Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin "mod" seri markaları ile "modeofis" markası arasındaki karıştırılma ihtimali iddiasıyla YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük talebine dair gerekçeli kararı.
Özet: Davacı, kendi "MOD" esas unsurlu ve tanınmış seri markaları ile "MODE OFİS" markasının ayniyet derecesinde benzer olduğunu, karıştırılma ihtimali bulunduğunu ve davalı şirketin kötü niyetli olduğunu iddia ederek, Türk Patent ve Marka Kurumunun itirazını reddeden kararının iptali ile "MODE OFİS" markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ederken; davalılar ise markalar arasında karıştırılma ve iltibas oluşturacak bir benzerlik bulunmadığını, farklı sınıfları kapsadığını, "MOD" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ve davacının kötü niyet iddiasını ispatlayamadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/348 Esas - 2025/207

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/348
KARAR NO : 2025/207
....
DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 12/08/2024
KARAR TARİHİ : 22/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/05/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ....Kararının İptali İle Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, itiraza gerekçe markaların bir kısmı müvekkiline ait iken bir kısmının müvekkilinin yetkilisi olduğu .... kararının müvekkili adına çıktığını, ancak markaların yeni sahibinin dava dışı şirket olması nedeniyle söz konusu şirketin davaya dahil edilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin uzun yıllardır sürdürdüğü faaliyetleriyle markalarına ayırt edici nitelik kazandırdığını, müvekkilinin “mod” esas unsurlu markalarının tanınmış hale geldiğini, müvekkilinin “mod” markaları üzerinde üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu, davalı şirket markasının gerek kelime gerekse şekil unsurları ile özgünlük ve ayırt edicilik nitelikleri olmayan bir ibare olduğunu, dava konusu “modeofis” ibaresinde esas unsurun “mode” ibaresi olduğunu, müvekkilinin seri markaları ve ticaret ünvanı ile dava konusu markanın karıştırılacağını, markaların ayniyet derecesinde benzer olduğunu, markaların kapsadığı sınıfların da benzer olduğu, davalı şirketin marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin itiraza mesnet markalarının ciddi anlamda kullanımını gösterir bilgi ve belgelerin dosyaya sunulduğunu, “mod” ibaresinin ayırt ediciliğinin son derece yüksek olduğunu beyanla; .... sayılı kararının iptaline ve .... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markaların birbirinden tamamen bağımsız markalar olduğunu, markaların farklı sınıfları kapsadığını, markalarda ortak olarak yer alan “mod” ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, ilgili tüketicilerin markalar arasında ilişki kurmasının mümkün olmadığını, davacının SMK 6/3 maddesine dayalı itirazlarının yerinde olmadığını, somut olayda SMK 6/4 ve 6/5 maddelerinde belirtilen koşulların oluşmadığını, dava konusu marka başvurusunun davacıya ait fikri haklardan birini aynen içermediğini, SMK 6/6 maddesine aykırılığın söz konusu olmadığını, davacının kötü niyet iddiasını ispatlar bir delil sunamadığını, .... kararının usule ve yasaya uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde özetle; müvekkili markası ile davacı markaları arasında tüketiciler nezdinde karıştırılma ve iltibas doğuracak bir benzerlik bulunmadığını, davacı markasında yer alan “mod” ibaresinin “usul, tarz” anlamına geldiğini, müvekkili markasının “mode” ibaresini içerdiğini, ibarenin “makam, tipik değer” anlamına geldiğini, markaların anlamsal ve fonetik olarak benzer olmadığını, markaların hitap ettiği tüketicilerin farklı olduğunu, davacının “modofis” markasının kullanılmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep istemiştir.
İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... sayılı marka başvurusu, 37. sınıf için tescil talebiyle 20.06.2022 tarihinde yapıldığı, marka başvurusu 27.07.2022 tarih ve 401 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, davacı tarafından dava konusu markanın yayımına “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “eskiye dayalı kullanım”, “Paris Sözleşmesi bağlamında tanınmışlık”, “tanınmışlık”, “diğer fikri haklar veya kişi hakları” ve “kötü niyet” gerekçeleri ile itiraz edildiği, davalı şirket tarafından itiraza karşı görüş bildirildiği, davacı şahıs itirazı, .... sayılı kararı ile reddedildiği, davacı şahıs, .... kararına itiraz etmiş ve başvurunun tümden reddine karar verilmesini talep ettiği, davalı şirket tarafından itiraza karşı görüş sunulduğu, itiraz üzerine verilen ve dava konusu yapılan 19.07.2024 tarihli .... kararı ile itirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, .... kararının yerinde olup olmadığı, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
DEĞERLENDİRMELER;
Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markalarının Karıştırılma İhtimali;
Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır:
Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması.
Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması.
Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması.
Kullanım İspatı :
Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1) ve aynı sebeple açılan hükümsüzlük davalarında, itiraz/dava gerekçesi markanın itiraza/davaya konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Dolayısıyla benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı ileri sürülen itiraz veya hükümsüzlük taleplerinde; uyuşmazlık konusu markanın başvuru tarihinde veya dava tarihinde, itiraza/hükümsüzlük talebine gerekçe olarak gösterilen markanın en az beş yıldır tescilli olması halinde, ilgili markanın tescil kapsamındaki emtialarda ciddi bir biçimde kullanılıp kullanmadığını ispata davet müessesi düzenlenmiştir.
Davacı tarafından sunulan delillerin itiraza konu markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hususlarına dair yeterli bilgiyi içermesi gerekir.
Mevzuatta “ciddi biçimde kullanma” kavramına ilişkin açık bir düzenleme yer almamasına rağmen, söz konusu kavramla; markadan işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, yani üzerinde kullanıldığı malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta piyasada veya piyasaya hitap eden, piyasayı etkileyen yerlerde kullanılması kastedilmektedir.
Taraf markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek mahiyette bir benzerliğin bulunup bulunmadığı değerlendirmesine geçmeden önce, “kullanmama def’i” yönünden inceleme yapılacaktır. Zira kullanımı ispatlanamayan markanın, benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınması mümkün değildir.
Dava dosyası içeriğine kazandırılan Marka İşlem Dosyasında tarafların itiraz ve itiraza karşı görüş dilekçeleri bulunmakla birlikte, dilekçelerin üst yazıları (Kurumun başvuru formları) bulunmamaktadır. Ancak, .... sayılı markanın kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler bakımından kullanımının ispatlanması talep edilmiştir.
Rapor alındığı tarih itibariyle dava dışı şirkete ait .... sayılı “modofis” ibareli marka, dava konusu markanın başvuru tarihi itibarıyla 5 yıldan daha uzun süredir tescillidir. Zira, 18.12.2014 tarihinde tescil edilmiş olup, dava konusu markanın başvuru tarihi 20.06.2022’dir. Bu nedenle davalı şirketin .... sayılı marka yönünden “kullanmama def’i” ileri sürebileceği tespit edilmiştir.
Davacı taraf 20.06.2017-20.06.2022 tarih aralığında, markalarını kullandığını ispatlamalıdır.
Davacı taraf, itiraz aşamasında dosyaya, faturalar, internet sitesi görselleri ve haberler sunmuştur. Sunulan belgeler incelendiğinde, davacının “.... sayılı “modofis” ibareli marka “20. Sınıf: Ofis mobilyaları” emtiası bakımından dikkate alınacaktır.
Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı
Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır.
Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır.
Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği ....Marka İnceleme Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir:
− Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği,
− Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği,
− Malların fiziksel görünümünün benzerliği,
− Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği,
− Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik,
− Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik,
− Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik.
İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir.
Dava konusu marka kapsamında 37. Sınıfta yer alan hizmetler bulunmaktadır. Davacıya ait .... sayılı markalar ise 06, 17, 19, 20, 24 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler bakımından tescillidir.
Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan hizmetler ile davacı ve dava dışı şirkete ait markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetler, aynı/aynı tür değildir.
Sınıflandırma tebliği idari amaçlı olduğundan, farklı sınıflarda yer alan mal ve/veya hizmetlerin benzer olmadığı doğrudan söylenemez. Benzerliğin kabulü için, mal ve/veya hizmetin doğası, kullanım amacı, satış ve dağıtım kanalları, tüketici kitlesi gibi birçok ayrıntının göz önünde bulundurulması gerekir.
....kararlarında belirtildiği gibi farklı sınıflarda yer almalarına rağmen yöneldiği müşteri kitlesi nezdinde karıştırılmaya yol açacak nitelikteki, diğer bir anlatımla birbirinden ayrılmayacak derecede iç içe geçmiş olan, ticaret ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmetlerin benzer olduğunun kabulü gerekir.
Dava konusu marka kapsamında yer alan “37. Sınıf: Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri” ile davacıya ve dava dışı şirkete ait markalar kapsamında yer alan (.... sayılı marka yönünden kullanımı ispatlanan) “20. Sınıf: Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar.” emtiası benzerdir. Zira bu mal ve hizmet, birbirini tamamladığı gibi, birlikte satın alınan, tüketiciye birlikte sunulan hizmetlerdendir. Emtianın satışı sonrası hizmetleri niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla, ilgili mal ve hizmetler benzerdir.
Dava konusu marka kapsamında yer alan diğer hizmetler ise, davacı markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerden farklıdır.
Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan “37. Sınıf: Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri” bakımından, taraf markaları arasında emtia benzerliği oluştuğu,
İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı
Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir.
Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır.
İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür.
Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.
Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir.
Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır.
....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre;
Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır.
Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir.
Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır.
Dava konusu marka başvurusu,... ibaresinden oluşan bir kelime markasıdır. Marka kapsamında herhangi bir renk ya da şekil unsuru kullanılmamıştır. “....” ibaresi birleşik olarak yazılmışsa da, “Mode” ve Ofis” kelimelerinin ilk harfleri büyük harflerle yazılmış ve ibarenin iki ayrı kelimeden oluştuğu vurgulanmıştır. Dava konusu markada yer alan “...., “Bir işletmeyi veya hizmeti yönetmek üzere düzenleme faaliyetlerinin yapıldığı alan.” anlamına gelmekte olup, özellikle, dava konusu marka kapsamında yer alan “37. Sınıf: Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri” bakımından ofis mobilyalarına atıf yaptığından, ayırt edici vasfı bulunmamaktadır. “Mode” ibaresi, İngilizce bir kelime olup, “biçim, tarz, mod” anlamlarına gelmektedir. “Mode” ibaresi, /moʊd/ şeklinde telaffuz edilmekte olup, bu ibare, dava konusu markanın esas unsurudur.
Davacı şahsa ait markalar, .... ibarelerinden oluşmaktadır.
Dava dışı şirkete ait “ercam sicim mod” ibareli markanın esas unsuru hem “ercan sicim” hem “mod” ibaresidir. Davacının (ve dava dışı şirketin diğer) markalarının esas unsuru ise “mod” ibaresidir. Zira itiraza mesnet markalarda yer alan “tasarım, ofis, pro, panel, mimarlık, made” ibareleri, tanımlayıcı ibarelerdir. Bu ibarelerin özellikle, “37. Sınıf: Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri” bakımından marka vasfı bulunmamaktadır. Esas unsur niteliği taşıyan “Mod” ibaresinin, .... sözlüğünde karşılığı bulunmamakla birlikte, dilimizde “ruh hali, bir ifade biçimi veya tarzı, bir şeyi yapmanın olası, alışılmış veya tercih edilen yolu” anlamlarında kullanılmaktadır. Aynı zamanda “bir veri serisi içinde en çok tekrar edilen sayı” anlamına gelmektedir. “Mod” ibaresi, yazıldığı gibi okunmaktadır.
Davacıya (ve dava dışı şirkete) ait markaların esas unsuru olan “mod” ibaresi ile dava konusu marka başvurusunun esas unsuru olan “mode” ibaresi, görsel olarak tek harf farklılığı taşımakta olup, kısa kelime markalarındaki tek harf farklılığı, markalar arasında düşük seviyede bir görsel benzerliğe yol açmaktadır. Davacı markaları 3 harf, dava konusu marka ise 4 harften oluşan kısa kelime markalarıdır. Bununla birlikte, dava dışı şirkete ait “modofis” ibareli marka ile dava konusu marka başvurusu, hem esas unsurlar hem tali unsurlar bakımından benzer olup, bu husus, markalar arasındaki görsel benzerliğin seviyesini de yükselmektedir.
Markalar işitsel olarak karşılaştırıldığında ise, ....şeklinde okunmaktadır. Bu ibarelerin başlangıç ve bitiş sesleri aynı olup, her iki ibare de tek hecedir. Bu nedenle markalar arasında işitsel olarak benzerlik bulunduğu,
Markalar, kavramsal olarak karşılaştırıldığında ise, her iki ibarenin aynı anlama geldiği, sözlüklerde “mode” ibaresinin karşılığının “mod” ibaresi olduğu tespit edilmiştir. Markalar arasında kavramsal olarak da benzerlik bulunmaktadır.
Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusu ile davacı şahsa (ve dava dışı davacı şirkete) ait markalar arasında, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu,
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır.
Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar.
Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır.
Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Somut olayda, davacı markaları kapsamında yer alan emtia ile benzerlik taşıyan “37. Sınıf: Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri” bakımından ilgili tüketicinin, ortalama seviyede bilgi ve dikkat düzeyine sahip olduğu, zira bu hizmetlerin, her kesimden kimseye hitap ettiği, özel bir tüketici kesimine hitap etmediği,
Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan “37. Sınıf: Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri”nin, davacının (ve dava dışı şirketin) markaları kapsamında yer alan “20. Sınıf: Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar.” emtiası ile benzerlik taşıdığı, bu mal ve hizmetler arasında, birbirini tamamlama ilişkisi bulunduğu, davacının (ve dava dışı şirketin) markaları ile dava konusu markanın esas unsurunun düşük seviyede görsel benzerlik taşıdığı, bununla birlikte markalar arasında işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, emtia benzerliği taşıyan mal ve hizmetler bakımından davacıya (ve dava dışı şirkete) ait markalar ile dava konusu markanın birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması, ortalama tüketicilerin davacı markasından edindiği izlenimi dava konusu markaya aktarabilecek olması, tüketicinin iki ayrı marka ile karşı karşıya kaldığını fark etse dahi her iki markanın da aynı iktisadî veya idarî kaynağa ait olduğu yanılgısına düşebilecek olması karşısında, markaların birbiri ile karıştırılma tehlikesi bulunması nedeniyle, somut olay bakımından “37. Sınıf: Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri” bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu,
Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği;
6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir.
6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan,
Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarara sağlayabilecek,
Markanın itibarına zarar verebilecek,
Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir.
Yukarıda da belirtildiği üzere, tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir.
Davacı taraf, itiraz aşamasında, “kullanım ispatı” aşamasında, dosyaya faturalar ve bir kısım haberler sunmuştur.
Davacının sunduğu belgeler incelendiğinde, davacı tarafın sunduğu belgelerin .... ibareli markanın “ofis mobilyaları üretimi ve satışı hizmetleri” kullanıldığını gösterir belgeler olduğu değerlendirilmekle birlikte, sunulan belgelerin tanınmışlığın ispatı için yeterli olmadığı, markanın olağan kullanımını gösterir belgeler olduğu, tanınmışlığın değerlendirilebileceği yeterli belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, bu nedenle iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, mahkememizin bilgi ve tecrübeleri kapsamında da davacı markasının tanınmış olarak değerlendirilemeyeceği,
Davacının Gerçek Hak Sahipliğinin Bulunup Bulunmadığı ;
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 6/3; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu hüküm, markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Madde hükmünde yer alan iddiaların kabul edilebilmesi için, iddia sahibinin o işaret üzerinde tescil tarihinden önce hak sahibi olması ve bunları ispat etmesi gerekmektedir.
Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere, öncelik hakkı iddia eden tarafın Türkiye’deki kullanımı yerelden daha geniş bir coğrafyada olmalı, ciddi surette bir markasal kullanım olmalı ve bu kullanım ile markaya belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmektedir. Ayrıca söz konusu kullanım, dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki tarihe ilişkin olmalıdır.
Yapılan incelemeler neticesinde, itiraz aşamasında, davacı tarafça itiraz aşamasında “kullanım ispatı” olarak faturalar ve haberler sunulmuşsa da, sunulan belgelere konu mal ve hizmet, hali hazırda davacının tescilli markaları kapsamında korunan mal ve hizmetlerdir. Dolayısıyla tescilsiz bir kullanım söz konusu olmayıp, somut olayda gerçek hak sahipliğine dayalı itiraz koşullarının bulunmadığı,
Davacıya Ait Ticaret Unvanı ile Dava Konusu Marka Arasında İltibas Tehlikesi Bulunup Bulunmadığı;
6769 sayılı SMK’nın 6/6 maddesine göre; “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.”. Bu maddeden anlaşılabileceği üzere başkasına ait ticaret unvanı, işletme adı, endüstriyel tasarım tescili gibi sınaî hak sahiplerinin ve telif hakkı gibi fikri hak sahiplerinin, bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescili taleplerine itirazda bulunarak tescili engellemeleri veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür. Bu halde, dava konusu marka tescillerinin davacıya ait telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, başvurunun önceki hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenmelidir.
Davacı taraf, müvekkiline ait ticaret unvanı ile dava konusu marka başvurusunun karıştırılacağını iddia etmişse de, işbu dava, .... adına açılmamıştır. Dolayısıyla, davada taraf olmayan dava dışı şirket adına bir inceleme yapılamayacağı,
Netice itibariyle,
Dava konusu marka kapsamında yer alan “37. Sınıf: Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri” emtiası ile davacıya (ve dava dışı şirkete) ait markalarda yer alan emtianın benzer olduğu,
Dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında “37. Sınıf: Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri” bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu,
Davacıya ait markanın tanınmışlığının ispatlanamadığı,
Davacının, davalının marka tescil başvurusunda bulunurken kötü niyetli olduğuna yönelik iddiasını destekler nitelikte marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında somut bir bilgiye ya da delile rastlanılmamıştır. Salt benzerlik iddiaları ise kötü niyet değerlendirmesi açısından önem teşkil eden bir argüman değil olmadığı,
Dava konusu emtia bakımından, davacı yanın gerçek hak sahipliğinin ispatlanamadığı,
Somut olay bakımından 6769 sayılı SMK madde 6/6 hükmünde yer alan şartların oluşmadığı,
.... sayılı kararının “37. Sınıf: Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri” bakımından hukuka aykırı olduğu, davaya konu .... sayılı markanın “37. Sınıf: Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri” bakımından hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Kısmen Kabulüne,
.... sayılı kararının 37. Sınıf "mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri" bakımından iptaline,
Davaya konu markanın yukarıda belirtilen hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine,
Alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davanın kabul ret oranının takdiren %50 olarak kabulüne,
Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 427,60-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,     
Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 10.333,10.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,   
Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalı şirket vekilinin yokluğunda tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.22.05.2025
Kâtip Hâkim....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 2.048,10.-TL
Bilirkişi Ücreti : 8.000,00.-TL
P.P : 285,00.-TL
TOPLAM : 10.333,10.-TL