"... İstanbul" ibareli marka başvurusunun, davalıya ait "... " markasıyla görsel ve sesçil iltibas ile emtia benzerliği nedeniyle reddedilmesi temyizde onandı.
Özet: Bir markanın "... istanbul" ibareli tescil başvurusunun, davalı kurumun "..." ibareli tescilli markasıyla görsel ve sesçil olarak karıştırılma potansiyeli taşıdığı, mal ve hizmet sınıfları arasında benzerlik bulunduğu ve "istanbul" ibaresinin ayırt edicilik katmadığı gerekçeleriyle YIDK tarafından reddedilmesi üzerine açılan iptal davasında, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, ortalama tüketicinin markalar arasında yanılgıya düşebileceği ve işletmesel bir bağlantı olduğu algısının oluşabileceği sonucuna vararak, başvuruya konu markanın ana ibaresi ile mevcut marka arasındaki belirgin benzerliği ve coğrafi ibarenin ayırt edici niteliğini taşımamasını haklı bulmuş, böylece YIDK kararının iptali istemini reddederek tescil başvurusunun reddini kesinleştirmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1022 Esas, 2025/1149 KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/159 E., 2023/152 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2020/91552 sayılı "... İSTANBUL" ibareli marka başvurusunun 35. sınıfta tescili isteğinin davalı ...'in itirazı sonrasında Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, reklam ajansı olup ticaret unvanında dava konusu markayı kullanan müvekkilinin faaliyet alanının davalı şirketten tamamen farklı olup davalı şirketin reklamcılık, pazarlama vs alanında herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını, dolayısı ile markalar arasında emtia benzerliğinin söz konusu olmadığını, öte yandan Fransızca kökenli ... ibaresi Türkçe'de doğuş anlamına gelmekte iken, müvekkilinin markasındaki "..." ibaresinin herhangi bir anlamının bulunmadığını ve markaların işaretlerinde kullanılan yazı fontu ve baskın renklerin farklılığının ayırt edici olduğunu ileri sürerek 2022-M-2340 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.2.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin "..." ibareli çok sayıda markasının mevcut olduğunu, grubun unvanında da bu ibarenin kullanıldığını, davaya konu markada "..." ibaresi koyu ve büyük punto ile yazılı iken "İstanbul" ibaresinin "..." unsurunun altında kalacak şekilde küçük punto ve açık renk ile yazılarak markanın oluşturulduğunu, coğrafi bir yer adı olarak "İstanbul" ibaresinin davaya konu markaya ayırt edicilik katmadığını, günlük hayatta, kişilerin karşılaştıkları markaları dikkatli inceleme fırsatı bulunmadığından markalar arasındaki küçük farklılıkların ayırt edicilik sağlamadığını, başvuruya konu markanın daha önceden müvekkil markasından haberdar olan bir tüketiciler nezdinde markaların karıştırılması ve buna bağlı olarak markalar arasında iltibas yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu, özellikle, seri marka algısının oluşması ve marka sahipleri arasında bir bağ olduğunu düşünülmesi ihtimalinin göz ardı edilemeyecek derecede yüksek olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının "... İstanbul" ibareli marka başvurusu ile davalının "... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, "..." ve "..." asli ibarelerinden oluşan markalar arasında benzerliğin bariz olduğu, diğer yönden başvuru markasının kapsamındaki mal ve hizmetler ile davalı markasının kapsamındaki mal ve hizmetler aynı/benzer olduğundan emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davacının markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının davalının tescilli "..." markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki markada benzerlik nedeniyle yanılgı yaşayabileceği, dava konusu mallar/hizmetlerde ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında benzerlikten dolayı işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısı oluşabileceği dolayısı ile iltibas koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.