İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, yangında zayi olduğu iddia edilen ticari defterler için basiretli tacir sorumluluğu ve kesin ispat eksikliğiyle reddedilen zayi belgesi talebine yönelik istinaf başvurusunu değerlendiriyor.
Özet: Bir şirketin, muhasebe sorumlusunun iş yerinde çıkan yangında ticari defter ve belgelerinin zayi olduğunu iddia ederek TTK 82/7 uyarınca zayi belgesi verilmesi talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi, davacının defterleri basiretli tacir yükümlülüğüne aykırı olarak yüksek yangın riskli bir tesiste saklaması ve zayi olduğuna dair kesin delil sunmaması nedeniyle talebi reddetmiş; davacı ise defterlerin mali müşavirde olduğu, tanık beyanlarıyla ispat edildiği, evrakların yanması nedeniyle teslim belgesi sunmanın imkansızlığı ve benzer davalardaki çelişkili kararlar gerekçeleriyle bu karara itiraz ederek istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/944 Esas
KARAR NO:2026/1578 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ(Kapatılan) Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI:2025/774 Esas- 2026/227 Karar
TARİH:26/02/2026
DAVA:Zayi Belgesi Verilmesi
KARAR TARİHİ:10/09/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait evrak ve ticari defterlerin muhasebe departman sorumlusu ...'nün muhasebe işlemlerini yürüttüğü ve iş yeri olarak da kullandığı ... Şirketi fabrikasında 29.07.2025 tarihinde sebebi bilinmeyen bir nedenden çıkan yangında zayi olduğunu, itfaiye ekiplerinin müdahalesi sonucu yangının söndürülebildiğini, dava konusu ticari defterler dâhil tüm fabrikanın yandığını ve müvekkilinin saklamakla yükümlü olduğu evrak ve ticari defterlerin de yok olduğunu beyanla müvekkiline ait e-defter beratlarının, yevmiye defterlerinin, defter-i kebirlerin, envanter defterlerinin, pay defteri, yönetim kurulu karar defteri, genel kurul toplantı ve müzakere defteri, damga vergisi defterinin TTK 82/7 uyarınca zayi olduğuna dair taraflarına zayi belgesi verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:Mahkemece; davanın,TTK'nın 82.maddesinden kaynaklı zayii belgesinin verilmesi istemine ilişkin olduğu, TTK'nın 82/7. maddesinde, zayi belgesi verilmesini gerektirecek zayi olma durumları sınırlı olarak sayılmamış ise de tacirin zayi belgesi isteyebilmesi için, defterlerin zayi olmasında kusur ve sorumluluğunun bulunmaması, tedbirli bir tacir gibi davranmasına rağmen zayi olayına engel olamamış durumda olması gerektiği, somut olayda davacının zayi belgesi verilmesi istemine konu ettiği defterlerini kendi uhdesinde saklamadığı, defterlerin yangının meydana geldiği adreste faaliyet yürüten ...'ye yangın öncesinde teslim edilmiş olduğuna yönelik herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı, davacının kendi uhdesinde saklamadığı defterleri sünger, elyaf gibi oldukça yanıcı ürünlerin üretiminin gerçekleştirildiği ve dolayısıyla yangın riskinin yüksek olduğu, kendisi ile de herhangi bir ilgisi bulunmayan başka bir şirkete ait üretim tesisinin bulunduğu mahalde saklanmasına muvafakat etmesinin basiretli tacir yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiği, kaldı ki somut olayda doğrudan zayi belgesi verilmesi istemine konu defterlerin yanmış olduğuna yönelik kesin ve inandırıcı bir delilin de dosyaya sunulmamış olduğu, bu koşullar altında somut olayda zayi belgesi verilmesi şartlarının sabit olduğuna kanaat getirilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;Müvekkili şirketin muhasebe işlerini yürüten mali müşavirin ofisinin yanması sebebiyle bahse konu ticari defter ve evrakların yok olduğu, müvekkili şirketin kuruluşundan itibaren muhasebe işlerinin ... tarafınca yürütüldüğü, tüm ticari defter ve evraklarının mali müşavir olarak ... tarafından saklandığı, Mahkemece dinlenen tanık beyanları ile davanın ispat edildiği, bütün belgeler yanarak zayi olduğundan müvekkilinin muhasebecisine evrak teslim ettiğine dair bir belge sunmasının da mümkün olmadığı, Mahkemece verilen kararın kanunun özüne ve Türkiye gerçeklerine aykırı olduğu, vergi dairesinden gelen cevap yazısında da müvekkili şirketin vergi sürecinde de herhangi bir olumsuz durum yaşanmadığının bildirildiği, bu sebeplerle müvekkili şirketin defterlerini yangın sonucu yok oldu göstermesinde bir menfaatinin bulunmadığının açık olduğu, İlk derece mahkemesince incelenen hususların TTK'nın 82/7. maddesi kapsamında olmadığı, aynı sebeplerle başka bir şirket yönünden açılan davada ise davanın kabulüne karar verildiği, bu şekilde çelişkili kararların ortaya çıktığı ve bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun 82/7. maddesi gereğince zayi belgesi verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.TTK'nın 82/7. maddesinde; "Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün (01/07/2022 Tarihli 7417 sayılı Kanun ile değişik) içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir." hükmü düzenlenmiştir.Yukarıdaki düzenleme uyarınca tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler için zayi belgesi verilebilmesi, defter ve belgelerinin korunması amacıyla gereken dikkat ve ihtimamı göstermiş bulunmasına, ayrıca zıyanın, tacirin iradesi dışında bir durum nedeniyle meydana gelmiş olmasına bağlıdır.Somut olayda; davacı tarafından defter ve belgelerin, şirketin işlemlerini yapan mali müşavir bilirkişi uhdesinde iken çıkan yangın neticesinde zayi olduğu iddia edilmiş ve çıkan yangına ilişkin itfaiye raporu ve fotoğraflar sunulmuş, bu hususta tanıklar dinlenmiş olup, davacının zayi olduğunu iddia ettiği tüm defter ve belgelerin yangında zayi olup olmadıkları belirsiz olduğu gibi, özenle saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerini kendi uhdesinde tutmayıp, çalışanı olan ve yanıcı malzeme üreten bir fabrikanın bir kısmını ofis olarak kullanan mali müşavir uhdesinde bırakması nedeniyle defter ve belgelerini saklamakta tedbirsiz ve özensiz davrandığı, dava konusu defter ve belgelerin yangında zayi oldukları ispat edilse dahi, yangının bizzat davacının işyerinde değil, kendisi ile hiçbir ilgisi olmayan bir yerde çıkmış olması karşısında zayi belgesi verilmesi için aranan diğer koşul olan tacirin gerekli dikkat ve özeni göstermiş olması şartının gerçekleşmediği, bu itibarla Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.