Yargıtay, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi davasında verilen beraat kararını zamanaşımı nedeniyle bozarak kamu davasının düşmesine hükmetti.
Özet: Sanığın "suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi" suçundan verilen beraat kararının temyiz incelemesinde, suç için öngörülen sekiz yıllık zamanaşımı süresinin ilk mahkûmiyet kararından itibaren dolduğu ve daha sonraki iddianamenin bu süreyi kesmediği tespit edildiğinden, yerel mahkemenin düşme kararı yerine beraat kararı vermesi hukuka aykırı bulunarak hüküm bozulmuş; yeniden yargılama gerekmeksizin kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir.

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2024/535 E., 2025/550 K.SUÇ: Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesiHÜKÜM: BeraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: OnamaSanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7499 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. maddenin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Sanığın eylemine uyan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 165/1. maddesinde tanımlanan suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu için öngörülen cezanın üst sınırına göre aynı Kanun’un 66/1-e maddelerinde 8 yıllık zamanaşımı aslî zamanaşımı süresinin 03.12.2015 tarihli mahkûmiyet kararından (Dairemizin bozma kararı üzerine düzenlenen 24.08.2022 tarihli iddianamenin zamanaşımını kesmeyeceği gözetilerek) karar tarihine kadar geçmiş bulunduğu gözetilmeden düşme kararı verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi,Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmü açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.