Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davalıların kullanımına konu işaretler arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. Davacı markasının esas unsurunun “Sherwood” ibaresi olduğu, davalının satışa konu yaptığı ürünlerde “Sherwood” ibaresini markasal olarak kullandığı, Davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz ettiği, TAZMİNAT TALEBİ ; Davacı tarafından, şimdilik 1.000 TL maddi tazminata, 30.000 TL manevi tazminata karar verilmesi, ayrıca, maddi tazminat hesabının, 6769 sayılı SMK’nın 151/2-(c) maddesinde belirtilen “c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli” yöntemiyle hesaplanması talep edilmiştir. a) İlgili Mevzuat 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun tazminatı düzenleyen ilgili hükümlerinde; “Tazminat MADDE 150- (1) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Yoksun kalınan kazanç MADDE 151- (1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır: a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir. b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç. c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli. (3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.” Denilmektedir. b)Lisans Sözleşmeleri Lisans sözleşmeleri ile üzerinde ekonomik değere sahip olunan marka, tanıtıcı işaret, tasarım gibi bir eserin veya yapılan buluş nedeniyle sahip olunan patent, know-how gibi bir hakkın, bilginin ticari olarak değerlendirilmesi söz konusudur. Lisans sözleşmeleri ile piyasayı, dolayısıyla rekabeti etkileyebilme imkânının elde edilmesi, lisans sözleşmelerinin Rekabet Hukuku anlamında da değer kazanmasına yol açmaktadır. Lisans sözleşmeleri, lisans sahibinin bir gayrimaddi mala erişmesine ve bu sayede de endüstriyel olanaklarını geliştirerek daha kolay rekabet edebilir hale gelmesini sağlamaktadırlar. Lisans sözleşmelerinin işlevlerinden birisi tazminatın belirlenmesinde ölçüt olma işlevidir. Eğer sınai bir hakkın izinsiz kullanımı söz konusu ise, ödenecek tazminatın miktarı, taraflar arasında lisans sözleşmesi olsaydı ödenecek olan lisans bedeli dikkate alınarak belirlenebilmektedir. c) Lisans Bedelinin Belirlenmesi Lisans bedelinin belirlenmesinde; somut olayın özellikleri ve şartları dikkate alınarak, tarafların cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satılabilecek ürün miktarının esas alınması suretiyle davalının iş ve işlem hacmine ve hakkaniyete uygun bir hesaplama yapılması gerekmektedir. Davacı tarafın beyanı doğrultusunda 6769 Sayılı SMK 151/2-c maddesinde belirtilen “sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli” yöntemi ile yoksun kalınan kazancın belirlenebilmesi için öncelikle emsal lisans sözleşmesi araştırılmıştır. Bu kapsamda dava dosyası içeriğinde herhangi bir emsal lisans sözleşmesine rastlanmadığı, Marka lisansı sözleşmeleri, marka sahibi, yani lisans verenin sahip olduğu marka hakkından lisans alanın yararlanmasını yükümlendiği ve buna karşılık, lisans alanında marka sahibinin bu hakkını kullanması karşılığında bir ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmelerdir. Davacının seçimlik hak olarak talep ettiği SMK 151/2-c maddesinde belirtilen “sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedelinin belirlenebilmesi için davalının davacı ile hukuka uygun bir lisans sözleşmesi imzaladığı varsayılarak örnek lisans sözleşmesi doğrultusunda davalı tarafın yükümlülükleri, satışını yaptığı ihlal konusu ürün miktarı, ihlalin süresi dikkate alınarak davacının geçmiş yıllardaki ticari performansı da gözetilerek, olaya ve oluşa uygun, hakkaniyetli değerlendirme yapılması gerekmektedir. Dosya kapsamında örnek lisans sözleşmesi yer almadığına göre, bu durumda marka hakkı sahibi davacının ilgili dönemde elde ettiği cirosu ve kazancının yanı sıra, davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satışını yaptığı ürün miktarı da dikkate alınarak davalının ticari iş ve işlem hacmine uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir. Bu husus yukarıda yer verdiğimiz Yargıtay kararlarında da vurgulanmaktadır. Lisans bedeli götürü bir bedel olarak üretim veya satışa bağlı olmaksızın baştan belirlenebileceği gibi uygulamada daha ziyade ciroya uygulanacak bir orana göre tespit edilmektedir. Yoksun kalınan kazanç hesaplamasında sadece davacı tarafın cirosu esas alınarak belirlenen lisans bedeli hakkaniyete aykırı durumlara yol açabilmektedir. Nitekim 13.6.2013 tarihli bir Yargıtay kararında şöyle denilmiştir: (....) “Çamaşır suyu sektöründe tanınmış ve bilinen “Klorak” markasıyla iltibas yaratacak şekilde “....” markasıyla çamaşır suyu ürünü satılması sonucu markaya tecavüz fiilinin oluştuğu sabittir. Zarar hesabı için Lisans bedeli hesaplanırken sadece davacının ihlalin yapıldığı yıldaki cirosu göz önüne alınmış, buna göre davalının ödemesi gereken lisans bedeli belirlenmiştir. Davacının cirosu esas alınarak belirlenen lisans bedelinin 39.948,89 TL olmasına karşın, davalının ihlale konu yılda ihlal ettiği ürüne yönelik cirosu 1.081,69 TL’dir. Bu durumda lisans bedeli hesaplanırken sadece marka hakkı sahibinin cirosu, elde ettiği kazancın değil, davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satabileceği ürün miktarı da nazara alınarak davalının ticari iş ve işlem hacmine uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir.” Aynı şekilde lisans bedelinin davacının yıllık brüt satış tutarlarının toplamı üzerinden belirlenmesi de hakkaniyete aykırı olacaktır. Nitekim öncelikle davacının yıllık brüt satış tutarlarının ne kadarlık kısmının davalının tecavüzüne konu ürünlerine dair olduğunun açıklığa kavuşturulması, bu husus açıklığa kavuşturulduktan sonra lisans bedeli hesaplamasının yapılması gerekir. Davacının tazminat talebi bakımından lisans bedeli üzerinden hesaplama yapılabilmesi için davalı tarafın 2020, 2021, 2022 ve 2023 yılları defter ve belgeleri ile vergi beyannamelerinin dosyaya kazandırılması gerektiği, ancak beliren duruma göre davalı tarafın defter belgeleri ve vergi beyannamelerinin dosyaya kazandırılma imkanı bulunmadığı anlaşıldığından davacı tarafın defter belge ve vergi beyannameleri üzerinden tazminat hesabı yapılmasını gerektiği takdir edilmiş olup, davalı tarafın ödemesi gereken lisans bedelinin aşağıda şekilde hesaplanmıştır. Ciroya belirli oranların uygulanması suretiyle lisans bedelinin hesap edilmesi yöntemi; tecavüz edenin satışlarını gösteren defter ve belgelere ulaşma imkanı yoksa, marka hakkı ihlal edilenin cirosuna belirli oranların uygulanması yoluyla hesaplanabilmektedir, Yargıtay kararlarında lisans bedeli belirlenirken markasına tecavüz edilen davacının kazancı üzerinden hesap yapıldığında genellikle cironun %1’i ile % 4’ü arasında bir oran uygulanmaktadır.(.... Yargıtay kararları da dikkate alındığında dosya özelinde lisans bedeli hesaplamasında davacı tarafın ilgili dönemlerdeki cirosuna uygulanacak oranın % 2 olarak belirlenmesinin hakkaniyetli olacağı, “....” ibaresinin davalı tarafından ilk olarak.....com alan adlı internet sitesinden bağlantı verilen “7_24mobilya” kullanıcı adlı instagram hesabındaki 16.03.2020 tarihli paylaşımda kullanıldığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla ihlalin başlangıç tarihi olan 16.03.2020 tarihi ile davanın açıldığı 01.03.2023 tarihi arasındaki dönem için davacının “sherwood” ibareli ürün satışlarından elde ettiği cirosu üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir.(Davacı tarafa tescilli “....” markasının davacının yürüttüğü ticari faaliyetin bütününde kullanılan ana faaliyet markası olduğu belirlendiğinden davacının ilgili döneme ait tüm net satışları hesaplamaya konu edilmiştir.) Dönem 2020 2021 2022 2023 Net Satışlar 5.363.039,33 9.273.210,77 18.740.388,24 29.855.876,56 Yukarıda ifade edildiği gibi ihlalin tespit tarihi ile dava tarihi aralığı 16.03.2020 - 01.03.2023 olarak belirlenmiştir. 2020 yılı net satış tutarları 12 aylık dönemi kapsamaktadır. Hesaplama yapılacak dönem ise 2020 yılı için 16.03.2020-31.12.2020 dönemidir. Yani yaklaşık olarak 2020 yılının 9 aylık döneminde yapılan satışlar hesaplamaya dâhil edilmelidir. Bu durumda 2020 yılında yapılan 5.363.039,33 TL tutarındaki net satışların 9/12’si yani (5.363.039,33 x 9/12=) 4.022.279,50.-TL hesaplamada dikkate alınmalıdır. Aynı şekilde hesaplama 2023 yılındaki net satış tutarlarının 01.01.2023-01.03.2023 dönemini yani 12 aylık dönemin 2 ayını kapsamaktadır. Dolayısıyla 2023 yılında yapılan 29.855.876,56 TL tutarındaki net satışların 2/12’ si yani; (29.855.876,56 x 2/12=) 4.975.979,43 TL hesaplamada dikkate alınmalıdır. Bu durumda Tazminat hesabı yapılacak 16.03.2020-01.03.2023 dönemi için davacı tarafın hesaplamaya konu edilecek net satış tutarları aşağıdaki gibi olacaktır. Hes. Yapılan Dönem 16.03.2020-31.12.2020 2021 2022 01.01.2023- 01.03.2023 Net Satışlar 4.022.279,50 9.273.210,77 18.740.388,24 4.975.979,43 Davacı tarafın cirosuna yukarıda ifade edilen %2 lisans bedeli oranı uygulandığında davalı tarafın hukuka uygun şekilde lisans sözleşmesi yapmış olması halinde davacı tarafa ödemesi gereken lisans bedellerine ilişkin hesaplamanın Hes. Yapılan Dönem 16.03.2020-31.12.2020 2021 2022 01.01.2023-01.03.2023 Net Satışlar(N.S.) 4.022.279,50 9.273.210,77 18.740.388,24 4.975.979,43 Lisans Bedeli (N.S. x %2)80.445,59 185.464,22 374.807,76 99.519,59 biçiminde olduğu, Bu durumda davalının, davacı adına tescilli “sherwood” markasını bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedelinin; 2020 yılında: 80.445,59 TL, 2021 yılında: 185.464,22 TL, 2022 yılında: 374.807,76 TL, 2023 yılında: 99.519,59 TL, olmak üzere toplam 740.237,16.-TL olabileceği Netice itibariyle, Davalının kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz ettiği, Davalı tarafın ödemesi gereken lisans bedelinin: 2020 yılında: 80.445,59 TL, 2021 yılında: 185.464,22 TL, 2022 yılında: 374.807,76 TL, 2023 yılında: 99.519,59 TL, olmak üzere toplam 740.237,16 TL olabileceği, ancak davacı vekilinin dava açarken ki talebinin 30.000,00.-TL olduğu, dosya kapsamında ulaşılan kabullere göre talep doğrultusunda 100.000,00.-TL manevi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun olacağı, hükmedilen tazminatlara dava tarihi olan 01.03.2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği sonuç ve kanaatlerine varılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, 100.000,00.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, 30.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, Alınması gereken (130.000,00.-TLx%068,31)=8.880,30.-TL harçtan, peşin alınan 1.870,90.-TL harcın mahsubu ile, eksik kalan (8.880,30-1.870,90)=7.009,40.-TL nispi bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen maddi tazminat için hesap edilen takdiren 40.000,00-TL maktu, kabul edilen manevi tazminat için hesap edilen takdiren 30.000,00.-TL maktu olmak üzere iki ayrı vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 9.684,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.24.04.2025 Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar :2.076,40.-TL Bilirkişi Ücreti :6.000,00.-TL P.P :1.608,00.-TL TOPLAM :9.684,40.-TL