Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen marka tescil başvurusu reddi ve YİDK kararının iptali davası, farklı sektörlerdeki benzer markaların karışma ihtimalini ele alıyor.
Özet: Davacı, kendi "… haber" markasının internet haber yayıncılığı hizmetleri için yaptığı tescil başvurusunun, davalının "…" ön ekli makine ve bağlantı elemanları sektöründeki tescilli markalarıyla benzerlik gerekçesiyle Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YIDK) tarafından reddedilmesi üzerine; kendi markasının farklı hizmet sınıflarına ait olduğunu, görsel ve fonetik olarak ayırt edici olduğunu, farklı sektörlerde faaliyet gösterdiklerinden tüketicide karışıklık yaratmayacağını iddia ederek red kararının iptalini talep etmiş; davalılar ise "…" ibaresinin her iki markanın ana unsuru olması nedeniyle karıştırılma ihtimali bulunduğunu ve davacının markasının kendi seri markaları arasında algılanabileceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/345 Esas - 2025/179

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/345
Karar No : 2025/179
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali
Dava Tarihi : 08/08/2024
Karar Tarihi : 30/04/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 30/04/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkili tarafından yapılan ... ... marka başvurusuna davalı tarafından yapılan itiraz sonucunda 35, 38 ve 42. Sınıflarda markalarının reddedildiğini, ... kararının gerekçesinde yer verilen ....başvuru numaralı "..." isimli markanın nice sınıfları incelendiğinde 01-45 arasındaki tüm sınıfları kapsadığını, bu marka nezdinde de yapılmış olan tescil, müvekkili tarafından yapılmış olan başvuruya kıyasla genel nitelikte olup spesifik olarak bir reklamcılık, haberleşme hizmeti sağlamadığını, ayrıca ... başvuru numaraları "..." isimli markanın nice sınıflarını detayına bakıldığında ise 35. ve 41. Sınıf yer almadığını, bu sınıflandırmanın sadece genel olarak yapıldığını ve itiraza konu tescil edilen sınıflandırmalarla markanın kullanımı açısından bir bağlantı olmadığını, .... başvuru numaralı markalarının yine 01-45 arasındaki tüm sınıfları kapsadığını, bu marka nezdinde de yapılmış olan tescilin müvekkili tarafından yapılmış olan başvuruya kıyasla genel nitelikte olup spesifik olarak bir reklamcılık, haberleşme hizmeti sağlamadığını, taraf markalarının genel izlenim olarak birbirinden tamamen farklılaştığını, logoları için inceleme yapıldığında markaların görsel olarak hiçbir benzerliği bulunmadığını, "... Haber" markasının gerekli ayırt ediciliği sağladığını, taraf markalarının fonatik açıdan da farklılaştığını, ....ibaresiyle bir bütün olduğunu, davalı kurum nezdinde ... ibaresi yanında ibare alan çok sayıda marka bulunduğunu, müvekkiki markasının reddesilmesinin haksız olduğunu, müvekkilinin ... Haber olarak 35. 38. Ve 41. Sınıfta internet üzerinden haber yayıncılığı yaparak kendi markasını oluşturmak istediğini redde konu firmanın markalarıyla seri marka olarak algılanabilecek olmasının imkansız olduğunu, zira işbu davaya konu firmanın tüm markaları makina ve otomasyon parçası üretimi ve hizmeti sektöründe faaliyet gösteren tescilli markalar olduğunu, müvekkili ve davalı şirketin ürettikleri ürünler, verdikleri hizmetler, hitap ettikleri orta düzey tüketici kesimi tamamen farklı olduğu için markalarının tüketici nezdinde de karıştırılma ihtimali bulunmadığını ürünlerin birbiriyle bağlantılı, tamamlayıcı, karıştırılma ve muadil ürünler olma ihtimallerinin bulunmadığını ifade ederek, .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı .... vekili cevaplarında özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, markaların karşılaştırılması halinde taraf markalarında “...” ibaresinin ortak unsur olarak yer aldığını, taraf markalarının asli ayırt edici unsurunun işbu ibare olduğunu, bu ibare dışında markalarda yer alan ilave kelime unsurlarının tali nitelikte olduğunu, bu nedenle markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan güçlü bir benzerlik bulunduğunu ve markalar arasında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğunu, başvuru markasının davalının seri markası olduğu ve/veya işletmeler arasında iktisadi/idari bağlantı olduğu şeklinde algılanabileceğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; ... Holding’in, 1973 yılında,.... çift vuruşlu bir set makine ile cıvata üretimine başladığını, sektörde kazanılan başarılar sayesinde 1994 yılında, şu an faaliyette olan.... yeni ve modern tesis kurulduğunu, ithalat ve ihracatta sektörün lideri olup, cıvata, somun, imbus, matkap uçlu vida, sunta vidası, gijon, düz ve yaylı rondela, dübel, inox bağlantı, tüm bağlantı elemanları ve hırdavat ithalatıyla imalat sanayindeki çok büyük bir açığı kapattığını, ... Holding grup şirketleri 2015 yılında hedeflediği 90 bin tonluk üretimi gerçekleştirerek, üretim artışını son 10 yılda 4 katına çıkarttığını, "Türkiye'de en hızlı üretim artışını ve büyümeyi sağlayan" ilk 10 firma arasında yerini aldığını, Türkiye'nin ilk 500 şirketi arasında yer aldığını, ... Holding bünyesi altında hem Türkiye’de hem de yurtdışında aktif faaliyet gösteren 24 şirket yer aldığını, taraf markalarının aynı ve/veya ayırt edilemeyecek ve iltibasa sebep olabilecek derecede benzer olduğu aşikâr olduğunu, Müvekkilinin redde mesnet markaları “...” ve “...” esas unsuruna eklenen çeşitli kelimeler ile oluşturulduğunu, davacı markasının da aynı mantıkla oluşturulduğunu, Haber kelimesinin tescili istenilen sınıflar bakımından tanımlayıcı olduğunu ve markada tali unsur olarak yer aldığını,bu ibarenin davacı iddialarının aksine markaya herhangi bir ayırt edicilik katmadığını, kaldı ki davalı kurumun müvekkiline ait markalardan biri olan .... nolu markası nedeniyle davacı markasını SMK 5/1(ç) kapsamında kısmen reddettiğini, tüketicilerin ibarelerin başlangıç kısımlarına odaklandığını, taraf markalarının ... ibaresi ile başladığını, sonda yer alan kelimelerin her iki şirketin ticaret unvanlarının devamı olup, davacı başvurusundaki bu kelimenin sunulacak mal ve hizmeti de tanımladığı göz önünde bulundurulduğunda, tüketiciler tarafından telaffuz edilmeyeceği, edilse dahi işitsel benzerliği bertaraf etmeyeceği ve markaları farklılaştırmayacağını, müvekkili ... ...” ibareli başvurunun seri marka algısı yarattığını, müvekkil markalarının kapsadığı mal ve hizmetlerin, karara itiraza konu başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler ile aynı / benzer / bağlantılı / tamamlayıcı nitelikte olduğunu, buna ek olark markaların benzerlik derecesi arttıkça, karıştırılma olasılığı sonucuna varabilmek için malların veya hizmetlerin benzerliğine duyulan ihtiyacın azaldığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının .... sayılı "... haber" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu .... sayılı "... haber" ibareli marka için davacı tarafından 28/04/2022 tarihinde 35, 38 ve 41.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, markanın ilk incelemede ... tarafından, SMK 5/1(ç) maddesi gereğince .... ... markaları mesnet gösterilerek “Haber muhabirliği hizmetleri, fotomuhabirliği hizmetleri.Haber ajansı hizmetleri” bakımından kısmen reddedildiği ve kalan hizmetler için 27.09.2022 tarih ve 405 sayılı Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, davacının bu kısmi red kararına itirazda bulunduğu, davalının ... esas unsurlu markalarını mesnet göstererek 6/1, 6/5 ve 6/9 maddelerine dayanarak itirazda bulunduğu, ..Tarafınından itirazın kabul edilerek 35, 38 ve 41 sınıfları bakımından markanın reddildiği, davacının bu karara karşı itirazda bulunduğu, .... sayılı kararı ile itirazın ve başvurunun reddine nihai olarak karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu markada reddedilen kısımlardan 35/05, 38 ve 41. Sınıflar birebir aynıdır. Bu hizmetler bakımından emtia koşulu sağlandığı anlaşılmıştır.
Öte yandan birebir ayniyet göstermeyen “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri” açısından benzerlik bulunup bulunmadığına bakılması gerekir.
Davacı markasında 35. Sınıfta yer alan “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri” ile davalı markasında 41. Sınıfta yer alan “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri.Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil)” arasında yakın bir ilişki bulunduğu, biri diğerinin alternatifini oluşturan ya da birbirini tamamlayan ilişkili/benzer hizmetlerdir. Öyle ki, 41. Sınıfta yer alan hizmetler, halkla ilişkiler ajansları tarafından düzenlenen ve hayata geçirilen hizmetlerdir. Bu hizmetler etkinlik olup, bunu düzenleyelenler de günümüzde “etkinlik ajansı” olarak ifade edilen halkla ilişkiler ve reklam ajanslarıdır. Dolayısıyla talep edilen hizmetlerin hedef kitleleri aynıdır. Her ne kadar bu hizmetler nadiren bireysel ihtiyacı için ve çoğunlukla çalıştığı bir tüzel kişi (şirket / firma) veya kamu kuruluşunun ihtiyacı için anılan hizmetlerin organizasyonunun yapılması hizmetini satın almak isteyen kişilerden oluşsa da bu tür hizmetler, her koşulda birlikte verilmektedir. Bu hizmetler hem tüketici kitlesi bakımından hem de rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi bakımından aynı ya da benzer tüketicilere hitap etmesine, aynı mekânda hizmetin verilebilir olmasına ve bununla birlikte markaların birebir aynı olmasına ve bu nedenle benzerlik derecesinin yükselmesine bağlı olarak karıştırmaya konu olabileceği değerlendirilmiştir.
Ayrıca ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarlar bir iletişim aracı olarak görülmekte ve işletmeler tarafından çeşitli amaçlarla (müşteri ilişkilerini geliştirmek, satış yapmak, bilgi toplamak vb.) kullanılmaktadır. Öte yandan sempozyum, konferans, kongre ve seminerler de genellikle eğitim ve bilimsel amaçlı yapılan toplantılardır. Her ne kadar ilki ticari, diğeri de bilimsel amaçla yapılan organizasyonlar gibi gözükse de günümüzde bu iki tür organizasyon aynı çatı altında, birlikte de sıklıkla gerçekleştirilmektedir. Günümüzde bilimsel amaçlı bir kongrede kongreyi düzenleyen şirketin yayınevinin kongrede kitap standıyla katılımcılara hitap etmesi oldukça yaygın hale gelmiştir. Öte yandan bir kitap fuarında da konusunda uzman kişi/kişilerin yaptığı konuşmalar, toplantılar, çağrılı olarak bir araya gelişler mümkün olabilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; her ne kadar ilgili hizmetlerin ortalama tüketici kitlesinin dikkat ve seçicilik düzeyinin yüksek olduğu değerlendirilse bile markaların yüksek düzeydeki benzerliği, markaların ticari kaynağının aynı sanılabileceği, aynı ticari kaynaktan geldiği sorunsalını yaratabilecektir. Dolayısıyla davalının "...",“... Holding” markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davacının "... Haber" markasıyla karşılaştığında işaretlerin ayniyet düzeyinde benzer olması nedeniyle iç içe geçmiş iki tür olan bu organizasyonları benzer göreceği kanaati söz konusudur.
Yine davacı markasında 35. Sınıfta yer alan; “alıcılar ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi hizmetleri” ile davalı markalarında 42. Sınıfta yer alan “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting” hizmetlerini sağlayan kuruluşlar aynı olabilir. Örneğin, bir yazılım firması hem e-ticaret sitesi (online pazar yeri) sağlayıp hem de hosting hizmeti verebilir. Öte yandan, her iki sınıftaki hizmetlerin hedef kitleleri örtüşebilmekte ve ilgili hizmetler, internet tabanlı altyapıya dayanabilmektedir. Dolayısıyla ilgili hizmetlerinin aynı kuruluş tarafından verilebileceği, benzer ihtiyaçları karşılayabileceği ve hedef kitlelerinin aynı olabileceği gerekçeleriyle ilgili hizmetlerin benzer/ilişkili olacağı kanaatine varılmıştır. Muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri (Sınıf 35) ile finansal ve parasal hizmetler (Sınıf 36): her ne kadar farklı sınıflarda yer alsalar da, her iki hizmet de finansal danışmanlık ve yönetimle ilgili olduğundan, belirli durumlarda benzer kabul edilebilir. İthalat-ihracat acente hizmetleri (Sınıf 35) ile gümrük müşavirliği hizmetleri (Sınıf 36) bakımından da ithalat ve ihracat süreçlerinde her iki hizmet de önemli roller üstlenir. İthalat-ihracat acenteleri, mal ve hizmetlerin uluslararası ticaretini organize ederken, gümrük müşavirleri bu süreçlerin gümrük mevzuatına uygunluğunu sağlar. Bu nedenle, işlevsel olarak birbirini tamamlayan hizmetlerdir ve benzerlik gösterebilirler. Bu noktada karşılıklı bağımlılık ilkesi gereğince markalar arasında yüksek derece benzerlik olduğu ve ilgili hizmet grubunun benzer olduğu değerlendirilmiştir.
Ancak davalının dilekçesinde belirttiği müvekkiline ait tanınmış "..." markalarının 36., 44. ve 45. kanpamı: "45. Sınıf; İş güvenliği konularında danışmanlık hizmetleri, 44. Sınıf; İşyeri ve personel sağlığı ile ilgili danışmanlık hizmetleri. 36. Sınıf; Finansal ve parasal hizmetler. Gümrük müşavirliği hizmetleri.". "... ...." Markasının 35. Sınıf kapsamı: "35. Sınıf; İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, eşe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri" hizmetler bakımından bir benzerlik bulunmadığı, dava konusu markada yer alan iş yönetimi ve idaresi hizmetinin genel işletme yönetimi, organizasyon yapısı, verimlilik ve insan kaynakları konularını kapsadığı, İş güvenliği hizmetinin ise hukuki uyumluluk, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygunluk gibi teknik ve yasal risklerle ilgili olduğu, 44. Sınıfta yer alan hizmetin ise tıbbi danışmanlık niteliğinde olduğu, hizmetlerin temel işlevlerinin, içeriklerinin ve uzmanlık alanlarının farklı olduğu, her ne kadar “danışmanlık” ibaresi ortak olarak yer alsa da hizmetlerin kullanım amaclarının ve hedef kitlelerinin farklı olduğu değerlendirilmiştir.
Yine davalı dilekçesinde belirtilen müvekkiline ait Tanınmış "..." markalarının 16. ve 41. Sınıf kapsamı: "16. Sınıf; Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemer (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazarkasa kağıt ruloları, çizim aletleri, kara tahtalar, resim boyaları, Büro makineleri, 41. Sınıf; Dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil), 35. Sınıf; Büro hizmetleri: sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, telefon cevaplama hizmetleri." farklı olduğu, mallar ile bu malların kullanıldığı hizmetler arasında doğrudan emtia benzerliği kurulmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.
Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır.
İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır.
Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ....kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır.
İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır.
Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.
Taraf markalarında yer alan husumet konusu ... ibaresinin ....’da “Yargılama ve değerlendirmenin kendisine göre yapıldığı ölçüt, uyulması gereken kural, önceden belirlenmiş kalıp” anlamına geldiği anlaşılmıştır. Toplumun her kesimi tarafından anlamının bilinebileceği değerlendirilmektedir. Markalarda yer alan tali unsurların ... ibarelerinin tanımlayıcı ibareler olduğu ortadadır. Bu noktada markalarda esas unsur bakımından bir ayniyet olduğu, bu bağlamda kavramsal bir benzerliğin kaçınılmaz olduğu değerlendirilmiştir.
İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür.
Taraf markaları Türkçe kelimeler olduğu için yazıldığı şekilde okunacaktır..... Hukuku adlı kitabın işitsel benzerlik bölümünde aynen “…İşitsel benzerlik incelemesinde dikkate edilmesi gereken hususlardan birisi de sözcüklerin ilk heceleri, ilk sesleridir. Zira ortalama tüketiciler, sözcüklerin başlangıcına daha fazla dikkat ederler. Bu nedenle, sözcüklerin ilk hecelerinde, ilk bölümlerindeki ayniyet karıştırma ihtimaline yol açabilmektedir.” denilmektedir. Bu noktada taraf markalarının aynı seslerle başladığı ortada olup markalar arasında fonetik benzerlik bulunduğu değerlendirilmiştir.
Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır.
Dava konusu markanın "... Haber" şeklinde kelime+şekil markası olduğu, ayırt edici tasarımsal ögeler taşımadığı, ... ibaresinin hemen üzerinde bordo renkli bir çizginin yer aldığı, hemen altında ise yine bordo renkle betimlenen Haber ibaresinin yer aldığı, davalı taraf markalarında ise "...... şeklinde kelime unsurunun dışında büyük bir şekilde betimlenen N harfinin yer aldığı markanın bütününe etkisinin olduğu anlaşılmıştır. Oluşturuluş biçimi bakımından yani üstte esas unsur altında tali unsur biçiminde bir benzerlik olduğu, yine ... ibaresinin harfsel benzerliğinin olduğu değerlendirilmiştir.
Markaların bütünsel olarak değerlendirilmesinde, taraf markalarının esas unsur bakımından ayniyet içerdiği, bu nedenle işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, “ses görünümden yüksek konuşur” prensibi gereğince ayırt edici etkisi düşük olan görsel farklılıkların bertaraf edilebileceği, .... gibi kuruluşların, .... gibi alanlarda faaliyet gösterdiğine sıklıkla rastlanıldığı, tüketicinin piyasa koşullarında bu duruma aşina olduğu, bu noktada dava konusu markanın davalıya ait holdinge bağlı bir alt marka olduğu kanısının oluşabileceği, taraf markalarını birbiriyle ilişkilendirmesinin kaçınılmaz olacağı, ek olarak tüketicinin farklı iki marka karşısında olduğunu algılasa dahi firmalar/kuruluşlar arasında ekonomik/idari bir iş birliği bulunduğu yönünde bir kanısının da oluşabileceği, bu nedenle emtia benzerliği kısmında belirlenen hizmetler açısından SMK m.6/1 anlamında karıştırılma ihtimalinin mevcut olacağı kanaatlerine varılmıştır.
DAVALININ TANINMIŞLIK İDDİALARI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir.
6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır.
Markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanmasının esasen, tanınmış markanın sahip olduğu imajın devri suretiyle gerçekleşebileceği kabul edilmektedir. Bu şekilde imaj devrinden söz edilebilmesi için haksız yarar sağladığı iddia edilen marka ile tanınmış markanın tescil edildiği mal veya hizmetler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali aranmaktadır.
Markanın itibarına zarar verilmesi kavramı markanın tanınmışlığından haksız yararlanılması kavramı ile yakın bağlantılı olup bu iki şartın çoğu kez örtüştüğü kabul edilmektedir. Genel ayrım olarak, tanınmış markadan haksız yararlanmanın, kullanan açısından ekonomik açıdan bir artışı ifade etmesine rağmen, itibarına zarar vermenin marka sahibinin ekonomik açıdan zarar görmesini ifade ettiği hususu vurgulanmaktadır. Markanın itibarına zarar verilmesi genellikle tanınmış markanın olumsuz imaj yükletilmesi tehlikesiyle karşılaştığı durumlara ilişkin olup bu hususun tanınmış marka sahibi tarafından ispatlanması gerekir.
Markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinin (sulandırılma) tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanıldığı her durumda söz konusu olacağı sonucuna varılması mümkün değildir. Ayırt edici karakterin zedelenmesinin, sonraki tarihli marka ile tanınmış marka arasında düşünsel bir bağın mevcut olması ve bu durumun tanınmış markanın reklam değerini tehlikeye düşürmesi halinde söz konusu olabileceği kabul edilmektedir. Ayrıca markaların ilgili olduğu mal ve hizmetler birbirine ne kadar yakınsa ayırt edici karakterin zedelenmesinin de o kadar olası olduğu vurgulanmaktadır.
Somut olayda, davalı tarafın kurum nezdindeki itirazlarında çok sayıda delil paylaştığı, ulusal ölçekli gazete ve dergilerde haberlerin yer aldığı, almış olduğu ödüllere ilişkin haberler yer aldığı anlaşılmıştır. Bu noktada ... Holding markasının ilgili sektöründe belirli bir tanınmışlığa ulaştığı değerlendirilmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, ..... oluşumlarında birden fazla sektörde faaliyet gösterildiği, genellikle medya/yayıncılık alanında da hizmet verildiği toplumca bilinmektedir. Bu noktada .... ibaresinin görülmesi halinde, davalının holdingine ait bir grup şirketi/alt markası olarak algılanmasının kuvvetle muhtemel olduğu, bu noktada davacı tarafından verilen hizmetin kalitesinin düşük olması nedeniyle davalının marka imajının zedelenebileceği kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;
Taraf markaları arasında yüksek derecede benzerlik bulunduğu, taraf emtialarının ayniyet/benzerlik içerdiği, .... kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.30/04/2025
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır