Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, mevcut ... markalarıyla iltibas iddiasıyla ... ... markasının tesciline yapılan itirazın reddi kararının iptali davası görüldü.
Özet: Dünyaca tanınmış "BOSCH" markasının Türkiyedeki üretim ve lisans haklarına sahip davacı şirket, "BOSCH HOME" ibareli marka başvurusuna yaptığı itirazın reddedilmesi üzerine, bu kararın iptali için dava açmış; davacı, kendi "BOSCH" serisi markaları ile başvuru markası arasında görsel, fonetik ve anlamsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzerlik ve iltibas bulunduğunu, aynı emtiaları kapsadığını, bu durumun 556 sayılı KHKya aykırı olduğunu ve müvekkilinin markasının bilinirliğinden haksız yararlanma çabası olduğunu ileri sürerken, davalı kurum ise markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin bütüncül izlenime göre yapılması gerektiğini, davalı markasının ad ve soyadı olarak algılandığını ve markalar arasında iltibas ihtimalinin bulunmadığını savunmuştur.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/581 Esas - 2025/518

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2023/581
KARAR NO : 2025/518
DAVA : Marka ... sayılı ... Kararı İptali
DAVA TARİHİ : 05/04/2016
KARAR TARİHİ: 24/12/2025 Yazım Tarihi: 07/01/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davalı şirket adına ... başvuru numaralı “... ...” ibareli başvuruya müvekkili firmanın ...markalar gerekçe gösterilerek itiraz edildiğini, İş bu itirazın davalı ... tarafından ... sayılı karar ile markalar arasında iltibas olmadığı gerekçesi ile reddedildiğini, bahsi geçen kararın 556 sayılı KHK’nın 8 ve 9. Maddelerine aykırı olduğunu, müvekkili şirketin dünyanın sayılı beyaz eşya ve teknoloji üreticisi ... firmasının 2006 yılından bu yana Türkiye’deki tüm üretim ve lisans haklarına sahip olduğunu, tescili talep edilen “... ...” markasının müvekkilinin “...” esas unsurlu markaları ile görsel, fonetik ve anlamsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olmasının yanı sıra tescili talep edilen emtiaların da müvekkilinin markalarının tescilli olduğu emtialarla aynı ve birebir bağlantılı olduğunu, davalının “...” ibaresinin başına getirmiş olduğu “...” ibaresinin ayırt ediciliği olmayan bir ibare olduğunu, müvekkilinin uzun yıllardan beri emek ve sermaye harcadığı “...” markasının birebir benzerinin haksız ve hukuka aykırı surette adına tescil ettirmeye çalışmasının müvekkilinin markasının bilinirliğinden haksız yararlanma çabası olduğunu, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise bu markanın tescil edilemeyeceğini, marka üzerindeki öncelik hakkının ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye ait olduğunu, markanın hakiki hak sahibinin markasının aynısını veya tefrik edilemeyecek benzerini her nasılsa marka olarak tescil ettiren kimsenin bu tecavüzü TTK’nın 56. Maddesinde yer alan haksız rekabet hükümlerine ve 556 sayılı Markalar Hakkındaki KHK’nın 8/II, 42/f ve 47. Maddelerine göre sonradan tescil edilmiş markanın terkininin istenebileceğini, yüksek Mahkemenin bu yönde emsal kabul edilecek birçok kararının olduğunu, müvekkilinin “...” markaları üzerinde seri marka oluşturduğunu ve sektördeki tanınmışlığı nedeniyle davalı markasının tesciline izin verilmesi halinde müvekkilinin markaları ile elde ettiği kazanılmış haklarına helal geleceğini, davalının marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek dava konusu ... sayılı ... kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Markalar arasındaki benzerlik değerlendirilmesinin, markada yer alan kelime ya da şekil unsurlarının birbirlerinden bağımsız olarak tek tek ele alınması yoluyla değil, markada yer alan tüm unsurların birlikte yarattığı bütüncül izlenime göre yapılması gerektiğini,
Davacı vekilince itiraza mesnet markalarda yer alan “...” ibaresi ile başvuru markasının benzerlik arz ettiği ve aralarında karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimali bulunduğu iddia edilmekteyse de bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını,
Ortalama tüketicinin davalı tarafın “... ...” markasını ad ve soyad olarak bir bütün halinde algılayacağını,
Davalının markasının asli ve ayırt edici unsurunun markada yer alan ibarelerin tümü olduğunu,
Davacı markasının asli ve ayırt edici unsurunun ise “...” ibaresi olduğunu,
Davalı tarafın markasının ad ve soyad olarak algılanması, markadaki “...” ibaresinin vurgusu, davacı markalarının uzun süredir piyasada olmasına rağmen yeni ibareler alarak tescil edilmemiş olmasının markalar arasındaki iltibas ihtimalini ortadan kaldırdığını,
Taraf markalarının bütününün bıraktığı izlenimin birbirinden farklı olması nedeniyle markalar arasında benzerlik bulunmadığını,
... kararının hukuka uygun olduğunu, belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı firmaya usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği, duruşmalara da temsilci göndermediği görülmüştür.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı firmanın ... sayılı mesnet markaları dolayısıyla 556 sayılı KHK 'nın 8/1 Maddesi kapsamında taraf markaları arasında iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, ... sayılı ... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 15/02/2016 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 05/04/2016 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
...'nun ... sayılı kararında; " ...başvuru numaralı "... ..." ibareli başvrunun ... sayılı ve "...", "... ..." ibareli markalara dayanılarak 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi uyarınca reddi kararına yapılan itirazın incelenmesinde, başvuru konusu markanın ad ve soyadından oluşan, birlikte bir bütün oluşturan ve orta düzeydeki tüketiciler nezdinde bir bütünlük içinde algılanacak nitelikte olduğu, ayrıca her ne kadar aynı ya da benzer ürünler için tescilli olsa da tescilli talep edilen mal ve hizmetlerin itiraz sahibinin fiilen faaliyet gösterdiği mallardan olmadığı, dolayısıyla markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığı kanaatine varıldığından ... verilen karar isabetli bulunmamış ve iş bu itirazın kabulü gerekmiştir.
KARAR: İtirazın kabulüne, ... verilen ret kararının kaldırılmasına ve başvurunun tescil işlemlerinin devamına oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
10/01/2017 tarihli 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU;
Geçici Madde 1/1 de "Bu Kanunun yayımı tarihinden önce Enstitüye yapılmış olan ulusal ve uluslararası marka ve tasarım başvuruları ile coğrafi işaret başvuruları, başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır." hükmü yer aldığından dava konusu markanın başvuru tarihinin 20.12.2016 olması nedeniyle somut olaydaki davaya 556 sayılı mevzuat hükümleri esas alınarak karar verilmiştir.
556 sayılı KHK.nın 8/1 maddesinde "Tescil edilmiş veya tescil için başvuru yapılmış bir markanın sahibi tarafından itiraz yapılması durumunda aşağıdaki hallerde marka tescil edilemez:
a) Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ise ve aynı mal veya hizmetleri kapsıyorsa,
b) Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa," şeklinde hüküm yer almaktadır.
556 s. KHK’nın 8/1 (b) anlamında tescili istenen marka ile tescilli markalar arasında “karıştırılma ihtimaline yol açacak ölçüde benzerlikten” bahsedilmek için;
a) Markalar arasında ayniyet, ürünler arasında benzerlik bulunması,
b) Markaların benzer, ürünlerin aynı olması,
c) Markaların benzer ve ürünler arasında da benzerlik bulunması, şeklinde üç ayrı ihtimalden birinin varlığı ( ...) gerekmektedir.
556 sayılı KHK’nın 8/1 (b) m. anlamında markaların karıştırılmasından söz edebilmek için, dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
556 sayılı KHK’nin 8/4 madde hükmünde; ... Toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, itiraz üzerine ret edilir.
Tanınmış marka kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
...
18/11/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "Somut olayda taraf markalarında ortak olarak kullanılan “...” ibaresi anlamsal olarak değerlendirildiğinde Lüksemburgcada “saat” anlamına geldiği bunun dışında diğer dillerde bir anlamının bulunmadığı, genellikle özel isim olarak kullanıldığı ve dava konusu markada “...” ibaresi ile birlikte yer aldığından soy isim olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu ibarenin markalarda yer alan diğer ibarelerden farklı olarak çekişme konusu mal ve hizmetler yönünden doğrudan doğruya ve hiçbir zihni çabaya gerek kalmaksızın çekişme konusu mal ve hizmetleri tanımlamak için kullanıldığını söylemek mümkün değildir. Yine bu ibarenin refleks olarak çekişme konusu mal ve hizmetleri akla getirdiğini kabul etmek de isabetli olmayacaktır.
Bu yönüyle, ibarenin sektörde doğrudan tanımlayıcı veya düşük ayırt ediciliğe sahip bir ibare olarak kabul edilemeyeceği değerlendirilmekle birlikte davalı markasında asli unsur olarak ön planda kullanılmasından da bahsedilemeyecektir. Bununla birlikte “...” ibaresinin dava konusu markada Latinceden türemiş bir erkek adı olan “...” ibaresi ile birlikte iş bu ibareden sonra özel isim olarak yer aldığı görülmektedir.
İsim ve soyisim markalarında karıştırılma ihtimali incelenirken marka türlerine göre farklı kriterler uygulanmamakla birlikte ayırt edici unsur bakımından spesifik değerlendirme yapılabilir. ... 2010 yılında verdiği bir kararında kompozit markalarda soyisimlerin bağımsız ayırt edici role sahip olduğunun her davada kabul edilemeyeceğini, bu tür markalarda bağımsız ayırt edici rol durumunun her davadaki özel duruma göre değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. ...uygulamasında da isim ve soyisim markaları yönünden yaygın olup olmamasına ve tüketicilerin bu isim ve soyisim markasını ne şekilde algılayacaklarına göre değerlendirme yapılmaktadır. Buna göre marka başvurusuna konu soyismin o coğrafi alanda çok yaygın olması durumunda tüketicinin yaygın kullanılan soyisim dolayısıyla kaynakta yanılmayacağı kabul edilmektedir.
Yüksek Mahkememizin isim markaları konusundaki görüşü ise, yapılan başvuruda bu markalardan haksız bir yararlanmanın ve o markaya yanaşma çabasının olup olmamasına göre değerlendirileceği noktasında olup; kötüniyetli bir tescil olması durumunda kişinin kendi ismi ve soyismi olduğu yönündeki savunması haklı bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra ... Dairesi yakın zamanlı kararlarında başvurusu yapılan markada yer alan ortak ibarenin yaygın olarak kullanılan, bilinen bir ibare olup olmadığı dikkate alınarak iltibas değerlendirmesi yapılmaktadır.
Taraf markaları 6769 s. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında değerlendirildiğinde davacı markalarının " ..." ve " ... ... "olduğu ve markalarda esas ve üzerinde durulan unsurun “...” ibaresi olduğu, bu ibarenin davalının markasında “...” ibaresi ile birlikte soyadı olarak aynen yer aldığı, “...” ibaresinin markanın ilk kelimesi olması dolayısıyla markada vurgunun üzerinde olduğu kelime olduğu ( Doktrinde kabul edilen görüşe göre fonetik benzerlik incelemesinde dikkate alınacak ilk husus sözcüklerin ilk heceleri, ilk sesleridir. Bu husus “Tüketiciler genellikle bir ticari marka ile karşılaştıklarında işaretin başlangıcına odaklanma eğilimindedir. Çünkü halk soldan sağa okur ve bu da işaretin soluna yerleştirilen kısmı (ilk kısım) okuyucunun ilk dikkatini çeken kısım yapar. ( ...).” şeklinde değerlendirilmektedir. ) ve “...” ibaresinin dava konusu markada ön plana çıkmadığı, bir bütün olarak yer aldığı ve bağımsız bir karaktere sahip olmadığı düşünülmektedir.
Bununla birlikte davacının elektrik ve gazla işleyen alet ve cihazlar bakımından belirli bir bilinirliğinin olduğu yönündeki iddiaları dikkate alındığında davacının faaliyet alanı ile davalının ekmek ve unlu mamuller bakımından olan faaliyetlerinin yakın olmaması nedeniyle taraf markalarını yan yana gören ilgili tüketicinin markaların aynı işletmeden geldiği, birbirinin devamı olduğu yönünde bir izlenime kapılmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalarımız doğrultusunda taraf markaları 556 s. KHK’nın 8/1-b (6769 s. SMK’nın 6/1) maddesi anlamında davacı tarafın markalarının esas unsurunun davalının markasında yer alış şekli, davalı markasının isim soyisim markası olması ve markaların bir bütün halinde bıraktığı genel izlenim dikkate alınarak değerlendirildiğinde nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, dava konusu ... ... ibareli markanın, davacının ... sayılı ... ve ... sayılı ... ... ibareli markaları ile görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadığı gibi markaların ilgili tüketici kitlesi bakımından karıştırılmasının da mümkün olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. " şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE;
Tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davacının "... " ve "... ..." ibareli markalarıyla davalının "... ..." ibareli marka başvurusu arasında emtia benzerliği oluşsa da ; biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, davalı başvurusundaki asli ibare ... ... olduğundan bütünsel olarak karşılaştırma yapmak gerektiğinden markaların karşılaştırılmasında bu ibare esas alındığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının ad ve soyad şeklindeki "... ..." ibareli başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının ad ve soyad olmayan "... " ve "... ..." ibareli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabilecekleri ; diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... " ve "... ..." ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "... ..." ibareli başvuru markalı malları / hizmetleri satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacakları , ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalının markasının ad ve soyad olduğundan başvuru konusu işaret ile davacının "... " ve "... ..." ibareli tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı bu açıdan 556 sayılı KHK 8/1-b maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Diğer yönden ise ;
556 sayılı KHK 8/4 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Ayrıca dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli yapıldığı da kanıtlanmadığı;
Neticeden bilirkişi raporu da benimsenerek davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 29,20 TL'nin düşümü ile bakiye 586,20‬ TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma yetkilisinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 24/12/2025
Katip ... Hakim ...
E-İmzalıdır E-İmzalıdır