06.02.2023 depremleri sonrası düzenlenen zorunlu deprem sigortası poliçesinin, riziko gerçekleştiği anda bilindiğinden TTK 1458. madde gereği hükümsüzlüğünün temyizi.
Özet: Davacı, depremler neticesinde ağır hasar gören taşınmazı için davalı DASK nezdindeki zorunlu deprem sigortasından tazminat talep etmiş; davalı, ödeme yaptığını savunarak davanın reddini isterken, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, sigorta poliçesinin riziko (ilk deprem hasarı) gerçekleştikten sonra düzenlendiği ve sigorta ettirenin taşınmazın hasarsız olduğuna dair beyanının gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle Türk Ticaret Kanununun ilgili maddeleri uyarınca poliçenin hükümsüz olduğuna ve dolayısıyla DASKın sorumluluğu bulunmadığına karar vermiş, davacı ise temyiz dilekçesinde asıl hasarın aynı gün meydana gelen ikinci depremde oluştuğunu ve poliçenin bu ikinci depremden önce düzenlendiğini ileri sürerek karara itiraz etmiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/746 E., 2025/1208 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I.DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; ... ilinde 06.02.2023 meydana gelen depremde davalı nezdinde zorunlu deprem sigortası bulunan taşınmazın artçı depremler ile birlikte ağır hasarlı olduğunun tespit edildiğini, davalı kuruma hasarın ihbar edildiğini ancak bir ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL'nin zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı DASK vekili cevap dilekçesinde; gerekli ödemenin yapıldığını ve kurumun başkaca sorumluluğunun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile poliçeye konu taşınmazın 06.02.2023 tarihli deprem nedeniyle ağır hasarlı hale geldiği, poliçenin deprem tarihinden sonra düzenlendiği, rizikonun gerçekleşmesinden sonra düzenlenen poliçe nedeniyle davalı kurumun sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "taraflar arasında 13.05.2011 tarihli 27933 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartlarına tabi sigorta poliçesi düzenlendiği, poliçenin 06.02.20 23... .02.2024 tarihi aralığını kapsadığı, davacı tarafından poliçenin düzenlettirildiği tarihte poliçe ile teminat altına alınan konutun hasarsız olduğunun beyan edildiği, bu beyana istinaden sigorta şirketi tarafından poliçenin düzenlendiği anlaşılmıştır. Her ne kadar, davacı tarafça dava dilekçesinde 06.02.2023 tarihinde meydana gelen ilk deprem nedeniyle değil de sonradan meydana .../... depremi nedeniyle dava konusu sigortalı konutun hasar gördüğünü iddia edilmiş ise de alınan bilirkişi raporunda ilk depremin büyüklüğü etki alanı gözetildiğinde taşınmazın poliçe tarihi itibari ile en azından orta hasar almış olduğu, ... depreminin ivme katsayısının .../... depreminin ivme katsayısından daha büyük olduğu; davacının taşınmazının ilk depremde en az orta hasar aldığı öğlen gerçekleşen ikinci depremde de ağır hasarlı olduğu raporlanmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, TTK'nun 1458. maddesi gereğince sözleşmenin yapıldığı sırada sigorta ettirenin rizikonun gerçekleşmiş olduğunu bilmesi halinde sigorta sözleşmesi yapılmış olsa bile, bu sözleşmenin batıl, yani hükümsüz olduğu, TTK'nun 1408, 1452, 1486, 1520. maddeleri uyarınca emredici bir şekilde düzenlenmiştir. Böyle bir durumda başlangıçtan itibaren geçersiz olan bir sözleşme ölü doğmuş olup, somut olaya konu sigorta poliçeleri düzenlendiği sırada konutların hasar durumu hakkında doğru beyanda bulunmayan davacı karşısında, davalı DASK'ın basiretli bir tacir gibi davranmadığından söz edilemez. Bu itibarla; somut olayda rizikonun sigorta poliçeleri düzenlenmeden önce gerçekleştiği, TTK'nun 1458. maddesi gereğince poliçelerin hükümsüz olduğu, sigortacının geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra gerçekleşen rizikolardan sorumlu olduğu ve dava konusu olayda ortada geçerli bir sigorta ilişkisi bulunmadığından davalı DASK'ın riziko nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu olamayacağı anlaşılmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır..." gerekçesi ile istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, müvekkilinin taşınmazının 2. depremde ağır hasar aldığını, nitekim ... Valiliği'nin yapmış olduğu açıklamada 1. depremde sadece 140 binanın yıkıldığı tespiti yapılmış iken 2. depremde ise 850 binanın yıkıldığının tespit edildiğini, yani 2. depremin yıkım gücü ve zarar etkisinin daha yüksek olduğunu, bunlardan hareketle dosya kapsamındaki sigorta poliçesinin, riziko gerçekleşmeden önce eksiksiz ve usule uygun olarak düzenlenmiş olup, teminat altına alınan rizikonun meydana geldiğinin tartışmasız olduğunu, DASK'ın, sigorta ettirenin prim borcunu ödediğini ve poliçenin yürürlükte olduğunu kabul ettiği halde, haksız ve hukuka aykırı gerekçelerle tazminat ödemekten kaçındığını, müvekkilinin, poliçe düzenlenirken beyan yükümlülüğünü yerine getirdiğini, gerçek dışı herhangi bir bilgi sunmadığını, poliçenin 06.02.2023 tarihinde saat 09.01 itibari ile düzenlendiğini o gün meydana gelen depremde hasarlanmadığını, aynı gün 13.24 de meydana gelen ... /... depreminde ağır hasar aldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, Zorunlu Deprem Sigorta poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,6502 Sayılı Tüketici'nin Korunması Hakkında Kanun'un 73/2. maddesi gereğince davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir suretin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.