İmar planında okul alanı olarak ayrılan taşınmaza idarenin eylemsizlikle kamulaştırmasız el atması sonucu oluşan bedel talebinin Yargıtay tarafından temyiz incelemesi.
Özet: Bu yargılama, imar planında okul alanı olarak ayrılan ancak uzun yıllar boyunca kamulaştırma yapılmadan ve pasif kalınarak fiilen el konulan taşınmazın bedelinin davalı idareden tahsili talebine ilişkin olup, ilk derece mahkemesi davanın kabulüne, bölge adliye mahkemesi ise istinaf başvurularını esastan reddederek bu kararı onamıştır; böylece idarenin eylemsizliğinin kamulaştırmasız el koyma teşkil ettiği ve adli yargının görevli olduğu belirtilerek, taşınmazın arsa niteliğinde emsal karşılaştırmasıyla belirlenen değerinin davacılara ödenmesine ve tapunun hazine adına tesciline karar verilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/6124 E.  ,  2026/781 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/531 Esas, 2025/1112 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/79 Esas, 2023/693 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçelerinde özetle; ......... ili, ..., ... 468 41... parsel sayılı taşınmaza imar planında okul alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet itirazında bulunmuş olup dava konusu taşınmazla ilgili husumetin ilgili Belediyeye, Büyükşehir Belediyesi ve Maliye Bakanlığına yöneltilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir kamulaştırmasız el atma mevcut olmadığını, davayı kabul etmemekle birlikte fiili el atma söz konusu olmadığından görev itirazları olduğunu, görevli Mahkemenin idari yargı olması gerektiğini, açılan davayı kabul etmediklerini, henüz kamulaştırma işlemi başlamamış davacıya ait gayrimenkul bedelinin bu aşamada müvekkili idareden talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine, davacının hissesinin tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle tarafından; alınan raporun yapılan incelemenin yeterli olmadığı, bedelin düşük belirlendiği, aynı bölgede 15.000 TL/m² olarak belirlenen bedellerin dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.
2.Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kendilerine husumet düşmediği, parselasyon işlemleri ve imar planlarına karşı dava açılmadığı, imar planlarının kesinleştiği, imar planlarının yapan belediye ve Hazinenin sorumlu olduğu bedelin yüksek belirlendiği, ıslah edilen bölüme ıslah tarihinden faiz işletilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazda davacının paydaş olduğu, ... Belediye Başkanlığı Plan ve Proje Müdürlüğünün 16.12.2021 tarihli yazı cevabında dava konusu taşınmazın 1998 onay tarihli imar planı ve ... numaralı parselasyon planı kapsamında Ortaöğretim Tesis Alanı olarak ayrıldığı belirtilmiş olup yapılan keşif sonucu taşınmaz üzerinde herhangi bir yapı ve tesisin bulunmadığının anlaşıldığı, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği, bu haliyle kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiği ve doğal sonucu olarak idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini isteyebileceği açık olup, 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle de dikkate alındığında açılacak bedel davasında adli yargının görevli olduğu, taşınmazın arsa niteliğinde kabulü ile emsal karşılaştırması yapılarak değerinin tespit edilerek faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline ve davacılar payının tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline dair kararda, isabetsizlik bulunmadığı gibi 2 parsel sayılı taşınmazın paydaşları tarafından açılan davada Kasım 2022 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen 5.375 TL/m² birim bedelin Dairenin 2023/2055 Esas sayılı kararı ile, aynı değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen 5.585 TL/m² birim bedelin Dairenin 2023/3340 Esas sayılı kararı ile uygun bulunduğu da dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesinin yerinde olduğu belirtilerek taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu uzlaşmanın dava şartı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya kapsamında yer alan fen bilirkişi raporunda, keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte, yürürlükte bulunan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında dava konusu taşınmazın ortaöğretim tesisleri alanı olarak ayrıldığı dikkate alındığında, makul süre içinde imar planına uygun herhangi bir işlem tesis edilmediğinden idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü isabetlidir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiş ise de bilirkişi kurulunca somut emsal alınan taşınmazların satışına ilişkin akit tablosu Tapu Müdürlüğünden istenilip, dava konusu taşınmaz ile somut emsal taşınmazların 2022 yılında Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerleri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilip dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda somut emsal kabul edilen taşınmazların ise bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmediği gibi Dairemiz denetiminden geçtiği tespit edilemeyen ve dava konusu taşınmazın paydaşlarınca açıldığı belirtilen Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/192 Esas ile Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/245 Esas sayılı kararları güçlü delil kabul edilmek suretiyle değer biçildiğinden bu rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir.
5. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması; ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir.
6. 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek madde 4 ile ''Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir." hükmü ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı idarenin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.