Danıştay, dolandırıcılık mahkumiyetinin zamanaşımıyla ortadan kalkması üzerine sürekli işçinin sözleşme feshini hukuka aykırı bularak alt mahkeme kararını onamıştır.
Özet: Sürekli işçi kadrosunda görev yapan bir çalışanın dolandırıcılık suçundan aldığı mahkumiyet hükmünün, sözleşme fesih işlemi tesis edilmeden önce zamanaşımı nedeniyle hukuken ortadan kalkması sonucunda, ilgili çalışanın iş akdinin feshedilmesine yönelik işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline dair yerel mahkeme kararının, Bölge İdare Mahkemesince onanması üzerine yapılan temyiz başvurusu, Danıştay tarafından reddedilerek, mahkumiyetin ortadan kalkmasıyla fesih dayanağının kalmadığına dair iptal kararının hukuka uygun olduğuna kesin olarak hükmedilmiştir.
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2022/2833 E.  ,  2025/2794 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/2833
Karar No : 2025/2794
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Marmara Üniversitesi ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde taşeron işçi olarak çalışmakta iken sürekli işçi kadrosuna geçen davacının, dolandırıcılık suçundan ceza alması nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde aranılan nitelikleri kaybettiğinden bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının ceza yargılaması sonucunda almış olduğu mahkumiyet hükmü nedeniyle işçilik görevi sona erdirilmiş ise de; söz konusu mahkumiyet kararına konu davanın zamanaşımından dolayı işlem tarihinden önce düşmesi nedeniyle mahkumiyet kararının hukuken ortadan kalktığı, davacının üzerine atılı suçtan dolayı halihazırda herhangi bir ceza almadığı dolayısıyla işlemin dayanağının kalmadığı anlaşıldığından, anılan mahkumiyet kararı nedeniyle 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin 5. alt bendindeki şartları kaybettiğinden bahisle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, temyiz dilekçesi, dosyada hasım olmayan Sağlık Bakanlığı adına verilmiş ise de; davalı İstanbul Valiliğinin vekili tarafından imzalandığı görüldüğünden, husumette sorun görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 29/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; Marmara Üniversitesi ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde taşeron işçi olarak çalışmakta iken sürekli işçi kadrosuna geçen davacının, dolandırıcılık suçundan ceza alması nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde aranılan nitelikleri kaybettiğinden bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun ''İdari dava türleri ve idari dava yetkisinin sınırı'' başlıklı 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları ve idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türleri olarak sayılmış; ''Dilekçeler üzerine ilk inceleme'' başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasında, dava dilekçelerinin Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından; görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği belirtilmiş; ''İlk inceleme üzerine verilecek karar'' başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ise, 14. maddenin 3. fıkrasının (a) bendine göre adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddedileceği kurala bağlanmıştır.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun "Görev" başlıklı 5. maddesinde, "İş mahkemeleri; a) 5953 sayılı Kanun'a tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanun'a tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarih ve 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 11/1/2011 tarih ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar." hükmüne yer verilmiştir.
Yine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "İstihdam şekilleri" başlıklı 4. maddesinde, "Kamu hizmetleri; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürülür.(...) (A), (B) ve (C) fıkralarında belirtilenler dışında kalan ve ilgili mevzuatı gereğince tahsis edilen sürekli işçi kadrolarında belirsiz süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan sürekli işçiler ile mevsimlik veya kampanya işlerinde ya da orman yangınıyla mücadele hizmetlerinde ilgili mevzuatına göre geçici iş pozisyonlarında altı aydan az olmak üzere belirli süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılan geçici işçilerdir. Bunlar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz." kuralına yer verilmiştir.
657 sayılı Kanun'da ilk üç istihdam şeklinin dışında kalan kişiler olarak belirtilen işçiler hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanmayacağına işaret edilmek suretiyle, kamu kurum ve kuruluşlarında statü hukuku dışında kalan istihdam şekli de benimsenmiş olup, kamuda çalışan işçiler hakkında özel bir yasal düzenleme de öngörülmemiş bulunduğundan, bunların iş hukukuna tabi oldukları kuşkusuzdur.
Uyuşmazlıkta, taşeron kadrodan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 23. maddesi uyarınca 02/04/2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacının, 4857 sayılı İş Kanunu'na göre çalışmakta olduğu, davalı idare ile davacı arasındaki hukuki ilişki, anılan Kanun'a tabi hizmet sözleşmesine dayalı olarak kurulmuş bir iş hukuku ilişkisi niteliğini taşıdığından, davacının sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemin, idarenin yetkili organı tarafından işveren sıfatıyla tesis edilmiş bir özel hukuk işlemi olduğu, aksine bir düşüncenin, işverenin salt bir kamu kuruluşu olması nedeniyle, statü hukukuna tabi olmayan personeli hakkındaki tüm yazılı irade beyanlarının idari işlem niteliğinde görülerek, özel hukuk alanına dahil bulunan uyuşmazlıkların da idari yargı denetimine tabi kılınması sonucunu doğuracağı açıktır.
Bu durumda, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 11/01/2011 tarih ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına iş mahkemelerinin bakacak olması karşısında; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinde aranılan nitelikleri kaybettiğinden bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemin görüm ve çözüm yerinin genel hükümler kapsamında iş mahkemeleri olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, davanın görev yönünden reddi gerekirken, uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle karar verilmesinde hukuki isabet görülmediğinden, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşü ile karara katılmıyorum.